Genel Merkez Binamızda İlk Toplantılar

Evimizde “İLK” İl BaÅŸkanları Toplantısı

Manevî önemi yüksek, geçmiÅŸinde birçok yaÅŸanmışlıkla milletimize yapılan birçok hizmetin çalışma mekânı olan Millî GörüÅŸ’ün Genel Merkezi, artık Yeniden Refah Partimizin Genel Merkezi olarak yine milletimize en büyük hizmetlerin üretilme mekânı olacak. Erbakan Hocamızın Ankara’da 3 özel alan içerisinden özellikle ÅŸu an Genel Merkezimizin bulunduÄŸu alanı seçmesinin elbette önemli bir sebebi var. Bu alan, Ankara’nın manevî kalkanlarından Hacı Bayrâm-ı Velî Hazretlerinin manevi hizmetlerinin merkezi olarak kullandığı bir alan. Bu nedenle bu manevî miras ile en hayırlı hizmetler için YENİDEN BAÅžLIYORUZ.

Genel Merkez binamızda ilk toplantılar yapıldı. 26 Temmuz Cuma günü Cuma namazı sonrası Kurucular Kurulu toplantısı ile çalışmaların baÅŸladığı Genel Merkez binasında, 27 Temmuz Cumartesi günü ise İl BaÅŸkanları ve Bölge Koordinatörleri toplantısı icra edildi.

Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan'ın baÅŸkanlığında yapılan toplantılada, baÅŸta teÅŸkilatlanma çalışmaları olmak üzere, kuruluÅŸtan bugüne kadar yapılan çalışmalar ve gerçekleÅŸtirilen faaliyetler deÄŸerlendirildi. 

Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan toplantılarda yaptığı konuÅŸmalarda Ekim ayında yapılacak Büyük Kongreyle birlikte Yeniden Refah Partimiizin gireceÄŸi ilk seçimde milletimizin umudu olacağını söyledi.

Türkiye ve dünyada yaÅŸanan geliÅŸmeler yönelik deÄŸerlendirmelerde bulunan Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan, baÅŸta DoÄŸu Akdeniz'de doÄŸalgaz ve petrol arama faaliyetleri ile ortaya çıkan ve baÅŸta A.B. üyesi ülkeler ve ABD olmak üzere ülkemize yönelik yaptırım tehditlerine karşı hükümetin attığı adımların desteklenmesi gerektiÄŸini ifade ederek, bununla birlikte hükümetin ortaya çıkan bu son durum karşısında uluslararası iliÅŸkilerde dost ve stratejik ortak tanımını tekrar gözden geçirmelidir dedi.

Türkiye'de Yerel Seçimler sonrası siyasetin yeniden dizayn edilmeye çalışıldığını, 17 yıllık Ak Parti iktidarının yönetimi sonucu ortaya çıkan olumsuz tabloda pay sahibi olan bazı isimlerin, milletimizin karşısına yeni bir umut olarak çıkarılmaya çalışıldığını, ancak milletimizin tüm bu yaÅŸananların farkında olduÄŸunu ve feraseti ile gerçek umudun Yeniden Refah Partisi'nde olduÄŸunu gördüÄŸünü söyleyen Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan, milletimizle buluÅŸtuÄŸumuzda, görüÅŸtüÄŸümüzde bizzat bunu kendilerinin anlattığını dile getirdi.

İl BaÅŸkanları toplantısında, Genel BaÅŸkan Yardımcıları birim faaliyetleri ile ilgili bilgi verirken İl BaÅŸkanları illerinde yapılan çalışmalarla ilgili bilgiler raporları sundular ve sunulan bu çalışma raporları deÄŸerlendirildi.

İl BaÅŸkanları toplantısının sonunda Saadet Partisi GİK Üyesi Avukat Bayram Sakartepe'nin Yeniden Refah Partisi'ne katılması dolayısıyla rozet töreni yapıldı. Bayram Sakartepe'ye rozetini Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan taktı.

 

 

GENEL BAŞKANIMIZ DR. FATİH ERBAKAN'IN KONUŞMASININ TAM METNİ

 

Es selâmu aleyküm

Hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum. HoÅŸ geldiniz sefalar getirdiniz. Toplantımız hayırlara vesile olsun, gazamız mübarek olsun, Cenâb-ı Allah, Genel Merkezimizdeki bu ilk toplantıyı en hayırlı sonuçlara, Millî GörüÅŸ hareketinin, Yeniden Refah Partimiz ’in en büyük zaferlerine vesile kılsın inÅŸallah. Allah hepimizden, hepinizden razı olsun.

Elbette ki her ÅŸeyden önce Cenâb-ı Allah’a sonsuz ÅŸükürlere ederek sözlerimize baÅŸlamamız gerekir. Çünkü bundan 9 ay kadar önce 23 Kasım’da partimize kavuÅŸtuk ve bugün de fiilen binamıza kavuÅŸtuk. Millî GörüÅŸ’ün karargâhı, merhum liderimiz Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın karargâhı, Millî GörüÅŸ davasının merkezi; son derece büyük, tarihi ve manevi bir öneme sahip olan bu binanın çatısı altında Millî GörüÅŸ’ün ikinci kırk yılı için, Yeniden Refah Partimiz ‘in iktidarı için bu toplantıyı gerçekleÅŸtirmemizi Cenâb-ı Allah bizlere nasip etti. Bütün bu sebeplerden dolayı Allah’a sonsuz ÅŸükürler ederek sözlerimize baÅŸlıyoruz.

Her zaman ifade ettiÄŸimiz gibi, içinde bulunduÄŸumuz bina herhangi bir bina deÄŸildir. Evet Ankara’da yüzlerce binlerce bina var, çok daha büyük, çok daha yeni yapılmış binalar var. Ancak hiçbirinin bu binanın yerini tutabilmesi mümkün deÄŸildir. Niçin, çünkü öncelikle biraz evvel ifade ettiÄŸimiz gibi bu binanın manevi ve tarihi önemi vardır. Bu binanın Millî GörüÅŸ hareketinin merkezi olması, Erbakan Hocamızın ve Millî GörüÅŸ’ün karargâhı olması ve tabi ki bunlarla birlikte Merhum Liderimiz Erbakan Hocamızın vurguladığı gibi bu bina, İkinci Viyana KuÅŸatması’ndan itibaren üç asır boyunca toprak kazanamayan bir milletin, yeniden 1974 Kıbrıs Harekâtı’yla yeniden toprak kazanmasını saÄŸlayan zihniyetin sembolü olan bir binadır. Bu nedenle bu binamızın ÅŸerefi çok büyüktür. Yine bununla birlikte, bu bina tam 100 sene boyunca baÅŸsız ve paramparça kalmış olan İslam alemini yeniden Türkiye öncülüÄŸünde bir araya toplamak ve İslam BirliÄŸi’ni kurmak olan D-8 organizasyonunu gerçekleÅŸtiren iradenin, zihniyetin sembolüdür ve yine içinde bulunduÄŸumuz bu bina, hepinizin de çok iyi bildiÄŸi gibi çekiç gücü kovan, İncirlik Üssü’nü kapatan iradenin cesaretin ÅŸuurun sembolü olan bir binadır.

Ve dünkü toplantımızda da yine özellikle ifade ettiÄŸim gibi Cumhuriyet tarihinde ilk defa Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünde “Bana ne Amerika’dan!” diye haykıran iradenin sembolüdür. Bu saydığım hususların bir tanesi bile bir hareket için, bir parti için, bir bina için ÅŸeref olarak yeter de atar bile. Cenâb-ı Allah, bizleri davamıza, bu binamızın taşıdığı manaya layık dava erleri eylesin. İkinci kırk yılda da inÅŸallah bu binanın çatısı altında; birinci kırk yılda yine bu binada yapılan adımların çok fevkinde atılımları gerçekleÅŸtirmeyi nasip ve müyesser eylesin. İnÅŸallah bizler de Yeniden Refah Partisi olarak ikinci kırk yılda bu binanın taşıdığı manaya yaraşır adımları hep birlikte bu çatı altında atacağız. Bu bina yıllar boyunca Millî GörüÅŸ hareketi tarafından, Merhum Erbakan Hocamız tarafından hangi amaçla kullanıldıysa, ikinci kırk yılda da bizler yine bu binayı aynı amaç için kullanacağız ve gayret göstereceÄŸiz. Tabi ki Cenâb-ı Allah’ın bütün bu nimetlerinden bütün bu sebeplerden dolayı sonsuz ÅŸükürler edip “Elhamdulillah” deyip sözlerimize baÅŸladıktan sonra, bugün burada bizlerle beraber bulunan deÄŸerli İl BaÅŸkanlarımıza, deÄŸerli Hanım Kolları BaÅŸkanlarımıza, Bölge Koordinatörlerimize; bizleri yalnız bırakmayan kıymetli basın mensuplarına en içten teÅŸekkürlerimi arz etmek istiyorum ve tabi ki hepsiyle birlikte, deÄŸerli Genel BaÅŸkan Yardımcılarımıza, BaÅŸkanlık Divanımızın kıymetli üyelerine en içten teÅŸekkürlerimi arz ediyorum. Yine çok önemli bir diÄŸer husus, bu binamızın tadilatında, hazırlanmasında çok büyük emek gösteren, terleyen isimsiz kahramanlara, emeÄŸi geçen bütün arkadaÅŸlarımıza en içten teÅŸekkürlerimi arz ediyorum, Cenâb-ı Allah kendilerinden razı olsun.

Yeniden Refah Partimiz, biraz evvel ifade ettiÄŸimiz gibi resmî olarak 23 Kasım 2018 yılında kuruldu. 16 Aralık’ta Ankara’da lansman toplantısını gerçekleÅŸtirdi. Türkiye genelinde çalışmalarına start verdi ve bu tarihten itibaren günümüze kadar geçen 9 ay gibi son derece kısa bir sürede; çok ağır medya ambargosuna raÄŸmen, dış destekler olmamasına raÄŸmen, iktidar desteÄŸi olmamasına raÄŸmen, sermaye sahiplerinin, holding desteÄŸinin olmamasına raÄŸmen, tamamen büyük bir inançla, büyük bir azimle ÅŸuurlu gayretli dava erlerinin gayretleri ile ve elbette ki Cenâb-ı Allah’ın yardımıyla izniyle 9 ay gibi kısa bir sürede; 74 ilimizde ve 600’den fazla ilçesinde çalışmalarını tamamladı. Bugüne kadar 20 ilde kongresini, 350’den fazla ilçede de kongresini tamamladı. Ve inÅŸallah 15 Eylül’e kadar bütün il ve ilçe kongrelerimizi tamamlayıp, Ekim ayının ikinci haftasında Ankara’da Ankara’nın en büyük salonunda büyük kongremizi yapmayı planlıyoruz ve inÅŸallah bu büyük kongremizden sonra yapılacak ilk genel seçimlere de girme hakkını kazanmayı elde ediyoruz. İnÅŸallah bundan sonra yapılacak ilk seçimde milletimize umut olacağız, milletimizin yıllardan beri çektiÄŸi sıkıntıların çözümünün adresi olarak göreceÄŸi, gerçekten seve seve gönülden sandık başına gidip oy vereceÄŸi bir parti olarak inÅŸallah bir sonraki ilk seçimde milletimizin önüne çıkacağız.

İllerin pek çoÄŸunda mahalle ve köy temsilcilerimiz belirlendi. Mahallemizde ve köyümüzde dahi Yeniden Refah Partisi tabelaları asıldı. GeçmiÅŸten gelen teÅŸkilat modelimizde uygun bir ÅŸekilde teÅŸkilatlanma ve var olma hamlemiz bütün hızıyla Türkiye genelinde devam ediyor.

Yurt genelinde düzenli olarak il divanlarımız ve ilçe divanlarımız gerçekleÅŸtiriliyor. Türkiye genelinde bu divan toplantılarına genel baÅŸkan yardımcılarımız bizzat katılarak çalışmaları yerinde takip ediyor.

Bu noktada çok önemli bir husus; teÅŸkilatlarımız ve üyelerimiz içerisinde özellikle gençlerin çoÄŸunlukla olmasıdır. Çünkü Türkiye, nüfusu son derece geniÅŸ olan bir ülke. Seçmenimizin çok önemli bir kısmı gençlerden oluÅŸuyor. Bu nedenle Yeniden Refah Partimize gençlerin bu büyük ilgisi, partimizin gelecek vadeden ve gelecekte inÅŸallah iktidar olacak bir parti olduÄŸunun müjdesi olarak gözüküyor.

Kısaca ifade etmek gerekirse Yeniden Refah Partimiz medya rüzgârı olmadan, dış destekler olmadan, büyük maddi güçler, imkânlar, sermaye gücü, holding güçleri olmadan, tabandan tavana bir halk hareketi ÅŸeklinde çığ gibi büyüyor ve Türkiye'nin dört bir yanını sarıyor. Cenabı Allah'a sonsuz ÅŸükürler olsun. Aynen Erbakan hocamızın daha önce Millî GörüÅŸ davası içerisinde kurmuÅŸ olduÄŸu partilerinde olduÄŸu gibi.

 

Hocamız yıllarca hep dedi ki,

Biz tırnaklarımızla söküp bu oyları aldık, hiç kimse bize destek olmadı, hiç kimse bize rüzgâr estirmedi, biz terleyerek, koÅŸarak, gayret göstererek tırnaklarımızla bu oyları aldık ve iktidara geldik.

Åžimdi; Yeniden Refah Partimiz de Aynen Erbakan hocamızın bu ifadesinde olduÄŸu gibi tırnaklarıyla sökerek ilerlemeye devam ediyor ve inÅŸallah Millî GörüÅŸ’ün birinci 40 yılında olduÄŸu gibi, ikinci 40 yılında da iktidara gelecek. YaÅŸanabilir Bir Türkiye'yi, Yeniden Büyük Türkiye'yi kuracak, Yeni ve Âdil Bir Dünya yolunda en güçlü adımları atacaktır. TeÅŸkilatlanma çalışmaları ile ilgili detaylı bilgileri teÅŸkilatlanma baÅŸkanımız birazdan detaylı olarak verecekler.

Birlikte var olma ve teÅŸkilatlanma hamlesinin yanında Millî GörüÅŸ’ün olmazsa olmazı diÄŸer unsuru eÄŸitimli olma hamlemiz de Türkiye genelinde bütün hızı ile devam ediyor. Bununla ilgili gerekli bilgileri eÄŸitim baÅŸkanımız sizlere verecekler.

Ülkemizin dört bir yanında halkla kucaklaÅŸma, halkla iliÅŸkiler faaliyetleri kapsamında da STK ziyaretleri, esnaf ziyaretleri, köy ziyaretleri bütün hızıyla devam ediyor. Buralardan da çok olumlu dönüÅŸler alınıyor, çok olumlu sonuçlar elde ediliyor. Bu çalışmalarımızda halkımızın büyük beklentisi, Yeniden Refah Partimize büyük teveccühü, ilgisi apaçık bir ÅŸekilde görülüyor. Cenabı Allah'a ÅŸükürler olsun. Bununla ilgili bilgileri de halkla iliÅŸkiler baÅŸkanımız birazdan basına kapalı olan bölümde ayrıntılı olarak verecekler.

DOÄžU AKDENİZDEKİ SONDAJ ÇALIÅžMALARI

Bu ilk toplantımızda gündeme iliÅŸkin bazı deÄŸerlendirmelerde bulunmak istiyoruz. Bunlardan birincisi DoÄŸu Akdeniz'de, Kıbrıs Adası çevresindeki muazzam hidrokarbon yatakları, doÄŸalgaz ve petrol rezervleridir. Bunlar ülkemiz ve milletimiz açısından hayati öneme sahip rezervlerdir. Çünkü Amerikan jeoloji merkezinin yaptığı araÅŸtırmalara göre, bu DoÄŸu Akdeniz havzasında 3.5 milyar metreküp doÄŸalgaz, 1.7 milyar varil petrol bulunmakta. Ve yine bilim adamlarının ifadesine göre bu doÄŸalgaz rezervi bütün Avrupa'nın neredeyse 50 yıllık ihtiyacını karşılayacak düzeyde. Ve bu DoÄŸu Akdeniz ve Kıbrıs çevresindeki doÄŸalgaz ve Petrol rezervlerinin ekonomik deÄŸerinin 3 trilyon doların üzerinde olduÄŸu ifade ediliyor.

Bu rakam ne demektir?

Bu rakam eÄŸer doÄŸalgaz ve petrolden Türkiye olarak hakkımız olanı alırsak, Türkiye'nin astronomik borçlarından kurtulması demektir. Türkiye'nin bütün ekonomik sıkıntılarından kurtulması demektir. Bu nedenle buradaki hakkımızı korumamız ve mutlaka almamız ÅŸarttır.

Burada hakkımız nereden doğuyor?

Kıta sahanlığı kavramından doÄŸuyor. Kıtaların kıyısından baÅŸlamak üzere, denize doÄŸru 200 millik alan “kıta sahanlığı” olarak ifade ediliyor. Hem uluslararası hukukta hem de jeoloji ilminde ve münhasır ekonomik bölge dediÄŸimiz alanlarda, bu kıta sahanlığı dediÄŸimiz alanlar oluÅŸuyor. Türkiye'nin güney kıyılarından baÅŸlamak üzere Akdeniz'e kadar 200 mil çıktığınızda Türkiye'nin kıyıları ile bu 200 mil İlerideki nokta arasında kalan tüm alan Türkiye'nin Kıta sahanlığından doÄŸan doÄŸal hakkıdır. Ve buralarda Türkiye'nin münhasır ekonomik bölgeleri vardır.

Fakat bu noktada Güney Kıbrıs Rum yönetimi hukuksuz ve haksız bir ÅŸekilde Türkiye'nin münhasır ekonomik bölgesi olan alanlarda parselleme çalışmaları ve Avrupalı devletler ile anlaÅŸmalar yaparak bizim hakkımız olan doÄŸalgaz ve petrolü arayıp çıkartma ve kullanma çalışmalarına hız vermiÅŸ durumdadır. Adaların sahanlığı olmayacağından dolayı Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin kendisinin kıyısındaki dar bir ÅŸerit dışında, DoÄŸu Akdeniz'deki petrol ve doÄŸalgazdan herhangi bir hakkı bulunmamaktadır. Buradaki hak Türkiye'ye aittir.

Bu kapsamda Türkiye'nin uluslararası hukukun ve anlaÅŸmaların kendisine saÄŸladığı hakları ve yetkileri sonuna kadar kullanması hayati öneme sahiptir. Buradaki ekonomik kaynak, kullanılır ve doÄŸru bir ÅŸekilde deÄŸerlendirilirse sadece bizi deÄŸil, bizden sonraki nesilleri bile son derece refah içerisinde yaÅŸatacak kadar yüksek bir deÄŸerdir. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Güney Kıbrıs Rum yönetiminin yaptığı hukuksuz giriÅŸimlere karşı en ciddi, en güçlü ÅŸekilde uluslararası alanda sesini duyurması ÅŸarttır.

Burada jeoloji ilmindeki kıta sahanlığı hususu bizi haklı çıkarmaktadır. Adaların sahanlığı yoktur. Adaların kıyılarında sadece dar bir alanları vardır. Kıta sahanlığı sadece kıtaların kenarlarından itibaren 200 millîk alan kadardır. BirleÅŸmiÅŸ Milletler tarafından 1982'de kabul edilen ve 1994'te imzalanan BirleÅŸmiÅŸ Milletler Deniz Hukuku SözleÅŸmesi de baÅŸtan aÅŸağıya Türkiye'nin lehinedir. Bizim biraz evvel söylediklerimizi doÄŸrulamaktadır. 94'te imzalanan BirleÅŸmiÅŸ Milletler Deniz Hukuku SözleÅŸmesi; Güney Kıbrıs Rum yönetiminin DoÄŸu Akdeniz'de yaptığı parselleme ve sondaj çalışmalarının uluslararası hukuka aykırı olduÄŸunu ifade etmektir, buradaki hakkımızı korumaktadır.

 Ä°srail, Güney Kıbrıs Rum yönetimi ve Yunanistan tarafından planlanan ve Amerika ile Avrupa BirliÄŸi tarafından da en güçlü ÅŸekilde desteklenen Güney Kıbrıs Rum yönetiminin bu sondaj çalışmaları Türkiye'nin Kıta sahanlığını, münhasır ekonomik bölgesini ihlal etmektedir. Bu nedenle buradaki haklarımızın korunması hayati öneme sahiptir.

Bunun yanında bizler Yeniden Refah Partisi olarak Türkiye'nin hâlihazırdaki sınırının münhasır ekonomik bölgesinde yaptığı sondaj çalışmalarını destekliyoruz. Bunların en hızlı ve en geniÅŸ ÅŸekilde devam etmesi gereklidir. Partimizin Ar-ge BaÅŸkanlığı DoÄŸu Akdeniz'de bu bölgelerde sondaj yapılmasının daha isabetli olacağını bilimsel olarak ortaya koyacaktır ve bu raporlarda kamuoyuyla, hükümetle paylaşılacaktır. GeniÅŸ bir deniz alanında doÄŸru yerde sondaj yapılması, hem ekonomik olarak hem de zaman kazanılması bakımından son derece önemlidir. Bunun için Ar-ge BaÅŸkanlığımız çalışmalarını yapıyor, raporlarını bilimsel esaslara uygun ÅŸekilde hazırlayacak ve bu da inÅŸallah hükümet yetkilileriyle devletle paylaşılacaktır. Çünkü buradaki hak bütün milletimizin hakkıdır, hepimizindir bir an evvel bundan istifade edilmesi ÅŸarttır.

 

S 400 SAVUNMA SİSTEMİ

DiÄŸer önemli bir husus S400 Füze Savunma sistemi ile ilgili olan konudur. Burada Amerikan yönetimi her zaman olduÄŸu gibi kendisine tam baÄŸlı ve bağımlı bir Türkiye istediÄŸinden dolayı Türkiye'nin kendisinin izni dışında kıpırdamasını istememektedir. Ancak burada Türkiye bağımsız bir ülke olarak Amerika'nın her isteÄŸini yerine getirme mecburiyetinde deÄŸildir. Bağımsız bir ülke olarak kendi millî savunması için neyi uygun görüyorsa onu alma hakkına sahiptir. Bu noktada hükümetin S 400’lerin alınması ile ilgili kararlı tutumunu elbette ki destekliyoruz. Çünkü biraz evvel söylediÄŸimiz gibi Türkiye bağımsız bir ülke olarak, Amerika ne diyorsa onu yerine getirmek ve Amerika'nın sözünden çıkmayan bir uslu çocuk olmak zorunda deÄŸildir. Türkiye kendi menfaatleri doÄŸrultusunda kendisinin savunması için hangi ülkeden neyi uygun görüyorsa onu alma hakkına sahiptir.

Amerikan yönetimi Türkiye'nin bu tavrı karşısında kısa adı CAATSA olan “Amerika'nın Hasımları ile Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası” ile, yani İran'a, Sudan'a uyguladıkları gibi, bir dönem Libya'ya uyguladıkları gibi bu yasa uyarınca Türkiye'ye de “S 400’leri aldınız bizim sözümüzü dinlemediniz” diye yaptırımlar uygulamaya kalkarsa da Türkiye'nin İncirlik Üssü kartını mutlaka uygulaması gerekir. Erbakan hocamızın Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında Türkiye'ye ambargo uygulayan Amerika'ya karşı İncirlik üssünü kapatıp, kapısına kilit vurması gibi, yaptırım yoluna gidilmesi halinde, bizim de İncirlik üstünü kapatacağımızı açık bir ÅŸekilde kararlılıkla ve cesaretle ifade etmemiz gerekir.

 Çünkü her zaman söylediÄŸimiz gibi, Amerikan yönetimi laftan deÄŸil güçten anlar. Bu gerçeÄŸi de altını çizerek ifade etmemiz gerekir. DiÄŸer taraftan evet S 400’leri alıyoruz, bağımsız bir ülkeyiz ve neyi uygun görüyorsak onu alabiliriz ancak, yarın bir gün Rusya ile bir sıkıntı yaÅŸadığımızda bu ne olacak. Bakınız Amerika ile birçok sıkıntılar yaÅŸandı. Hem 15 Temmuz hadisesinden, hem Fetö'nün iade edilmemesinden, hem Rahip Brunson krizinden birçok sıkıntılar yaÅŸandı. Yarın bir gün Rusya ile sıkıntı yaÅŸadığımızda ne olacak.

Bunu neden söylüyorum?

 Bizim Türkiye olarak mutlaka yerli ve Millî Savunma sistemimizi hayata geçirmek üzere en ciddi, en ileri adımları atmamız gerekir. Merhum Erbakan hocamızın 1970'lerde Aselsan’ı kurması bu konuda son derece önemli bir örnektir. Bundan 45 sene evvel Türkiye'nin yerli ve millî savunma sistemlerinin hayata geçirilebilmesi için 70'lerin Türkiye'sinin imkânlarına raÄŸmen Aselsan’ı kurmuÅŸ, Aselsan kuruluÅŸunun devamı olarak Roketsan, Havelsan gibi kuruluÅŸlar bunu takip etmiÅŸtir. Bugün Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kullandığı mühimmatın, silah ve teçhizatının yarısını yerli ve millî olarak üretebiliyorsa bunda Erbakan hocamızın 70'li yıllarda temelini atmış olduÄŸu ASELSAN'ın çok büyük bir payı vardır. Bizim ne yapıp edip zararın neresinden dönülürse kardır diyerek ne kadar geç kalınmış olsa da gerekli kaynağı bulup yetiÅŸmiÅŸ insan gücümüzü harekete geçirip, yerli ve millî savunma sistemimizi hayata geçirmemiz lazım. Bunu yapmadığımız zaman Almanya; leopar tanklarını sana veririm ama sınır ötesi operasyonlar da kullanamazsın deyip çıkar. Öbürü bir baÅŸka silah verip bunu PKK'ya karşı operasyonlarda kullanamazsın, GüneydoÄŸu'da kullanamazsın der. İsrail çıkıp sana; insansız hava aracı veririm ama bunun yedek parçasını vermiyorum der. Amerika S 400’leri alırsan ben sana F-35’leri vermem der.

Dışa bağımlılık böyledir. Tabiri caizse kedinin fareyle oynadığı gibi, eÄŸer bunların silahına teçhizatına muhtaç olursanız sizinle oynarlar. Dolayısıyla ASELSAN'ın 70'li yıllarda kurulmasının hayati önemini bir kez daha vurguluyoruz ve aynı zihniyet ile aynı ÅŸuurla benzer atılımın günümüzde de yapılması gerektiÄŸini ifade ediyoruz.

Dışarıdan alınan silah ve teçhizat ile ilgili önemli bir nokta da Source Code dur. Bu kaynak kodlar bizim elimizde olmadığından, üretici ülkelerin elinde olduÄŸundan dolayı en kritik bir anda, üretici ülke tarafından bunların kullanılamaz hale getirilebilir olmasıdır. Tanklarınız yürümüyor, uçağınız havalanmıyor, füzeniz ateÅŸlemiyor, çalışmıyor. Çünkü kaynak kodları üretici ülkenin elinde. Yarın bir gün kritik bir anda o ülkenin istemediÄŸi bir ÅŸekilde bunları kullandığınız anda bunları kilitleyip kullanamaz hale getiriyor. Bu nedenle gerçek bağımsızlık için, gerçek egemenlik için ülkemizin bekası için %100 yerli ve millî savunma sanayi ve teknolojisi son derece önemlidir.

İSTANBUL SÖZLEÅžMESİ

Bir önemli husus da İstanbul Taksim'de gerçekleÅŸtirilen lgbt yürüyüÅŸü giriÅŸimi konusudur. Bu olay bütün milletimizi ve bizleri elbette son derece rahatsız etmiÅŸtir. GeleceÄŸimiz, nesillerimiz, evlatlarımız toplumumuz için en büyük bir tehdit ve tehlike olan bu sapkınlığın meÅŸru bir hak gibi ortaya dökülmesi, bir özgürlük, hürriyet, insan hakkı kisvesi altında meydana çıkartılması bizleri son derece üzmüÅŸ ve rahatsız etmiÅŸtir. Bu milletin bütün temel deÄŸerlerine, ahlakî ve dînî kodlarına aykırı olan bu ahlak yoksunu geliÅŸme tüm toplumumuzu ve bizleri derinden yaralamıştır. Anne babalar ilgili haberleri izlerken Taksim'de yürümeye çalışan bu insanların kim olduÄŸunu ve neden yürüdüÄŸünü evlatlarına çocuklarına açıklamakta zorlanmışlardır. Burada söylenmesi gereken husus tam bin sene İslam'a bayraktarlık yapan bu aziz milletin seçtiÄŸi siyasetçiler, milletvekilleri, devlet yetkilileri mecliste bir kanun çıkartırken, bir kanun altına imza atarken hiç mi bu milletin ahlaki deÄŸerlerine, dinine, inancına uygun mu deÄŸil mi diye bir muhasebe yapmadan bunu imzalıyorlar. Bu ülkenin ve milletin Temel deÄŸerlerine alenen savaÅŸ açan bu gibi yasaların düzenlemelerinin çıkartılmasını isteyen dış güçler ve baÅŸta dünya Siyonizmi, bunu neden istediÄŸini, neden yaptığını çok iyi biliyor. Ama biz bunun bizden neden istendiÄŸini, bunun bizi nereye götüreceÄŸini ne zaman anlayacağız. Dünya siyonizminin en önemli planlarından bir tanesi kendi ırkı dışındaki ırkların çoÄŸalmasının engellenmesidir. Bunun engellenebilmesinin en etkili yollarından bir tanesi de eÅŸcinselliÄŸin yaygınlaÅŸtırılmasıdır. DiÄŸer milletlerin nüfusunun artmaması onların en önemli hedefi olduÄŸu için, bu nüfusun artmasının engellenmesi için de Türkiye'de ve tüm dünyada özellikle Hollywood aracılığı ile bilimsel yayınlar ve makaleler aracılığı ile bu eÅŸcinsellik sapkınlığını yaygınlaÅŸtırmaya çalışıyorlar.

Türkiye de en önemli hedef ülkelerden bir tanesidir ancak, bizim bu oyunlara alet olmamız asla kabul edilemez. Mevcut iktidar, İstanbul sözleÅŸmesine taraf olarak üzülerek ifade ediyorum ki bilerek veya bilmeyerek Türk aile hayatının temellerini sarsıcı bir adım atmış oldu. Bu ahlaki erozyon bir anlamda yasal pozisyon almış oldu.

 Bu konuda 50 sene boyunca milletimizin inanç özgürlüÄŸüne karşı yasaklayıcı tavır içerisinde olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin Belediye BaÅŸkanları ve il baÅŸkanlarının kendi sosyal medya hesaplarında bu ahlaksızlığa insan hakları ve özgürlük bahanesiyle sahip çıkması son derece önemli ve ibret verici bir durumdur. Yıllarca inanç özgürlüÄŸüne, ibadet özgürlüÄŸüne karşı tavır alan, yasakçı tutum içerisinde bulunan Cumhuriyet Halk Partisi’ nin il baÅŸkanları, belediye baÅŸkanları Taksim'deki lgbt yürüyüÅŸü giriÅŸiminde özgürlük, hürriyet, insan hakları savunucusu kesildiler ve sosyal medya hesaplarından buna destek oldular.

Bizler Yeniden Refah iktidarında bizi biz yapan, toplumumuzu ayakta tutan, bizi diÄŸerlerinden farklı kılan, kültürel ve ahlaki deÄŸerlerimize aykırı olan bütün uluslararası anlaÅŸmalardan çıkacağız. Bunu açıkça ifade ediyorum.

Bizim iktidarımızda medya aracılığıyla ve sosyal medya aracılığıyla benliÄŸimize aykırı sapkınlıklara, ahlak bozucu bu gibi akımların özendirilmesine asla izin verilmeyecek, bu konuda en ciddi tedbirler alınacak ve en ciddi yaptırımlar gerekirse uygulanacak. Para kaybedebiliriz, Allah muhafaza toprak kaybedebiliriz. Bunların hepsi bir ÅŸekilde yeniden kazanılabilir ancak ahlaki erozyonla bir nesli kaybedersek bu milletin yok oluÅŸuna hizmet etmiÅŸ oluruz. Allah muhafaza buyursun.

Yeni nesillerimizi korumamız, ahlak ve maneviyat bilinci paradan da, topraktan da, silahtan da, her türlü güçten daha önemli bir güçtür. Merhum Erbakan hocamızın ifade ettiÄŸi gibi “Bir milletin en önemli gücü; tankı, topu, tüfeÄŸi, parası deÄŸil, imanlı ve inançlı evlatlarıdır. Ahlak ve maneviyatı önceleyen nesilleridir.” Cenabı Allah nesillerimizi evlatlarımızı bu felaketlerden korusun. Bizler milletimizin, gelecek nesillerimizin selameti için insani deÄŸerleri ahlaki deÄŸerlere aykırı yasaları mutlaka iktidara gelir gelmez ortadan kaldıracağız. Ülkemizi kültürümüze, inancımıza, temel deÄŸerlerimize uygun yasalarla yöneteceÄŸiz. Bizler Yeniden Refah Partisi olarak aile hayatı bitmiÅŸ, içi çürümüÅŸ, 18 yaşından büyük evladından ev kirası alan batılı ülkelerin bize kanun, yasa dayatmasına asla ve asla izin vermeyeceÄŸiz inÅŸallah.

SEÇİMLER

 Burada deÄŸinmek istediÄŸimiz bir önemli husus seçimlerdir. Ülkemiz iki tane üst üste seçim dönemi geçirdi. Bunun ikincisi 23 Haziran seçimleridir. Bu seçimin önceki dönemden farkı, son derece yeni bir siyasi atmosferin oluÅŸtuÄŸu gerçeÄŸidir. Nereden bunu çıkartıyoruz? Bir defa iktidar partisi 23 Haziran seçiminde çok ciddi bir oy ve güven kaybı yaÅŸamıştır. İstanbul'da sadece 11 ilçede birinci parti olma durumunu koruyabilmiÅŸtir. Güngören ve Kâğıthane gibi birçok ilçede de AK Parti ve CHP arasındaki fark yüzde 1'in altına inmiÅŸtir. Burada vurgulanması gereken husus; AK Parti adayı Sayın Binali Yıldırım'ın Sayın İmamoÄŸlu ile arasında ortaya çıkan cüz’i farkın 23 Haziran'da 60 misli artarak 800 binin üzerine çıkması son derece önemli bir sonuçtur.

Bu seçimde Sayın Binali Yıldırım'ın oyları, 31 Marttaki oylarının çok daha gerisinde kalmıştır. Yani AK Parti 23 Haziran'da, 31 Mart'ta aldığı oyu da koruyamamış, hem Sayın İmamoÄŸlu ile arasındaki fark açılmış, hem de kendi oyları geriye düÅŸmüÅŸtür.

 

MİLLETİMİZ YAÄžMURDAN KAÇARKEN DOLUYA TUTULMUÅžTUR

Genel BaÅŸkanımız CHP belediyeciliÄŸinin geçmiÅŸi hakkında bazı bilgiler vererek konuÅŸmasına ÅŸöyle devam etti.

Belediyeleri bu hale getirdikleri için 94'te Refah Partisi belediyeleri kazandı. Åžimdi bizde inanarak ÅŸuurla, inançla söylüyoruz ki inÅŸallah, 2019'da AK Parti'den CHP bu belediyeleri aldığı gibi, 2024 yerel seçimlerinde yeniden CHP’den yeniden Refah Partisi alacak inÅŸallah. Tarih tekerrürden ibarettir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin sahip olduÄŸu zihniyet ve yapı itibariyle belediyeleri mevcut durumundan daha iyi bir noktaya götürebilmesi mümkün deÄŸildir. Milletimiz aslında istemeyerek, alternatifsizlikten ve çaresizlikten dolayı yaÄŸmurdan kaçarken doluya tutulmuÅŸtur. Ancak milletimizi bu yaÄŸmurdan, bu doludan, bu selden kurtaracak olan Yeniden Refah Partisi gümbür gümbür gelmektedir.

Bu sonuçlar; seçmenin iktidara bakışının son derece deÄŸiÅŸtiÄŸinin bir göstergesidir. Türkiye'de toplumun; artık iktidar partisi ve Sayın Genel BaÅŸkanının anlattığı her ÅŸeye %100 inanmadığı, hangi hikâye anlatılırsa anlatılsın onu sorgusuz sualsiz artık kabullenmediÄŸini, iktidarı sorgulamaya baÅŸladığını apaçık gösteren sonuçlardır. Yine burada önemli bir nokta, hem 31 Mart seçimlerinde, hem de 23 Haziran seçimlerinde seçmenin %17'ye yakın bir kısmının sandık başına gitmemesidir. Bu ne demektir? Milletimizin çok önemli bir bölümünün seçimlere giren mevcut partilerin hiçbirinden bir beklentisi yok. Seçimlere giren mevcut partilerin hiç birisinden ümidi yok. Partilerin hiçbirisinin sorunlarını çözeceÄŸine inanmıyor. Bu nedenle de sandığa gitmiyor.

Hem İstanbul'da hem Türkiye genelinde %16 ila %17’lik seçmen kitlesi, 31 Mart'ta da, 23 Haziran'da da sandık başına gitmedi. Bu oran İstanbul için 1,5 milyonluk çok ciddi bir seçmen kitlesine tekabül ediyor.17 senelik borç ve faiz, beton ve çimento ekonomisinin sonucu olan hayat pahalılığı ve ekonomik durgunluk bu sonuçlarda en önemli etkenlerden bir tanesi oldu. Bununla birlikte kibirlenme, gururlanma, israf ve birtakım su istimaller, biz ne yaparsak yapalım bu millet bize oy verir, baÅŸka çaresi yok, bu seçimi alırız rehaveti ve anlayışı AK Partili adaylara seçimi kaybettirdi.

YOLSUZLUKLAR

 Bir önemli nokta da, AK Parti Türkiye'nin pek çok yerinde artık ayyuka çıkan yolsuzluk iddialarına karşı duyarsız kalmasından dolayı bu seçimde oy kaybetti. Bu yolsuzluk iddialarını araÅŸtırmak, üzerine gitmek, eÄŸer gerçekten bir suçlu varsa onu cezalandırmak yerine, bunları duymazdan gelmek ve üstünü örtmek toplum vicdanında yara açtı. Ve AK Parti açısından bu olumsuz sonuçlarda rol oynadı.

 

EKONOMİK KRİZ

En önemli etkenlerden biri de her geçen gün etkisini artıran ekonomik krizdir. Vatandaşın ekonomik durgunluÄŸa artık dayanacak mecali kalmadı. Genç iÅŸsizlik oranı %30’a ulaÅŸtı. Enflasyon %30’u aÅŸtı. Vatandaşın bankalara borcu bu iktidar döneminde 6 milyar liradan 525 milyar liraya çıktı. 85 misli artış demektir bu. Dünyanın baÅŸka bir yerinde görülmemiÅŸ, Cumhuriyet tarihinde görülmemiÅŸ büyüklükte bir borçlanmadır.

Bankalardaki batık kredilerin hacmi 500 Milyar lirayı geçti. Bu son derece kritik bir durumdur. VatandaÅŸ meyve sebzenin kilosunu 50 kuruÅŸ, 1 lira daha ucuza alacağım derdi ile akÅŸama kadar tanzim satış kuyruklarında beklemek zorunda kaldı. Yine her zaman ifade ettiÄŸimiz; emekli amcamız eline geçen parayla torununun düÄŸününe bir çeyrek altın alsa ay sonunu getiremeyeceÄŸi noktaya geldi.

 Yine bu iktidar döneminde; sosyal yardımlar alan yardıma muhtaç vatandaÅŸların oranı %8 den %24’e fırladı. Sosyal yardıma muhtaç vatandaÅŸların oranı 3 misli arttı. Bugün Türkiye'nin ekonomik olarak en güçlü olan ÅŸehri İstanbul'da dahi sosyal yardıma muhtaç vatandaÅŸların oranı milyonlarla ifade edilmeye baÅŸlandı. Enerji fiyatlarındaki astronomik artışlar, döviz kurlarındaki artışlar, piyasada alım gücünün kalmaması üretimi, sanayii tamamen durdurdu. İşçi çıkarmalar son derece hızlı bir ÅŸekilde arttı. İnÅŸaat sektörü, üretim ve sanayi benzer ÅŸekilde kan aÄŸlıyor. Elde kalan fazladan 2 milyon konut satılamıyor. Devlete iÅŸ yapan müteahhitler devlette de para kalmadığı için alacaklarını alamıyorlar. Hepsi tamamen periÅŸanlık içerisindeler.

Geçen gün Türkiye'nin büyük gazetelerinden bir tanesinde bir haber vardı. Türkiye'de sıfır kilometre araç satışları bir önceki seneye göre %50 azaldı. 8 yaÅŸ ve üzeri araç satışları bir önceki seneye göre yüzde yirmi arttı. İbretlik bir haber. Ne demek bu? Türkiye ekonomik kriz ve yoksulluk yüzünden giderek Afrika ve Hindistan seviyesine doÄŸru gidiyor. 8 yaÅŸ ve üstü araçlar Afrika'da Hindistan'da BangladeÅŸ'te kullanılıyordu, oralara gönderiliyordu. Åžimdi 8 yaÅŸ ve üstü hurda sınıfındaki araçlara Türkiye'deki alıcıların talebi artmış. Neden? Alım gücü düÅŸtüÄŸü için. Ekonomik krizden dolayı 8 yaşında, 10 yaşında bir aracı alacak, 4 sene, 5 sene de kendisi binecek. Türkiye'de Sokaklar hurda araçlarla dolacak. Bu gerçektir. Bu matematiktir. Rakamlar bunu ifade ediyor.

Türkiye'deki otomobil ihracatçıları, distribütörler 2019 modelleri Türkiye'ye ithal etmediler. Neden denildiÄŸinde diyorlar ki; biz henüz 2018 modelleri bitiremedik. 2019'un sonu geldi, 2018 modelleri satamadığımız için 2019 modelleri ithal etmedik. Bu Türkiye'de alım gücünün düÅŸtüÄŸünün, Türkiye'nin fakirleÅŸtiÄŸinin, yoksullaÅŸtığının bir göstergesidir. Ekonomik krizin apaçık ispatlarından bir tanesidir. Ve Allah vermesin Türkiye’nin Hindistan, BangladeÅŸ ve Afrika ülkeleri seviyesine doÄŸru gittiÄŸinin bir göstergesidir.

MAAÅž ZAMLARI

Bunun yanında bugünlerde memur maaÅŸ zammı müzakereleri gündemde. Memur Sen maalesef %8 artı %7 veyahut ta %6 artı %6 gibi son derece cüzi bir zamma dahi razı iken, hükümet üzülerek ifade etmek gerekir ki; sineÄŸin yağını hesap ediyor. %2 artı 3 mü versem %3 artı 2 mi versemin hesabını yapıyor. Gerçek enflasyonun %30’un üzerinde olduÄŸu bir ülkede memura %5 zam vermek demek adeta memurlar ile dalga geçmek demektir. %30 - 35 enflasyonda sizin verdiÄŸiniz %5 zammın zaten daha eline geçmeden yok olup gitmesi demektir. Memurlarımız, iÅŸçilerimiz gibi çiftçimiz, köylümüz gibi Türkiye'nin her kesiminden vatandaÅŸlarımız 54. hükümeti mumla arıyorlar. Erbakan hocamızın efsane hizmetlerini mumla arıyorlar. 54 hükümette Erbakan hocamızın yapmış olduÄŸu %50 artı %50 zammı mumla arıyorlar.

Bugün hükümetin vermeyi düÅŸündüÄŸü zam oranları Erbakan hocamızın verdiÄŸi zamların onda biri kadar bile deÄŸil. Ve tabii ki bizler Yeniden Refah Partisi olarak diyoruz ki; Yeniden Refah iktidarında biz inÅŸallah her sene borçlanmadan, ilave vergi koymadan, ilave zamlar yapmadan, 100 milyar dolar millî kaynak paketleri ile kaynak üreteceÄŸiz. Bunları kalem kalem nereden bulacağımızı çalıştık ve ortaya koyduk. Bu 100 milyar dolarla aynen merhum Erbakan hocamızın 54. hükümette yaptığı gibi doÄŸrudan doÄŸruya milletimizin refah gelir seviyesini artıracağız.

İktidar olmamızın ilk senesinde memura, iÅŸçiye, emekliye mutlaka %50 zam yapacağız. Sonraki senelerde de mutlaka gerçek enflasyon oranının üzerinde zamlar yapacağız. Gerçek enflasyonun %30 olduÄŸu bir ülkede %30'un altında yaptığınız hiçbir zam, zam deÄŸildir. Bu gerçeÄŸi de ifade etmemiz gerekir.

Evet, Türkiye'de havaalanları, köprüler, hızlı trenler, tüneller, en model stadyumlar yapıldı. Ama iÅŸsizin, asgari ücretlinin, fakir fukaranın derdine derman olunamadı. Üretim olmadan, ihracat olmadan, istihdam olmadan, gerçekten gelir artmadan fakir fukaranın, asgari ücretlinin derdine derman olmak mümkün deÄŸildir. Dünyanın en büyük havalimanını yaptınız ama Türkiye'de nisan ayında 600 bin abone elektrik faturasını ödeyemediÄŸi için elektrikleri kesildi. Aileleriyle birlikte 3 milyon kiÅŸinin karanlıkta kalması demektir bu.

BoÄŸazın altından tünel yapıp Avrupa ile Asya'yı birleÅŸtirdiniz. Osmangazi Köprüsü'nü yaptınız. 26 tane havaalanı yaptınız. İHA’lar SİHA’lar yaptınız. Bunların hepsi çok güzel ama, Türkiye'de vatandaÅŸ meyveyi sebzeyi 50 kuruÅŸ ucuza alacağım diye akÅŸama kadar tanzim satış kuyruklarının önünde bekliyor. Bu gerçekler son derece önemlidir ve apaçık bir tezatı göstermektedir.  

YENİ KURULACAK PARTİ

Åžimdi son olarak ifade etmek isterim ki; AK Parti iktidarı hızlı bir ÅŸekilde kan kaybederken, büyük bir oy ve güven kaybıyla karşılaÅŸmış iken, dış güçler ve bir kısım medya AK Parti sonrası için hazırlık yapmaya baÅŸladılar. Bunun emarelerini apaçık bir ÅŸekilde görüyoruz.

Ve bu yapılan hazırlık ÅŸundan ibaret. Ülkenin içinde bulunduÄŸu zafiyetin mimarları 10 seneden fazla bakanlar kurulunda, 10 seneden fazla AK Parti'nin en üst düzey yönetim kurullarında görev yapmış olan bir kısım aktörlerdir. Sıfır kilometre, tertemiz kurtarıcılar olarak lanse ediliyor ve milletin önüne sunuluyor. Özellikle ekonomide ve dış politikada Türkiye'yi bugünkü haline getiren iktidarın yıllarca dümeninde, kaptan köÅŸkünde oturmuÅŸ olan isimler, adeta ÅŸu gelinen noktada hiçbir payları, hiçbir suçları yokmuÅŸ gibi yeni bir umutmuÅŸ gibi, sıfır kilometre kurtarıcılarmış gibi sunulmaya çalışılıyor.

Türkiye'nin buraya gelmesinin sebepleri biraz evvel de söylediÄŸimiz gibi borç ve faiz ekonomisi, beton, çimento ekonomisi, AVM rezidans ekonomisi, devlet varlıklarının özelleÅŸtirme yoluyla elden çıkartılması, satılması, dış kaynaklı Kemal DerviÅŸ ekonomi programının uygulanması, üretim ve istihdamın durması ve buna yönelik 17 sene boyunca hiçbir yatırım yapılmamasıdır. Bu 17 senenin 13 -14 senesinde bu uygulamaların içinde bulunacaksınız, sonra da çıkıp bu noktaya neden geldik, sizi biz kurtaracağız diyeceksiniz. Bu gelinen noktada ve bu uygulamaların hepsinde sizin de payınız var.

Dış politikada eÄŸer Türkiye sıkıntılı bir noktaya geldi ise bunun sebebi NATO'nun Libya müdahalesi, Büyük OrtadoÄŸu projesinin desteklenmesi, Amerika'nın Irak operasyonunun desteklenmesi, Kıbrıs'ta ve Suriye ‘de baÅŸtan aÅŸağı yanlış politika izlenmesi,  Esad'a İngiltere ve Amerika ajandası ile gidilmesi, OrtadoÄŸu politikamızın Amerika'nın kuryeliÄŸi ÅŸeklinde uygulanması bu noktaya gelmemizin sebepleridir.

 Bu yeni partinin kurucularıysa bu sebeplerin ortaya konulmasında en büyük pay sahipleridir. Bugün sıfır kilometre kurtarıcılar olarak millete sunulmak istenen birtakım aktörler, bu saydığımız adımları bizzat atan faktörlerdir. Bunların hepsinde bunların da payı vardır. Åžimdi çıkıyorlar “ülke uçurumun kenarına geldi, durum çok kötü, bu uçurumdan ülkeyi biz kurtaracağız”. İyi de ülkeyi bu uçuruma sürükleyen zaten sizlersiniz. Kendi ifadenizle “bizzat 10 seneden fazla bakanlar kurulunda, 10 seneden fazla AK Parti MKYK’sında görev yaptık” diyorsunuz. Sonra da iyi olanların hepsi bizden, kötü olanlar da baÅŸkalarından deyip milletin karşısına çıkıyorsunuz. Milletimiz bir kısım medyanın ve dış güçlerin bu pazarlamasının bu oyunun gerçek yüzünü inÅŸallah görecek ferasete sahiptir.

 Bir zamanların İsrail eski Merkez Bankası BaÅŸkanı ve Merrill Lynch BaÅŸkanı Frankel, Kemal DerviÅŸ ekonomi reçetesini yazan adamlardan bir tanesidir. Sayın Kemal DerviÅŸe uygulaması için verilen maddeleri veren adamlardan bir tanesi budur. Bir diÄŸeri İsrail Merkez Bankası baÅŸkanı Stanley Fishcer’ dır. Bu adamların yazdığı ekonomik reçeteyi Kemal DerviÅŸ uyguladı, arkasından AK Parti iktidarında ekonomiden sorumlu bakanlar uyguladı. 13 yıl boyunca bunları uygulandı ve ülkemiz borç ve faiz batağına saplandı. Åžimdi bu uygulamaları İsrail Merkez Bankası Eski baÅŸkanlarının Kemal DerviÅŸ’e reçete ettiÄŸi ve Kemal DerviÅŸ sonrasında da AK Parti iktidarında bu uygulamaları gerçekleÅŸtirenler, ülkenin borç ve faiz batağına saplanmasında baÅŸrolü oynayanlar, milletin derdine derman olmak için çıkıyorlar.

Ancak milletimiz bu gerçeÄŸi apaçık bir ÅŸekilde görecektir. Bunların derdine derman olamayacağını mutlaka feraseti ile anlayacaktır. KomÅŸularla sıfır sorun derken ülkemizi sıfır komÅŸu noktasına getiren dış politikanın mimarları ve uygulayıcıları, Suriye'nin bu hale gelmesinde en önemli rolü oynayanlar, milletimizin ve İslam âleminin derdine derman olamazlar.

Åžimdi bu noktada bitirirken ÅŸunu ifade etmek istiyorum. Bizlere Yeniden Refah Partisine bu noktada çok büyük görev düÅŸüyor. Bu büyük oyuna karşı milletimize uyarı vazifemizi en güçlü ÅŸekilde yapmamız lazım. Milletimizin yaÄŸmurdan kaçarken doluya tutulmasını mutlaka engellemeniz lazım. Milletimize kurtuluÅŸun ancak Millî GörüÅŸte ve Yeniden Refah Partisinde olacağını en güçlü ÅŸekilde anlatmamız lazım. İnÅŸallah bu toplantılarımızı zaten bu maksatla yapıyoruz. Yeni binamızda, yeni Genel Merkezimizde, Millî GörüÅŸ’ün tarihi karargâhında inÅŸallah Yeniden Refah Partisi olarak daha disiplinli, daha kurumsal, daha verimli, daha etkili çalışmaları yapacağız ve milletimizi uyarma vazifemizi gerçekleÅŸtireceÄŸiz. Milletimize kurtuluÅŸun ancak ve ancak Millî GörüÅŸ’le ve Yeniden Refah Partisi ile olacağını anlatacağız inÅŸallah.

Arazi son derece müsait, milletimiz bizi dört gözle bekliyor. Merhum Erbakan hocamız eskiden derdi ki; “Yapacağınız ÅŸey çok basit, sadece gidip bir çay içeceksiniz ve 15 dakika davanızı anlatacaksınız. Bu milletin evladı bizim davamızı dinlediÄŸi zaman bunu kabul etmemesi mümkün deÄŸildir. Çünkü genlerinde vardır. Bu milletin külüne üflesen altından kor ateÅŸ çıkar.” derdi. Sadece size bir çay içip 15 dakika davamızı anlatmak düÅŸüyor. Bu kadar zahmete katlanacaksınız, derdi. Åžimdi ben de diyorum ki; bugün artık sadece çay içmek yeterli oluyor. Bizim bir ÅŸey anlatmamıza gerek kalmıyor. Çünkü Türkiye'nin neresine gidersek gidelim gencinden yaÅŸlısına herkes 54. Hükümeti hatırlıyor, özlemle anıyor. Erbakan hocamızın, Millî GörüÅŸ’ün efsane hizmetlerinden bahsediyor. Biz hala o dönemde verilen zamlarla ayakta dönüyoruz, diyor.

Ve ÅŸimdi keÅŸke Erbakan hocamız yine olsa da Türkiye'yi düze çıkarsa, diyor. Dolayısıyla Millî GörüÅŸ’e ve uygulamalarına olan hasret en üst seviyeye çıkmış durumda. Bizim bir ÅŸey anlatmamıza gerek kalmıyor, milletimiz zaten anlatıyor. İnÅŸallah bu teveccühü en güzel ÅŸekilde deÄŸerlendireceÄŸiz. Millî GörüÅŸ’ün merkezi olan genel merkez binamızda, bu çatı altında yapacağımız gayretli çalışmalarla ve elbette ki arazide Anadolu'nun dört bir yanında gerçekleÅŸtireceÄŸimiz gayretli çalışmalarla Yeniden Refah Partimizi en kısa zamanda iktidara taşıyacağız. YaÅŸanabilir Bir Türkiye'yi, Yeniden Büyük Türkiye'yi inÅŸallah hep birlikte kuracağız ve Yeni Bir Dünya yolunda, Âdil Bir Dünya yolunda en güçlü, en kararlı adımları hep birlikte atacağız. Cenabı Allah yürüyüÅŸümüzü hayırlı ve mübarek eylesin, toplantımızı hayırlı eylesin, yeni Genel Merkez binamızı hayırlı ve mübarek eylesin.

 

Yayın Tarihi: 29 Temmuz 2019 | Yayın Saati: 13:40:25