Türkiye'de Şaibeli Servetlerin Kaynağı Ortaya Çıkarılmalıdır.

Son yıllarda birçok şahıs ve kuruluşa soruşturma açılması, malvarlıklarına el konulması ister istemez şu soruyu akla getirmektedir; söz konusu şahıs ve kuruluşlar devasa malvarlıklarına kavuşurken hangi kamusal mali denetim süzgecinden geçtikleri ve devlete ne kadar vergi ödedikleri gibi müphem soru işaretlerini beraberinde getirmektedir.

 

Bu konunun en vahimi ise kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan üst düzey yöneticilerin servetlerindeki ani yükselişlerin kaynağının mercek altına alınıp alınamadığına dair soru işaretleri hâlen yoğun şekilde toplumun geniş kesimleri tarafından merakla dillendirilmektedir.

 

Bu nedenle, kamu hassasiyeti dikkate alınarak her türlü yolsuzluğun üzerine gidilmesi, kim olursa olsun, kimden gelirse gelsin, bu konuların iyice araştırılıp gerekli adımların atılması artık kaçınılmazdır. Yolsuzluk ve rüşvet sarmalının sadece ekonomik açıdan değil, ahlaki ve etik olarak ele alınması ve çözümün ortaya konulması gerekmektedir.

 

Bu konuda geçmişe şamil olmak üzere son çeyrek asrı kapsayacak şekilde ülkemizde görev yapan tüm üst düzey yönetici, milletvekili ve bakanların mal varlıklarını görev yaptıkları dönemleri de kapsayacak şekilde ortaya koyabilecekleri kapsayıcı yasal düzenlemelerin geniş bir düzeyde süratle yapılması etik değerlerin korunabilmesi adına artık kaçınılmazdır.

 

Ülkemizde iktidar, salt muhalefeti susturma adına adımlar atarken, daha da önemlisi milletin oyuyla seçilmiş belediye başkan ve meclis üyelerini çeşitli bahanelerle iktidar gücünü kullanarak görevlerinden uzaklaştırırken, bir kısım belediye başkan ve meclis üyelerini transfer etme yoluyla bünyesine katma yoluna gitmesi büyük bir siyasi erozyonun ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

 

Artık Türkiye’de bu ve benzeri kötü gidişatla ilgili yazılı ve sözel medyadaki eleştirel seslerin susturulma yoluna gidilmesi ve oto sansür uygulanması bizlere iktidarın başlattığı sözde ‘muhafazakâr demokrat’, nam-ı diğer ‘ılımlı İslam’ projesinin de artık rasyonel bir siyasi strateji olma özelliğini yitirdiğini ve manevi etik değerleri de örselediğini görmek mümkündür.

Yayın Tarihi: 7 Eylül 2026 | Yayın Saati: 14:58:38