
ERBAKAN: ZORUNLU PCR TESTİ DAYATMASINA KARŞI DANIŞTAY'A
Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan, yaptığı açıklamada "Yeniden Refah Partisi olarak; aşı olmak istemeyenleri dolaylı olarak da olsa aşı olmaya zorlayan zorunlu PCR testi genelgesinin iptali için önümüzdeki hafta içinde Danıştay’a resmi baÅŸvuruda bulunacağız." dedi.
Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan, 'Güçlü Lider Güçlü Kadro İktidara YürüyüÅŸ Toplantısı' temalı 2. İlçe BaÅŸkanları EÄŸitim Toplantımızın öncesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Memurun Yüzü Yeniden Refah İktidarında Gülecek
Açıklamasının başında memur ve memur emeklilerinin maaÅŸlarına yapılacak zam oranına deÄŸinen Genel BaÅŸkanımız, verilen zammın gerçek enflasyon rakamlarının çok altında olduÄŸunu, bu zam oranlarıyla milyonlarca memur ve emeklimizin her zaman olduÄŸu gibi 2022 yılında da yoksulluÄŸa mahkum edileceÄŸini, memur ve emeklilerin yüzünün ancak iÅŸbaşına gelir gelmez maaÅŸlarına yapılacak 'yüzde 50 zamla' iÅŸe baÅŸlayacak olan Yeniden Refah iktidarında güleceÄŸini belirtti.
Açıklanan Fındık Fiyatları Üreticiyi Hayal Kırıklığına UÄŸrattı
Açıklanan fındık fiyatlarının üreticide hayal kırıklığına sebep olduÄŸunu vurgulayan Genel BaÅŸkanımız Erbakan "Ülkemiz dünya fındık üretiminin yaklaşık %70’ini tek başına üretmektedir. Dünyadaki en büyük üretici ve en büyük ihracatçı konumunda olan Türkiye’nin, fındık fiyatını çok daha yüksek tutarak ülke üreticisini korumak yerine, diÄŸer ülkelere ucuz hammadde olarak satmasının bir mantığı yoktur. Dünyada tekel üretici noktasında olduÄŸumuz, rekabet gücümüzle hiçbir ülkenin baÅŸ edemeyeceÄŸi bir üründe üreticimizin kaderini adeta yabancı sermayenin insafına terk etme garabetinden ne zaman kurtulacağız?" dedi.
Zorunlu Aşı Dayatması Bilimsel Değil Faşist Bir Uygulamadır
En önemli gündem maddesi Covid-19 salgınına iliÅŸkin açıklamasında ise Nobel Ödüllü Fransız virolog Profesör Luc Montagnier Covid-19 virüsünün laboratuarda üretildiÄŸi sözüne atıf yapan Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan, Coronavirüs ve sözde aşıları konusunda ÅŸüphelerinin artarak devam ettiÄŸini belirtti: "Anlaşılmaktadır ki, virüs aşının yapılabilmesi için ortaya atılmış bir araçtır. Temel hedef tüm insanlığın aşılanmasıdır ve bu aşıların yıllar içinde ne gibi sonuçlara yol açacağı da bilinmemektedir. Ortada AÅžI DEĞİL, AÅžI ADAYLARI vardır. Faz aÅŸamaları tamamlanmamış, ruhsatları yok, üretici firma ve SaÄŸlık Bakanlığı dahil kimsenin sorumluluÄŸunu almadığı bu aşıların milyonlarca insana adeta zorla yapılması, hem tıbbi açıdan hem hukuki açıdan mahzurludur. İçeriÄŸini bilmediÄŸiniz ve sonuçlarından emin olmadığınız bir tedaviyi veya bir aşıyı hastaya dayatamazsınız. Böyle bir uygulama bilimsel deÄŸil faÅŸist bir uygulamadır ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne ayrıca bizim Anayasamıza da aykırı bir durumdur. Her bireyin tedaviyi reddetme hakkı olduÄŸu gibi, aşı olmayı reddetme hakkı da vardır ve buna saygı duyulmalıdır."
Aşı Karşıtı DeÄŸiliz, Åžüpheli Aşı Adaylarının Zorla Dayatılmasına Karşıyız
Aşı karşıtı olmadığımızı üstüne basa basa vurgulayan Genel BaÅŸkanımız, "Biz asla aşı karşıtı deÄŸiliz, biz "aşı adayı" olan ruhsatsız sıvıların insanlara adeta zorla uygulanmasına karşıyız. ÖrneÄŸin herkes Zatürre aşısı yaptırabilir, zira ruhsatlıdır ve gerekli tüm faz çalışmalarına sahip bir aşıdır. Bu noktada Sn. SaÄŸlık Bakanı’nın “aşı olmayanlar düzenli olarak PCR testi yaptıracak” açıklaması da talihsiz ve aşı olmaya zorlayıcı bir açıklama olmuÅŸtur. Madem aşı olmuyorsun, öyleyse 2 günde bir gidip sıraya girip test yaptıracaksın, bu ÅŸekilde hayat bir süre sonra çekilmez hale gelecek ve sonunda pes edip, aşı olup kurtulayım noktasına geleceksin. Dolaylı da olsa, aşı olmaya zorlayıcı bu gibi dayatmalara karşıyız” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
'Zorunlu PCR Testi Genelgesinin İptali İçin Danıştay'a BaÅŸvuracağız'
"Madem aşılama bulaşı önlüyor, öyleyse aşı olanları korumak adına olmayanlardan neden PCR testi isteniyor?" sorusunu yönelten Genel BaÅŸkanımız açıklamasına ÅŸöyle devam etti: “Aşı bulaşı önlemiyorsa neden milyonlarca insanımıza defalarca aşı yapıyoruz? DiÄŸer taraftan bu PCR Testi kararının uygulanması da mümkün deÄŸildir. Zira aşılanmayı tercih etmeyen 21 milyon insanı 48 saatte bir PCR testine tabi tutmanız halinde, siz ülke olarak her ay 200 milyonun üzerinde, (günde 10 milyona yakın) PCR testi yapmak durumundasınız ki bu, imkânsızdır. Tüm bu gerçekler ışığında, Yeniden Refah Partisi olarak; bu yanlıştan dönülmesi, aşı olmak istemeyen insanlarımızın dolaylı olarak da olsa aşıya zorlanmaması için, İçiÅŸleri Bakanlığı’nın 81 İlin valiliklerine gönderdiÄŸi, aşı olmayanları 2 günde bir PCR testine mecbur bırakan genelgesinin iptali için önümüzdeki hafta içinde Danıştay’a resmi baÅŸvuruda bulunacağız."
Afganistan'da Huzur ve Barış İçin Türkiye'ye Büyük Sorumluluk DüÅŸüyor
Son olarak Afganistan'daki son geliÅŸmelere de deÄŸinen Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan, “Kaba kuvveti ve menfaati hak sebebi sayan ABD Yönetimi ve arkasındaki güçlerin, bozuk zihniyetleri ve çarpık hak anlayışları nedeniyle ellerini sürdükleri her nokta periÅŸan olmakta, askerlerini gönderdikleri her coÄŸrafyada kaos hâkim olmaktadır. Faili ÅŸaibeli 11 Eylül 2001 olaylarını bahane ederek gerçekleÅŸtirilen uluslararası müdahalenin, aradan geçen 20 senenin sonunda Afganistan’ı getirdiÄŸi nokta ortadadır. ABD güçleri girdikleri bölgeye her zaman olduÄŸu gibi yine çatışma, kaos, kan ve gözyaşı getirmiÅŸlerdir. Aynen Irak’ta olduÄŸu gibi Afganistan da müdahale sonrası eskisinden daha da karmaşık ve problemli hale gelmiÅŸtir. En son Kabil’de patlayan bombalar da bunun açık bir göstergesidir. Bu noktada 20 seneden fazla zamandır D-8 Organizasyonu’nun kuruluÅŸ amaçlarına uygun ÅŸekilde, aktif olarak çalıştırılmamasının, D-60’ın hayata geçirilmemiÅŸ olmasının ne acı sonuçlara yol açtığını aynen Suriye, Irak ve Yemen’de gördüÄŸümüz gibi Afganistan’da da gördük. 1979’da baÅŸlayan Sovyet iÅŸgalinden itibaren 40 seneden fazla zamandır huzura ve barışa hasret kalan Afganistan’da; Silahların tamamen susması, barış, kardeÅŸlik, birlik ve beraberliÄŸin tesisi, yeniden imar ve inÅŸa sürecinin baÅŸlaması için baÅŸta Türkiye olmak üzere, Afganistan’a komÅŸu olan D-8 üyesi İran, Pakistan ve Afganistan ile sınırı olan Tacikistan ve Özbekistan’ın süratle bir araya gelip gerçekleÅŸtirecekleri zirve ile Afganistan konusunda çözüme yönelik diplomatik adımları atması gereklidir. Afganistan’da dış güçlerin deÄŸil, Afgan halkının çıkarlarını önceleyen, kucaklayıcı ve birleÅŸtirici adımların atılması, barış ve kardeÅŸliÄŸin yeniden tesisi için Türkiye’ye büyük sorumluluk düÅŸmektedir." ifadelerini kullandı.
Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan'ın Basın Açıklamasının
TAM METNİ
PAYLAÅžIMDA ADALET YOK
Memur ve memur emeklilerinin maaÅŸlarına yapılacak zam oranı 2022’nin ilk altı ayı için “yüzde 5 + enflasyon farkı, ikinci yarısı için “yüzde 7 + enflasyon farkı” oldu.
Merakla beklenen 3600 ek gösterge talebi de sözleÅŸme kapsamına alınmadı.
Bu maaÅŸ zamları “gerçek enflasyon artı yüzde 5” olarak uygulansa gayet güzel olur. Bugün bağımsız kuruluÅŸların yaptığı hesaplarda gıda enflasyonu yüzde 40’ı buluyor. Dolayısıyla “yüzde 45” maaÅŸ zammı yapılması gerekir.
Ancak Hesaba alınacak enflasyon gerçek enflasyonla ilgisi olmayan ‘özel sipariÅŸ’ bir enflasyon oranı olacak ve böylece bu zam oranlarıyla milyonlarca memur ve emeklimiz her zaman olduÄŸu gibi 2022 yılında da yoksulluÄŸa mahkum edilecektir…
Memur ve emeklilerimizin yüzü, iÅŸbaşına gelir gelmez maaÅŸlarına “yüzde 50 zam” yaparak iÅŸe baÅŸlayacak olan Yeniden Refah iktidarında gülecek...!!
.........................................................................
Ülkemiz dünya fındık üretiminin yaklaşık %70’ini tek başına üretmektedir. Türkiye fındık üretiminde dünyada en büyük üretici olmasının yanında aynı zamanda en büyük ihracatçı konumundadır.
Fındıkta oluÅŸan üretim maliyetinin hem ziraat odaları hem üretici birlikleri tarafından yapılan hesaplamalarda kg maliyet fiyatının 25,60 TL olduÄŸu dikkate alınırsa, bu seneki fiyatların en az 35- 40 TL düzeyinde olması normal bir beklentidir.
Ancak 2021 yılı fındık mahsülünün TMO tarafından alım fiyatları CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan tarafından 27,00 TL, levan fındığın kg fiyatı ise 26.50 TL olarak açıklanmıştır.
Maalesef açıklanan bu fiyatlar üreticilerde büyük hayal kırıklığı oluÅŸturmuÅŸtur. Bu fiyatlar, bu yıl girdi maliyetleri de artmasına raÄŸmen, geçen seneki dolar bazında oluÅŸan 3,30 Dolar’dan aÅŸağıda, 3,10 Dolar fiyatına denk gelmektedir.
Dünyadaki en büyük üretici ve en büyük ihracatçı konumunda olan Türkiye’nin, fındık fiyatını çok daha yüksek tutarak ülke üreticisini korumak yerine, diÄŸer ülkelere ucuz hammadde olarak satmasının bir mantığı yoktur.
Dünyada tekel üretici noktasında olduÄŸumuz, rekabet gücümüzle hiçbir ülkenin baÅŸ edemeyeceÄŸi bir üründe üreticimizin kaderini adeta yabancı sermayenin insafına terk etme garabetinden ne zaman kurtulacağız ?
Dünya çikolata sanayisinde ikamesi baÅŸka bir ürün ile yapılması mümkün olmayan fındığımızın hak ettiÄŸi öneme ve fiyata kavuÅŸması için acilen önlemler almak için neyi bekliyoruz ?
Oysa ki 54. Hükümet döneminde Merhum Erbakan Hocamız fındık fiyatını yüzde 110 arttırmıştı....!!
(75 bin TL’den, 160 bin TL’ye çıkarıldı.)
İŞTE MİLLİ GÖRÜÅž FARKI …!!
Hem memur ve memur emeklisi maaÅŸ zamları, hem de fındık ve hatta daha önce açıklanan çay fiyatları bize Ardahan’daki amcamızın sözlerini hatırlatıyor;
”Erbakan Hoca’nın 11 ayda verdiÄŸini, bunlar 19 senede veremedi”
“Önce Millet” diyen Milli GörüÅŸ nerede, “Önce imtiyazlılar”, “Önce dış güçler” diyenler neredeeee……!!
NE MUTLU Kİ ARTIK YENİDEN REFAH VAR….
EN KISA ZAMANDA GELECEĞİZ VE MEMURUN, EMEKLİNİN, ÇİFTÇİNİN YÜZÜNÜ YİNE BİZ GÜLDÜRECEĞİZ…!!
..................................................................................
EĞİTİM SİSTEMİMİZ İFLAS ETTİ
“2021 YKS sınav sonuçları” ulkemizin geleceÄŸi açısından malesef çok vahim bir tabloyu ortaya koymaktadır.
2021 YükseköÄŸretim Kurumları Sınavı’na toplam 2 milyon 416 bin 974 aday katılmıştır.
İlk oturuma katılan adayların yüzde 32’si (3’te 1’i) barajın altında kalmıştır.
40 soruluk matematik testindeki doğru yanıt ortalaması 5 olmuştur.
YKS’nin Birinci oturumu olan TYT’de
• Sayısal’da her 100 öÄŸrenciden 44’ünün sayısal puanı, barajın altında kaldığı için hesaplanamamıştır.
• Sözel puan türünde adayların yüzde 66’sı barajı geçememiÅŸtir.
• EÅŸit ağırlıkta barajı geçemeyen öÄŸrencilerin oranı ise yüzde 64 olarak gerçekleÅŸmiÅŸtir.
YKS’nin ikinci oturumu olan AYT’de;
Sayısal puan türünde öÄŸrencilerin yüzde 38’i, Sözel puan türünde yüzde 40’ı, EÅŸit Ağırlık puan türünde yüzde 52’si barajın altında kalarak SINAVI GEÇEMEMİŞTİR.
Bu sonuçlara göre, 2021 YKS’de barajı geçme oranlarının 2020 YKS’ye göre belirgin bir biçimde düÅŸtüÄŸü görülmüÅŸtür.
ÖSYM raporlarına göre;
İlk oturumdaki 40 soruluk Türkçe testinde adayların net ortalaması 18 olmuÅŸtur.
Adayların 20 soruluk Sosyal Bilimler testindeki net ortalaması 8'de kalmıştır.
Türkçe ve Sosyal Bilimler alanları malesef bu ÅŸekilde sonuçlanmışken, sayısal alanlardaki sonuçlar daha da vahimdir.
40 soruluk Temel Matematik testinin net ortalaması sadece 5 olmuştur.
20 soruluk Fen Bilimleri testinde adayların ortalaması sadece 3 net olmuştur.
Benzer bir tablo, sınavın ikinci oturumu olan AYT’de de yaÅŸanmaya devam etmiÅŸtir;
Türk Dili ve Edebiyatı testindeki 24 sorunun net ortalaması 6,
10 soruluk Tarih testindeki net ortalaması 2,
40 soruluk Matematik testindeki net ortalaması ise 5,2 olarak gerçekleÅŸmiÅŸtir.
Adayların, 13 sorunun yer aldığı Kimya ve Biyoloji testlerindeki net ortalaması ise sırasıyla 1,4 ve 1,8 olarak gerçekleÅŸmistir.
Geçen yıl ve bu yıl AYT’de barajı geçme oranları ÅŸöyle gerçekleÅŸmistir :
Sayısal: 2020 %58,60, 2021 %42,04
Sözel: 2020 %83,02, 2021 %60,09
Eşit Ağırlık: 2020 %73,26, 2021 %48.04
YKS sınavı eÄŸitim sistemimizin iflas ettiÄŸini gösteren tek sınav deÄŸil malesef. LGS sınavında da benzer bir sonuç ortaya çıkmıştır;
Matematikte doÄŸru ortalaması 20 soruda 4,2 olmuÅŸ, Fen Bilimleri’nin doÄŸru cevap ortalaması ise 8,04 olarak kaydedilmiÅŸtir.
“Coronavirüs Sentetik ya da Hibrit bir virüstür, yani laboratuvar ortamında oluÅŸturulmuÅŸ, doÄŸal olmayan bir virüstür.”
(Nobel Ödüllü virolog, Fransız Profesör Luc Montagnier. AİDS Virüsü kâÅŸifi ).
Ve anlaşılmaktadır ki, VİRÜS AÅžININ YAPILABİLMESİ İÇİN ORTAYA ATILMIÅž BİR ARAÇTIR.
Temel hedef tüm insanlığın aşılanmasıdır ve bu aşıların yıllar içinde ne gibi sonuçlara yol açacağı bilinmemektedir.
Ortada AÅžI deÄŸil, AÅžI ADAYLARI vardır…
Faz aÅŸamaları tamamlanmamış, Ruhsatları yok, Üretici firma ve SaÄŸlık Bakanlığı dahil Kimsenin sorumluluÄŸunu almadığı bu aşıların milyonlarca insana adeta zorla yapılması, hem tıbbi açıdan hem hukuki açıdan mahzurludur.
Tıpta tedaviden önceki birinci kural;
“Hastaya Zarar Vermeme Kuralı'dır. Hekimin ne yaptığını çok iyi biliyor olması ve tedaviden emin olması gerekir.
İçeriÄŸini bilmediÄŸiniz ve sonuçlarından emin olmadığınız bir tedaviyi veya bir aşıyı hastaya dayatamazsınız.
Böyle bir uygulama “Bilimsel deÄŸil FaÅŸist” bir uygulamadır ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine, ayrıca bizim Anayasamıza da ( madde 17 ) aykırı bir durumdur.
“Her bireyin tedaviyi reddetme hakkı olduÄŸu gibi, aşı olmayı reddetme hakkı da vardır ve buna saygı duyulmalıdır.”
BİZ ASLA AŞI KARŞITI DEĞİLİZ, BİZ " AŞI ADAYI " OLAN RUHSATSIZ AŞILARIN İNSANLARA ADETA ZORLA UYGULANMASINA KARŞIYIZ.
ÖRNEÄžIN HERKES ZATÜRRE AÅžISI YAPTIRABİLİR, Zira ruhsatlıdır ve gerekli tüm faz çalışmalarına sahip bir aşıdır.
Bu noktada Sn. SaÄŸlık Bakanı’nın “aşı olmayanlar düzenli olarak PCR testi yaptıracak” açıklaması da talihsiz ve aşı olmaya zorlayıcı bir açıklama olmuÅŸtur.
Madem aşı olmuyorsun, öyleyse üç günde bir gidip sıraya girip test yaptıracaksın, bu ÅŸekilde hayat bir süre sonra çekilmez hale gelecek ve sonunda pes edip, aşı olup kurtulayım noktasına geleceksin.
“Dolaylı da olsa, aşı olmaya zorlayıcı bu gibi dayatmalara karşıyız.”
Madem aşılama bulaşı önlüyor, öyleyse aşı olanları korumak adına olmayanlardan neden PCR testi isteniyor?
Aşı bulaşı önlemiyorsa neden milyonlarca insanımıza defalarca aşı yapıyoruz ?
DiÄŸer taraftan bu PCR Testi kararının uygulanması da mümkün deÄŸildir.
Zira aşılanmayı tercih etmeyen 21 milyon insanı 72 saatte bir PCR testine tabi tutmanız halinde, siz ülke olarak her ay 200 milyonun üzerinde, (günde 10 milyona yakın) PCR testi yapmak durumundasınız ki bu, İMKÂNSIZDIR...
Tüm bu gerçekler ışığında, Yeniden Refah Partisi olarak;
Bu yanlıştan dönülmesi, aşı olmak istemeyen insanlarımızın dolaylı olarak da olsa aşıya zorlanmaması için, İçiÅŸleri Bakanlığı’nın 81 İlin valiliklerine gönderdiÄŸi, aşı olmayanları 2 günde bir PCR testine mecbur bırakan genelgesinin iptali için önümüzdeki hafta içinde Danıştay’a resmi baÅŸvuruda bulunacağız.
..................................................................................
AFGANİSTAN’DAKİ GELİŞMELER
Kaba kuvveti ve menfaati hak sebebi sayan ABD Yönetimi ve arkasındaki güçlerin, bozuk zihniyetleri ve çarpık hak anlayışları nedeniyle ellerini sürdükleri her nokta periÅŸan olmakta, askerlerini gönderdikleri her coÄŸrafyada kaos hakim olmaktadır.
ABD’nin doÄŸrudan asker gönderdiÄŸi veya aracılar eliyle ajandasını uyguladığı Somali, Irak, Suriye, Mısır ve son olarak büyük bir üzüntü ile takip ettiÄŸimiz Afganistan.
Faili ÅŸaibeli 11 Eylül 2001 olaylarını bahane ederek gerçekleÅŸtirilen uluslararası müdahalenin, aradan geçen 20 senenin sonunda Afganistan’ı getirdiÄŸi nokta ortadadır.
ABD güçleri girdikleri bölgeye her zaman olduÄŸu gibi yine çatışma, kaos, kan ve gözyaşı getirmiÅŸlerdir.
Aynen Irak’ta olduÄŸu gibi Afganistan da müdahale sonrası eskisinden daha da karmaşık ve problemli hale gelmiÅŸtir. (En son dün Kabil’de patlayan bombalar da bunun açık bir göstergesidir.)
Son olarak basına yansıyan haberlerde ABD’li savaÅŸ uçağı pilotları ve drone operatörleri Afganistan’da çok sayıda masum sivili öldürdüklerini itiraf ettiler.
Bu yaÅŸananlar, ne kadar büyük maddi güce, ne kadar geliÅŸmiÅŸ silahlara ve teknolojiye sahip olurlarsa olsunlar, doÄŸru hak anlayışına sahip olmayanların insanlığa saadet ve selamet getiremeyeceÄŸini net bir ÅŸekilde ortaya koymaktadır.
Bu noktada 20 seneden fazla zamandır D-8 Organizasyonu’nun kuruluÅŸ amaçlarına uygun ÅŸekilde, aktif olarak çalıştırılmamasının, D-60’ın hayata geçirilmemiÅŸ olmasının ne acı sonuçlara yol açtığını aynen Suriye, Irak ve Yemen’de gördüÄŸümüz gibi Afganistan’da da gördük.
2010 yılında ABD’li yetkililerin ülkedeki araÅŸtırmaları sonucu ortaya çıkan maden zenginliÄŸinin “yaklaşık 1 trilyon dolar” olduÄŸu ifade ediliyor.
Demir, bakır ve altın gibi madenlerin yanında Afganistan’ın dünyanın en büyük lityum yataklarından birine sahip olduÄŸu da ortaya konuldu.
Lityum, şarj edilebilir cihaz ve pillerde, cep tlf pillerinde, geleceğin ulaşım aracı olan elektrikli otomobillerin bataryalarında kullanılıyor.
Bilim insanları Afganistan’ın sahip olduÄŸu madenlerin özellikle 21’inci yüzyılın ekonomisinin temelini oluÅŸturan, stratejik varlıklar olduÄŸunu ifade ediyor.
Afganistan topraklarında ayrıca, 2 milyar tonluk rezervi ve %63’lük ortalama demir tenörüyle, İsveç’teki meÅŸhur Kiruna yatağı ile boy ölçüÅŸen demir yatakları bulunmaktadır. (Türkiye’deki en büyük demir yatağımız olan DivriÄŸi demir yataklarının, en iyimser hesapla, 38 milyon ton olduÄŸunu söylersek, bu bölgedeki demir yatağının önemi daha kolaylıkla anlaşılabilir.)
New York Times gazetesinin 25 Temmuz 2017’deki haberine göre Trump Afganistan’daki madenler sebebiyle Afganistan’dan ayrılmayacaklarını, bu madenlerden bir trilyon dolar beklediÄŸini beyan etmiÅŸtir.
Böylesine büyük ve stratejik varlıklara sahip olan ve jeo-stratejik açıdan da çok önemli bir noktada yer alan Afganistan üzerinde dış güçlerin oyunları ve operasyonları da hiç eksik olmamıştır.
1979’da baÅŸlayan Sovyet iÅŸgalinden itibaren 40 seneden fazla zamandır huzura ve barışa hasret kalan Afganistan’da;
Silahların tamamen susması, barış, kardeÅŸlik, birlik ve beraberliÄŸin tesisi, yeniden imar ve inÅŸa sürecinin baÅŸlaması için baÅŸta Türkiye olmak üzere, Afganistan’a komÅŸu olan D-8 üyesi İran ve Pakistan ve Afganistan ile sınırı olan Tacikistan ve Özbekistan’ın süratle bir araya gelip gerçekleÅŸtirecekleri zirve ile Afganistan konusunda çözüme yönelik diplomatik adımları atması gereklidir.
Bölgenin istikrarı ve güvenliÄŸi, Afgan halkının selameti için Afganistan politikamız ABD’nin ajandasına göre deÄŸil, D-8 ve komÅŸu Türk Devletleri ile iÅŸbirliÄŸi içerisinde oluÅŸturulmalıdır.
Afganistan’da dış güçlerin deÄŸil, Afgan halkının çıkarlarını önceleyen, kucaklayıcı ve birleÅŸtirici adımların atılması, barış ve kardeÅŸliÄŸin yeniden tesisi için Türkiye’ye büyük sorumluluk düÅŸmektedir.
Gelinen noktada, Milli GörüÅŸ Lideri Merhum Erbakan Hocamız’ın geçmiÅŸte İslam coÄŸrafyasında tüm sorunlu konularda arabuluculuk rolünü en etkili ÅŸekilde gerçekleÅŸtirmesinden hareketle, bugün de biz Yeniden Refah Partisi olarak Afganistan konusunda arabuluculuk yapmaya hazır olduÄŸumuzu kamuoyuna ve yetkililerimize bildiriyoruz.
Dost ve kardeÅŸ Afganistan’da bir an evvel barış, huzur ve istikrarın saÄŸlanmasını diliyoruz.
UZUN LAFIN KISASI;
Ülkemizde ve dünyada tüm mazlumlar ve ezilenler, özellikle de İslam Alemi büyük bir hasretle bir kurtuluÅŸ bekliyorlar.
Bu kurtuluÅŸ dış güçlere teslim olmuÅŸ, faizci kapitalist sisteme esir olmuÅŸ olanlar eliyle deÄŸil, Milli GörüÅŸ eliyle olacaktır…




