
ABD Başkanı Trump’ın, Netanyahu ve Damadı Kushner’in akıl hocalığı sonucu nükleer müzakere masasını devirerek ‘hukukun üstünlüğü’ yerine “üstünlerin hukuku” anlayışıyla “Güç Gösterisi” yolunu tercih ederek şiddet mitosu politikasını seçmesi ABD’nin gerçek yüzünü bir kez daha ortaya koymuş oldu.
ABD’nin İsrail ile ortaklaşa vahşice İran’a saldırı düzenlemesi artık tüm bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyecek boyuta gelmiş oldu.
ABD Başkanı Trump’ın bölgesel barış ve istikrarı tehdit eden Siyonist İsrail’e Gazze’de olduğu gibi koşulsuz askeri desteği vermeye devam etmesi, Ortadoğu’nun barış ve istikrarını hedef alan büyük tehdit niteliğindedir.
Revizyonist Siyonizm’in önde gelen isimlerinden birisi olan Benjamin Netanyahu'nun babası Benzion Netanyahu’nun izinden giden Siyonist Netanyahu’nun asıl hedefi, “Büyük İsrail (Erets Israel) yolunda önemli engel olarak gördüğü İran, Türkiye ve Pakistan”ı içten içe çökerterek amacına ulaşmayı hedeflemektedir.
İngiliz Manda Yönetimi döneminde, Jabotinsky ve yardımcısı Benjamin Netanyahu'nun babası Benzion Netanyahu’nun yönetiminde “Revizyonist Siyonizm” adı altında örgütlenen Revizyonistler, kurdukları Irgun adlı paramiliter örgüt vasıtasıyla Mandater Filistin ve Ürdün ötesi de dahil olmak üzere, Eretz İsrael'in tamamı üzerinde “Revizyonist Siyonizm” egemenliğini kurabilmek adına mücadele vermişlerdir. Şu anda ise, Revizyonist Siyonistlerin devamı niteliğindeki Netanyahu da aynı amaç doğrultusunda hareketle adım adım “Büyük İsrail” hedefini gerçekleştirmeye çalışmaktadır.
İşte bu noktada İran’daki son gelişmelerden n büyük dersler çıkararak zalimin değil, haksızlığa ve saldırganlığa uğrayan dost ve kardeş İran’ın yanında yer almak insanlığın gereğidir.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik vahşi saldırılarını, sadece askerî açıdan ele almamak gerekir. Bu saldırılar, uluslararası hukukun yok sayılmasına, İran’ın egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne tecavüz niteliği taşımaktadır.
Ez cümle;
İspanya'nın Avrupa Parlamentosu Üyesi Irene Montero’nun sağduyulu çarpıcı açıklamasına değinmeden geçemeyeceğiz:
"İran'ın nükleer silahları olduğunu söylüyorlar; bu, Irak hakkında söylediklerine benziyor."
“Ancak asıl nükleer silahlara sahip olan ülke ise İsrail'dir.”
“ABD şimdiye kadar, nükleer bomba atan tek ülkedir.”
“Bugün İsrail ve ABD, insanlık için en büyük tehdittir.”
Bu vesileyle, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik vahşetine ortak olmayan ve tüm tehditlere karşı dimdik duruş sergileyen İspanya Başbakanı Sayın Pedro Sanchez’i saygıyla selamlıyoruz. Birçok Müslüman liderin Pedro Sanchez’den dersler çıkararak ABD ve Siyonist İsrail’in acımasız zulmü karşısında sesiz kalmamasını, günü kurtarmaya yönelik cılız söylemler yerine dik durmasını beklediğimizi ifade etmek istiyoruz.