
Kıbrıslı Rum iş adamı Stelios Hacıyoannu’nun kurucusu olduğu “Stelios Hayırseverlik Vakfı”nın (Stelios Philanthropic Foundation) Girne açıklarında batan feribotta ölenlerin ailelerine kişi başına 10 bin Euro olmak üzere, toplamda 260 bin Euro nakdi yardım yapacağını açıklaması bu vakfın KKTC’ye yönelik planlı sinsi faaliyetlerini örtbas edemeyecek boyutlardadır.
Stelios Hacıyoannu’nun kurucusu olduğu Stelios Vakfı’nın (SteliosPhilanthropic Foundation) özellikle Soros Vakfı’yla birlikte KKTC’de gençlere yönelik “toplumsal cinsiyet eşitliği” başta olmak üzere birçok projeyi hayata geçirmeyi ihmal etmediğini görmek gerekir.
Söz konusu Stelios Vakfı, Kıbrıs Rumlarının isteği doğrultusunda yeniden birleşmenin “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin çatısı altında, ”tek egemenlik”, “tek uluslararası kişilik”, “tek vatandaşlık ”ilkelerine göre hareket etmeyi adeta “Rumlardan daha Rumcu ”bir anlayışla yaklaşmakta, bütün iplerin Rumların elinde olacağı bir “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin, Türkiye’nin üye olmadığı bir Avrupa Birliği'nde yeni bir “ENOSIS”e dönüşmesinin de adeta önünü açmaya yönelik politikaları yoğun faaliyetleriyle desteklemektedir.
Kıbrıs Rumlarının en iyi çözüm şekli olarak gördükleri mevcut durumu koruma (status quo) ve uluslararası alanda Kıbrıs’ın tek temsilcisi gibi davranma arzularını, Kıbrıs Türkünün Rumlarla birlikte var olma (coexistence) düşüncesiyle legalize etme yoluna gidebilmesi amacıyla Stelios Vakfı’nın yoğun bir faaliyet içerisinde olduğu ve özellikle parasal ödüllerle Kıbrıs Türk gençliğinin “Tek Kıbrıs” tezi üzerinde yoğunlaşmasını ve örgütlenmesini sağlamaya yönelik çalışmalar yürütmekte olduğu bir gerçektir.
Stelios Vakfı’ndan zaman zaman yapılan açıklamalarda, bu çalışmaların Kıbrıs’taki iki toplum arasında iş birliğini güçlendirmek; iş fırsatları yaratmak, ortak kalkındırmayı desteklemek ve barış içinde bir arada yaşamayı teşvik etmek amacıyla yapıldığı ifade edilmektedir.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yeniden Rumların egemenliğinde ve Kıbrıs Türkü’ne verilmesi düşünülen eşit olmayan sınırlı haklarla ve Türkiyesiz bir çözümle yeniden hayata geçirilmesine yönelik çabalar ne yazık ki Stelios Vakfı gibi sivil toplum örgütlerinin faaliyetleriyle KKTC’de özellikle gençler arasında iyice kök salmayı hedeflemektedir.
Bu nedenle, Stelios Vakfı tarafından Girne açıklarında feribotta ölenlerin ailelerine kişi başına 10 bin Euro olmak üzere, toplamda 260 bin Euro nakdi yardımın kabul edilmemesi ve bu meblağın gerekirse KKTC hükümeti veya Türk hükümeti tarafından sağlanması büyük önem arz etmektedir.
Bu cümleden olarak, Stelios Vakfı’nın hangi amaçla yardım yapmak istediği gerçeğinden hareketle konunun yetkili makamlar tarafından dikkatle incelenmesinin son derece önemli olduğunu bir kez daha ifade etmek isteriz.
KKTC’nin Türkiye açısından son derece önemli olduğunu ve bu nedenle GKRK tarafından Stelios ve dolaylı olarak SOROS Vakfı ve benzeri vakıflar tarafından KKTC’de yürütülmekte olan faaliyetlerin dikkatle kontrol altına alınması KKTC’nin mevcudiyeti açısından son derece önemlidir. Türkiyesiz bir Kıbrıs’ın ve Kıbrıs’sız bir Türkiye’nin mümkün olamayacağı gerçeğinden hareketle, Türkiye’ye düşen görev KKTC’nin uluslararası camia tarafından bağımsız bir ülke olarak tanınmasını sağlamaya yönelik güçlü adımların artık bir an önce atılmasıdır.
Sonuç olarak, 1878'de İngiltere, Kıbrıs’ı uhdesine geçirmeden önce Robert Hamilton Lang’ı Kıbrıs'ta konsolos olarak görevlendirmişti. Kıbrıs'ın İngiltere'nin himayesine girmesinden sonra kaleme aldığı; “Kıbrıs: Tarihi, Mevcut Kaynakları ve Gelecekteki Beklentileri” (Cyprus: Its History, Its Present Resources, and Future Prospects.) kitabında, işaret ettiği üç konu, Kıbrıs'ın önemini ortaya koyması bakımından dikkat çekicidir.
Robert Hamilton Lang, Kıbrıs’ın, Süveyş Kanalı’nın ve gelecekte İngiltere tarafından inşası düşünülen “Fırat Vadisi Tren Hattı”nın ve ileride İngiltere’nin Anadolu’ya olası askeri operasyonu için stratejik öneme sahip olduğunu açıkça ifade ediyordu. Aslında Lang’ın Kıbrıs'ın stratejik önemini vurgulayan ifadeleri şimdi de aynen geçerliliğini korumaktadır.