
ABD’nin Genişletilmiş Büyük Ortadoğu projesi kapsamında Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında gerçekleşen yakınlaşma zemininin “MEKKE Anlaşması” ile askeri ve stratejik işbirliği boyutunda yeni bir aşamaya evrildiğini görmek mümkündür.
Hürmüz Boğazı ve Bab el Mendeb Boğazı’nda yaşanan son gelişmeler ABD ve İsrail’in Ortadoğu’daki jeostratejik politikalarını dengeleme açısından son derece kritik bir aşamaya gelmişken, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın ABD desteğinde bir araya gelip “MEKKE Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalamaları ve akabinde Suudi Arabistan’ı koruma adına Yemen’deki Husileri hedef alan politikalara teşne olmaları Ortadoğu’yu daha kırılgan bir duruma sokacağı muhakkaktır.
Hiç şüphesiz, İsrail'in çıkarlarını korumak amacıyla ABD güdümünde kurulan bu ittifak sadece bölgesel kaosun derinleşmesine neden olmakla kalmayıp sorunun daha geniş bir alana yayılmasına da neden olacağı muhakkaktır.
Daha önce 2017'de Riyad Zirvesi sonrası gündeme gelen ve 2018 yılında ABD yönetimi tarafından resmen "Ortadoğu Stratejik İttifakı" adıyla duyurulan kolektif savunmayı amaçlayan bölgesel güvenlik ve askeri iş birliği paktı nam-ı diğer “Arap NATO'SU” bir proje olmaktan öteye gidemedi.
Bunun üzerine 7 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, geçmişte hayata geçirilmesi düşünülen “Arap NATO’su” nun yerine kaim olmak üzere oluşturulan, Müslümanlar arasındaki sekteryan (mezhep) ayrışmasını tetiklemeye yönelik Siyonist bir hamle olduğu şüphe götürmez bir gerçektir.
Bu bağlamda, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzalamış olmalarından duyduğu memnuniyeti ifade etmesi son derece manidardır.
İran ve Yemen arasındaki stratejik yakınlaşmanın (entente) önünü kesmeye yönelik olan bu jeostratejik hamlenin Ortadoğu’da yeni kutuplaşmalara neden olabilecek son derece tehlikeli bir adım olduğu muhakkaktır.
Söz konusu anlaşmanın resmen yürürlüğe girebilmesi için kısa süre içerisinde Meclis onayına sunulması beklenmektedir. Türkiye’yi Mekke Anlaşması üzerinden Ortadoğu’daki ateşin içerisine çekmeye yönelik olan bu anlaşma, 1 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen ve reddedilen "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması için Hükümete yetki verilmesine ilişkin Başbakanlık tezkeresi" ile büyük benzerlik oluşturmaktadır.
Ez cümle: Hayati öneme sahip olan söz konusu tezkerenin, Yüce Meclis tarafından Türkiye’nin tarafsızlık politikası çerçevesinde ele alınarak ret edilmesi, tarihi bir sorumluluğun gereğidir.
Hatırlanacağı üzere Prof.Dr. Necmettin Erbakan Hocamız, Irak tezkeresi öncesinde yaklaşık 100 milletvekiliyle görüşüp kaygılarını dile getirmiş ve şu tarihi ifadeyi kullanmıştı: “Şayet bu tezkere geçer de, Irak'ta Müslüman kanı akıtılırsa, o kadar Müslümanın kanını bırakın; bir tek bebeğin kanının akıtılması karşısında bile, siz değil, yedi göbek sülaleniz başınızı secdeden kaldırmasa da bu vebalin altından kalkamazsınız!”