
Siyonist İsrail’in son günlerde Güney Lübnan’a yönelik yoğun saldırı ve işgal planlarında ABD yönetiminin doğrudan sorumluluğunu göz ardı etmek mümkün değildir.
ABD Başkanı Trump’ın İran ile yapılan barış görüşmelerinde sürekli bahanelerin arkasına sığınarak barış anlaşmasını imzalamaktan imtina göstermesi ve bu zaman diliminde Siyonist İsrail’in Lübnan’a planlı saldırılarının ABD-İsrail planının bir gerçeği olsa gerek.
Siyonist Netanyahu’nun Gazze ve Batı Şeria’da uygulamakta olduğu şiddet politikalarını ABD Başkanı Trump’ı da yanına çekerek Lübnan ve İran’ı kapsayacak şekilde geniş bir alana yaymaya çalışması kafasında şekillendirmeye çalıştığı İsrail oryantasyonlu küresel terör örüntüsünün bir sonucudur.
Bu yolla Siyonist İsrail’e tehdit oluşturabilecek güçleri zayıflatarak aynen şu anda Lübnan’da uygulamakta olduğu ABD destekli uzun yıpratma savaşıyla Güney Lübnan’daki köyleri bombalamak suretiyle buradaki sivillerin Beyrut’un varoşlarına sığınmalarını ve bu yolla Lübnan iç düzenini zayıflatarak istediği politikaları dayatabileceğini planladığını açıkça görmek mümkündür.
Özellikle ABD Başkanı Trump’ın Lübnan’ı anlaşma kapsamı dışında tutma çabalarını da bu bağlamda görmek mümkündür. ABD, bu yolla Lübnan’da Siyonist İsrail’in şiddet yoluyla aynen Gazze ve Batı Şeria’da uyguladığı gibi alan hakimiyetini tesis edebileceğini düşünerek İsrail’in Güney Lübnan’daki şiddet politikalarını adeta görmezden gelerek İsrail’in devlet güdümlü saldırı ve işgal politikalarına dolaylı olarak teşne olmaktadır.
Küresel terörizmin ana merkezi haline gelen İsrail’in bu yayılmacı politikasına sessiz kalan ve İsrail’in terörizme başvurmasına “bağlaşıklık politikası” gereği koşulsuz destek sağlayan ABD’nin küresel gücü artık sorgulanır bir düzeye gelmiş durumdadır. Şu da bir gerçek ki, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarında Trump ile tam iş birliği içerisinde hareket ettiği gerçeğini göz ardı etmemek gerekir düşüncesindeyiz.
Ez cümle, İran’ın tüm uyarılarına rağmen, şiddet politikasını Lübnan’da fütursuzca kullanan İsrail’e karşı İran’ın yeniden füze saldırısı başlatması hiç şüphesiz Ortadoğu’da Siyonist İsrail’in yayılmacı politikalarına karşı önemli bir dönüm noktası niteliğinde olduğunu ifade etmek isteriz.