
Kongremize katılan tüm gençlerimize, hanım kardeÅŸlerimize, beyefendilere selamlar ediyorum.
Televizyonları başında bizleri izleyen bütün kıymetli memleket evlatlarına, İslam âlemine ÅŸükranlarımı arz ediyorum. Allah kendilerinden razı olsun.
Günümüz hayırlı olsun, kongremiz hayırlı olsun.
Kongremiz vatana, millete, İslam âlemine ve insanlığa hayırlar getirsin inÅŸallah.
Toprak uğrunda akan şehit kanlarıyla vatan olur.
Siyaset de; bütün insanlığın kurtuluÅŸu için, zalimin zulmüne dur demek için, mazlumların, ezilenlerin, gariplerin haklarını korumak için yapılırsa ibadet olur.
İşte bizim siyasetimiz... İşte Milli GörüÅŸ siyaseti...
İşte Yeniden Refah siyaseti böyle bir siyasettir.
Yıllar önce Erbakan Hocamız vefat ettiÄŸinde dedik ki; 'Erbakan Hocamız vefat etti diye film bitti sanmayın. Film bitmedi, film daha yeni baÅŸlıyor' dedik.
İşte bugün, bu salon, bu muazzam manzara, bu aÅŸk, bu heyecan bizim sözlerimizde ne kadar haklı olduÄŸumuzu ispat ediyor.
Evet, Erbakan Hocamız vefat etti ama Milli GörüÅŸ davası kıyamete kadar devam edecektir.
Bu muhteÅŸem atmosferi, bu salonu, bu tarihi anı en mükemmel ÅŸekilde izah edecek, ifade edecek bir diÄŸer cümlede "Milletimizin görüÅŸü Milli GörüÅŸ, bir kez daha yanardaÄŸ gibi patlıyor’’ cümlesidir elhamdülillah.
İşte bu salon, bu coşku, bu heyecan, bu muazzam manzara 'Yeniden Refahla yeniden geliyoruz' diye haykırıyor.
Bu salon, bu muazzam manzara,‘’Zafer Milli GörüÅŸ’ündür ve Zafer yakındır’’ diye haykırıyor. Bu salon, bu muhteÅŸem manzara, "Zalimler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır’’ diye haykırıyor.
Bu salon, bu aÅŸk, bu heyecan aynı zamanda "Biz Erbakan'ı ve zihniyetini gömdük, üzerine de beton döktük’’ diyenlere verilecek en güzel cevaptır.
Bu salon, "Artık Milli GörüÅŸ'ün modası geçti, devri kapandı" diyenlere verilecek en güzel cevaptır.
Bu salon, her ne kadar belli etmemeye çalışsalar da, kurulduÄŸumuz günden itibaren bizleri yakinen takip eden dış güçlere, zalimlere, ırkçı emperyalizme verilecek en muazzam mesajdır.
Bu salon, bu aÅŸk, bu muazzam manzara, büyükleri küçülten, küçükleri büyüten, sirk aynası medyaya verilecek en güzel cevaptır.
Bu manzara, bu heyecan daha henüz kurulmamış, kurulup kurulamayacağı dahi belli olmayan partilerin reklamını yapmaktan, Yeniden Refah’a vakit bulamayan medyaya verilecek en mükemmel mesajdır.
Bu kongre, bu muazzam manzara aynı zamanda yoksulların, mazlumların, ezilenlerin, gariplerin umududur.
Bu kongre üniversiteyi bitirip diplomasını aldığı halde yıllardır iÅŸsiz kalan gençlerimizin umududur.
Bu salon, aylarca yıllarca siftahsız kepenk kapatan, evine ekmek götüremeyen esnafımızın umududur.
Bu kongre, bu salon faiz ve vergi altında inim inim inleyen işverenlerimizin umududur.
Bu kongre, Halep'te enkaz altında inleyen yavrularını umududur.
Bu kongre, Afrika'da açlıktan kemikleri sayılan minicik yavruların umududur.
Bu kongre Türkiye'ye umuttur. Bu kongre İslam âlemine umuttur. Bu kongre adil bir dünya özlemi içinde yanıp tutuÅŸan bütün insanlığa umuttur.
Bugün bu salonda Milli GörüÅŸçüler olarak, sadıklar, samimiler olarak, sözünden dönmeyenler olarak, 'Artık çare var, artık umut var, artık Yeniden Refah var' diye haykırıyoruz.
Her zaman ifade ettiÄŸimiz gibi küllere üflenecek, ateÅŸ yeniden kor hale gelecek.
Baba ocağından, yuvadan ayrılanlar, yeniden baba ocağında toplanacak. Müteahhitler yeni dönemde yeniden mücahit olacak ve Milli GörüÅŸ Sancağı Türkiye'nin üzerinde yeniden dalgalanacak inÅŸallah.
Biz Yeniden Refah Partisi olarak bir yerlerden icazet alarak yola çıkmadık.
Biz bazılarının yaptığı gibi kapalı kapılar arkasında pazarlıklar yaparak yola çıkmadık.Bizim kimseye diyet borcumuz yoktur. Bu aziz millete hizmet borcumuz vardır.
Bizim Allah'tan baÅŸka kimseden bir beklentimiz ve korkumuz da yoktur.
Biz tertemiz bir geçmiÅŸle, en güçlü manevi mirasla, yalnız ve yalnız bu aziz millete hizmet aÅŸkı ile yola çıktık.
Cenabı Allah bu kutlu seferimizi hayırlı eylesin.
Bu kutlu seferi hep birlikte menzile ulaÅŸtırmayı nasip eylesin. Bütün insanlığın kurtuluÅŸuna bu yaptığımız kongremizi ve bu gayretli çalışmalarımızı vesile eylesin.
Çok deÄŸerli Milli GörüÅŸçüler.
Çok deÄŸerli dava arkadaÅŸlarım.
Yeniden büyük Türkiye'yi kuracak olanlar iÅŸte bugün bu salonda olan kadrolardır.
Neden?
Çünkü metalleri yorulmuÅŸ, boyaları dökülmüÅŸ, ikide bir "ah nerede o eski günlerimiz’’ diye serzeniÅŸte bulunanlar Yeniden Büyük Türkiye'yi kuramaz da onun için.
Yeniden Büyük Türkiye, tek derdi koltuk, ihale, imar olan, tek derdi kendi geleceÄŸi ve menfaati olan kadrolarla kurulmaz da onun için.
Yeniden Büyük Türkiye, hesabilerle deÄŸil hasbilerle kurulur da onun için
Yeni bir dünya da yine bugün bu salondaki kadrolarla kurulacaktır.
Neden?
Çünkü Amerika'dan korkanlarla yeni bir dünya kurulmaz da onun için.
Yeni bir Dünya ancak ve ancak kuvvet ve kudret sahibi Amerika deÄŸil Cenab-ı Allah'tır diyenlerle kurulur da onun için.
Çok deÄŸerli dava arkadaÅŸlarım.
Çok deÄŸerli Milli GörüÅŸçüler.
Aziz milletimizin kıymetli evlatları.
Türkiye'mizin en önemli problemlerinden bir tanesi ekonomi problemidir.
Türkiye'mizin ekonomisi hepinizin malumudur.
Türkiye'de bu mevcut iktidar döneminde iÅŸsizlik arttı.
Devlet ve millet olarak borcumuz arttı.
Bütçe açığı arttı.
Kamuda israf ve debdebe arttı.
Vergiler arttı.
Dolar ve Euro arttı.
Enflasyon arttı.
Dış ticaret açığı arttı.
Karşılıksız çekler arttı.
İflas ve konkordatolar arttı.
Yoksulluk arttı.
Tapusu bankada olan evler ve ruhsatı bankada olan araçlar arttı.
Tarımsal üretim deÄŸil, tarım üretimine konulan kotalar arttı.
Tarım ve hayvancılıkta ithalat arttı.
Geçim derdi arttı.
Gıda fiyatları inanılmaz şekilde arttı.
Sosyal yardıma muhtaç vatandaÅŸlarımızın sayısı milyonları aÅŸtı.
Asgari ücret açlık sınırının altında. En düÅŸük memur maaşı yoksulluk sınırının altında.
Evet, çocuklarımızı İmam Hatip'e, Kur'an Kursu'na gönderebiliyoruz.
Evet, kızlarımızı baÅŸörtüsü ile üniversiteye gönderebiliyoruz.
Evet, bugün devletin, bürokrasinin her kademesinde alnı secdeye varan inançlı dindar insanlarımız yer alıyor.
Ama bizim iÅŸimiz sadece bununla bitmiyor.
Evet, bunlar doÄŸru ama diÄŸer taraftan gerçek enflasyon %30’ u aÅŸmış.
Genç iÅŸsizlik oranı %30’a ulaÅŸmış.
Gelir seviyesi bakımından halkın yüzde 40'ı açlık sınırının altında.
%80’i yoksulluk sınırının altında.
Bu iktidar döneminde halkın bankalara borcu 6 milyar liradan, 550 milyar liraya çıkmış.
Bu iktidar döneminde özel sektörün bankalara borcu 88 milyar liradan, iki buçuk trilyon liraya fırlamış.
Dolar 6, euro 6 buçuk lira olmuÅŸ.
Benzin 7, mazot 6,5 lira olmuÅŸ.
Vatandaşın aldığı maaşın neredeyse yarısı doğalgaza ve elektriğe gidiyor.
21. asrın Türkiye'sinde sadece bir ay içerisinde 600 bin abonenin elektriÄŸi faturasını ödeyemediÄŸi için kesiliyor.
Dolayısıyla ekonominin halini ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Dolayısıyla vatandaşın geçim derdini ne siz sorun ne ben söyleyeyim.
İşte size 17 senenin özeti:
82 milyon vatandaşa topu topu 200 milyar dolarlık hizmet yapmışlar. Buna mukabil devletin borcunu 250 milyar dolar arttırmışlar.
17 senede 550 milyar dolar borç faizi ödemiÅŸler. 17 senede 170 tane devlet kuruluÅŸu satıp, 70 milyar doları da oradan harcamışlar.
17 senenin bilançosunda ne çıkıyor karşımıza; SaÄŸ cebimize 200 lira koymuÅŸlar, buna mukabil sol cebimizden 870 liramızı almışlar.
İşte size 17 senenin özeti:
MaÅŸallah Allah nazardan saklasın. Avrupa bizi kıskanmaktan çatlıyor. Neden çatlıyor; hastanelerin en büyüÄŸü bizde, üniversitelerin en büyüÄŸü bizde, adliyelerin en büyüÄŸü bizde, hapishanelerin en büyüÄŸü bizde, AVM'lerin en büyüÄŸü bizde.
Ancak aynı zamanda ekonominin en küçüÄŸü bizde, üretimin en küçüÄŸü bizde, ihracatın en küçüÄŸü bizde, asgari ücretin en küçüÄŸü bizde, memur maaşının en küçüÄŸü bizde, istihdamın en küçüÄŸü bizde, para biriminin en küçüÄŸü bizde.
İşte Türkiye'nin ekonomik gerçekleri...
Cumhuriyet tarihinde ilk defa Merkez Bankası'nın ‘’Kara günakçesi’’ne göz diken iktidar olarak tarihe geçtiler.
Cumhuriyet tarihinde ilk defa daha fazla borçlanabilmek için Borçlanma Genel MüdürlüÄŸü'nü kuranlar olarak tarihe geçtiler.
Cumhuriyet tarihinde en fazla devlet kuruluÅŸu satan iktidar olarak tarihe geçtiler.
Cumhuriyet tarihinde ilk defa elimizde avucumuzda kalan son varlıklarımızı borç karşılığında ipotek ettirmek üzere yokluk fonunu kuran iktidar olarak tarihe geçtiler.
Bir de unutmadan söyleyeyim... Cumhuriyet tarihinde ilk defa ve dünyada ilk defa fiyatlar arttıkça düÅŸen enflasyonu icat eden iktidar olarak tarihe geçtiler.
Bu iktidarın %100 yerli ve milli tek icadı fiyatlar arttıkça düÅŸen enflasyondur.
Dünyanın baÅŸka hiçbir yerinde böyle bir enflasyon yok. Sadece bizde var. Dolayısıyla Cumhuriyet tarihinin bu ilkelerini gerçekleÅŸtiren iktidar olarak bu ÅŸampiyonluklar onlara yeter diyoruz.
Türkiye'de borç, faiz, beton, çimento, AVM, rezidans ekonomisi yüzünden 17 senede üretim durdu.
Sanayi durdu.
İstihdam durdu.
Üretim olmadan, istihdam olmadan, ihracat olmadan bu ekonomi düzelmez.
Fakat bu faiz oranlarıyla, bu acımasız vergilerle, bu döviz kurları ile alım gücü sıfıra düÅŸtü.
Bu piyasada, bu astronomik enerji fiyatlarıyla, bu mevzuatla iÅŸadamımızdan, sanayicimizden yatırım yapmasını, üretim yapmasını, istihdam saÄŸlamasını, risk almasını beklemek en büyük haksızlık olur.
Biz Yeniden Refah Partisi olarak ilk günden beri ne diyoruz: "Bu aziz milleti bu ekonomik esaretten kurtarmak bizim boynumuzun borcudur" diyoruz.
Bu aziz milleti açlık sınırının altındaki maaÅŸlardan, yoksulluk sınırının altındaki maaÅŸlardan kurtarmak Yeniden Refah Partisi olarak bizim boynumuzun borcudur.
Nasıl kurtaracağız?
Üretimle, istihdamla, ihracatla, Ar-Ge ve teknoloji seferberliÄŸi ile har vurup harman savuran anlayışa son vererek, israfa son vererek, milli gelirimizi üretim ile reel olarak arttırıp adil bir ÅŸekilde paylaÅŸarak kurtaracağız.
Biz Yeniden Refah iktidarında; beton- çimento ekonomisi yerine, borç- faiz ekonomisi yerine, üretim, istihdam ve ihracat ekonomisi uygulayacağız.
Yeniden Refah iktidarında devlet bütçesi, belediye bütçeleri mutlaka denk bütçe olarak gerçekleÅŸtirilecek.
Devletin yeniden borçlanmasının ve faiz ödemesinin önüne geçilecek.
Yeniden Refah iktidarında bu devlet borca ve faize mahkûm olmaktan kurtarılacak Allah'ın izniyle.
Biz zam, vergi ve borçlanma yerine, halka yük yüklemek yerine, zamsız, borçsuz, vergisiz, halkın boÄŸazını sıkmadan, milli kaynak paketleri ile kaynak üreteceÄŸiz.
Bu ürettiÄŸimiz kaynakla akrabayı, yandaşı, partiliyi zengin etmeyeceÄŸiz.
Bu kaynağı 82 milyona acil şekilde paylaştıracağız.
Biz vatandaşımıza sadaka, erzak, kömür dağıtmak yerine; vatandaşımızı iÅŸ, aÅŸ, meslek sahibi yapacağız.
Bizim iktidarımızda bu aziz millet belediyenin dağıttığı erzaÄŸa, kömüre, yardıma muhtaç olmayacak.
Bu aziz millet Yeniden Refah iktidarında Allah'tan baÅŸkasına muhtaç olmayacak inÅŸallah.
Bu iktidar büyük holdinglerin milyarlarca dolarlık borçlarını bir kalemde silerken hiçbir kaynak sorunu yaÅŸamadı.
Biz de Yeniden Refah Partisi olarak milletimize söz veriyoruz. Diyoruz ki; "Biz iktidara geldiÄŸimiz zaman bu milletin bankalara olan borçlarını sileceÄŸiz Allah'ın izniyle."
Nereden bulacağız bunun kaynağını? Bunun kaynağını ÅŸana, ÅŸöhrete, ÅŸatafata, protokole harcanan milyarlarca dolarlık bütçelerden bulacağız inÅŸallah.
Biz Yeniden Refah iktidarında Borçlanma Genel MüdürlüÄŸü deÄŸil, Milli Kaynak Üretme Genel MüdürlüÄŸü'nü kuracağız.
Böylelikle bir senede 100 milyar dolar borçsuz, zamsız, vergisiz kaynak bulacağız.
İşte bu 100 milyar dolar kaynakla, gelir gelmez memura, iÅŸçiye, emekliye %50 maaÅŸ zammı yaparak iÅŸe baÅŸlayacağız.
Bu kaynakla asgari ücretten alınan vergiyi sıfırlayacağız.
Hem iÅŸçimizin, hem iÅŸverenimizin yüzünü güldüreceÄŸiz.
Bu kaynakla hem çiftçimizin tarım ürünlerine en yüksek taban fiyatlarını vereceÄŸiz, hem de tarımda kullanılan mazottaki vergiyi sıfırlayacağız.
'Kardeşim nereden bulacaksınız bu kaynağı?'
Biz başından beri ne diyoruz yahu!
Sen bizi tam olarak tanıyamadın galiba.
Biz Milli GörüÅŸüz.
Bizim bütün bir tarihimiz bu kaynakları bulmanın örnekleri ile dolu.
Bizim 50 senelik tarihimiz ekonomi alanındaki şampiyonluklarla dolu.
İkinci 40 yılımızda yeniden geleceğiz, yeniden yapacağız Allah'ın izniyle.
'Elinizde sihirli değnek mi var, nasıl yapacaksınız' diyenlere cevap olsun.
Bakınız; memleket idaresi aynı kaynaklarla, aynı imkânlarla, aynı ülkede neleri yapabildiÄŸinize göre deÄŸiÅŸir.
MeÅŸhur atasözünde olduÄŸu gibi; At sahibine göre kiÅŸner.
Bakınız aynı devlet, aynı millet çok daha kısıtlı imkânlarla 54. Erbakan Hükümeti 25 sene sonra dahi, bugün bile konuÅŸulan bu efsane destanı 11 aylık koalisyon döneminde baÅŸardı.
İşte biz o büyük mirasın temsilcileriyiz.
İşte biz Yeniden Refah Partisi olarak aynı anlayışın, aynı zihniyetin temsilcileriyiz.
DiÄŸer siyasi partilerle aramızdaki farkı açıklamak adına ÅŸu örneÄŸi vermek istiyorum...
1 kilo demiri nalbanta verirseniz kilosundan 15 lira kazanırsınız. 1 kilo demiri hurdaya verirsiniz kilosundan 1,5 lira kazanırsınız. Aynı bir kilo demir ile toplu iğne yaparsanız kilosundan 150 lira kazanırsınız. Ancak aynı bir kilo demir ile saat pimi yaparsanız kilosundan 15.000 lira kazanırsınız.
İşte Yeniden Refahın farkı burada.
İşte Milli GörüÅŸün farkı burada.
Biz tekeden süt çıkaran anlayışın temsilcisiyiz.
Çok önemli bir hususu da vurgulayacağım.
Yeniden Refah iktidarında gerçekleÅŸtireceÄŸimiz Ar-Ge teknoloji ve üretim seferberliÄŸinin sonunda Türkiye denilince akla döner kebap gelmeyecek.
Sanayi gelecek, teknoloji gelecek, Türkiye’mizin dünya markaları gelecek inÅŸallah.
Sizlerin de çok iyi bildiÄŸi gibi bugün Türkiye olarak dünyanın en büyük genç iÅŸsizler ordusuna sahibiz.
Türkiye'de genç iÅŸsizlerin oranı %30'a ulaÅŸmış durumda.
Bütün bu gerçeklere raÄŸmen bir de gençlerimize 'evlenin, yuva kurun, bir de üstüne üstlük 3 tane de çocuk yapın' diyorlar.
Yahu Allah'tan korkun. Adamın işi yok, aşı yok, ekmeği yok.
30 yaşına gelmiÅŸ hala harçlık için annesinin babasının eline bakıyor.
Adam kendine bakamıyor. Bir de 3 tane çocuÄŸa nasıl baksın Allah aÅŸkına.
Türkiye'nin gerçeklerinden haberiniz yok mu sizin.
Biz eÄŸitim, üretim ve istihdam seferberliÄŸi ile bu sorunun da üstesinden geleceÄŸiz.
Bizim dönemimizde bu ülkede bir tane diplomasız vatan evladı kalmayacak inÅŸallah.
Biz aynı zamanda meslek eÄŸitimine en büyük ağırlığı vereceÄŸiz.
Sözde deÄŸil, özde meslek eÄŸitimi vereceÄŸiz.
Bütün gençlerimizin, istisnasız hepsinin sanatı elinde olacak, onuruyla, haysiyetiyle, namusuyla, kimseye muhtaç olmadan, torpile ihtiyaç duymadan iÅŸ bulacak.
Rızkını alnının teriyle temin edecek, yuva kuracak, anne babasına yük olmayacak.
Ekonomimizi zora sokan bir önemli hususta israftır.
Kamuda israf bitmeden bu ülke düzlüÄŸe çıkamaz.
2002'de devlete fazla masraf oluyor diye milletvekili lojmanlarına satarak yola çıkanlar, bugün milyarlık protokol masraflarından vazgeçmezler ise bu ülkede israf bitmez.
Sakarya tank palet fabrikasına 50 milyon dolar parayı bulamayanlar makam uçaklarına, makam araçlarına, saraylara, protokol masraflarına milyarları harcıyorlarsa burada bir haksızlık var, burada bir sorun var, burada bir adaletsizlik var demektir.
Biz Yeniden Refahız. Biz Milli GörüÅŸürüz.
Biz iktidarımızda israftan ateÅŸten kaçar gibi kaçacağız.
İsraftan kurtardığımız bu milyarlarca dolarlık kaynağı da doğrudan doğruya milletimize aktaracağız inşallah.
Bugün Türkiye'nin bütün komÅŸuları, bütün gıda, tarım ve hayvancılık ihtiyaçlarını Türkiye'den çok daha uzak olan ülkelerden karşılarken, aynı zamanda Türkiye'miz bütün komÅŸularının ve hatta bütün OrtadoÄŸu'nun gıda ihtiyacını karşılayabilecek tarım ve hayvancılık potansiyeline sahipken, ürettiÄŸi ürün para etmiyor.
Türkiye'de köylümüz, çiftçimiz açlık sınırı sınırında yaÅŸam mücadelesi veriyor
Girdi maliyetlerine can dayanmıyor.
Bu nasıl iştir Allah aşkına.
Biz sadece komÅŸularımızın, hatta OrtadoÄŸu'nun tarım ve hayvancılık ihtiyacını karşılasak, çiftçimiz de köylümüz de zengin olur ve bayram eder.
Bütün bunların sonucunda ne oluyor.
Anlı ÅŸanlı tarım ülkesi Türkiye, kuru soÄŸana, patatese muhtaç hale geliyor.
Bakın bizim bir sözümüz var diyoruz ki; "Altına dövize para yatıranlar yanlış yaptılar. Paraları geçen sene gübreye yatırsalardı bu sene çok daha fazla kar yaparlardı.
Neden? Gübre fiyatları bu ülkede 1 senede %100 -%150 arttı da onun için.
Şurada yanı başımızdaki Bulgaristan kuzu etinin kilosunu 2,5 dolara yiyor.
Aradaki nehirden geçiyorsunuz iki adım ilerideki Türkiye'ye geliyorsunuz; aynı kuzunun kilosu burada 15 Dolar.
Bulgaristan'da kuzunun kilosunu iki buçuk dolara yerken, bizim vatandaşımız burada kuzu etinin suyuna ancak ekmek banabiliyor. Neden? Kilosu 15 dolar olmuÅŸ da onun için.
Bu nasıl bir iÅŸtir? Aynı kuzu sınırın öbür tarafında 2,5 dolar, bu tarafta 15 Dolar.
Kuzu aynı kuzu. Burada kuzunun bir kabahati yok. Kabahat yanlış tarım ve hayvancılık politikalarında.
Bu gerçeÄŸi görmemiz lazım.
17 yıllık AK Parti iktidarında senede 500 bin büyükbaÅŸ, 500 bin küçükbaÅŸ ithal eder hale geldik.
Koyun sayımız 50 milyondan 30 milyona düÅŸtü.
Sığır sayımız 2,5 milyondan 1,5 milyona düÅŸtü.
Bu ülkede et ve süt kurumu adeta bir ithalatçı firma haline geldi.
Bu tablo asla kabul edilemez.
Biz Yeniden Refahız. Biz Milli GörüÅŸüz.
İktidara gelir gelmez tarım alanındaki bütün kota ve yasakları elimizin tersiyle kaldırıp atacağız Allah'ın izniyle.
Böyle ÅŸey olmaz.
Tarımda kullanılan mazottan bir kuruş vergi almayacağız.
Tarım ve hayvancılığı en güçlü desteklerle destekleyeceÄŸiz.
Bütün meralarımızı yeniden hayvancılığa açıp, canlı hayvan ve karkas et ithalatını en kısa sürede sıfıra indireceÄŸiz.
Gübre, tarım ilacı, tohum gibi çiftçimizin bütün ihtiyaçlarını yerli olarak üreteceÄŸiz.
Çiftçimize, köylümüze en uygun fiyatla temin edeceÄŸiz.
Aynen 54. hükümette, Milli GörüÅŸ'ün yaptığı gibi çiftçimizin, köylümüzün ürettiÄŸi ürüne en yüksek taban fiyatlarını yine biz vereceÄŸiz inÅŸallah.
Bizim hedefimiz yılda 100 milyar dolar tarım ve hayvancılık ihracatı yapan Türkiye'dir.
Bizim hedefimiz ithalata muhtaç olan deÄŸil, dünyanın karnını doyuran büyük Türkiye'yi kurmaktır.
Çok deÄŸerli Milli GörüÅŸçüler.
Aziz milletimizin kıymetli evlatları.
Adalet sistemi de kanayan yaralarımızdan bir tanesidir.
Türkiye'de adaletin hali maalesef içler acısı.
Aynen eÄŸitim sistemi gibi.
Adalet sarayları muazzam, binalar yüksek ve görkemli.
Fakat içerisinde adalet yok, hak yok, hukuk yok.
Adalet mekanizmasında borsalar kurulmuş.
Bu ülkede hak hukuk pazara düÅŸmüÅŸ.
Eskiden adalet sarayları, adliyeler, hükümet konaklarının bodrum katlarında yer alırdı.
Ama iyi kötü bir hukuk, bir adalet vardı.
Şimdi Adalet Sarayları gelişmiş. Ancak biz merdiven altı adliyelerdeki adalete ve hukuka hasret kalmış durumdayız.
Hiç kimse hâkime güvenmiyor, savcıya güvenmiyor, adalet geciktikçe gecikiyor.
Mahkemeler bir ömür sürüyor, bazen bir ömür de yetmiyor.
Bizdeki kanunlar aynen örümcek ağı gibi. Büyükler yırtıp geçiyor, küçükler takılıp kalıyor.
Böyle adalet olmaz.
Millet hakkını aramak için mesleÄŸinin ehli olan iyi bir avukat aramak yerine, mahkemeyi gören hâkime ulaÅŸabilecek bir adam arar olmuÅŸ.
Böyle bir ülkenin selamete çıkması mümkün olmaz.
Sadece hukuk sistemi deÄŸil.
Sizin de çok iyi bildiÄŸiniz gibi kamuda ve bürokraside de adalet kalmamış.
Adam kayırma, adamına göre muamele ve torpil hat safhada.
Ehliyet ve liyakat geçer akçe deÄŸil.
Her zaman ifade ettiÄŸimiz gibi; eÄŸer bir ülkede gençler; "En iyi üniversitelerden 3 tane diploma alacağına, en iyi üniversiteden doktora derecesi alacağına, 10 tane sertifikan olacağına, iktidara yakın bir dayın olsun" diyorsa vay o ülkenin haline…
İşte bugün geldiÄŸimiz nokta budur maalesef.
Adalet olmazsa devlet olmaz.
Adalet olmazsa ekonomi olmaz.
Adalet olmazsa huzur olmaz.
Adalet olmazsa barış olmaz ve yaÅŸanabilir bir Türkiye olmaz.
Her şeyin başı adaletle başlar.
Biz Yeniden Refah olarak adaletin eksiksiz bir ÅŸekilde tecellisinin en önemli ÅŸartı olan, önce ahlak ve maneviyat anlayışını, kuvveti deÄŸil hakkı üstün tutma anlayışını, önce adalet mekanizmasında hâkim kalacağız.
Biz güçlünün haklı olduÄŸu deÄŸil, haklının güçlü olduÄŸu adil yargı düzenini hâkim kılacağız inÅŸallah.
Bütün insanlarımıza din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin adil bir ÅŸekilde davranacağız.
Bizim inancımızın temeli bütün insanlığa ve bütün canlılara ÅŸefkat ve merhametten geçer.
Cenab-ı Allah bütün insanlara doÄŸuÅŸtan itibaren bahÅŸettiÄŸi temel hak ve hürriyetlerin korunması siyasetimizin ana gayesi olacaktır.
Bizler siyasetin ve iktidarın yargı süreçlerine müdahalesine asla müsaade etmeyeceÄŸiz.
Yine yargının da, siyaseti etkisi altına almasına asla müsaade etmeyeceÄŸiz.
Biz Milli GörüÅŸ'ün temsilcileri olarak, biz Yeniden Refah Partisi olarak ‘’Hırsızlık yapan kızım Fatma da olsa cezasını veririm’’ diyen Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i örnek alacağız.
Bizim iktidarımızda 'ÅŸeffaflık, tarafsızlık, denetlenebilirlik ve adil yönetim' anlayışı olmazsa olmazımız olacak.
Bizim iktidarımızda; kamuda, bürokraside, belediyelerde, atama ve görevlendirmelerde akrabalık, yandaÅŸlık, hemÅŸirelik, torpil deÄŸil ehliyet, liyakat ve adalet geçerli olacaktır
Her zaman dediğimiz gibi biz Yeniden Refahız.
Biz Milli GörüÅŸüz.
Bizim konuÅŸmalarımız ‘’Hz Ömer’’, icraatlarımız ‘’Turist Ömer’’ olmayacak.
Biz vatandaşımıza A partili B partili,Türk Kürt, Alevi-Sünni, dindar-laik diye ayırmayacağız.
Biz vatandaşımızın haklı olup olmadığına, ahlaklı olup olmadığına, ehil ve liyakatli olup olmadığına bakacağız.
Biz siyasetçinin ve devlet adamının adeta bir hekim sorumluluÄŸunda ve hassasiyetinde olması gerektiÄŸine inanıyoruz.
Hekimler hastasının dinine, diline, ırkına, mezhebine bakmaz.
Hekimin tek derdi hastasının ağrısını dindirmek, canını kurtarmaktır.
Biz de Yeniden Refah iktidarında milletimizi ayrıştırmadan, ötekileÅŸtirmeden kutuplaÅŸtırmadan, fiÅŸlemeden tek derdimiz 82 milyonu maddi ve manevi sıkıntılarından kurtarmak olacak.
Bu aziz milletin derdine derman olmak olacak inÅŸallah.
Hayati öneme sahip konularımızdan bir tanesi de elbette ki eÄŸitim sistemidir.
Bu nasıl bir eÄŸitim sistemidir ki; 17 senedir iktidardalar, her türlü imkâna, her türlü güce sahipler, bütçeden en büyük kaynağı eÄŸitime ayırıyorlar.
Fakat buna raÄŸmen öÄŸretmen mutsuz. Veliler mutsuz. ÖÄŸrenciler mutsuz ve baÅŸarısız.
En çok sınav bizde var. En çok ders saati bizde var. En çok diploma bizde var.
Ama gelin görün ki ortada bir ÅŸey yok.
Paraları döktüler en muazzam, en büyük okul binalarını kampüsleri yaptılar.
Ama içine bir ÅŸey koyamadılar.
Müteahhitlik on numara, eÄŸitim öÄŸretim 0.
İşte eÄŸitim sisteminin özeti bu.
Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı eÄŸitim kalitesi 2018 raporuna göre, Türkiye eÄŸitim kalitesi bakımından 137 ülke arasında 99. sırada yer alıyor.
Bizimle aynı seviyede yer alan diÄŸer ülkeler hangileri biliyormusunuz?
Tanzanya, Kamboçya, Etiyopya, Nikaragua ve Mozambik.
Bu acı gerçekler karşısında ne diyoruz biz...
Söylemler Paris, gerçekler Mozambik diyoruz.
Sorsanız da 'Avrupa bizi kıskanıyor' derler.
Bağımsız deÄŸerlendirme kuruluÅŸlarının ortaya koyduÄŸu bu tablo sınıflarımızı akıllı tablolarla donatarak, öÄŸrencilerimize bedava tablet dağıtarak, senenin içinde ara tatiller koyarak, teneffüsleri 10 dakikadan 15 dakikaya çıkararak bu iÅŸlerin olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Bilimsel zafiyetin yanında eğitim sistemimizin ahlak ve maneviyat boyutu da perişan durumdadır.
Bu sebeple okullarımızda çocuklarımız arasında ahlaki çöküntü, uyuÅŸturucu kullanımı ve Deizm gibi yıkıcı etkiler yayılmaya hızla devam ediyor.
Böyle eÄŸitim olmaz, böyle nesil yetiÅŸtirilmez.
Bu aziz milletin evlatları bu şekilde yetiştirilmez.
Biz Yeniden Refah Partisi olarak Yeniden Büyük Türkiye için önce eÄŸitim sistemimizi ıslah edeceÄŸiz.
Kaliteli ve istikrarlı bir eÄŸitim sistemi ve müfredatla evlatlarımızı ve öÄŸretmenlerimizi deneme tahtası olmaktan kurtaracağız.
EÄŸitimde en önemli önceliÄŸimiz herkesin sevdiÄŸi ve istediÄŸi alanda eÄŸitim alması, herkesin yatkın olduÄŸu alanda meslek sahibi yapılması olacak.
Bugün Türkiye'de bu olmadığı için eÄŸitimden verim alamıyoruz. Bu olmadığı için ülke olarak ilerleyemiyoruz. BizTürkiye’mizdeki lise eÄŸitiminin kalitesini geliÅŸmiÅŸ ülkeler seviyesine çekeceÄŸiz.
Bugün Türkiye'de bir elin parmakları kadar özel lisede verilmekte olan (IB) seviyesinde International Baccalaureate seviyesindeki lise eÄŸitimini bütün devlet liselerine yaygınlaÅŸtıracağız.
İlk etapta her ilimizdeki bir devlet lisesini bu seviyeye getireceÄŸiz ve bizim dönemimizde bu ülkenin lise diplomaları dünyanın her yerinde geçerli diploma haline gelecek inÅŸallah.
Dünya sıralamasında ilk 500'e bir tane üniversitemiz giremiyorsa, üniversite diplomalarımız dünyanın hiçbir yerinde geçerli olmuyorsa, verdiÄŸiniz üniversite diplomasıyla bırakın dünyayı, Türkiye'de dahi hiçbir yerde iÅŸe girilemiyorsa, 200 tane deÄŸil 2000 tane üniversite açsanız ne yazar.
Biz üniversitelerimizin sayısı ile deÄŸil, üniversite eÄŸitimimizin kalitesi ile rekor kıracağız inÅŸallah.
Türkiye'de 200'e yakın üniversite var.
Bunların 70 taneden fazlası özel üniversiteler ve vakıf üniversiteleri.
Bizim dönemimizde eÄŸer bir öÄŸrenci Vakıf Üniversitesini kazandıysa, gerçekten okumak istiyorsa ve imkânı yoksa o öÄŸrencimiz mutlaka devlet desteÄŸi ile okumak istediÄŸi üniversitede okuyacak.
Parası olan parasıyla okuyacak, parası olmayan devlet desteği ile okuyacak.
Her öÄŸrencimize eÅŸit eÄŸitim imkânı saÄŸlanacak İnÅŸallah.
Bugün dünyada en önemli güç kaliteli ve nitelikli nesiller yetiÅŸtiren, kaliteli eÄŸitim sistemidir.
Bizim eÄŸitimdeki amacımız sadece taklit eden, sadece batıdaki örneklerin tercümesini yapan nesiller deÄŸil, yenilik yapan, icat edebilen, keÅŸfedebilir nesiller yetiÅŸtirmek olacak.
Bizim eÄŸitim sistemimiz sadece ezberleten, sadece sınavlardan geçirip bir iÅŸe yaramayan, bir sürü diplomalar veren bir sistem deÄŸil, uygulamaya yönelik bilgi ve beceri kazandıran, meslek sahibi yapan eÄŸitim sistemi olacaktır.
Bizim dönemimizde ortaöÄŸretime geçiÅŸ ve üniversiteye giriÅŸ sınavları, öÄŸrencinin neyi bildiÄŸini, ne konuda eksik olduÄŸunu ölçen sınavlar deÄŸil, öÄŸrencinin hangi alana yatkın olduÄŸunu, hangi alanda baÅŸarılı olduÄŸunu ölçen sınavlar olacak.
Ve bu sınavların sonunda öÄŸrenciler en baÅŸarılı oldukları alanlara yönlendirilecekler.
Böylece kaliteli nesiller yetiÅŸecek.
Ayrıca biz çok iyi biliyoruz ki; çocuklarımızın ve gençlerimizin ahlaki ve manevi geliÅŸimini ihmal edip, onları sadece bilimsel ve teknik alanda yetiÅŸtirip eÄŸitirsek, toplumumuza ve bütün insanlığa potansiyel bir tehdit yetiÅŸtirmiÅŸ oluruz.
Merhum Erbakan Hocamızın meÅŸhur sözünü bu noktada hatırlatmak isterim. Diyordu ki "Dünyanın en mükemmel cerrahını yetiÅŸtirdiniz diyelim ki. EÄŸer bu dünyanın bir numaralı cerrahına ahlak ve maneviyat aşılamazsanız bu adam gider para için adam keser, para için ameliyat yapar" diyordu.
Allah gani gani rahmet etsin. Allah ondan binlerce kez razı olsun. Bizleri onun yürüdüÄŸü yoldan ayırmasın inÅŸallah.
Yeniden Refah Partisi iktidarında bilimsel ve teknik kalitesi yüksek, aynı zamanda ahlaki ve manevi kalitesi yüksek nesiller yetiÅŸtireceÄŸiz.
Millete, İslam âlemine, 7 milyar insana faydalı nesiller yetiÅŸtirmek bizim en önemli hedefimiz olacak.
Bizim eğitim sistemimizin parolası keşfetme, icat yapma, yenilik getirme, meslek sahibi olma ve ahlak ve maneviyat olacaktır.
Bu noktada eÄŸitimle ilgili deÄŸinmemiz gereken en önemli husus ÅŸudur:
Maalesef ülkemizde yıllardan beri yanlış ve eksik devlet politikaları nedeniyle beyin göçü, yetiÅŸmiÅŸ insan gücü problemi yaşıyoruz.
Ve aynı zamanda çok acıdır ki Cenab-ı Allah'ın verdiÄŸi çok önemli bir nimet olan üstün zekâlı çocuklarımızdan gerektiÄŸi gibi istifade edemiyoruz.
En stratejik zenginliklerimizden bir tanesi olan altın madenlerinden bile daha deÄŸerli olan süper zekâlı çocuklarımızı ya tespit edemiyoruz, ya kendilerine uygun eÄŸitim veremiyoruz, ya da onları yabancı ülkelere kaptırıyoruz.
Yeniden Refah iktidarında bu sorunun üstesinden gelebilmek için devletin her türlü imkânından istifade edilecek, süper zekâlı çocuklarımızdan yerli ve milli projelerde, en üst düzeylerde faydalanılacak, yabancı ülkelere kaptırılmayacak, aynı zamanda beyin göçünü önlemek ve tersine beyin göçü sürecini gerçekleÅŸtirmek için Yeniden Refah olarak her türlü tedbir alınacak.
Yeniden Büyük Türkiye hedefine ancak ve ancak kaliteli nesillerle ulaşılabilir.
Kaliteli nesillerde ancak ve ancak kaliteli öÄŸretmen kadrosuyla yetiÅŸtirilebilir.
İşte bu sebeple biz geleceÄŸimizi oluÅŸturan öÄŸretmenlerimizi mutlaka yüksek lisans seviyesinde ve mutlaka uygulamalı eÄŸitimden geçirerek mesleÄŸe baÅŸlatacağız.
ÖÄŸretmen adaylarımız aynen Tıp Fakültesi öÄŸrencileri gibi üçüncü ve dördüncü sınıfta, okullarda usta öÄŸretmenlerin yanında, uygulamalı eÄŸitim alacaklar ve bu uygulamalı eÄŸitimin arkasından öÄŸretmenliÄŸe baÅŸlayacaklar.
ÖÄŸretmen fakülteleri, EÄŸitim fakülteleri bu doÄŸrultuda yeniden organize edilecektir.
Aynı zamanda yeni nesillerimizi yetiÅŸtirerek, geleceÄŸimizi inÅŸa ederek en önemli görevi icra eden öÄŸretmenlerimizin maaÅŸları, yaÅŸam standartları en azından geliÅŸmiÅŸ ülkeler seviyesine getirilecek.
Çok önemli bir diÄŸer konuyu da vurgulayarak dış politika bahsine geçeceÄŸiz.
Yeniden Refah iktidarında her alanda adalet uygulanacağı gibi, eÄŸitim sisteminde de adalet en büyük önceliÄŸimiz olacak.
Bizim eÄŸitim sistemimizde siyasi kadrolaÅŸma deÄŸil, bilimsel kadrolaÅŸma uygulanacak.
Çok deÄŸerli Milli GörüÅŸçüler.
Çok deÄŸerli dava erleri.
Aziz milletimizin kıymetli evlatları.
Dış politika bahsine geçince ne görüyoruz.
Türkiye'mizin dış politikasını analiz ettiÄŸimizde Emevi Camii'nde, Åžam'da Cuma namazı kılacağız dediler.
Bugün geldiÄŸimiz noktada 4 milyon Suriyeli kardeÅŸimiz Türkiye'deki camilerde namaz kılıyor.
'Stratejik Derinlik' diyerek işe başladılar.
Gelinen noktada Suriye'nin derinliklerinde boÄŸuldular.
Baştan itibaren yanlış Suriye politikası neticesinde 10 milyon Suriyeli evinden yurdundan oldu.
1 milyon Suriyeli canından oldu.
Suriye'nin kuzeyinde koskocaman bir terör koridoru oluÅŸturuldu.
Ve katil Esed dedikleri Esat da hala koltuÄŸunda oturmaya devam ediyor.
GeleceÄŸimiz nokta bu mu olacakt?
Bu mu sizin dış politikanız.
Sadece bu değil. 2002'de iktidar olur olmaz Avrupa Birliği aşkıyla ilk iş olarak apar topar Avrupa'ya koştular.
"Ne isterseniz yapacağız. Yeter ki bizi Avrupa Birliği'ne alın" dediler.
'Ha girdik, giriyoruz' diye törenler kutlamalar yaptılar.
Bu arada Avrupa BirliÄŸi'nin dayattığı bütün yasaları mecliste jet hızıyla çıkarttılar.
Aradan 17 sene geçti. Avrupa BirliÄŸi'nden ses yok.
Strateji yok. İstikamet yok. Vizyon yok.Plan yok. Hedef yok. Hiçbir ÅŸey yok.
Dış politikada 17 seneden beri aldanmaktan, aldatılmaktan diplomasiye vakit bulamadılar.
İşte dış politikanın özeti.
Bizim dış politikamız söylemlerle eylemlerin uyumlu olduÄŸu dış politika olacaktır.
Bizim dış politikamızda edebiyat 10, uygulama, icraat sıfır olmayacaktır.
Biz dış politikada sürekli olarak dış güçler tarafından aldatılan, aldanan konumda olmayacağız. Biz dış politikayı Amerika'nın OrtadoÄŸu'daki postacılığını yapmak olarak görmeyeceÄŸiz.
Biz dış politikada sivrisineklerle uÄŸraÅŸmak yerine; bataklığı kurutmaya yönelik politika izleyeceÄŸiz. Bizim dış politikamız 'kuvvet ve kudret sahibi Amerika deÄŸil, Cenab-ı Allah'tır' bilinci ile yürütülecektir.
Dış politikada atacağımız ilk adım Hakkı deÄŸil, kuvveti üstün tutan Avrupa BirliÄŸi, Amerika, G20'nin peÅŸinden koÅŸmak yerine; ilk iÅŸimiz D-8 organizasyonunu canlandırmak, kuruluÅŸ amaçlarına ve hedeflerine uygun ÅŸekilde çalıştırmak olacaktır.
Hemen arkasından D-60 BirliÄŸi'nin gerçekleÅŸtirilmesi, baÅŸta 57 Müslüman ülke olmak üzere bütün ezilen ülkelerin sahip olduÄŸu toplam gücün ve zenginliklerin, zulme ve sömürüye karşı yaptırım gücü olarak kullanılmasını saÄŸlamak olacaktır.
Böylelikle gücünü mazlum ülkelerin zenginliklerinin sömürülmesinden alan dış güçler, ırkçı emperyalizm, gücünü kaybedecek bizimle karşılıklı olarak masaya oturmak ve zulümlerine son vermek zorunda kalacaktır.
Ekonomik alanda esaret bitmeden; siyasi esaret bitmez, dış politikada esaret bitmez.
Ekonomik esaretin bitmesinin en önemli adımı da, ırkçı emperyalizmin en önemli silahı olan Amerikan dolarından kurtulmaktır.
Ve bizim dış politikada, ekonomide en önemli hedefimiz Amerikan dolarını kullanmayı bırakıp, ezilen ülkelerle, Müslüman ülkelerle ortak bir para birimine geçmek olacaktır inÅŸallah.
SöylediÄŸimizin ne kadar önemli bir ÅŸey olduÄŸunu ÅŸu anda bizi takip eden dış güçler ve Dünya Siyonizmi çok iyi anlıyorlar.
Amerikan dolarından, bu esaretten kurtulup kendi para birimimize, kendi ortak para birbirimize geçerek inÅŸallah ırkçı emperyalizmin elinden en önemli silahını almış olacağız.
Allah'ın izniyle dış politikada diÄŸer çok önemli husus da ÅŸudur.
Yabancı ülkelerin karşısında dik durabilmek için, pazarlık masasında müzakerelerde söz sahibi olabilmek için, müzakere yaptığınız ülkeden borç para dilenen ülke konumunda olmamanız gerekir.
Aynı dış ziyarette bir gün önce borç para dilediÄŸiniz adamdan, ertesi gün müzakere masasında pazarlık yapmaya kalkarsanız o adamlar sizi adam yerine koymazlar.
Devlet ve millet olarak, özel sektör olarak boÄŸazına kadar borca batmış, sürekli olarak yeni dış borç arayışında olan, para birimi 1 senede %50 deÄŸer kaybeden, dış ticaret açığı yıllık 70 milyar dolar seviyesine gelmiÅŸ, ürettiÄŸi ürünleri üretmekte kullandığı hammaddeyi %82 sini dışarıdan ithal eden bir ülke, ihraç ettiÄŸi ürünler içerisinde yüksek teknoloji ürünlerinin oranı %3 olan bir ülke dış politikada sözünü dinletemez.
17 seneden beri dış politikada iÅŸte bu acı gerçeÄŸe ÅŸahit oluyoruz.
İşte bu sebeple pinpon topu gibi bir Amerika'ya koşuyoruz, bir Rusya'ya koşuyoruz.
Rusya tersleyince soluğu 'dostumuz Trump'ın' yanında alıyoruz.
Yahu koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni dış politikada pinpon topuna çevirdiniz.
İnsaf edin.
Biz Yeniden Refah olarak, biz Milli GörüÅŸ olarak, iÅŸte bu 'Pinpon Topu Diplomasisi'ne son vereceÄŸiz.
Irak’ta Amerika'ya, Suriye'de Rusya’ya, Libya'da NATO'ya, ve Kıbrıs'ta BirleÅŸmiÅŸ Milletlere teslim oldular.
Teslimiyetçi dış politika ile bir yere varamazsınız.
Lider ülke Türkiye'ye, Yeniden Büyük Türkiye’ye, 6 asırlık Osmanlı mirasının üzerinde oturan Türkiye'ye, böyle dış politika yakışmaz.
Güçlü ve etkili dış politika için, ÅŸahsiyetli dış politika için, önce ekonomik ve teknolojik bakımdan güçlü Türkiye'yi inÅŸa edeceÄŸiz.
Åžahsiyetli dış politika için önce üreten ülke olacağız.
Önceliklerimiz biz gitmeden güçlü ve itibarlı dünya markalarımız gidecek ülkelere.
Ekonomik ve teknolojik açıdan güçlü Türkiye'yi inÅŸa edeceÄŸiz.
BaÅŸta Müslüman ülkeler olmak üzere bütün ezilen ülkeleri de yanımıza alacağız.
Ve böylece dış politikada, dış güçlerin karşısına elimiz güçlü olarak çıkacağız.
Çok kıymetli Milli GörüÅŸçüler.
Bugün Hakkâri’de, AÄŸrı'da, Diyarbakır'da, Şırnak'ta o cennet parçası bereketli topraklarda yaÅŸayan vatandaÅŸlarımızın kırgınlıkları var, kızgınlıkları var, üzüntüleri var, haklı oldukları noktalarda elbetteki var.
Çünkü ülkemizin her bölgesinde var olan iÅŸsizlik, ekonomik sıkıntılar, eÄŸitimsizlik, adaletsizlik, geçim derdi, yatırım eksikliÄŸi o bölgelerimizde daha çok var.
Ancak bizim Milli GörüÅŸ olarak 50 seneden beri söylediÄŸimiz gibi, biz millet olarak aynı inancın evlatlarıyız.
Biz aynı ruh köküne sahibiz.
Ayrı gayrılık ve çatışma bize asla yakışmaz.
Biz millet olarak bin senedir beraberiz.
Malazgirt'te beraberdik.
İstanbul'da beraberdik.
1915'te Çanakkale'de beraberlik.
1974'te Kıbrıs zaferinde beraberlik.
Bundan sonra da mutlaka beraber olacağız inşallah.
Biz ne diyoruz; 50 seneden beri diyoruz ki; bir kimse nasıl ki vücudunun herhangi bir uzvundan vazgeçemezse, bizde doÄŸu ve güneydoÄŸudaki vatandaÅŸlarımızın kardeÅŸliÄŸinden asla ve asla vazgeçemeyiz.
Milli GörüÅŸ olarak bu konuda en önemli ÅŸiarımız Türk’le Kürdü birbirinden ayırırsan ortada ne Türk kalır ne Kürt.
Amma Türk ve Kürt birlikte olursa karşısında ne Amerika, ne İsrail, ne de Siyonizm durabilir.
Aynı durum Arap kardeÅŸlerimiz için, roman kardeÅŸlerimiz için, Laz, Çerkez, Abaza, Gürcü bu ülkedeki her ırka mensup kardeÅŸlerimiz için de geçerlidir.
İşte bu sebeple gençlerimizin ve yeni nesillerimizin doÄŸuda ve güneydoÄŸuda ve batıda bu ÅŸuurla yetiÅŸtirilmeleri, bu bilinçle yetiÅŸtirilmeleri, İslâm kardeÅŸliÄŸi bilinci ile eÄŸitilmeleri kurtuluÅŸun anahtarıdır.
Ve bu sorunun en önde gelen çözümüdür.
ÖÄŸretmenin gitmediÄŸi, doktorun gitmediÄŸi, hastanenin gitmediÄŸi, yatırımın gitmediÄŸi yere, İslam'ın gitmediÄŸi yere askerle, polisle, silahla, topla gitmeyeceÄŸiz.
Devlet olarak o bölgeye, o bölgedeki kardeÅŸlerimize önce ÅŸefkat elimizi uzatacağız.
Gardiyan deÄŸil garson devlet anlayışıyla, vatandaşına tepeden bakan deÄŸil, vatandaşına hizmet eden anlayışla o bölgeye ÅŸefkat ve merhamet elini uzatacağız inÅŸallah.
En kapsamlı maddi ve manevi kalkınma hamlesini o bölgede gerçekleÅŸtireceÄŸiz.
DoÄŸu ve güneydoÄŸuda bugüne kadar kurulan kalekarakollarının en az 5 misli meslek eÄŸitim merkezi en az 5 misli de fabrika kuracağız.
Gelir ve yatırımları mutlaka adil bir şekilde dağıtılmasını sağlayacağız.
Ve biz bu sorunu askerimizle, polisimizle, silahlı güçlerimizle deÄŸil, o bölgedeki halkımızla el ele vererek hep birlikte bitireceÄŸiz inÅŸallah.
Böyle tarihi bir kongrede, böyle önemli bir günde, kanayan yaralarımızdan bir diÄŸeri olan aile ve sosyal politikalarada deÄŸinmemiz gerek.
Biz aile ve sosyal hayatla ilgili kanunlarımızı bu mevcut iktidarın yaptığı gibi dış güçlerin, Avrupa BirliÄŸi'nin dayatmaları ile deÄŸil, inancımıza, tarihimize, deÄŸerlerimize ve kültürümüze uygun ÅŸekilde düzenleyeceÄŸiz.
Gelir gelmez İstanbul SözleÅŸmesi gibi gayri ahlaki sözleÅŸmeleri yırtıp atacağız inÅŸallah.
Biz her fırsatta ne diyoruz; Para kaybedebiliriz. Allah vermesin toprak da kaybedebiliriz.
Ancak bunların hepsini bir şekilde geri kazanabiliriz.
Fakat ahlaki erozyonla bir nesli kaybedersek onu bir daha geri getiremeyiz.
Ve bu milletin yok oluÅŸuna hizmet etmiÅŸ oluruz.
Sadece İstanbul SözleÅŸmesi deÄŸil. Yine bu iktidar döneminde çıkarılan Avrupa BirliÄŸi dayatması 6284 sayılı kanun...
Sözde aileyi korumak için çıkartıldı. Ancak aileleri periÅŸan etti. Bütün yuvaları periÅŸan etti.
Bu 6284 sayılı kanun nedeniyle son 2,5 yılda tam 746 bin baba eşinin beyanıyla evden uzaklaştırıldı, evlatlarından uzaklaştırıldı, yuvasından uzaklaştırıldı.
Bu kanun yüzünden bu ülkede tam 746 bin yuva dağılma ve parçalanma noktasına geldi.
Allah aşkınıza bu mu sizin aile ve sosyal politikalarınız?
Bu mu sizin adaletiniz?
Aileyi yok ederseniz bütün bir toplumu yok etmiÅŸ olursunuz. Bundan haberiniz yok mu sizin.
Biz Yeniden Refah Partisi olarak bütün bu batı dayatması kanunları elimizin tersiyle kaldırıp atacağız.
Biz ailenin devamlılığını esas alan kanun ve düzenlemeleri gerçekleÅŸtireceÄŸiz.
Kadın ve erkeÄŸi karşı karşıya getiren, aileleri parçalayan, boÅŸanmayı kolaylaÅŸtıran ve özendiren her türlü anlayışa ve düzenlemeye son vereceÄŸiz.
Bu Avrupa'nın bize aile konusunda verebileceği ne olabilir.
Ahlaki anlamda çökmüÅŸ, çürümüÅŸ batının, Avrupa'nın bizi de kendi bataklığına çekmesine asla müsaade etmeyeceÄŸiz.
100 sene önce Çanakkale'den geçemeyen batılılar, bugün çanak antenlerden ve internetten geçerek evlerimize kadar girdiler.
Bugün Türkiye'de zehir televizyonlardan akıyor.
Televizyon programları doğrudan doğruya aile hayatımızı hedef alıyor.
Dış güçler ve medya aracılığı ile adeta ailelerimizin kozmik odasına girmiÅŸ durumdalar.
İşte Türkiye'mizin bir diÄŸer acı gerçeÄŸi de budur maalesef.
Yeniden Refah iktidarında bizim deÄŸerlerimize uygun olmayan hiçbir programın halka açık kanallarda yayınlanmasına müsaade etmeyeceÄŸiz.
Bu konuya sahip çıkması gereken RTÜK’ü mutlaka ama mutlaka ıslah edeceÄŸiz.
GeleceÄŸimiz olan gençlerimiz, üyeleri, mensupları, yönetimi çok büyük oranda gençlerden oluÅŸan Yeniden Refah partimizin en önemli, en öncelikli konularından bir tanesidir.
Biz Yeniden Refah olarak gençlerimize en büyük iyiliÄŸi onlara yatkın oldukları, sevdikleri alanda kaliteli ve tüm dünyada geçerli bir eÄŸitim vererek, onların sevdikleri ve yatkın oldukları alanda meslek sahibi ve iÅŸ sahibi yaparak yapmış olacağız.
Ancak buna ilaveten gençlerimize verilen üniversite burslarının miktarını mutlaka arttıracağız.
Bu verdiğimiz bursları mezun olup işe girdikten sonra devlet olarak geri almayacağız.
Devlet olarak gençlerimize hediye edeceÄŸiz.
İnÅŸallah gençlerimize evliliklerinde, ev sahibi olmalarında, düÄŸün masraflarında bir kereye mahsus olmak üzere devlet olarak geri ödemesiz katkıda bulunacağız.
Bu ülkede gençlerimiz hayata ilk adımını atarken burs borcu ile düÄŸün ve ev kurma borcu ile atmayacaklar.
Bu ülkede gençlerin yüzü de Yeniden Refah'la gülecek.
Ve son olarak buradan ifade etmek, vurgulamak istediÄŸimiz husus ÅŸudur:
Biz Yeniden Refah Partisi olarak ne iktidarın, ne de muhalefetin koltuk deÄŸneÄŸi ya da arka bahçesi deÄŸiliz.
Biz Yeniden Refah Partisiyiz.
Biz Milli GörüÅŸürüz.
Biz 1969'dan beri doğru ve faydalı siyasetin adresi olduk.
Biz 1969'dan beri hayra motor ÅŸerre fren olduk.
Bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğiz inşallah.
Biz Yeniden Refah Partisi olarak doğruya doğru diyeceğiz, yanlışa yanlış diyeceğiz.
Doğrunun her zaman her yerde yanında olacağız.
Yanlışa da her zaman her yerde karşı çıkacağız.
Doğruyu kim yaparsa yapsın takdir ve tebrik edeceğiz.
Yanlışı da kim yaparsa yapsın bu yanlıştır diyeceğiz.
Yanlış yapanların karşısında duracağız.
Biz Yeniden Refah Partisi olarak siyaseti kavga etme yeri deÄŸil, milletin derdine derman olma yeri olarak göreceÄŸiz.
Biz yapılan hizmeti takdir ve tebrik edeceğiz.
Eksiklerin tamamlanması, yanlışların düzeltilmesi için bugüne kadar olduÄŸu gibi bundan sonra da bütün gücümüzle mücadele edeceÄŸiz.
Cenab-ı Allah bu çıktığımız yolda bizleri muzaffer eylesin.
Bir kırk yılda, bir 50 yılda merhum liderimiz Erbakan hocamızın gösterdiÄŸi hedeflere, ikinci 50 yılda bu salonu dolduran sadıklarla, hanımlarla, gençlerle,ak saçlılar ile aksakallılarla hep birlikte ulaÅŸmayı nasip etsin.
Cenab-ı Allah Yeniden Refah Partimizi, Milli GörüÅŸ hareketini muzaffer eylesin.
İnsanlığın, İslam âleminin, milletimizin kurtuluÅŸuna bu kongremizi ve bu gayretli çalışmalarımızı vesile eylesin.
Burada sözlerimi noktalarken Yeniden Refah Partimizin bu ilk büyük kongresinde milletimizin çektiÄŸi maddi ve manevi sıkıntılarının kurtuluÅŸunun Milli GörüÅŸ anlayışında ve o anlayışın bugünkü tek temsilcisi olan Yeniden Refah Partisinde olduÄŸu gerçeÄŸini bir kez daha en gür seda ile hep birlikte haykırıyoruz.
Yeniden Refah Partimizin bu tarihin büyük kongresinde geleceÄŸi inÅŸa edecek tertemiz genç kadrolarını aziz milletimize takdim ediyoruz.
Bu kongremizde milletimize ve tüm dünyaya ‘’Burada Gelecek Var’’ diyoruz.
Bu kongremizde milletimize "Mahzun olmayın. Karamsarlığa kapılmayın. Artık çare var. Artık umut var. Artık Yeniden Refah var. Artık biz varız" diyoruz.
Bu her türlü tarifin üzerinde, bu kelimelerle tarif edilemeyecek güzellikteki bu atmosfer, Edirne'den Ardahan'a, Antalya'dan Sinop'a kadar tüm Türkiye'ye, Fas'tan Endonezya'ya kadar tüm İslam âlemine artık umut var, artık Yeniden Refah var, artık biz varız diye haykırıyoruz. Elhamdülillah.
Ve buradan son olarak yıllardan beri yana yakıla Ömer’leri arayanlara sesleniyoruz.
Ve diyoruz ki;
Ömerler de, Aliler de, Osmanlar da, Ebubekirler de, Yeniden Refah kadrolarında fazlasıyla mevcuttur.
Ve biz ilk seçimde onları iktidara taşıyacağız inÅŸallah.
Yeni dönemin, zaferlerin, Milli GörüÅŸ'ün ikinci 40 yıldaki Yeniden Åžahlanış ayının müjdecisi olan tarihi kongremiz hayırlı ve uÄŸurlu olsun.
Bu tarihi kongremiz, Yeniden Refah Partimizin bu birinci kongresi,'YaÅŸanabilir Türkiye'nin, Yeniden Büyük Türkiye'nin, yeni ve adil bir dünyanın bir an evvel kurulmasına vesile olsun inÅŸallah.
Cenab-ı Allah hepinizden razı olsun.
Bir kez daha bütün delegelerimize, kurucularımıza,genel baÅŸkan yardımcılarımıza, il ve ilçe baÅŸkanlarımıza, hanım ve gençlik teÅŸkilatlarımıza, bu organizasyonda emeÄŸi geçen 7'den 70'e bütün isimsiz kahramanlara, Türkiye'nin dört bir yanından dün geceden çıkıp gelen, uykusuz kalan hanımı ile erkeÄŸiyle, genciyle yaÅŸlısıyla, siz kardelenlere, siz serdengeçtilere, siz sadık ve samimilere bir kez daha selam olsun.
Bir kez daha teÅŸekkür ediyorum.
Kongremiz hayırlı olsun.
Günümüz hayırlı olsun.
Allah'a emanet olunuz.
