İran’ın ortaya koyduğu ilkeler ateşkesin belirleyici unsuru oldu.

Dost ve kardeş Pakistan’ın sofistike anlayışlı mekik diplomasisi sonucu on beş günlük ateşkes kararının yürürlüğe girmesi, bölge ve dünya barışı açısından son derece önemli bir adım olduğunu ifade etmek isteriz.

 

ABD Başkanı Trump’ın İsrail Başbakanı Netanyahu’nun yanlış yönlendirmeleri sonucu, İran üzerinde kurmaya çalıştığı siyasi ve askeri baskılarla enerji kaynakları üzerinde hâkimiyet kurma düşüncesinin başarısızlıkla sonuçlandığını açıkça ifade edebiliriz.

 

Siyonist İsrail Başbakanı Netanyahu ise, Ortadoğu’da özellikle “Arap Baharı” sonrası ortaya çıkan istikrarsızlık ve parçalanmışlıktan hareketle bölgedeki güç boşluğundan yararlanmak suretiyle İsrail merkezli yeni Ortadoğu stratejik hedefini gerçekleştirebilmek amacıyla en büyük engel olarak gördüğü İran’ı ABD ile birlikte saf dışı bırakabileceğini düşünerek yanlış hesap içerisine girdiğini görmek mümkündür.

 

Nitekim, İsrail ana muhalefet lideri Yair Lapid:

 

“Netanyahu politik olarak başarısız oldu, stratejik olarak başarısız oldu ve kendine koyduğu tek bir hedefi bile gerçekleştiremedi. Kibir, ihmal ve planlama eksikliğinden kaynaklanan bu siyasi ve stratejik zararı onarmak yıllar alacak” ifadesi de bu gerçeğe ayna tutar niteliktedir.

 

Keza, ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent’in, ABD ve İsrail'in İran'a saldırı kararı almasından sonra ülkesinin İran'a yönelik saldırılarını "vicdanen destekleyemeyeceğini" belirterek görevinden istifa etmesi ve akabinde kuvvet komutanlarının emekliliğe sevk edilmeleri de ABD’nin İran politikasının kısa süre içerisinde bir açmaza girdiğini göstermektedir.

 

ABD Başkanı Trump’ın ülkeyi bir felaketin ve belirsizliğin eşiğine doğru sürüklemekte olduğunu fark eden birçok önemli siyasi şahsiyetin artık Trump’ın azli konusundaki düşüncelerini açıkça ortaya koymaya başlaması son derece önemlidir.

 

ABD Başkanı Trump’ın İran karşısındaki başarısızlığı arttıkça Irak ve Libya gibi geçmiş müdahalelerde yanında koşulsuz duran NATO müttefiki ülkelerden yeni asimetrik ittifak girişimleriyle İran’a karşı yardım talebinde bulunmasının sonuçsuz kalması onu büyük çaresizliğin ve açmazın içerisine sokmuş oldu.

 

Buna karşılık İran’da her kesimden insanların ölüme meydan okurcasına ülkenin bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğü konusunda yek vücut olmaları, ister istemez ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırgan politikalarının temel motivasyonunu kökten sarsarak savaşın seyrini İran’ın tartışmasız moral belirleyici üstünlüğü olarak önemli bir dinamiğe dönüştürmüş oldu.

 

Sonuç olarak; “İslamabad Müzakereleri”nde İran’ın ortaya koyduğu ilkeler bağlamındaki güçlü iradenin Körfezdeki yeni yol haritasında belirleyici rol olacağını ifade etmek isteriz.

Yayın Tarihi: 8 Nisan 2026 | Yayın Saati: 17:19:26