
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres’in Özel Temsilcisi Kolombiya eski Dışişleri Bakanı María Ángela Holguín tarafından hazırlanan ve Birleşmiş Milletler eski Genel Sekreteri Kofi Annan Planı’nı çağrıştıran “Kıbrıs Stratejik Anlaşma Belgesi”nde, kelimenin tam anlamıyla Türkiye’nin garantörlük hakkının tamamen devre dışı bırakılması ve NATO’nun garantörlüğünde yeni bir güvenlik şemsiyesinin oluşturulması amaçlanmaktadır.
Hulguín tarafından kaleme alınan, “Kıbrıs Stratejik Anlaşma Belgesi”ne göre ilk aşamada “Çözüm Modeli” ortaya konulacak ve taraflar arasında “Stratejik Anlaşma Belgesi” imza altına alınacaktır. Daha sonra bir ile iki yıl arasındaki geçiş döneminden sonra referandum ve en nihayetinde de yeni anayasal yapı yürürlüğe girecektir.
Bu plana göre; Dışişleri, Savunma, Ekonomi, Merkez Bankası gibi kritik teşkilatlardan merkezi devlet yetkili olacaktır. Rum kesimi İçişleri’nin de merkezi devlet yetkisinde olmasını istiyor. Bu arada, Güzelyurt ve Maraş bölgesinin Rumlara devri sağlanacaktır.
Türkiye’ye yönelik tuzaklarla dolu olan “Kıbrıs Stratejik Anlaşma Belgesi”ne göre: Geçiş süreci içerisinde Türk askerinin belirli bir bölümünün adadan çekilmesi öngörülmekte olup, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere arasında imzalanan “Garanti Anlaşması”nın iptal edilmesi ve yerine adada NATO güvenlik garantisinin sağlanması ve bu kapsamda Kıbrıs’ta ABD, Fransa, Yunanistan, İngiltere ve Türkiye’den belirli sayıda askerin NATO komutası altında faaliyet göstermesi sağlanacaktır. Ayrıca üzerinde anlaşılacak belirli sayıdaki Türk vatandaşlarının adadan ayrılması da öngörülmektedir.
Türkiye’nin yeni “Kıbrıs Stratejik Anlaşma Belgesi”ni imzalaması durumunda, Türkiye için AB vize serbestliği ve Gümrük Birliği modernizasyonu müzakereleri başlayacaktır. Keza, Türkiye’nin Avrupa güvenlik mimarisine katılımı da sağlanacak, Doğu Akdeniz enerji kaynaklarının çıkarılmasında ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaştırılmasında Türkiye ile işbirliği yapılacağı ifade edilmektedir.
Sonuç olarak, Kıbrıs Stratejik Anlaşma Belgesi ilk etapta KKTC lehine gibi gözüküyor olsa da büyük ölçüde Birleşmiş Milletler eski Genel Sekreteri Kofi Annan’ın planıyla örtüşmekte olup, bazı konularda ise Annan Planı’ndan daha da ileri tuzak dolu maddeleri içermektedir.
Özellikle garantörlüğün kabul edilmesi durumunda, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere arasında imzalanan Zürih ve Londra anlaşmalarından kaynaklanan garantörlük anlaşması sona erecek ve onun yerine garantörlük, Yunanistan ve Rum Kesimi’nin de içinde olduğu AB uhdesine geçmiş olacak ve Türkiye tamamen devre dışı kalacaktır.
1974 Barış Harekâtı’ndan sonra Kıbrıs’taki Türk varlığı Türkiye’nin güvencesinde, KKTC bağımsız ve egemen bir devlet olarak varlığını sürdürmektedir. Türk askerinin adadaki varlığı en büyük güvence ve garantidir. Yeni çözüm arayışları içerisinde olmak, çözüme yönelik olmaktan çok çözümsüzlüğü beraberinde getirecektir. Tuzaklarla dolu olan ve yeni “Annan Planı” niteliğindeki “Kıbrıs Stratejik Anlaşma Belgesi”nin Türkiye tarafından kabul edilmemesi gerektiğini ifade etmek istiyoruz.