
Malumunuz gündemin ilk sırasında İran’a yönelik uluslararası hukuku yok sayan hain Siyonist saldırılar var.
Tarih ne yazık ki bizi bir kez daha haklı çıkardı. Irak’ı İsrail için parçaladılar, Suriye’yi aynı kirli amaçla adeta ameliyat masasına yatırdılar. Şimdi İran’ın üzerine çullanıyorlar.
Milli Görüş lideri Erbakan Hocamızın yıllarca üzerine basa basa ifade ettiği gibi; sıra maalesef Türkiye’ye geliyor!
Hep söyledik söylüyoruz: Amerika Birleşik Devletleri İsrail’in güvenliği için vardır.
ABD Yönetimi Siyonizmin emrindedir.
ABD’yi yönetenlerin önceliği, vergisini topladıkları ve hizmet etmekle yükümlü oldukları Amerikan Halkı değil, arz-ı mev’ud’cu radikaller ve İsrailli katillerdir.
Bölgemizde yaşanan son savaş da bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır.
İran’da devam eden saldırılarda bölgemiz ve hatta bütün Dünya Siyonist Netanyahu kabinesinin Siyonist emellerinin bedelini ödemektedir.
Epstein adasından gelen şantaj dosyalarıyla iyice köşeye sıkıştırılan ABD Başkanı Trump, İsrail hükümetinin talimatlarını uygulamak zorunda olan bir rehine durumundadır.
Türkiye bu süreçte doğru adımları acilen atmalı ve İsrail’e istihbarat sağlayan bir duruştan hızla uzaklaşmalıdır.
Türkiye, İsrail’in hava savunma sistemini besleyen Kürecik Radar Üssü’nü DERHAL kapatmalıdır.
- TÜRKİYE HAVA SAHASI, ABD uçaklarına ve tüm savaş aygıtlarına tamamen kapatılmalıdır.
Halen Bakü-Tiflis-Ceyhan üzerinden İsrail’i besleyen petrol boru hattındaki akış DERHAL durdurulmalıdır.
Türkiye toprakları ve hava sahası, ABD ve İsrail saldırganlığı için nefes imkanı sunmamalıdır.
İsrail/ABD haydutluğuna karşı koyma konusunda Türkiye;
İtalya’nın, İspanya’nın gerisinde kalmamalıdır.
İsrail’in devlet terörü sürecinde hep merhum Erbakan hocamızın bir sözünü hatırlattık:
İsrail laftan anlamaz, güçten anlar!
Bugün, İran’dan İsrail’e fırlatılan füzelerin üzerine merhum Erbakan hocamızın bu sözünü yazıp Tel Aviv’e gönderenlere Ankara’dan selam olsun.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden bir kez de ben haykırıyorum:
İsrail laftan anlamaz, İsrail güçten anlar!
VE O GÜÇ BİZDE VAR ELHAMDULİLLAH!
Herkes bilmelidir ki;
Değişmesi gereken rejim İran rejimi değil, küresel huzursuzluğun, kaos ve savaşların sebebi olan terörist ve Siyonist İsrail rejimidir.
Ortadoğu’nun ve Dünyanın çıbanbaşı İran değil İsrail’dir!
è Öte yandan, ABD’nin, İsrail’in güvenliği ve Büyük İsrail’in kurulması için başlattığı bu savaşa, NATO üyesi ülkeleri de bulaştırma gayretini dikkatle izliyoruz.
NATO’nun, Türkiye’de, Boğazlar’da yeniden yapılanma ve kontrol sağlama girişimlerini endişeyle takip ediyoruz.
İspanya da NATO üyesidir. İtalya da NATO üyesidir.
İngiltere de NATO üyesidir.
Fransa da NATO üyesidir.
Bu ülkelerin İsrail devlet terörüne destek vermeye direndikleri gibi Türkiye de direnmelidir.
ABD saldırılarını durduracak, İsrail saldırganlığına NATO’yu kalkan yapma arayışlarına karşı koyacak ESAS ülke TÜRKİYE olmalıdır…
Değerli arkadaşlar söz buraya gelmişken dikkat çekmek istediğim bir iddia var:
VATAN PARTISI Genel Başkanı Sayın Doğu Perinçek geçtiğimiz günlerde çok ciddi bir iddia ortaya attı.
Perinçek diyor ki; “34 askerimizin şehit olduğu kargo uçağını İsrail düşürdü!”
İlgili kurumlar açıklama yapmadı, İletişim Başkanlığı yalanlama yapmadı, herhangi bir savcılık soruşturma açmadı.
Bu kadar ağır bir itham ve vahim bir iddia karşısında bir devlet ve ilgili kurumlar nasıl sessiz kalabilir?
Bu iddia nasıl cevapsız bırakılabilir…?
Umuyoruz ki bu iddia gerçek değildir; ama yalansa da yalan deyin, ya da çıkın gerçeği söyleyin.
Aziz milletimize bilgi verin; doğrusu ne ise milletten gizlemeyin!
İktidarın Sessiz kaldığı bir diğer önemli husus;
Mescid-i Aksa mütecaviz İsrail rejimi tarafından mübarek Ramazan ayında ibadete kapatılıyor, Türkiye’den günlerce ses çıkmıyor. Çıkan ses de çok zayıf, çok cılız kalıyor.
Kudüs Katoliklerin kutsal gününde ibadete kapatılıyor. Fransa’dan Macron, İspanya’dan Sanchez sert tepki gösteriyor. İtalya Başbakanı Meloni’den Vatikan’a Katolikler ayağa kalkıyor.
Maalesef bizim iktidar tepkisiz ya da tepkisi sessiz.
- Öte yandan terörist İsrail Meclisi bir idam yasası çıkarıyor. Bu yasaya göre tutuklu tüm Filistinli mahkumlar idam edilebilecek.
Bütün Dünya bu insanlık dışı yasaya sert tepki gösteriyor, ancak Türkiye’nin tepkisi burada da zayıf ve etkisiz kalıyor.
- Amerika’nın İsrail Büyükelçisi, Nil’den Fırat’a uzanan bölgenin İsrail’in Tevrat’a dayalı hakkı olduğunu iddia edip, ‘Hepsini alsalar iyi olurdu’ dediğinde çıkıp biri ‘Sen ne diyorsun hadsiz? Nil ve Fırat bölgesinde Türkiye toprakları da var, topraklarımıza göz diken karşısında bizi bulur’ dedi mi?
- ABD Savunma Bakanı İran'ı hedef alan konuşmasında, “İslam Peygamberinin yanılgılarına inanan rejimler” ifadesiyle Peygamber Efendimize hakaret ettiğinde ABD büyükelçisini çağırıp resmi nota veren oldu mu?
Bu arada biliyorsunuz, Trump her fırsatta Sayın Cumhurbaşkanımıza övgüler yağdırıyor. Acaba Trump’ın bu aniden kabaran Türkiye sevgisi, bu derin muhabbetinin kaynağı ne ola ki? Hani bizde bir söz vardır ya, ‘bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü?’ diye... İşte tam o hesap!
Üstelik bu Trump, daha geçenlerde çıkıp; ‘Türkiye’den bazı taleplerimiz oldu, sağ olsunlar yerine getirdiler’ diye bir açıklama yapmadı mı? Siyonizm’in dünyadaki en büyük hamisi olan bu zat, bizden ne talep etmiş olabilir? Kapalı kapılar ardında, milletimizin bilmediği hangi pazarlıklar masaya yatırıldı? Yerine getirilen o ‘talepler’ nelerdir, bir Allah’ın kulu çıkıp açıklamıyor.
Bakınız Değerli Basın Mensupları; biz Milli Görüş mektebinde şunu öğrendik: Siyonist bir liderin övgüsü, bir mümin için göğse takılacak bir madalya değil, olsa olsa yolun ortasında duran bir uyarı levhasıdır!
Eğer Trump bizi övüyorsa, orada durup derin derin düşünmek lazımdır.
…………………………………………………………….
BÜTÜN BU SESSİZLİĞİN VE TRUMP’IN ÖVGÜLERİNİN SEBEBİ BLACK ROCK MI ACABA ??
Geçtiğimiz günlerde bir de baktık ki, Black Rock diye bir canavar da sessiz sedasız Türkiye’ye gelmiş.
Nedir bu BlackRock? Sıradan bir yatırım şirketi mi? Asla!
Bugün 10 trilyon dolardan fazla varlığı yöneten, ‘Dünyanın Gölge Hükümeti’dir. Başındaki Larry Fink denen şahıs, küresel Siyonist sermayenin en güçlü operasyon şefidir. Yani Şeytani Düzen’in ana kasasıdır.
Yani BlackRock sıradan bir şirket değil; dünyadaki dev bankaların, silah sanayisinin, ilaç devlerinin ve teknoloji şirketlerinin en büyük hissedarıdır.
Bu sinsi şirket, İsrail’in Gazze’de kullandığı bombaları üreten şirketlerin arkasındaki asıl paranın sahibidir. BlackRock dedikleri Siyonizm’in dünya üzerindeki ‘Ekonomik Karargahı’dır!
Şimdi soruyorum: Bu BlackRock Türkiye’de ne aramaktadır?
Sayın Cumhurbaşkanımız bu şirketle yapılan görüşmenin mahiyetini milletimize açıklamalıdır. Larry Fink denilen şahıs, İsrail’in en büyük destekçisidir.
Bir yandan İsrail’e meydan okuyup, diğer yandan İsrail’i finanse eden BlackRock’la ne görüşmesi yapılmaktadır??
……………………………………………………………….
Değerli basın mensupları, İran’daki savaş, canavarlaşan İsrail adına veriliyor.
Ama bu ahlaksız ve hukuksuz savaşın her geçen gün ağırlaşan bedeli bütün dünyaya ödetiliyor.
Bugün bir litre mazot Samsun’da, Diyarbakır’da, Konya’da ortalama 78 lira.
Bir traktör 100-150 litre arası mazot alıyor.
Çiftçilerimiz depoyu doldurup tarlaya çıkacak.
Peki nasıl çıkacak soruyor musunuz?
Daha bunun gübresi var, tohumu var, zirai ilacı, sulama için elektriği var.
Savaşın artan maliyeti, zaten kronik yüksek enflasyonla mücadele edemeyen köylümüzü, çiftçimizi iyice perişan etti.
Buradan açık ve net, çok da pratik bir çağrıda bulunuyorum:
Köylülerimiz için, çiftçilerimiz için mazotta KDV’yi ya sıfırlayın ya da yüzde 1 olarak uygulayın.
Gübrede de bu yıla mahsus olmak üzere KDV almayı bırakın.
Köylümüze, çiftçimize bir müjde verin, umut verin, destek verin, can suyu verin. Tarlaya çıkmasını, üretmesini gerçekten teşvik edin.
Bütçe’den çiftçiye vermeniz gereken yasal payı eksiksiz ödeyin.
Zira tarımdaki bu girdi maliyetleriyle gıda enflasyonu düşmez, gıda enflasyonu düşmeden de Orta Vadeli Programdaki enflasyon hedeflerinin hiçbiri gerçekleşmez.
“Mutfakta yangın var” diyor ve meşhur sözü hatırlatıyorum: Tencerenin deviremeyeceği iktidar yoktur!
Arkadaşlar…Şimdi size desem ki… Asgari ücretliye, memura, emekliye, emekçiye yüzde 100 ZAM!
Mazota, benzine, doğalgaza, elektriğe yüzde 50 İNDİRİM!
Ne güzel olur değil mi? Gerçekten çok güzel olur, bunlar olacak inanın.
Hepsi olacak inşallah, hepsi ve daha fazlası olacak;
Tabii Yeniden Refah iktidarında…
İsrafı önleyerek, imtiyazlı holdinglere haksız kaynak aktarımını durdurarak ve denk bütçe yapıp faiz canavarından kurtularak bütün bunları yapacağız inşallah…
……………………………………………………….
Değerli arkadaşlar…
Türkiye Cezaevlerindeki her 3 kişiden 1’i uyuşturucu suçlusu. Ama uyuşturucu pazarı küçülmüyor büyüyor.
Bağımlı sayısı azalmıyor artıyor.
Çünkü baronlar dışarıda, ağa babaları serbestçe ortalıkta dolaşıyor.
Uyuşturucu ile mücadele nasıl yapılır?
Uyuşturucu kullanan ünlüleri toplayıp kameralar önünde sıralayıp sergileyerek mi?
Yoksa, uyuşturucu ticareti yapan baronları toplayıp, mal varlıklarına el koyarak, hesaba çekerek mi?
Cevap net: Uyuşturucu konusunda zaman azalmaktadır, kıskaç daralmaktadır, asıl yapılması gereken hiç kimseden çekinmeden baronların üzerine gitmektir.
……………………………………………………………..
Son bir konuya daha temas edeceğim: Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelen “Polis Meslek Kanunu.”
Yılların vaadi ve ümidi olan bu kanun artık çıkmalıdır.
Polislerimiz rahat bir nefes almalıdır.
Polislerimizle birlikte bekçilerimiz de haklarına kavuşmalıdır.
Bu düzenleme kapsamında mesai saatleri ve izinler net kurallara bağlanmalıdır.
Polisimize yönelik psikolojik destek artırılmalı, sağlık hakları tanınmalı, sosyal güvence kapsamı diğer kamu çalışanları ile dengeli sınırlara ulaşmalıdır.
Polisin ve bekçilerin görev ve yetki tanımları yeniden ele alınmalı, hukuki sorumlulukları net kurallara bağlanarak görevlerini yasal sınırlar içinde güvenle yapmaları sağlanmalı, sahada yaşanan uygulama farklılıkları ortadan kaldırılmalıdır.
Bekçilerimize de belirli bir çalışma süresi sonunda polislik mesleğine sınavla geçiş imkanı tanınmalı, mesleği motivasyonla yapmaları sağlanmalıdır.