SİYASİ İŞLER BAŞKANLIĞI HAFTALIK RAPORU - 07.09.2020

Yeniden Refah Partisi olarak ne için çalışıyoruz?

Nasıl bir Türkiye hedefliyoruz?

 

Hedeflediğimiz Türkiye’nin 4 temel özelliği var;

1) “Adaletin tam manasıyla hâkim kılındığı”, “ehliyet ve liyakat esasının hakim olduğu” bir Türkiye için çalışıyoruz.

-        “Anadolu’nun en ücra köşesindeki kasketli Ahmet’in mahkemede, hakim karşısında İstanbul’daki en büyük holding patronundan, hatta Cumhurbaşkanı’ndan bir farkı olmadığını bileceği bir Türkiye”

-        “Kuvveti üstün tutan değil, iktidarı üstün tutan değil, hakkı üstün tutan adalet mekanizması için”

-        "Hırsızlık yapan kızım fatıma da olsa, cezasını veririm" diyerek hepimizi uyaran Peygamberimiz (sav)'in hassasiyetini örnek alanların yönettiği bir Türkiye.

-        “Rüşvet alan da, veren de mel’undur” anlayışını devletin tüm organlarında - kurumlarında hakim kılındığı bir Türkiye.

-        Kamuda - bürokraside atama ve görevlendirmelerde, işe alımlarda “akrabalık – yandaşlık – hemşerilik - torpil” değil, “ehliyet – liyakat - adalet”in geçerli  olduğu bir Türkiye.

“Dayısı olanın, bağlantısı olanın değil, hakkı olanın makama geldiği  bir Türkiye”

 

Biz,  siyasetçinin ve devlet adamının bir hekim sorumluluğu ve hassasiyetinde olması gerektiğine inanıyoruz. Hekimler hastasının dinine, diline, partisine, mezhebine, ırkına bakmaz. Hekimin tek amacı hastasının ağrısını dindirmek, onun canını kurtarmaktır.

Devlet kurumlarının da işte aynen bu şekilde, hekim hassasiyetiyle hareket eden, ayrım gözetmeden, vatandaşı kategorize etmeden, kutuplaştırmadan,  83 milyonun tamamının maddi ve manevi sıkıntılarına çare olmak için çalışan kurumlar haline gelmesi için;

 

2) Çocuklarımızın kaliteli eğitim aldığı bir Türkiye için çalışıyoruz.

‘Yeniden Büyük Türkiye’ hedefine ancak “kaliteli nesiller” ile ulaşılır.

Bunun için de;

-        Bilimsel ve teknik kalitesi yüksek, ahlakî ve manevî kalitesi yüksek nesiller yetiştiren eğitim sistemi ve müfredatın hayata geçirilmesi gereklidir.

-        5’in 4’ten büyük olduğunu bilen, ancak aynı zamanda 4 helalin 5 haramdan büyük ve kıymetli olduğunu da bilen nesillerin yetiştirilmesi gereklidir.

-        Gençler arasında ‘deizm’in yaygınlaştığı, uyuşturucuya başlama yaşının 12 olduğu, boşanma oranının çığ gibi büyüdüğü Türkiye yerine, gençlerimizin, yeni nesillerin;

-        Nefse esaret yerine nefis terbiyesi

-        Materyalizm yerine maneviyatçılık

-        Dünyacı olmak yerine ahiret öncelikli olmak düsturuyla yetiştirildiği bir Türkiye.

Bunun sağlanması içinde kreşten üniversiteye kadar müfredatı ve eğitim sistemini yeniden düzenleyeceğiz.

 

3) Refah seviyesi yüksek, gelir ve servet dağılımında adalet tesis edilmiş bir Türkiye için çalışıyoruz.

-        En zengin %20’lik kesimin milli gelirin %50’den fazlasını aldığı,

-        Dolar milyarderlerinin sayısı 11’den 50’ye çıkarken, sosyal yardım alanların oranının %8’den %30’a fırladığı,

-        İktidara yakın olanlara her türlü iş sağlanırken, diğer taraftan 1,3 milyon üniversite diplomalı işsizin olduğu,

-        Emekliye bir senede %4 + %4 maaş zammı yapılırken, elektriğe bir senede %50, doğalgaza bir ayda %15 + %15 zam yapılan,

-        Her sene faiz ödemesine 30 milyar $ verilirken, diğer taraftan Emeklilikte Yaşa Takılanlar’a (EYT) imkânımız yok denilen,

-        Amerikan şirketi Cargill’e vergi muafiyeti tanınırken, diğer taraftan çiftçinin borcunun faizini silmeye kaynak bulunmayan,

-        Asgari ücret ve emekli maaşının açlık sınırının altında olduğu bir Türkiye yerine;

Paylaşımda adaletin sağlandığı, 83 milyonun refah seviyesinin, alım gücünün artırıldığı, herkese alnının teriyle rızkını temin edeceği iş imkânının sağlandığı bir Türkiye.

 

4) Toplumun temel taşı olan, geleceğimizin teminatı olan aile müssesesinin korunduğu bir Türkiye için çalışıyoruz.

Bunu sağlamak için dört adım atacağız;

1.      Eğitim Sistemi’nin Islah Edilmesi

-        ‘Önce Ahlâk ve Maneviyat’ düsturunun kreşten üniversiteye kadar her aşamada zihinlere nakşedilmesi.

-        Aile ve Sosyal Politikalar Alanındaki Yasaların Islah Edilmesi

-        Batı’nın, Avrupa Birliği’nin dayattığı değil, inancımıza, kültürümüze, tarihimize uygun kanunların çıkartılması.

 

2.      Medyanın Islah Edilmesi

3.      Refah Seviyesinin Artırılması

4.      Geçim Derdinin Ortadan Kaldırılması

 Bugün ülkemizde boşanmaların en önemli sebeplerinden biri maddi sıkıntılardır.

 

Tüm Türkiye genelinde gerçekleştireceğimiz gayretli çalışmalarla, Cenab-ı Allah’ın izni ve yardımıyla Yeniden Refah Partimizi iktidara getirip, ülkemizi bu çok önemli 4 alanda olması gerektiği yere taşıyacağız.

Ülkemizi ‘Yaşanabilir Türkiye’ ve ‘Yeniden Büyük Türkiye’ haline getireceğiz.

 

Karadeniz’de Bulunan Doğalgaz Rezervi

Gündemin en önemli konularından bir tanesi Karadeniz’de bulunan doğalgaz rezervidir.

Bu keşif elbette ki çok olumlu bir gelişmedir, gelir getirecektir, doğalgaz ihtiyacını dışarıdan gaz ithal ederek karşılamakta olan ülkemiz için yerli doğalgazın kullanılması cari açığımızın azalmasına katkı sağlayacaktır.

Ancak;  bu doğalgaz keşfini Türkiye’yi âbâd edecek, bütün ekonomik sıkıntımızı sona erdirecek, 83 milyonu zengin edecek, bütün borçlarımızı ödeyecek bir olay gibi lanse etmek doğru değildir.

-        Kamu, özel sektör ve hane halkının toplam borcu 900 milyar $ seviyesinde olan,

-        Brüt dış borç stoğu 450 milyar $ olan,

-        Bir seneden kısa sürede geri ödenecek dış borç miktarı 170 milyar$ olan,

-        Bir yıllık cari açığı 70 milyar $ düzeyinde olan,

-        Sadece kamunun yıllık 30 milyar $ borç faizi ödediği,

-        Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın son 22 ayda 556 milyar ₺  borçlanma yaptığı Türkiye için;

320 milyar m³ doğalgaz rezervi tek başına kurtarıcı olamaz!

Neden?  Çünkü;

1 m³ doğalgazın piyasa fiyatının aşağı yukarı 20-25 cent olduğunu dikkate alırsak, söz konusu rezervin piyasa değeri Enerji Bakanı Sayın Fatih Dönmez’in de ifade ettiği gibi 60-70 milyar$ kadardır. Ayrıca bu gazın binlerce metre derinlikten çıkarılması, sondajı, platformun kurulması, açık denizden iletimi son derece maliyetlidir. 

Maliyetler de çıkarıldığı zaman getireceği kâr 20-30 milyar $ seviyesinde olacaktır ki, bu rakam Türkiye’de hükümetin bir senede ödediği borç faizi kadardır!

Bir başka projeksiyon ile, toplam dış borcumuzun %5’i kadardır!

Ayrıca şu ana kadar yapılan sondaj faaliyetlerinin ve çalışmaların sonucunda 320 milyar m3 rezervin kesin olarak var olduğunun söylenemeyeceğini ifade eden uzman görüşleri, bilimsel gerçekler mevcuttur.

İnşallah doğru olsun. Hatta inşallah daha fazlası bulunsun. Ancak dediğimiz gibi bu bulunan rezerv bizi içinde bulunduğumuz ekonomik dar boğazdan kurtarmaya yetmez. 20 senelik borç ve faiz ekonomisinin enkazını kaldırmaya yetmez!

  • Ekonomi alanında tam manasıyla düze çıkmak,
  • ‘Yeniden Büyük Türkiye hedefine ulaşmak,
  • Borç ve faiz belasından kurtulmak,
  • Dış ticaret açığı yerine dış ticaret fazlası veren ülke haline gelmek,
  • Millî gelirimizi gerçek manada artırmak,
  • Gerçekten zenginleşmek için;

Yeniden Refah Partimiz tarafından hazırlanan “Millî Kaynak Paketlerimiz-1” kitabında belirtilen adımların atılması ve böylelikle;

  • Borçsuz
  • Zamsız
  • İlave vergisiz bir şekilde yıllık 150 milyar dolar kaynak üretilmesi,

Bu kaynakla da; halkın refah seviyesinin artırılması ve yine bu kaynağın desteğiyle

  • Ar-Ge,
  • Üretim,
  • İstihdam ve katma değerli ihracat seferberliğinin başlatılması gereklidir.

 

Yerlilik ve Millîlik Kavramları

Diğer önemli bir husus da; son günlerde, özellikle doğalgaz rezervinin de bulunmasıyla “Yerlilik - Millîlik” kavramlarının Ak Parti - Mhp Hükümeti tarafından çok yoğun şekilde dile getirilmesidir.

Bu da sevindirici bir gelişmedir. İnşallah 18 sene boyunca gerçekleştirilen ve bu çok önemli kavramlarla tezat oluşturan icraatlarından sonra gerçekten yerli ve millî bir çizgide yürüme kararlılığını ortaya koyarlar.

-        240 devlet kuruluşunun 170’nin satılması ve pek çoğunun da yabancılara satılması,

-        Türk Telekom gibi stratejik öneme sahip kuruluşlarımızın yabancılara satılması,

-        Hali hazırda BOTAŞ, TPAO, THY, Eti Maden, Çaykur, Ptt, Ziraat Bankası gibi ‘yerli ve millî’ kuruluşlarımızın ‘Varlık Fonu’nda toplanıp, bu çok önemli millî varlıklarımızın teminat gösterilip bunlar üzerinden borçlanılması,

-        Türkiye’de faaliyet gösteren banka ve finans kurumlarının hisselerinin %70 oranında yabancılara satılması,

-        Devlet eliyle 18 sene boyunca üretime, sanayiye yönelik hiçbir ciddi adımın atılmaması sonucunda bugün türkiye’de üretilen bir ürünün üretilmesinde kullanılan hammadde ve malzemenin %82’sinin dışarıdan ithal edilmesi,

Yani yerli ürün dediğimiz bir üründe dahi %82 oranında dışa bağımlı oluşumuz.

Ve daha birkaç gün önce Sayın Cumhurbaşkanı’nın basın toplantısında dile getirdiği ifadeler;

“Bugüne kadar Avrupa Birliği’ne girmek için bizden ne istedilerse taahhüt ettik, ne dedilerse yaptık, hangi şartları önümüze getirdilerse tamam dedik, fakat en sonunda anladık ki Avrupa Birliği’nin bizi tam üye yapmaya en başından beri niyeti yokmuş”

Gerçekten de mevcut iktidar 18 sene boyunca dış ticaret alanında, gümrük anlaşmaları alanında, siyasi alanda, kanunlarımızı yaparken Avrupa Birliği ne dediyse tam teslim oldu.  Avrupa Birliği’nin istediği yüzlerce yasa ve düzenlemeyi meclisten geçirdi.

Bağımsız bir ülke olmamıza rağmen kendi meclisimizde çıkardığımız kanunları yıllardır Avrupa hazırlayıp bize gönderiyor.

 

Biraz evvel de ifade ettiğimiz gibi; 

İnşallah mevcut iktidar geçtiğimiz 18 senede gerçekleştirdiği ve bugün dile getirdiği “Yerlilik - Millîlik” söylemleriyle çelişen bu gibi icraatlarından vazgeçer,  gerçekten yerli ve millî bir çizgide yürür, biz de kendilerini tebrik eder ve alkışlarız.

 

Dövizin Önlenemeyen Yükselişi

Türk Lirası (₺), başta dolar ve euro olmak üzere hemen hemen tüm yabancı para birimleri karşısında hızla değer kaybetmekte, değer kaybı bir senede %30, %40 hatta %50’lere varmaktadır.

Bu ekonomimiz açısından, sanayicimiz, iş adamlarımız hatta sıradan vatandaş için de dayanılması mümkün olmayan bir durumdur.

 

Neden oluyor bu?

  1. 18 senelik beton-çimento ekonomisi, avm - rezidans ekonomisi yüzünden, üretim ve ihracat yerine ithalata dayalı ekonomiye sahip olmamızdan.

Sizin ithalatınız ihracatınıza her sene 70 milyar $ fark atarsa, ithalata dayalı bir ekonominiz olursa, sürekli olarak döviz ihtiyacı içinde olursunuz,

Türkiye’de ürettiğiniz ürünü üretmek için kullandığınız hammadde-malzemenin %80’ini ithal etmek zorunda olursanız, sürekli olarak döviz ihtiyacı içinde olursunuz,

Dövize olan bu yüksek talep de sürekli olarak dövizin değer kazanmasına neden olur.

  1. 18 seneden beri milli kaynak üretmek yerine, dışarıdan borçlanma yoluna gidildiği için sürekli dış borç geri ödemesi yapmak zorundayız.  (bu dış borç geri ödemeleri 1 senede 170 milyar $ seviyesindedir) bu da dövize talebi artıran bir diğer unsurdur.

Dövize talep arttıkça da döviz ₺ karşısında sürekli değer kazanmaktadır, ₺’nın değeri, alım gücü kartopu gibi erimektedir.

Dolayısıyla ₺’sının değeri “dış güçlerin operasyonları” nedeniyle değil, bizim kendi yanlışlarımız nedeniyle erimektedir.

İktidara yakın medyanın ve trollerin de etkisiyle bazı vatandaşlarımız;  “benim dolarla, euro’yla işim yok, artarsa artsın” diyorlar,  biz de onlara üzülerek de olsa “sen öyle zannet” diyoruz…

Akaryakıt, doğalgaz, kömür dolarla… Akaryakıtın fiyatının artması, nakliyeye yansıyacak, nakliye pahalanınca bütün ürünlerin fiyatı artacak.

Ekonomimiz büyük ölçüde ithalata dayalı, ithal ettiğiniz tüm ürünler dövizle alınıyor.

Türkiye’de üretilen ürünlerin dahi hammadde - malzemesi ithal, dolayısıyla yerli ürünün üretiminde bile dövize bağlısınız.

Hac-umre bile dolarla. Dolayısıyla dövizin artması her şey daha da pahalanacak manasını taşıyor! 

Enflasyon artacak, millet olarak fakirleşeceğiz manasını taşıyor!

 

Yeni dolar kuruyla, Türkiye’de asgari ücretli milyonlar kişi başına ‘günde 2 dolar’ gelirle yaşıyor! 

(2300 ₺ asgari ücret, yani ‘300 dolar’ geliri olan 5 kişilik aile için)

Neredeyse açlıkla boğuşan Afrika ülkelerinin seviyesi!

 

 

Tüm bu sıkıntılardan kurtulmak, Milli Görüş’ün “Maddi ve Manevi Kalkınma” hamleleriyle mümkündür.

Bu hamleleri de ancak Yeniden Refah Partisi gerçekleştirebilir!

-        Borç Ekonomisi

-        Faiz Ekonomisi

-        Beton Ekonomisi

-        Çimento Ekonomisi yerine,

 

-        Üretim Ekonomisi

-        İstihdam Ekonomisi

-        İhracat Ekonomisini hâkim kılmak,  ‘Önce Ahlak ve Maneviyat’ anlayışını her alanda hakim kılmak,

Böylelikle de milletimizi maddî ve manevî sıkıntılarından kurtarmak için BİZ VARIZ,

Yeniden Refah Partisi var!