
İktidarın açıkladığı enflasyon hedefleri ile gerçek enflasyon rakamlarını, Hazine ve Maliye Bakanlığının borçlanma oranlarını ve özel sektörün kredi maliyetlerini mercek altına aldığımızda, iktidarın izlediği bu ekonomi politikasıyla enflasyonu tek haneye düşürmesi imkânsız görünmektedir.
3 Yılda Enflasyon Sadece Net 6 Puan Düşürülebildi
2023 Genel Seçimlerinin ardından Hazine ve Maliye Bakanlığı koltuğuna oturan Mehmet Şimşek yönetimindeki ekonomi programı, kamuoyuna açıklanan hedeflerinden tamamen sapmıştır. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından hayata geçirilen yeni ekonomi programı çökmüştür. Ekonomi yönetiminin enflasyonu düşürmede başarısız olduğunu rakamlar ortaya koymaktadır:
Bakan Şimşek döneminin başında yüzde 38 seviyesinde olan enflasyon, süreç içerisinde yüzde 75’lere kadar yükselmiş, bugün ise ancak yüzde 32 seviyelerine gerileyebilmiştir. Demek ki 3 koca senede enflasyonu net 6 puan düşürebilmişlerdir. Vatandaşa vaat edilen tablo kesinlikle bu değildi.
Hayali Hedeflere Göre Maaş Zammı, Gerçek Enflasyona Göre Geçim
Orta Vadeli Program (OVP) hedefleri ile gerçekleşen rakamlar arasında devasa bir fark bulunuyor. İktidarın 2024 yılında ilan ettiği OVP’de 2025 yılı enflasyon hedefi yüzde 15,2 iken 2026 hedefi ise yüzde 8,5’ti. Ancak gerçekleşen tablo çok acıdır:
- 2025 yılında enflasyon yıllık yüzde 30,89 oldu.
- 2026 yılı Haziran sonunda ise yıllık yüzde 32,11 seviyesindedir.
Vatandaşa maaş zammı yapılırken OVP’nin hayali hedefleri esas alınıyor, ama çarşı-pazarda gerçek enflasyon vatandaşımızı ezmeye devam ediyor.
Enflasyonun Düşmemesinin Sebepleri, İktidarın Politikalarıdır
Kamunun borçlanma maliyeti yüzde 45’ler seviyesindedir. Bu durumda iktidar borçlandığı her 100 lira için 45 lira faiz ödüyor. Bu faizi ise kamu hizmetlerine ve vergilere zam yaparak vatandaşa ödetiyor.
Özel sektörün borçlanma maliyeti ise yüzde 60’lar seviyesindedir. Özel sektör de her 100 liralık borcuna 60 lira faiz ödüyor demektir. Özel sektör ayakta kalmak için bu faiz ödemelerini, vatandaşa sattığı ürünlere yansıtmak zorunda kalıyor. Sonuç olarak hem kamunun hem de özel sektörün faiz yükünü tüketici konumundaki vatandaş yükleniyor. Bu maliyetlerin olduğu bir ekonomide enflasyon tek haneli rakamlara düşebilir mi? Mümkün değildir!
Hazine Finansman Programı Alarm Veriyor
Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın borçlanma ihalelerindeki faiz tırmanışına dikkat çekmek gerekiyor. 7 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleştirilen 4 yıl vadeli 157,3 milyar liralık ihalede faiz %45,08 olarak gerçekleşti. 4 yıl boyunca kamu hizmetleri yüzde 40’lara-45’lere mal olacaksa, enflasyon tek haneye nasıl düşsün? İktidar, vatandaşımıza acı gerçeği açıklamalıdır.
Ayrıca Temmuz-Ağustos-Eylül 2026 dönemini kapsayan 3 aylık süreçte toplam 1,66 trilyon lira borç anapara ve faiz ödemesi yapılacaktır. İç borç ödemelerinin %40,6’sının, dış borç ödemelerinin ise %77,5’inin doğrudan faiz ödemesi olduğu Bakanlık tarafından açıklandı. Tepeden tırnağa faize gömülmüş durumdayız.
İktidar, kötü alışkanlıklarını terk etmek istemiyor. Faizin, israfın ve zenginlere kıyak çekmenin bağımlısı olmuş durumda. Bu bağımlılıkla mücadele etmek gerekiyor; tedavi şarttır! İktidar israftan, faiz ödemelerinden ve holdinglere vergi kıyağı alışkanlığından vazgeçemiyor. Bu sebeple vatandaştan yüksek vergiler alarak bu kötü alışkanlığını sürdürüyor.
18,7 trilyon liralık 2026 bütçesinin 15,6 trilyon lirası vergilerden oluşuyor. 2,74 trilyon liralık bütçe açığı ise yüksek faizli borçlanma ile karşılanıyor. Kalan açık ise kamu varlıklarının satışıyla karşılanıyor. Aynı bağımlı insanlar gibi, elde avuçta ne varsa iktidar yok pahasına satıyor. Bu gidişat böyle devam edemez.
Tarımsal ürün taban fiyatları, esnafa yönelik destekler, asgari ücrete yönelik kamu desteği ve sanayi teşvikleri gibi destekleyici kalemlere yapılan zamların katbekat fazlası köprü, otoyol, doğalgaz, elektrik, su, ulaşım gibi hizmet zamlarına yapılıyor. Vergilere de çok yüksek zamlar yükleniyor. 23 dönemdir kesintisiz büyüyen bir ekonomide, bu büyümenin refah payı olarak çalışanlara ve emeklilere yansıtılmamasının arkasında da bu yüksek faiz yükü, israf ve zenginleri gözetme politikası bulunuyor.
Vatandaşımıza Uyarımdır: Aldanmayın. AK Parti Zenginlerin Partisidir
İktidarın yaptığı en iyi işlerden biri dört yıl zenginlere çalışıp, seçim yılında vatandaşı hatırlamaktır. Vatandaşımız sakın aldanmasın. AK Parti fakirin, fukaranın ve ezilenlerin partisi değil, zenginlerin partisi olmuştur. Karşımızda kurucu değerlerinden uzaklaşmış bir AK Parti vardır. Seçim yılında suni olarak ekonomiyi iyi gibi gösterip, maaşlara zam yapıp vatandaşın oyunu alıyorlar. Seçimden sonraki 4 sene ise yükü vatandaşa yükleyip, zengini daha da zengin etmeye hizmet ediyorlar. Vatandaşımız bunu 2023 seçimleri sonrasında açıkça gördü. Seçim yaklaşıyor, vatandaşımız bu suni ekonomik görüntüye aldanmamalıdır. AK Parti’nin bundan böyle kazanacağı her seçimin sonu, vatandaşa uygulanacak acı reçeteler olacaktır.
Çözüm: Milli Görüş ve Adil Ekonomik Düzendedir
Türkiye’nin bu ekonomik darboğazdan mevcut iktidar anlayışıyla çıkamayacağını bir kez daha vurguluyorum. Artık değişim gerekiyor. Türkiye ekonomisinin kurtuluş reçetesi Milli Görüş'tedir.
Genel Başkanımız Dr. Fatih Erbakan'ın Cumhurbaşkanlığında ve Yeniden Refah Partisi'nin TBMM'de çoğunlukta olduğu bir iktidarda; "Denk Bütçe" anlayışıyla, israfı bitirerek, gelir dağılımında adaleti sağlayarak, holdinglere yapılan kıyaklara son vererek, vergi toplarken adil davranarak, özetle "Adil Ekonomik Düzen"i kurarak adil, huzurlu, güvenli ve yaşanabilir bir Türkiye'yi yeniden inşa edeceğiz.
Bu azim, bu inanç, bu aşk Yeniden Refah Partisi’nin damarlarında akmaktadır.
Prof. Dr. Mehmet Fatih BAYRAMOĞLU
Genel Başkan Yardımcısı
Ekonomi İşleri Başkanı