
TÜRKİYE'NİN GERÇEK GÜNDEMİNE ODAKLANMAMIZ GEREKİR
Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan, 104 emekli amiralin bildirisine iliÅŸkin "Türkiye maalesef muhtıra ve darbeler geçmiÅŸi olan bir ülke. Dolayısıyla bu bildiri ÅŸu anda siyasete, millet iradesine, hükümete bir müdahale, bir ihtar, bir muhtıra anlamı taşıyabilecek bir bildiridir. Millet iradesi üzerinde hiçbir beÅŸerî bir gücün bulunamayacağını, bunun kabul edilemeyeceÄŸini açıkça ifade ediyoruz. Bunun yanında Türkiye'nin gerçek gündemine, vatandaşın sıkıntısına derdine de odaklanmamız gerekir.' dedi.
Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan, Genel Merkezimizde gerçekleÅŸtirilen haftalık olaÄŸan basın toplantısında yaptığı açıklamada, vatandaşı asıl gündeminin ekonomi olduÄŸunu dile getirerek "Türkiye'nin gerçek gündemine vatandaşın derdine, sıkıntısına odaklanmamız gerekir dedi
Yoksul Hane Sayısı 1 Senede 2’ye Katlandı
Genel BaÅŸkanımız ÅŸunları söyledi:
"Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, “Sosyal Yardımlar Genel MüdürlüÄŸü”nün 2020 yılı faaliyet raporuna göre; 2019'da ülkemizde 3 milyon 282 bin hane sosyal yardım almış iken, 2020'de 6 milyon 630 bin hane sosyal yardım aldı. Yani sosyal yardıma muhtaç hane sayısı bir yılda yüzde 102 arttı. 6 milyon 630 bin hanenin sosyal yardım alması demek, Türkiye’de 30 milyondan fazla insanın, yani nüfusun %40’ının sosyal yardıma muhtaç olması demektir. Yine 2019'da toplam “688 bin haneye” gıda yardımında bulunulmuÅŸ iken, 2020’de “1 milyon 154 bin haneye” gıda yardımı yapılmış; yani gıda yardımı da 1 senede 2 katına çıkmış. Bu Türkiye’de açlık artıyor anlamına gelir."
Kamu İhaleleri Şeffaf ve Adil Yapılmalı
Kamu ihalelerinin ÅŸeffaf olmayan ve ihalesiz biçimde kapalı kapılar arkasında verilmesini de eleÅŸtiren Genel BaÅŸkanımız bunun hakla ve hukukla adaletle baÄŸdaÅŸmadığını söyledi:
"Tam “5 milyar TL” yani eski parayla 5 katrilyon bedelli, Antalya, Ordu, Åžanlıurfa ÅŸehir hastanelerinin yapımı; Kamu İhale Kanunu’nun deprem, yangın, sel gibi olaÄŸanüstü hallerde “pazarlık usulüyle” verilmesini saÄŸlayan 21/b maddesi uyarınca, “3 tane imtiyazlı firmaya” ihalesiz ÅŸekilde, ÅŸeffaf olmayan bir biçimde, kapalı kapılar arkasında verildi. İşsizlerimizin sayısı 11 milyonla Yunanistan’ın nüfusunu aÅŸmışken, üniversite diplomalı iÅŸsizler ordumuz 1,5 milyona yaklaÅŸmışken, halkın %40’ı sosyal yardıma muhtaç, 4’te 1’i elektrik faturasını ödeyemezken, diÄŸer taraftan bir avuç imtiyazlıya devletin kaynaklarının, milletin parasının su gibi akıtılması, milyarlık iÅŸlerin sadece birkaç firmaya ihalesiz, pazarlık usulüyle verilmesi, aynı firmaların aldıkları ihalelerin finansman maliyetinin Devlet tarafından üstlenilmesi, hakla, hukukla, adaletle, mantıkla açıklanamaz bir yanlıştır."
Yeniden Refah'ın Çözüm Önerisi
Yeniden Refah Partisi bu iç karartıcı haberlerin üzerine “ümitsizliÄŸe kapılmaya gerek yoktur, çare vardır, bu tablodan kurtulmak mümkündür” diyen Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan, çözüm önerisi olarak; kamuda israf ve savurganlıktan vazgeçilmesi, Denk Bütçe gerçekleÅŸtirilip, faiz giderleri azaltılması, “Paylaşımda Adalet” anlayışının hakim kılınması, partimizin hazırlamış olduÄŸu “Milli Kaynak Paketleri” harekete geçirilmesi ve “Borç-Faiz Ekonomisi” yerine “Üretim-İstihdam-İhracat Ekonomisine” geçiÅŸ yapılması bu ekonomik darboÄŸazdan kurtulmak mümkün olabileceÄŸini ifade etti.
Patates Üreticisi de MaÄŸdur
Patates üreticisinin de zor durumda olduÄŸunu belirten Genel BaÅŸkanımız, Covid-19 nedeniyle kapalı olan otel ve lokanta gibi iÅŸletmelerin de alım yapmaması nedeniyle patatesler depoda kaldığını Depolardaki 500 bin tona yakın patatesin çürümeye yüz tuttuÄŸunu, TMO acilen devreye girip acilen patates alımı yapmazsa yüz binlerce ton patates çürüyeceÄŸi ve çöp olacağı uyarısında bulundu.
Genel BaÅŸkanımız ÅŸöyle devam etti: Parti yetkililerimizin ziyaret ettiÄŸi NiÄŸdeli patates üreticileri; gübreye, ilaca, tohuma ve elektriÄŸe geçen yıla göre yüzde 100 oranında zam gelirken, patatesi geçen yılki fiyata bile elden çıkaramadıklarını belirtiyorlar. Aracılar, süpermarket zincirleri kazanıyor. Tüketici de patatesi pahalı almak zorunda kalıyor. Ne üretici kazanıyor ne de tüketici ucuza ürün alabiliyor. Aracıların kazandığı bu sistemde hem üretici maÄŸdur hem tüketici maÄŸdur. Bu aslında Türkiye’deki tarım politikalarının yanlışlığını, üretimden ne kadar uzaklaşıldığını gösteriyor. Biz patates ve tüm tarım ürünlerinde ithalatın durdurulmasını istiyoruz. Türkiye’nin kendine yeten çiftçisi var, Türkiye’nin toprağı var, Türkiye’nin çiftçisi ayakta kalmalı, Türkiye üretmelidir.
'Çin'in OrtadoÄŸu'da Ağırlığını Hissettirmesi Bizim EksikliÄŸimiz'
KonuÅŸmasının sonunda Çin DışiÅŸleri Bakanı Wang Yi’nin Ankara’yı da kapsayan OrtadoÄŸu baÅŸkentlerine yönelik ziyaret turu ve yapılan açıklamalar, imzalanan anlaÅŸmalarıyla bölgede ekonomik, siyasi ve askeri ağırlığını hissettirmeye baÅŸladığını, 19 yıldır D-8 Organizasyonu’na, D-60 projesine burun kıvıran iktidarın bu kadar zamanda “İslam BirliÄŸi” ve “Yeni Bir Dünya” vizyonuyla gereken adımları atsaydı, bugün Çin’in yaptığı bu hamleleri Türkiye olarak biz yapıyor olacağını vurguladı. Genel BaÅŸkanımız, "Bu geliÅŸmeler ekonomi alanında olduÄŸu gibi, dış politika alanında da Millî GörüÅŸ’e büyük ihtiyaç olduÄŸunu göstermektedir." dedi.
104 Amiralin Bildirisi Milletin İradesine Muhtıradır
Bir gazetecinin Türkiye gündemini meÅŸgul eden 104 emekli amiralin darbe iması içeren bildirisini sorması üzerine Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan; "Bir defa usul olarak, yöntem olarak, bu açıklama kabul edilemez. Çünkü Türkiye muhtıra ve darbeler, postmodern darbeler geçmiÅŸi olan bir ülke. Dolayısıyla bu ÅŸu anda siyasete, millet iradesine, hükümete bir müdahale bir ihtar bir muhtıra anlamı taşıyabilecek bir bildiridir. Millet iradesi üzerinde hiçbir beÅŸerî bir gücün bulunamayacağını, bunun kabul edilemeyeceÄŸini açıkça ifade ettik. Ancak bununla birlikte iktidarın da burada geçmiÅŸ yıllarda çok seferde yaptığı gibi bir maÄŸduriyet çıkartması ve bunu iktidarın bir siyasi malzeme haline getirmesi de aynı ÅŸekilde kabul edilemez. Mutfaktaki yangın, Kobilerin, esnafın, çiftçinin köylünün, EYT'linin, vatandaşın ekonomik sıkıntısı ekonomik yangını bu vesile ile örtülemez, perdelenemez. Türkiye’nin gerçek gündemine, vatandaşın sıkıntısına derdine odaklanmamız gerekir." ifadelerini kullandı.
Sarıklı Amiralin Kendini Sosyal Medyada Bu Şekilde Afile Etmesi Doğru Değil
Sarıklı amiral tartışmalarına da soru üzerine deÄŸinen Genel BaÅŸkanımız, "Namazını, ibadetini herkesin kendisinin yapması bunu sosyal medyada paylaşıp insanlara göstermesi çok uygun deÄŸil. Tabii orduda da olsa hangi kurumda olursa olsun bu ülkede bir insanın namaz kılması takdir edilecek bir ÅŸeydir. Åžehidi ÅŸehit yapan mana, bize asırlar boyunca KurtuluÅŸ Savaşı ve Çanakkale zaferi de dahil olmak üzere bu zaferleri kazandıran bu destanları yazdıran mana ruh; aslında namazın içinde gizli, bizim inancımıza gizlidir. Dolayısıyla namaz kılan da inancının gereÄŸini yerine getiren ile mücadele etmek onu kınamak uygun bir davranış deÄŸildir. Ancak tabi ki bu ÅŸekilde poz verip ibadetini kendi kiÅŸisel hayatını sosyal medyada da ifÅŸa etmek uygun bir davranış deÄŸil." ÅŸeklinde konuÅŸtu.
GENEL BAŞKANIMIZ DR. FATİH ERBAKAN'IN BASIN TOPLANTISI KONUŞMASININ TAM METNİ
KOBİ’LER ZOR DURUMDA
Pandemi döneminde devlet desteÄŸi alamayan ve banka kredilerine yönlendirilen esnafın sıkıntılı durumu, artık uluslararası basının da gündemine girdi.
İngiliz “Financial Times” gazetesi, Türkiye'de özellikle küçük iÅŸletmelerin çok zor durumda olduÄŸunu yazdı. Faizlerdeki artışın borçlu küçük iÅŸletmeler için çok ağır bir ilave yük getirdiÄŸi belirtildi.
FT maalesef doÄŸru söylüyor, çünkü 3 milyon KOBİ’nin toplamda 107 milyar dolar borç yükü var ve bu iÅŸletmelerin birçoÄŸu borçlarını ödeyemeyerek iflas ediyor…
Bir de ÅŸimdi neredeyse %25 faizle kredi almaya kalkarlarsa ki baÅŸka çareleri yok, durum maalesef daha da felaket olacaktır…
………………………………………………………..
“YOKSUL HANE SAYISI 1 SENEDE 2’YE KATLANDI”
Aile Bakanlığı’nın 2020 Faaliyet Raporu’nda Türkiye’de halkın ne kadar fakirleÅŸtiÄŸi itiraf edildi.
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, “Sosyal Yardımlar Genel MüdürlüÄŸü”nün 2020 yılı faaliyet raporuna göre;
2019'da ülkemizde 3 milyon 282 bin hane sosyal yardım almış iken, 2020'de 6 milyon 630 bin hane sosyal yardım aldı…!!
Yani sosyal yardıma muhtaç hane sayısı bir yılda yüzde 102 arttı…!!
6 milyon 630 bin hanenin sosyal yardım alması demek, Türkiye’de 30 milyondan fazla insanın, yani nüfusun %40’ının sosyal yardıma muhtaç olması demektir…!!
-2019'da toplam “688 bin haneye” gıda yardımında bulunulmuÅŸ iken, 2020’de “1 milyon 154 bin haneye” gıda yardımı yapılmış;
Yani gıda yardımı da 1 senede 2 katına çıkmış…!!
Bu ne demektir ?? Türkiye’de açlık artıyor demektir …!!
……………………………………………………………..
ALIM GÜCÜ DÜÅžÜYOR, GEÇİM DERDİ ARTIYOR …
19 Mart-26 Mart haftasında, sadece bir haftada “toplam tüketici kredileri” 3,5 milyar TL artışla, 686,5 milyar liradan, 690 milyar liraya yükseldi… !!
Bu rakam “1 senede 200 milyar TL” artışa tekabül eder ki bu, fakirleÅŸmenin, yoksullaÅŸmanın, geçim sıkıntısının katlanarak arttığını açıkça göstermektedir…!!
…………………………………………………………………
Bir diÄŸer sayın bakan, Enerji Bakanı 2020 yılında tam 3,7 milyon abonenin elektriÄŸini zamanında ödeyemediÄŸi için elektriÄŸinin kesildiÄŸini açıkladı…
Bu da aÅŸağı yukarı 20 milyonluk nüfusun, yani ülkenin dörtte birinin faturasını ödeyemediÄŸi için karanlıkta kalmış olduÄŸu manasına gelir… !!
………………………………………………………
KAYNAKLAR MİLLETE DEĞİL, BİR AVUÇ Ä°MTİYAZLIYA AKIYOR
Tam “5 milyar TL” yani eski parayla 5 katrilyon bedelli, Antalya, Ordu, Åžanlıurfa ÅŸehir hastanelerinin yapımı;
Kamu İhale Kanunu’nun deprem, yangın, sel gibi olaÄŸanüstü hallerde “pazarlık usulüyle” verilmesini saÄŸlayan 21/b maddesi uyarınca, “3 tane imtiyazlı firmaya” ihalesiz ÅŸekilde, ÅŸeffaf olmayan bir biçimde, kapalı kapılar arkasında verildi.
-İşsizlerimizin sayısı 11 milyonla Yunanistan’ın nüfusunu aÅŸmışken, üniversite diplomalı iÅŸsizler ordumuz 1,5 milyona yaklaÅŸmışken,
-VatandaÅŸ 50 kuruÅŸluk bayat ekmek kuyruklarında beklerken, Ayçiçek yağına güç yetiremezken,
-Adana B. Åžehir Belediyesi’nin 200 personel almak için yaptığı duyuruya, 45 bini üniversite mezunu olmak üzere tam 52 bin baÅŸvuru olurken,
-Çaykur’un iÅŸe alacağı 210 iÅŸçi için, tam 23 bin baÅŸvuru olurken,
-Milyonlarca EYT’li feryat ederken, yüzbinlerce atanamayan öÄŸretmen periÅŸan haldeyken,
-7 milyon asgari ücretli açlık sınırı altında maaÅŸla hayatta kalma mücadelesi verirken,
-Çiftçinin TEDAÅž’a, kooperatife olan borçları yüzünden traktörü haczedilirken,
-Halkın %40’ı sosyal yardıma muhtaç, 4’te 1’i elektrik faturasını ödeyemezken,
DİĞER TARAFTAN;
-Bir avuç imtiyazlıya devletin kaynaklarının, milletin parasının su gibi akıtılması,
-Milyarlık iÅŸlerin sadece birkaç firmaya ihalesiz, pazarlık usulüyle verilmesi,
-Aynı imtiyazlı firmalara bir de tam 128 kez vergi muafiyeti çıkarılması,
-Aynı firmaların aldıkları ihalelerin finansman maliyetinin Devlet tarafından üstlenilmesi,
Esnafa, çiftçiye, emekliye, öÄŸretmene gelince YOK YOK YOK deyip, imtiyazlılara gelince ÇOK ÇOK ÇOK denilmesi;
Hakla, hukukla, adaletle, mantıkla açıklanamaz bir YANLIÅžTIR …!!
İktidar bu yanlışta ısrar etmeye devam ederse, bırakın bir kez daha seçim kazanmayı, seçimlerde barajı dahi geçemeyecek duruma düÅŸer…!!
………………………………………………………………..
Türkiye’nin ağır borç tablosu ve geri ödemeleri yapamama riski tüm dünya tarafından görülüyor…
BM Kalkınma Programı’nın (UNDP) raporunda, aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 72 ‘düÅŸük ve orta gelirli’ ülkenin borçlarını ödeyemeyebileceÄŸine, küresel borç krizi yaÅŸanabileceÄŸine dikkat çekiliyor.
Dünyadaki 190 ülke arasında her an borç krizine girme riskine sahip ve borçlarını geri ödeyememe görüntüsündeki 72 ülke arasında Türkiye’nin de yer alması,
Maalesef yıllardır ifade ettiÄŸimiz hane halkı-özel sektör ve devlet olarak, ülke olarak “İFLASA DOÄžRU GİTTİĞİMİZ” gerçeÄŸinin uluslararası kuruluÅŸlar tarafından da tescil edilmesi demektir.
……………………………………………………
TÜM BU Ä°Ç KARARTICI HABERLERİN ÜZERİNE YRP OLARAK;
“ÜMİTSİZLİĞE KAPILMAYA GEREK YOKTUR, ÇARE VARDIR, BU TABLODAN KURTULMAK MÜMKÜNDÜR” DİYORUZ…
-Kamuda israf ve savurganlıktan vazgeçilirse,
-1 $’lık iÅŸler 10 $’a yaptırılmaktan vazgeçilirse,
-Denk Bütçe gerçekleÅŸtirilip, faiz giderleri azaltılırsa,
-Kaynaklar, imkanlar adil bir ÅŸekilde bölüÅŸtürülürse, yerinde kullanılırsa,
- “Paylaşımda Adalet” anlayışı hakim kılınırsa,
-Hele bir de bunların üzerine YRP’mizin hazırlamış olduÄŸu “Milli Kaynak Paketleri” harekete geçirilirse,
- “Borç-Faiz Ekonomisi”, “Beton-Çimento Ekonomisi” yerine “Üretim-İstihdam-İhracat Ekonomisine” geçiÅŸ yapılırsa,
BU EKONOMİK DARBOÄžAZDAN KURTULMAK MÜMKÜNDÜR…
…………………………………………………………
PATATES ÜRETİCİSİ MAÄžDUR
Ülkemizdeki tüm çiftçiler gibi patates üreticisi de feryat ediyor…
Covid-19 nedeniyle kapalı olan otel ve lokanta gibi işletmelerin de alım yapmaması nedeniyle patatesler depoda kaldı. Depolarda 500 bin tona yakın patates var.
Depolarda saklanan patatesler çürümeye yüz tutmuÅŸ durumda …
TMO acilen devreye girmeli, acilen patates alımı yapmalı, bu yapılmazsa yüzbinlerce ton patates çürüyecek ve çöp olacak…
Çiftçinin ürünü depoda çürürken, patates marketlerde 3 liraya kadar fiyatla satılıyor…
Oysa TMO ve Tarım Kredi Kooperatifleri bu ürünü 1 liradan alıp, 1 lira 25 kuruÅŸa satışını saÄŸlayabilir. Hem tüketici, hem üretici korunur, hem de ekim alanlarında yeniden patates ekimi saÄŸlanabilir.
Bununla birlikte;
Patates üreticileri; gübreye, ilaca, tohuma ve elektriÄŸe geçen yıla göre yüzde 100 oranında zam gelirken, patatesi geçen yılki fiyata bile elden çıkaramadıklarını belirtiyorlar.
Aracılar, süpermarket zincirleri kazanıyor. Tüketici de patatesi pahalı almak zorunda kalıyor. Ne üretici kazanıyor ne de tüketici ucuza ürün alabiliyor.
Aracıların kazandığı bu sistemde, hem üretici maÄŸdur hem tüketici maÄŸdur…
àTürkiye’nin patates üretiminde lider konumunda olan ve Mısır’dan yapılan ithalatla gündeme gelen NiÄŸde’de geçen yıl yaklaşık 800 bin ton patates üretimi gerçekleÅŸtirildi.
Bu ölçüde üretim gerçekleÅŸtiren NiÄŸde’ye patates ithalatı, baÅŸta patates üretimi yapan çiftçiler olmak üzere yurttaÅŸlardan yoÄŸun tepki topladı.
Bizim elimizde, depolarda bekleyen 500 bin ton yerli patates varken, yurt dışından ithal patates geliyor…
Yurtdışından patates ithal edilmesi akıl alacak bir durum deÄŸildir…!!
Türkiye, dünyanın on tarım ülkesi arasında, Avrupa'nın bir numarası derken, diÄŸer taraftan soÄŸanı-patatesi dahi ithal edeceksiniz…!!
Tüm bu sorunlar nedeniyle;
Patatesin 1999 yılında 6,5 milyon ton üretimi varken, 2020 yılında 5 milyon ton civarında patates hasat edilmiÅŸtir.
20 yılda ülkemizde patates üretimi 1,5 milyon ton azalmıştır... !!
DiÄŸer taraftan bu süre zarfında nüfusumuz da 62 milyondan, 83 milyona çıkmıştır…
Bu aslında Türkiye’deki tarım politikalarının yanlışlığını, üretimden ne kadar uzaklaşıldığını gösteriyor…!!
àBiz patates ve tüm tarım ürünlerinde ithalatın durdurulmasını istiyoruz. Türkiye’nin kendine yeten çiftçisi var, Türkiye’nin toprağı var,
Türkiye’nin çiftçisi ayakta kalmalı, Türkiye üretmelidir…!!
Bunun gerçekleÅŸtirilmesi için de;
-Çiftçilerin borçları mutlaka uzun vadeli olarak ertelenmeli, faizleri silinmeli,
-BaÅŸta girdiler olmak üzere, ürünün satışına kadar olan süreçte, devletin desteÄŸi çiftçinin yanında olmalıdır.
-Patates üretiminde kullanılan baÅŸta akaryakıt olmak üzere, gübre ve tohum fiyatlarında %100’leri aÅŸan oranlarda artışlar meydana gelmiÅŸtir. Bu durum girdilerde önemli fiyat artışlarına neden olmaktadır.
Devlet bu durumun önüne geçmek için gerekli adımları atmalıdır…!!
-Gübre, ilaç, tohum, mazot yanında en önemli girdi maliyetlerinden biri de yer altı kuyularından elektrikle trafolar vasıtası ile çıkarılan sulama suyudur. Zaman zaman ürün tarlada sulama beklerken elektrik faturası ödenemeyince su kesilmekte ve sulama yapılamamaktadır.
Elektrik fiyatları tarım için çiftçinin ödeyebileceÄŸi seviyeye çekilmelidir…!!
-Temel tüketim maddesi olan patates ve soÄŸanda serbest piyasa olmaması lazım. Patatesin de diÄŸer temel tarımsal ürünler gibi devlet tarafından bir taban fiyatının belirlenmesinin yararlı olacağını çiftçilerimiz ifade etmektedir.
-Patates ithalatının acilen durdurulması ve ihracattaki kotanın kaldırılması, patates ihracatının serbest bırakılması gereklidir.
-Yerli üretimi karlı hale dönüÅŸtürmek ÅŸarttır. Bunu saÄŸlamanın yolu da, ürün maliyetini düÅŸürmek ve de ürünün yüksek fiyattan pazarlanmasını saÄŸlamaktır.
Yeniden Refah Partisi olarak her zaman olduÄŸu gibi bu süreçte de çiftçimizin yanında olacağımızı açık bir ÅŸekilde belirtiyoruz.
Çiftçimize el uzatılmazsa, çiftçimiz toprağı iÅŸleyemeyecek hale gelir, önümüzdeki yıllarda milletimiz aç kalır...!!
Koronavirüs ile birlikte dünyada tarım ve gıda bütün ülkeler için stratejik ürün olarak öne çıktı.
Yeni dönemde paranız olsa bile tarım ürünü ithal edemeyeceÄŸiniz bir sürece girildi.
Bu nedenle artık Türkiye’nin ithalat yerine, kendi üreticisini destekleyen politikalara dönmesi hayati öneme sahiptir.
…………………………………………………….
DIŞ POLİTİKA
Çin DışiÅŸleri Bakanı Wang Yi’nin Ankara’yı da kapsayan OrtadoÄŸu baÅŸkentlerine yönelik ziyaret turu ve yapılan açıklamalar, imzalanan anlaÅŸmalar;
Rusya’dan sonra Çin’in de bölgede ekonomik, siyasi ve askeri ağırlığını hissettirmeye baÅŸladığını, yakın zamanda Çin’in bölgede çok önemli bir aktör olacağını gösterdi.
Çin yönetiminin resmi yayın organı tarafından duyurulan ve DışiÅŸleri Bakanı Wang Yi’nin yaptığı açıklamalarda dile getirdiÄŸi “OrtadoÄŸu’da Çözüm, Barış ve İstikrar Stratejik Planı”nın ana hatları ÅŸöyle sıralanıyor:
- Çin, İran ile Suudi Arabistan ve körfez ülkeleri arasında sorunların çözümüne katkı saÄŸlamak ve arabuluculuk yapmaya hazırdır
- Çin, bölgenin ve bölge ülkelerinin ortak güvenliÄŸi, aradaki sorunların uzlaÅŸma ve diplomasi yoluyla çözümü için İran ve Arap ülkelerinin, Körfez ülkelerinin katılımıyla düzenlenecek çok taraflı ve geniÅŸ katılımlı uluslararası diyalog konferansına ev sahipliÄŸi yapmaya hazırdır.
- Çin, tüm bölge ülkeleriyle yatırımları hayata geçirmek, finansman saÄŸlamak, projeleri üstlenmek ve ortaklaÅŸa yürütmek üzere Çin-Arap Ülkeleri zirvesinin Pekin’de yapılmasını,
Çin ile “Körfez İşbirliÄŸi Konseyi” üyesi ülkeler arasında “Serbest Ticaret AnlaÅŸması” imzalamayı önermektedir
Çin; stratejik düÅŸünen, günübirlik deÄŸil uzun dönemli düÅŸünen dış politika anlayışıyla, ekonomik, siyasi ve askeri gücüyle, aslında Türkiye’nin doldurması gereken alanlara talip oluyor ve mesafe alıyor…!!
Hem bölgedeki krizlerin çözümünde arabuluculuk yapma hem de tüm bölge ülkeleriyle ekonomik-ticari iliÅŸkilerini en üst düzeye çıkartma yolunda çok önemli anlaÅŸmalar imzalıyor.
àWang Yi’nin OrtadoÄŸu turunun zirve noktasını İran ile imzalanan 25 yıl süreli 400 milyar dolarlık stratejik-ekonomik iÅŸbirliÄŸi ve yatırım anlaÅŸması oluÅŸturdu.
İran 400 milyar dolarlık yatırım karşılığında Çin’e aynı tutarda petrolü indirimli fiyattan satmak için uzun vadeli petrol satışı anlaÅŸması yaptı.
Bu anlaÅŸma ile İran, ABD karşısında daha fazla koz elde ederek, elini önemli ölçüde güçlendirmiÅŸ oldu.
à19 yıldır D-8 Organizasyonu’na, D-60 projesine adeta burun kıvıran iktidar, bu kadar zamanda “İslam BirliÄŸi” ve “Yeni Bir Dünya” vizyonuyla gereken adımları atsaydı, bugün Çin’in yaptığı bu hamleleri Türkiye olarak biz yapıyor olacaktık…
Biz ise ÅŸu anda, iktidar sürekli “bölgesel güç” olduÄŸumuzu iddia etmesine raÄŸmen, Mısır’la, Irak’la, Suriye’yle, S. Arabistan’la kavgalı bir ÅŸekilde, tüm bu geliÅŸmeleri sadece uzaktan seyrediyoruz…
TÜM BU GELİŞMELER EKONOMİ ALANINDA OLDUÄžU GİBİ, DIÅž POLİTİKA ALANINDA DA MİLLİ GÖRÜÅž’E BÜYÜK İHTİYAÇ OLDUÄžUNU GÖSTERMEKTEDİR.