Genel Başkanımız Dr. Fatih Erbakan’ın İl Başkanları Kasım Ayı Konuşması

 

Mekke Anlaşması

 


Kıymetli kardeşlerim, bu haftanın önemli bir gündem maddesi geçtiğimiz günlerde onay için Meclisimize gelen Mekke Anlaşması’dır.

İktidar kanadına bakarsanız İslam dünyasının güvenliği teminat altına alınıyor, iktidara yakın medyaya bakarsanız âdeta tarihî bir zafer kazanılmış! Keşke öyle olsa! Emin olun biz onlardan daha fazla seviniriz. Ama hakikat öyle mi? Gelin birlikte bakalım.

 

 

Öncelikle Mekke Anlaşması’ndan en çok memnun olan kim?  Siyonizmin kovboyu Trump! Yahu bu Trump değil mi Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan eden? Bu Trump değil mi Gazze’deki siyonist katliamın en büyük destekçilerinden biri olan?

 

Şimdi soruyoruz: Trump’ın memnun olduğu, Amerikan yönetiminin açıkça desteklediği bir güvenlik mimarisi kimin güvenliğini sağlayacak?  Müslümanların mı, yoksa İsrail’in mi?

 

Biz daha ilk günden uyardık: Amerika ve İsrail, İran’a karşı istedikleri neticeyi alamayınca Müslüman ülkeleri birbirine karşı vekil güç olarak kullanmanın hesabını yapıyor. Türkiye’yi bölgedeki sorunların çözümünün değil, bizzat sorunun bir parçası hâline getirmeye çalışıyorlar.

 

 

Öte yandan Mekke İttifakı’na Mısır’ın da katılacağı konuşuluyordu. Biz de memnuniyetle karşıladık. Sonra Mısır’ın katılmayacağı açıklandı.

Kim açıkladı? ABD Büyükelçisi Tom Barrack! Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan bir ittifak kuruyor ama buna kimin gireceğine, girmeyeceğine Amerikan Büyükelçisi karar veriyor?

 

Sonra da çıkıp bize bağımsız dış politika masalları anlatıyorsunuz! Rahmetli Erbakan Hocamızın tabiriyle, hadi oradan, hadi oradan!

 

 

Dahası var! Siz Mekke Anlaşması’yla bölgenin güvenliğini teminat altına aldığınızı anlatırken İsrail, Kızıldeniz’in hemen girişinde, Somaliland’da kendisine yeni bir nüfuz alanı açıyor. Askerî üs kurma ihtimali konuşuluyor. Kızıldeniz’in, Babülmendep Boğazı’nın ve İslam dünyasının ticaret yollarının güvenliği tehdit altına giriyor.

 

 

Peki bölgenin güvenliğini sağlayacağını söyleyen Mekke İttifakı bu tehlikeye karşı ne yapıyor? Hangi müşterek tedbiri alıyor?

 

 

Yahu siz daha dün Trump’ın arkasına sıra sıra dizilip Gazze için yapılan anlaşmaya kefil olmadınız mı? Aradan bunca zaman geçti, Gazze’de masum Filistinlilerin cenazeleri hâlâ enkazların altında, insani yardımlar hâlâ ihtiyaçları karşılamaktan uzak.

Siz daha Gazze’den bir kamyon moloz kaldırmaya, Gazze’ye bir çuval unu engelsiz sokmaya muktedir değilsiniz ama bütün Orta Doğu’ya huzur ve güvenlik getireceksiniz, öyle mi?

 

 

Kıymetli kardeşlerim, bizim itirazımız Müslüman ülkelerin ittifakına değil, bu ittifakların Amerikan ve İsrail çıkarlarına hizmet edecek şekilde kurgulanması ihtimalinedir.

 

Bizim arzumuz, Müslüman ülkelerin birbirinin karşısında değil, birbirinin yanında durmasıdır. Bunun yolu da Amerika’nın çizdiği güvenlik haritalarından değil, Millî Görüş’ün yıllar önce ortaya koyduğu D-8 vizyonundan geçmektedir.

 

 

İslam dünyasının güvenliği Washington’da çizilen planlarla değil, İslam ülkelerinin kendi iradesiyle teminat altına alınabilir. Mekke’nin adını taşıyan bir anlaşmanın istikameti de Washington değil, Mekke olmalıdır!

 

 

…………………………………………………………

 

BORSADA FON VURGUNU: YÜZYILIN DOLANDIRICILIĞI

 

Millet soyulurken SPK seyretti! Fonları Şişirenlerin Siyasi Ortakları Kim?

 

Yıllardır uyardığımız rant düzeni, bugün 455 bin vatandaşımızı mağdur eden “1 Trilyon liralık” tarihi bir fon vurgununa dönüştü. Milletin alın teri borsa spekülasyonlarıyla buharlaşırken, ekonomi yönetimi bu soygunu aylarca sadece seyretti; Borsa İstanbul’da tam 180 milyar dolar eridi!

 

Asıl skandal ise hisselerdeki çöküşten hemen önce içeriden haber alıp 188 milyar lira haksız kazançla kaçan 214 imtiyazlı kişi ve şirkettir!

 

İktidara çok yakın isimler "aldığımız kârı iade ettik" diyerek işin içinden sıyrıldı. Haberi yazan gazeteciye kelepçe takıldı. Milyarlık vurgun yapanlara "parayı ver kurtul" dendi! Meclis araştırmasını bile reddettiler.

 

Oysa milletimizin talebi net: O 214 kişilik liste tek bir isim dahi gizlenmeden derhal açıklanmalı ve siyasi uzantıları yargı önüne çıkarılmalıdır!

 

Türkiye’nin bu çürümeden tek kurtuluşu, ahlaklı siyaset anlayışıdır…

 

…………………………………………………………..

 

 

EKİM AYI ENFLASYONU, MUTFAK YANGINI VE KİRA ÇIKMAZI

 

TÜİK’in açıkladığı Ekim ayı verileri iktidarın "enflasyon düşüyor" masalını yerle bir etti!

 

TÜİK’in kağıt üzerindeki "makyajlı enflasyonu" bile  Ekim’de aylık yüzde 2,58, yıllık yüzde 29,77 oldu.

 

Bağımsız akademisyenlerin oluşturduğu ENAG’a göre ise yıllık enflasyon yüzde 45,12’ye ulaştı!

 

Ekim ayında tencereye giren yeşil yapraklı sebzeler bir ayda yüzde 71,79, taze meyveler yüzde 27,82, domates, biber ve salatalık yüzde 26,77 zamlandı!

 

Kış kapıdayken garibanın sobasında yakacağı kömür bir ayda yüzde 20,23, kadın ve çocuk giysileri yüzde 16,06 arttı!

 

Kasım ayı yasal kira artış oranı yüzde 31,23 oldu! Bugün 30 bin lira kira verenin kirası bir kalemde 39 bin 369 liraya fırladı!

 

Asgari ücretin 28 bin lira, en düşük emekli maaşının 23 bin 552 lira olduğu bir ülkede vatandaş maaşını ev sahibine mi versin, yüzde 20 zamlanan kömürü mü alsın, çocuğunun karnını mı doyursun?

 

Türk-İş’in Ekim verilerine göre açlık sınırı 38 bin 24 liraya, yoksulluk sınırı 123 bin 856 liraya, bekâr bir çalışanın yaşama maliyeti ise 49 bin 124 liraya dayandı!

 

Buna karşılık 23 bin 552 liralık en düşük emekli maaşı açlık sınırının tam 14 bin 472 lira altında kaldı! 28 bin 75 liralık asgari ücret ise açlık sınırının 9 bin 949 lira gerisindedir!

 

Emeklimiz ve emekçimiz iktidardan sadaka değil, yıllarca döktüğü alın terinin hakkını istiyor!  

 

Buradan açık çağrımızı yapıyoruz: Emekli maaşlarına derhal en az 20 bin lira seyyanen zam yapılmalı ve maaşlar ayrıca enflasyon oranında artırılmalıdır!

 

Bizim kırmızı çizgimiz çok net: Emekli maaşı, mutlaka bir aylık açlık sınırını aşmalıdır! Ayrıca asgari ücret de açlık sınırının üzerine çıkarılmalıdır.

 

Çalışma hayatındaki büyük adaletsizliklere de derhal son verilmeli! Sadece 1 günlük sigorta girişi farkı yüzünden insanların 17-20 yıl geç emekli olmaya mahkûm edildiği Kademeli Emeklilik sorunu derhal çözülmelidir!

 

Çocuk yaşta sanayide, atölyede ter döken ve devlet eliyle sigorta kartı verilen Staj ve Çıraklık mağdurlarının hakkı teslim edilmelidir. Staj sigortası emeklilik başlangıcı sayılmalıdır!

 

……………………………………………………………

 

Emekliye, asgari ücretliye, kademeliye ve staj mağdurlarına "kaynak yok" diyenler, niye millete kaynak bulamıyor? Sebebini anlatalım…

 

Bugüne kadar size hep üç canavardan söz ediyorduk: Birincisi “Kamudaki İsraf Canavarı”, ikincisi “Faiz Canavarı”, üçüncüsü garanti ödemeleriyle ve vergi muafiyetleriyle beslenen “İmtiyazlı Holdingler Canavarı”!

 

Şimdi iktidarın çarpık düzeni yeni bir canavar daha doğurdu: Fon Canavarı…!!

Böylece milletimizin kanını emen canavarların sayısı dörde çıktı!

 

2026’nın ilk 9 ayında Hazine’den faize, geçen yıla göre yüzde 35,4 artışla tam 2 trilyon 251 milyar lira ödendi!

 

Yani günde 8,25 milyar, saatte 344 milyon lira faiz! Sadece 9 ayda ödenen bu faiz, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 1 trilyon 940 milyar liralık bütün yıllık bütçesini 311 milyar lira aştı!

 

Şimdi Meclis’e getirdikleri 2027 Yılı Bütçesi ise halkın bütçesi değil, Londra tefecilerine 4 trilyon lira haraç ödeme bütçesidir!

 

Giderlerin 27,27 trilyon, gelirlerin 23,41 trilyon ve bütçe açığının 3,87 trilyon lira olduğu 2027 bütçesinde; faize geçen yıla göre yüzde 26,2 artışla tam 3 trilyon 975 milyar lira ayrıldı!  Neredeyse 4 trilyon lira…!!

 

4 Triyon Borçlanma, 4 Trilyon da Faiz ödeme bütçesi…!!

 

2027’de vatandaştan toplanacak her 100 liralık verginin 20 lirası; günde 10,9 milyar, saatte 453 milyon lira olarak doğrudan Londra tefecilerine ve küresel faiz baronlarına haraç olarak akacak!

 

- Bu mevcut düzende bankacılık sektörü yılın ilk 9 ayında 780,9 milyar lira net kâr açıklayıp, günde 2,9 milyar lira kâr elde etti!  

 

Aynı 9 ayda tam 93 bin esnafımız, yani günde 345 dükkân kepenk indirdi;  270 milyar lira tutarında 258 bin çek karşılıksız çıktı!

 

İşte esnafı ve vatandaşı bu faiz ve enflasyon kıskacında boğanlar, "Dövize gitmeyin, devlet güvencesindeki fonlara gelin" diyerek helal rızık arayan insanımızı kendi elleriyle dördüncü canavar olan Fon Canavarı’nın pençesine attı!

 

iktidara soruyoruz: Milletin buharlaşan 20 milyar doları nerede? 1 Trilyon liralık fon vurgunundan bugüne kadar sadece 18 milyar lira geri alabildiler! Vurguncular parayı yirmiye katlayıp kaçarken, içeride parası kitlenen mağdur vatandaşa aylar sonra enflasyonda erimiş  anaparasını dilim dilim ödemek, vatandaşı ikinci kez soymaktır!

 

Sakın ola ki bu Fon Canavarı’nın açtığı kara deliği Ziraat Bankası’nın, Hazine’nin ve 86 milyonun vergilerinin sırtına yıkmaya kalkmayın! Milletin alın terini bu fon canavarına yedirmeyiz!

 

Çalanlardan, soyanlardan, fonlayanlardan, hortumlayanlardan söke söke alacaksınız mağdur vatandaşlarımızın ana paralarını, hesaplarına tıkır tıkır yatıracaksınız. Hem de kuruşuna kadar. Hem de bir gün daha bekletmeden geciktirmeden.

 

Biz YRP olarak bu konunun takipçisiyiz…

 

………………………………………………………

 

Bir yanda tek tuşla milyarlar indiren fon baronları  diğer yanda alın teriyle mücadele eden ama artık nefes alamayan sanayicimiz ve işçimiz var!

  

Daha dün açıklanan Ekim ayı rakamları iktidarın masallarını bir kez daha yerle bir etti: Üretici enflasyonu yıllık yüzde 27,41’e fırladı!  Fabrikanın elektriği, enerjisi bir yılda yüzde 33,42; hammaddesi yüzde 35,12; imalat maliyeti yüzde 29,04 zamlandı!

 

Sanayici yüzde 42 faizle kredi bulamıyor, vatandaş yüzde 60 faizle borcunu çeviremiyor!

 

Türkiye sanayisi tam 31 aydır aralıksız küçülüyor! Fabrikalarımızda çarklar durdu; kapasite kullanımı genel sanayide yüzde 74,3’e, tekstilde yüzde 69,4’e, üretimin kalbi olan makine sektöründe ise yüzde 64,7’ye kadar düştü! Her üç makineden biri artık çalışmıyor, şalter indiriyor!

 

Sadece bu yılın ilk 10 ayında mahkemelerde tam 4 bin 936 konkordato kararı verildi; 249 şirketimiz doğrudan iflas bayrağını çekerek daha 10. ayda geçen yılın tamamındaki iflas rekorunu kırdı!

 

Son 18 ayda sadece tekstil ve hazır giyimde 5 bin 777 fabrika ve atölye kapandı, 121 bin işçimiz aşından oldu!

 

Soruyoruz: Rantiyeciye, tefeciye, fon vurguncusuna gelince muslukları sonuna kadar açan iktidar; Anadolu’nun dört bir yanında işçinin ocağı sönerken nerede?

 

Biz üreteni cezalandırıp faizciyi ihya eden bu çarpık düzeni değiştireceğiz; yeniden Refah iktidarında "Önce Üretim, Önce İstihdam, Önce alınteri" diyeceğiz!

 

………………………………………………………….

 

KÖYLÜNÜN FERYADI: HUBUBAT, ÜZÜM, İNCİR, ZEYTİN VE MAZOT MALİYETLERİ

 

Mazotun 100 liraya dayandığı yerde TMO, buğdaya 16 lira 50 kuruş, arpaya 12 lira 75 kuruş alım fiyatı verdi!

 

Adeta sadaka verir gibi…

 

Maliyetler 100 lirayı aşmışken çekirdeksiz kuru üzüme TARİŞ 80 lira, TMO 90 lira fiyat biçti.

 

İncir ve zeytin üreticimiz ise gübre, ilaç ve işçilik maliyetini bile çıkaramayıp mahsulünü dalında bıraktı!

 

Ukrayna’nın, Rusya’nın çiftçisine, ithalat baronlarına milyarlarca dolar akıtanlar; Türk çiftçisinin alın teri olan 1 kilo buğdaya bir bardak çay parasını reva görüyor!

 

Biz bu düzeni değiştireceğiz; çiftçinin mazotundan ÖTV ve KDV’yi kaldıracak, Tarım Kredi ve Ziraat Bankası borç faizlerini tek kalemde sileceğiz!

 

…………………………………………………………..

 

COP 31 İKLİM ZİRVESİ: "DÜNYA KİRLETECEK, TÜRKİYE TEMİZLEYECEK; YOK ÖYLE YAĞMA!"

 

Dünyayı Amerika ve Çin Kirletecek, Faturasını Türk Çiftçisi ve Sanayicisi Ödeyecek: Yok Öyle Yağma!

 

9-20 Kasım’da Antalya’da Birleşmiş Milletler COP 31 İklim Zirvesi’ni topluyorlar!

 

Emekliye ve çiftçiye "para yok" diyen iktidar; 197 ülkeden gelecek 100 bin kişinin tüm masrafını, 26 bin kişilik güvenliği ve BM personelinin 7 milyon 715 bin dolarlık ekstra seyahat masrafını bile milletin vergisinden ödüyor!

 

Antalya’da topladıkları bu zirve çevrecilik zirvesi falan değil; "yeşil dönüşüm maskeli ekonomik işgal ve küresel karbon emperyalizmi"dir!

 

Rakamlar ortada: Dünyadaki karbon salınımının yüzde 30’unu Çin, yüzde 14’ünü Amerika, yüzde 8’ini Hindistan ve yüzde 7’sini Avrupa Birliği yapıyor. Yani dünyayı kirletenlerin neredeyse yüzde 60’ı sadece bu dört güç!

 

Türkiye’nin küresel karbon salınımındaki payı ise yüzde 1 seviyesinde!

 

Amerika işine gelmeyince Paris İklim Anlaşması’ndan çekilip kömür santrallerini tam kapasite çalıştırıyor; ama karbon payı sadece  yüzde 1 olan Türkiye’ye "İklim Kanunu çıkar, sanayine karbon vergisi koy, metan gazı yayıyor diye hayvancılığını ve tarımını kısıtla" diyorlar!

 

Yani dünyayı Amerika, Çin ve Avrupa kirletecek; Türkiye temizleyecek, faturasını da Türk sanayicisi ve Türk çiftçisi ödeyecek! Yok öyle yağma!

 

Merhum liderimiz Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın "Onlar ortak, biz pazar olmayacağız!" dediği gibi bugün de haykırıyoruz: 

 

Onlar üretip dünyayı kirletirken, biz "karbon ayak izi" masallarıyla sanayisini kapatan, tarım ve hayvancılığını bitirip yapay ete ve ithalata mahkûm edilen bir pazar ülke olmayacağız!

 

……………………………………………………….

 

Aziz milletimiz müsterih olsun; bu karanlık tabloyu aydınlatacak, bu sömürü çarkını kıracak Millî Görüş kadroları ve Yeniden Refah buradadır!

 

Biz "Önce İmtiyazlılar Değil, Önce Millet" diyen "Garson Devlet" anlayışını kurmaya geliyoruz!

 

Peki kaynağı nereden bulacağız? Londra tefecilerinden değil, IMF kapılarından değil; hazırladığımız "Milli Kaynak Paketleri"nden bulacağız!

 

Merhum Erbakan Hocamızın 54. Hükümette yaptığı gibi o 4 trilyonluk faiz musluklarını kapatacağız! Havuz Sistemi’ni ve Denk Bütçe’yi kurarak, borç-faiz-zam-vergi ekonomisi yerine üretim-istihdam-ihracat ekonomisini başlatacağız!

 

Kamudaki israfı ve imtiyazlılara haksız kaynak aktarımını durduracağız.

 

İşçi, Memur ve Emeklimize en az %100 maaş zammı vereceğiz, kademeli emeklilik ve staj-çıraklık mağduriyetini bitireceğiz.

 

Çiftçimizin mazotundan vergiyi kaldıracağız! Çiftçimize faizsiz cansuyu desteği sağlayacağız!

 

"Ekonomi Yüzyılı" maskesi altında tezgâhlanan fon vurgunlarının ve gasp edilen 20 milyar doların hesabını hukuk önünde soracağız.

 

"Adil Ekonomik Düzen"’i hakim kılacağız,  Yaşanabilir Bir Türkiye’yi ve Yeniden Büyük Türkiye’yi mutlaka kuracağız!

 

 

 

 

 

 

Yayın Tarihi: 7 Kasım 2026 | Yayın Saati: 15:35:38