
Ülkemiz denizlerinde ve özellikle Karadeniz’de avlanan su ürünlerinin miktarının artmış olması sevindiricidir (Şekil 1). Ancak esas soru şudur; Balıkçılarımız bunca zahmetlerine rağmen geçiniyorlar mı? Karşılaştıkları sorunlarda arkalarında Hükümet desteğini bulabiliyorlar mı?
Mazot Fiyatlarını yüzde yüz artması Balıkçılığı çok zorda bırakmıştır
Özellikle Mazot fiyatlarının son bir yıl içerisinde yüzde yüze yakın artmış olması en büyük problemlerinden biridir Mazot fiyatlarının artışı sadece avlanırken değil, tutulan balıkların Türkiye içinde pazarlanmasında da çok büyük sıkıntılara yol açmıştır (Şekil2). Günlük yakıt tüketimi 40 metrelik bir gırgır teknesinde yaklaşık 4 ton; 25–30 metrelik teknelerde yaklaşık 2–2,5 ton olarak ifade edilmektedir.
Ağ, donanım, mantar ve işçi fiyatları çok artmıştır.
Ağ ve donatım yatırımları hariç günlük işletme giderinin yaklaşık 350.000 TL’ye ulaşabildiği belirtilmektedir; Sektör temsilcisinden aktarılan son bilgiye göre on boy, yaklaşık 1.500 metre uzunluğunda ve 120 metre derinliğindeki gırgır ağının ağırlığı 40 tondur (40.000 kg). Kilogram fiyatı 500 TL esas alındığında yalnızca ağ bedeli 20.000.000 TL’dir. Bu ağda kullanılan yaklaşık 4.000 mantarın birim fiyatı 10–15 ABD doları olup mantar bedeli 40.000–60.000 ABD dolarıdır. On beş işçinin günlük 4.000 TL yevmiye ile 90 ücretli gün çalışması hesabıyla işçilik 5.400.000 TL’dir. Böylece ağ malzemesi ve örnek işçilik toplamı 25.400.000 TL, buna ilaveten mantar bedeli 40.000–60.000 ABD dolarıdır. Kurşun, halat ve diğer donatım giderleri bu toplama dâhil değildir.
Tutulan Balıkların iç piyasaya sevki ve balık kasa fiyatları çok artmıştır
Tutulan balıkların iç pazara sevk edilmesinde de nakliye fiyatları, araç kapasitesi, yük, çıkış noktası ve güzergâha göre değişir. Bugünkü fiyatlarla Karadeniz–İstanbul ortalama nakliye bedeli 120.000 TL, Karadeniz–Ankara ortalama nakliye bedeli 100.000 TL olduğu ifade edilmektedir.
Görüldüğü gibi mazot fiyatları sadece denizde kullanılan yakıt ve nakliyeyi değil, dolaylı olarak petrol türevi olarak üretilen balık kasası ve ağ malzemelerini fiyatlarını da etkilemektedir.
Karadeniz’de hamsi balıkçılığında sıkıntı var
Balıkçılarımızın Karadeniz’de karşılaştıkları zorluklardan biri de hamsinin 9 cm altında pazara sürülemeyeceği yönünde alınan karardır. Bu karar doğrudur. Bazı komşu kıyılarda ise 6 cm düzeyinde avcılık yapıldığını ifade etmektedir. Karadeniz’de paylaşılan stokların korunması için kıyıdaş ülkelerin kuralları, denetimleri ve bilimsel stok verileri birlikte ele alınmalı, ilgili ülkelerle bu konu ciddi olarak tartışılmalıdır.
Balık yeme alışkanlığımız Hükümetçe teşvik edilmelidir.
Balık önemli bir protein ve besin öğesi kaynağıdır; erişilebilir fiyat, soğuk zincir ve dağıtım politikaları tüketimle birlikte değerlendirilmeli ve Hükümetimizce acil önlemler alınmalıdır.
Balık yeme alışkanlıklarımızın arttırılması için de Hükümet ciddi olarak çaba sarfetmelidir. Sektörden aktarılan rakamlara göre Japonya’da kişi başına yıllık 55 kg, Türkiye’de ortalama olarak kişi başı 7,5 kg balık tüketilmektedir. Hatta bu tüketim değeri Doğu-Güneydoğu illerimizde 1,5 kilo/kişi başı tüketime kadar düşmektedir. Talep azlığı fiyatları aşağı çektiğinden balıkçılarımızın sürümden kazanma imkanları da azalmaktadır.
Tecrübeli tayfa bulmak zorlaşmaktadır.
Balıkçılar, gençlerin mesleğe katılımının azaldığını ve tecrübeli tayfa bulmanın zorlaştığını dile getirmektedir. “On yıl sonra eleman kalmayacak” ifadesi sektörün ciddi bir endişesidir, Mesleki eğitim, güvenli çalışma koşulları, sosyal güvence ve ustadan çırağa bilgi aktarımı bu sektörde çok önemlidir.
Avlanan Balık miktarında Yıllık değişimler çok fazladır.
Balıkçılığımızda ve avlanan balık miktarında önemli değişimler her yıl yaşanmaktadır. Çok iniş çıkışlı üretimde fiyatlar sürekli değişmektedir. Yıllık av miktarındaki değişimler birçok yıl 120.000 tonu geçmektedir. Bu da balıkçılık sektöründe önemli bir güvensizlik oluşturmuştur (Şekil 3).
Denizcilik, Balıkçılık ve Su Ürünleri Bakanlığı acilen kurulmalıdır.
Denizcilik, Balıkçılık ve Su Ürünleri Bakanlığı kurulması, görev ve yetkilerin koordinasyonu açısından gelecekte mutlaka tartışmamız gereken önemli bir konudur. 17.09.2026
Prof. Dr. Doğan AYDAL
Yeniden Refah Partisi
Genel Başkan Vekili ve AR-GE Başkanı



