GENEL BAŞKANIMIZ DR. FATİH ERBAKAN, ARDAHAN KONGRESİ'NDEN SESLENDİ!

Pandemiye RaÄŸmen Ardahan’da CoÅŸkuyla ‘Yeniden Refah’

Ardahan 1.OlaÄŸan İl Kongremiz, Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan, Genel BaÅŸkan Yardımcılarımız Zafer EmanetoÄŸlu, Erkan İlyas Helvacı ve Cemil Çolak, MKYK üyelerimiz, Genel Merkez Gençlik Kolları BaÅŸkanımız Mehmet Enes Polat, çevre il ve ilçe baÅŸkanlarının katılımıyla Ardahan Gençlik Merkezi’nde gerçekleÅŸtirildi.

 

EmanetoÄŸlu: İlk seçimde Yeniden Refah Partisi ile Milli GörüÅŸ iktidarına kavuÅŸacağız inÅŸallah!

Ülkemizin içinde bulunduÄŸu ağır ekonomik ÅŸartlar ve pandemi sürecine raÄŸmen heyecanlı bir salona hitap eden Genel BaÅŸkan Yardımcımız Zafer EmanetoÄŸlu, “Bize ‘Çok insan denedi parti kuramadı, öyle kolay deÄŸil, parti kuramazsınız’ dediler kurduk çok ÅŸükür. Partiyi kurduÄŸumuzda dediler ki; ‘Parti kurmak kolay, ama teÅŸkilatlanmak zor.’ elhamdülillah Türkiye’nin her yerinde teÅŸkilatlandık. Åžimdi diyorlar ki; ‘TeÅŸkilat kurabilirsiniz ama seçim kazanmak çok zor.’ Biz de diyoruz ki; ‘Allah'ın izniyle ilk seçimde Yeniden Refah Partisi ile Milli GörüÅŸ iktidarına kavuÅŸacağız inÅŸallah.”

 

Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur mu?

Ardahanlıların havalimanından itibaren baÄŸrına bastığı Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan, konuÅŸmasına katılımcıları ayrı ayrı selamlayarak baÅŸladı. KonuÅŸmasının başında ‘Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur.’ atasözünü hatırlatarak Ardahan ilimizin batı illerinin standartlarının altında kaldığını örneklerle ifade ederek ÅŸöyle devam etti.

‘Öncelikle iÅŸsizlik, Türkiye’nin dört bir yanında olduÄŸu gibi, Ardahan’da da çok önemli bir problem. Çünkü Ardahan’da ve bu bölgede 18 seneden beri devlet eliyle istihdama yönelik hiçbir yatırım yapılmamış, adım atılmamış, tek bir çivi çakılmamış.

Efendim, babayiÄŸitliÄŸi özel sektör yapsın, diyorlar. Bu vergilerle, bu döviz kurlarıyla, bu faiz oranlarıyla, alım gücünün sıfıra düÅŸtüÄŸü bu piyasada, bu baÅŸtan aÅŸağı sıkıntılı mevzuatla özel sektör nasıl babayiÄŸitlik yapacak. Önce devletin üzerine düÅŸeni yapması lazım, babayiÄŸitliÄŸi önce devletin yapması lazım.

Ülkemizde arpa – buÄŸday ekimine gerekli destek saÄŸlanmadığı için arpa – buÄŸday ekimi nerede ise %10’una kadar düÅŸmüÅŸ. Yani ekim oranlarında %90 gerileme var. Maalesef 83 milyon vatandaÅŸ olarak hissettiÄŸimiz ekonomik kriz, geçim derdi ve iÅŸsizlik Ardahan’da daha fazla hissediliyor. VatandaÅŸa gelince taşı sık, suyunu çıkar. Ama yandaÅŸlara gelince, sular ÅŸelale gibi akıyor, iÅŸte Türkiye’nin acı gerçeÄŸi.

Artık sayısı 1,3 milyona ulaÅŸan diplomalı iÅŸsizler ordumuzun sayısı silahlı kuvvelerimizin sayısının 3 misline çıktı. Böyle bir tabloya raÄŸmen, üniversite öÄŸrencisi gençlerle devlet yetkilileri zoom üzerinden buluÅŸuyor, diyorlar ki; ‘Biz devlet olarak size iÅŸ bulmak zorunda deÄŸiliz.’ Bu anlayışı çok iyi tahlil etmemiz lazım. 1,3 milyon üniversite mezunu memleket evladına iÅŸ bulmak zorunda deÄŸiliz, ama iktidara yakın olanlara, ama yandaÅŸlara geldiÄŸimiz zaman her türlü iÅŸi buluyoruz. Emeklimize çifte dikiÅŸ yapmanıza müsaade etmeyiz diyorlar, ama yandaÅŸlar, ama yakınlar, ama iktidara yakın olanlar 10 dikiÅŸ, 15 dikiÅŸ yapıyor bunlara bir ÅŸey söylenmiyor. İktidara yakın olanlar 10 ÅŸirkette yönetim kurlu üyesi olarak, 15 ÅŸirkette danışman olarak ayda 10 tane – 20 tane maaÅŸ alıyor, ama bizim 60 – 65 yaşına gelmiÅŸ emekli amcamız 1500₺ emekli aylığı ile geçinemediÄŸi için alnının teriyle ikinci bir iÅŸ yapmaya kalktığı zaman; ‘Hayır, çifte dikiÅŸ atmanıza müsaade etmeyiz.’ deniyor. İşte Türkiye’nin acı gerçekleri.

 

Ardahan ilimizin dertleri sadece bu mu?

Ardahan ilimizin dertleri sadece bu mu? Hayır. Åžu anda Ardahan Üniversite’sinde en önemli ve en gerekli olan Ziraat Fakültesi ve Veterinerlik Fakültesi yok. Ardahan’a üniversite kurulduÄŸu zaman kurulması gereken ilk fakülteler bunlar ama maalesef Veterinerlik Fakültesi ve Ziraat Fakültesi yok.

Ardahan Otogarı. DeÄŸil Ardahan’a küçük bir ilçeye bile yakışmayacak bir otogar ile idare etmek zorunda bırakılan Ardahan. İl BaÅŸkanımızın da iÅŸaret ettiÄŸi Göle yolu 20 seneden beri yapılamıyor. Kore, Japonya, Almanya 20 senede 2. Dünya Savaşının yıkıcı izlerini silip dünya devi olma noktasına geldi, biz burada Göle Yolu’nu 20 seneden beri tamamlayamıyoruz.

Ardahan, deri, et ve süt iÅŸleme tesislerinden mahrum. Kars’taki et iÅŸleme tesisinin de kapısına kilit vurulmuÅŸ. Kars’a kadar gelen demir yolunun Ardahan’a ulaÅŸtırılarak DoÄŸu Ekspresi’nin son durağı haline getirilmesi gerekiyor.

Biz Ardahan’ın bütün bu sıkıntılarınızı ve daha fazlasını biliyoruz. Ancak ÅŸunu da biliyoruz ki; Yeniden Refah Parti olarak Milli GörüÅŸ ruhuyla Cenâb-ı Allah’ın izni ve keremiyle en kısa zamanda geleceÄŸiz ve tüm sıkıntılarınızı çözüme kavuÅŸturacağız inÅŸallah. Ardahan’a, Ardahanlılara, bütün DoÄŸu Anadolu illerimize hak ettiÄŸi hizmetler yeni dönemde de aynen geçmiÅŸte olduÄŸu gibi yeniden Milli GörüÅŸ ile gelecek inÅŸallah.

KonuÅŸmamızın başında örnek verdiÄŸimiz, ‘Devlet olarak gidin, taşın suyunu çıkarın’ diyen zihniyet nerede? Bir de 54. Hükümet’teki Milli GörüÅŸ zihniyeti nerede? Neydi o zihniyet? Merhum Erbakan Hocamız, iÅŸçiye, memura, emekliye %100 - %200 - %300 maaÅŸ zammı vereceÄŸiz, çiftçinin köylünün ürettiÄŸi tarım ürünlerine %80 - %120 - %140 artış vereceÄŸiz dediÄŸinde iktidar ortakları bizim böyle bir kaynağımız yok dediklerinde Erbakan Hocamız tarihe geçecek bir söz daha söyleyerek ‘Önce vereceÄŸiz, sonra bulacağız.’ demiÅŸti. Ne demek bunu manası? Bunun manası ÅŸu; Gerekirse devlet olarak ceketimizi satacağız yine de bu millete bu imkânı saÄŸlayacağız. Gerekirse hükümet olarak zeytin ekmek yiyeceÄŸiz, gene de bu mazlum millete bu imkânı saÄŸlayacağız. Bunun tam olarak manası ‘Önce Millet’ demektir. Önce yandaÅŸlar, partililer, yakınlar, akrabalar deÄŸil, önce millet demek. Biz yapacağız demiyoruz, yaptık, yine yapacağız, yine yaparız diyoruz elhamdülillah.

İşte bu nedenlerle, Ardahan’a, DoÄŸu Anadolu’ya ve tüm ülkemize özlenen, beklenen ve olması gereken hizmetler, yeniden Milli GörüÅŸ’le ve Yeniden Refah Partisi ile gelecek inÅŸallah.

 

Ankara’nın Susuz Kazası

Bendeniz Ardahan’a gelip ÅŸu salona girdiÄŸimde Erbakan Hocamızın bir anısını hatırladım.  Almanya’da doktora ve Leopar Tankları üzerinde çalışmalar yaptığı esnada oradaki profesör arkadaÅŸları ellerine geçen Türkiye ile ilgili bir belgeseli kendisinin de dikkatini çekeceÄŸini düÅŸünerek izlemesini rica ediyorlar. Ankara’nın 10 km. mesafedeki Susuz Kazası’nda çekilmiÅŸ bir belgesel. Evlerin damı, camı, penceresi yok, kapılar kırık dökük, cam yerine naylon gerilmiÅŸ, evler kerpiçten, tuvaletler dışarıda, yollar çamur içerisinde, çocukların üstü başı yırtık pırtık ve ayaklarında ayakkabı yok, periÅŸan halde bir Türkiye görüntüsü. Maksatlı olarak hazırlamışlar belgeseli, baÅŸkent Ankara’nın yanı başındaki Susuz Kazası’nda durum iÅŸte bu, Afrika seviyesinde bir ülke olarak Türkiye’yi gösteriyorlar.

Belgesel bittikten sonra Erbakan Hocamız onlara demiÅŸ ki; Bana bakın, ÅŸimdi bu belgeseldeki görüntüleri izledik diye Almanya ile kendinizle Türkiye’yi kıyaslayıp da, kendinizi üstün saymaya kalkmayın. Kendinizi çok zeki, çok akıllı, çok maharetli, çok becerikli saymaya kalkmayın. Neden biliyor musunuz? Çünkü sizi Almanlar olarak alıp götürüp o Susuz’a koysak, o Susuz’daki ağır ÅŸartlar altında, o sıkıntılar ve yokluklar içerisinde devletin doÄŸru düzgün görevini yapmadığı ÅŸartlar altında siz hayatta bile kalamazdınız. O insanlar en azından elinde avucunda bulunan kıt imkânlarla derme çatma bir ev yapmış, kendi karnını doyuracak kadar gıdasını temin etmiÅŸ, en azından üstünü başını az da olsa örtecek kadar elbise bulmuÅŸ. Siz bunu dahi yapamazdınız. Hepiniz ölürdünüz. Soyunuz tükenirdi. O insanların azmi, zekâsı, mahareti sizden çok daha üstün, ancak maalesef ki gerekli hizmeti ve desteÄŸi alamıyorlar, gerekli ekonomik ÅŸartlara sahip deÄŸiller. Åžimdi bu örneÄŸi neden anlattım?

İşte Ardahan. Tabelada nüfusu 21.000 yazıyor, İl BaÅŸkanımız uyarıyor tabelada yazana aldanmayın 18.000’e düÅŸtü, her geçen gün erimeye devam ediyor. Neden? İş yok. AÅŸ yok. İstihdam yok. Sanayi yok. Üretim yok. Bunun yanında tarım ve hayvancılıkta gereken destek ve teÅŸviki de bulamayınca tarım ve hayvancılıkta yok. Ne yapacak bu insanlar. Mecburen doÄŸduÄŸu büyüdüÄŸü toprağı terk edip batıya gidiyor ve Ardahan da pek çok DoÄŸu Anadolu ilimizde olduÄŸu gibi erimeye devam ediyor.

Dolayısıyla bu belgeseli niye hatırlıyoruz? Ardahan’da Ardahanlılar olarak sizin bu bölgede ayakta kalmanız, bu bölgede bütün bu zorluklara ve imkânsızlıklara raÄŸmen rızkınızı temin edip, çocuklarınızı yetiÅŸtirmeniz bir defa çok muazzam bir olay, her türlü takdirin üzerinde bir olay.

İkinci husus ne bu belgeselle ilgili? Ardahan’da ekonomik zorluklara raÄŸmen, sosyal zorluklara raÄŸmen, siyasi zorluklara raÄŸmen, geçim derdine raÄŸmen, iÅŸsizlik derdine raÄŸmen, her türlü yokluÄŸa ve imkânsızlığa raÄŸmen Yeniden Refah Partimizin teÅŸkilatını kurmak, ilçe kongrelerini yapmak, arkasından il kongresini yapmak bu salon bu ÅŸekilde doldurabilmek, her türlü takdirin üzerindedir, iÅŸte onun için bu örneÄŸi veriyorum. Allah hepinizden razı olsun.

Bütün bu zorluklara raÄŸmen DoÄŸu Anadolu’muzun bu en uç noktasında teÅŸkilatı kurmak, o tabelayı asmak, bu kongreyi gerçekleÅŸtirip bu kadar insanı Ardahan’ın ana caddesine toplamak son derece muazzam olaylardır. Bir kez daha Zafer EmanetoÄŸlu beyin ifade ettiÄŸi gibi İl BaÅŸkanımıza ve bütün emeÄŸi geçenlere teÅŸekkürler ediyorum.

 

Yeniden Refah Partimize söyleyecek sözleri yok!

2018 yılının Kası ayında Yeniden Refah Partimizi kurduk. O günden sonra doÄŸrudan doÄŸruya bir medya ambargosu ve engellemesi ile karşılaÅŸtık. Hiçbir yerde bir satır haber yapılmıyor, bir dakika görüntü verilmiyor, bütün Türkiye’yi dolaşıyoruz, spor salonlarında il kongreleri yapıyoruz, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük Genel Kurlunu geçtiÄŸimiz 17 Kasım’da Ankara’da 40.000’den fazla insanla yapıyoruz, bir dakika haber yapmıyorlar, bir yerde ismimizden bahsetmiyorlar. Niçin oluyor bu? Niçin olduÄŸunu ben size söyleyeyim. Çünkü Yeniden Refah Partisi’ne söyleyecek bir sözleri yok da onun için oluyor.

Neden? Çünkü Yeniden Refah Partisi’ne fetöcü diyemez. Terörle baÄŸlantısı var diyemez. Dış güçlerle baÄŸlantısı var, dış güçlerin adamı diyemez. GeçmiÅŸi karanlık, ne olduÄŸu belli deÄŸil diyemez. BoÅŸ konuÅŸuyor diyemez. Yolsuz diyemez, hırsız diyemez, ahlaksız diyemez. Üzerine macun çekilecek hiçbir ÅŸey yok. CHP ile birlik oldu, CHP’nin trenine vagon oldu diyemez. Öyleyse kimsenin kulağına kar suyu kaçırmayalım. Onlar bu planı yaparken, Cenâb-ı Allah’ın da bir planı var, o kar suyunu Cenâb-ı Allah insanlarımızın kulağına kaçırdı, insanların gönlüne Yeniden Refah’ı, yeniden Milli GörüÅŸ’ü soktu ve 81 ilde 805 ilçede teÅŸkilatını kurduk seçime girme hakkını elde ettik elhamdülillah.

Ve iÅŸte bugün, bırakın kongre yapmayı, kimsenin 3 kiÅŸiyi bir araya getirip teÅŸkilatın kuruluÅŸ dilekçesini dahi veremediÄŸi, 15 – 20 kiÅŸi ile toplantı bile yapamadığı Ardahan’ımızda, doÄŸunun bu en uç noktasında böyle muazzam bir il kongresini gerçekleÅŸtiriyoruz, ilçe kongrelerimizi gerçekleÅŸtirdik ve inÅŸallah Ardahan da seçimlerde en iddialı en güçlü bir ÅŸekilde geleceÄŸiz Allah’ın izniyle.

 Yeniden Refah Partisi olarak bu söylediÄŸimiz çalışmaları bu güne kadar niye yaptınız? Neden 81 il ve 805 ilçe de teÅŸkilat kurdunuz? Neden Türkiye’nin dört bir yanında mahalle ve köy temsilcilerini atadınız? Neden 2 seneden beri koÅŸtunuz? Ve Türkiye’nin en büyük kongresini 40.000 kiÅŸiden fazla insanla yaptınız. Hedefiniz ne? Amacınız ne? İşte bunu ÅŸimdi özet bir biçimde ifade etmek istiyorum.

 

Hedefimizdeki Türkiye’nin 4 temel özelliÄŸi

Bizim Yeniden Refah Partisi olarak hedeflediÄŸimiz, özlediÄŸimiz Türkiye’nin 4 temel özelliÄŸi olacak. Biz bu 4 temel özelliÄŸe sahip Türkiye’yi hayata geçirebilmek için bu gayretli çalışmaları yapıyoruz.

Bu özelliklerden birincisi adaletin, ehliyet ve liyakatin tam manasıyla hâkim kılındığı bir Türkiye. Türkiye’nin en ücra köÅŸesindeki Ardahan’daki kasketli Ahmet mahkemede hâkim karşısında CumhurbaÅŸkanı’ndan veya İstanbul’daki en büyük bir holdingin patronundan en ufak bir farkı olamadığını bilecek. İşte böyle bir Türkiye’yi kurmak için yola çıktık. Ecdadımız Osmanlı bu esası hâkim kıldığı için 6 asır dünyaya hâkim oldu.

Bununla birlikte her zaman söylediÄŸimiz diÄŸer düsturumuz ne olacak? Peygamberimiz (SAV)’in ‘Hırsızlık yapan kızım Fatıma’da olsa cezasını veririm.’ düsturunu, anlayışını adalet mekanizmasında ve devletin tüm kurumlarında hâkim kılacağız.

1994 Milli GörüÅŸ belediyeciliÄŸi ile bütün Türkiye’nin gündemine gelen ‘RüÅŸvet alan da, veren de mel’undur.’ hadisi gibi devletin bütün kurumlarında yeniden hâkim kılacağız. Sadece bunlar deÄŸil. Aynı zamanda kuvveti, iktidarı üstün tutan adalet mekanizması yerine hakkı üstün tutan adalet mekanizmasını inÅŸallah hâkim kılacağız. Bizim iktidarımızda akrabalık, yandaÅŸlık, hemÅŸerilik, okul arkadaÅŸlığı deÄŸil ehliyet, liyakat ve adalet hâkim olacak. Dayısı olanın, baÄŸlantısı olanın deÄŸil, hakkı olanın hizmet makamına geldiÄŸi Türkiye’yi kuracağız.

 

Milli EÄŸitim gerçekten milli olacak!

Biz Yeniden Refah Partisi olarak, ikinci hedef olarak Türkiye’de evlatlarımızın, yeni nesillerimizin kaliteli eÄŸitim aldığı bir eÄŸitim sistemini hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Yeniden Büyük Türkiye ve diÄŸer bütün hedefler ancak ve ancak kaliteli eÄŸitim almış, kaliteli insan gücüyle, kaliteli nesillerle gerçekleÅŸtirilebilir. Kaliteli eÄŸitimden kastımız ne? Birincisi bilimsel kalitesi yüksek, ikincisi de ahlaki ve manevi kalitesi yüksek nesil. Erbakan Hocamız yıllar boyunca anlattı; ‘Siz okullarınızda evlatlarınıza 5’in 4’ten büyük olduÄŸunu öÄŸrettiÄŸiniz kadar, 4 helalin 5 haramdan daha büyük ve kıymetli olduÄŸunu öÄŸretmez iseniz o zaman bu ülke kurtulmaz’ dedi. ‘Bu ülkeye, bu millete iyilik deÄŸil hatta kötülük yapmış olursunuz.’ dedi.

Dünyanın en mükemmel cerrahını, doktorunu yetiÅŸtirin ahlak ve maneviyat olmazsa para için adama keser. Her gün gazetelerde bunun haberlerini görüyoruz. Dünyanın en iyi bilgisayar programcısını, bilgisayar mühendisini yetiÅŸtirin, ahlak ve maneviyat olmazsa, ahret bilinci olmazsa banka hesaplarını hackleyip kendi hesaplarına para aktarır. Öyleyse bu ilme sahip olmasa daha iyi. Cahil olsa en azından bu zararı yapamayacak. O nedenle biz Yeniden Refah Partisi iktidarında bilimsel kalitesi yüksek ama mutlaka ahlaki ve manevi kalitesi yüksek nesiller yetiÅŸtiren eÄŸitim sistemini ve müfredatı hayata geçireceÄŸiz, Milli GörüÅŸ iktidarında, Yeniden Refah iktidarında Milli EÄŸitim gerçekten milli olacak inÅŸallah.

Ahlaki erozyonun arttığı, gençler arasında deizm sapkınlığının yaygınlaÅŸtığı, uyuÅŸturucu kullanma yaşının 12’ye kadar düÅŸtüÄŸü, boÅŸanmaların çığ gibi arttığı bir Türkiye deÄŸil, nefse esaret yerine nefis terbiyesini esas alan, dünyacı deÄŸil ahiret öncelikli olan, kuvveti deÄŸil hakkı üstün tutan, materyalist deÄŸil ‘önce ahlak ve maneviyat’ ÅŸuuruna sahip nesilleri yetiÅŸtiren eÄŸitim sistemini ve müfredatı hayata geçireceÄŸiz.

Birincisi; adaletin, ehliyet ve liyakatin hâkim kılınması. İkincisi; kaliteli nesiller yetiÅŸtiren kaliteli eÄŸitim sisteminin, gerçekten milli eÄŸitim sisteminin hayata geçirilmesi. Üçüncüsü; Refahın istisnasız 83 milyona dağıtılması. Paylaşımda adaletin tesis edilmesi. Herkesin helalinden alnının teriyle rızkını temin edebileceÄŸi iÅŸ imkânının saÄŸlanması, kimsenin karnı aç olarak uykuya dalmadığı, kimsenin aç –açık olmadığı bir Türkiye’nin hayata geçirilmesi. Bunun içinde, borç, faiz, zam, vergi, trafik cezası ekonomisinden üretim, istihdam, ihracat ekonomisine geçilmesi.

Çok deÄŸerli Ardahanlılar, çok deÄŸerli Milli GörüÅŸçüler.

En zengin %20’lik kesimin milli gelirin yarıdan fazlasını aldığı bir Türkiye, vergilerin %70’ten fazlasının dar gelirli kesimden toplandığı bir Türkiye, dolar milyarderlerinin sayısı 11’den 50’ye çıkarken aynı zamanda sosyal yardım alanların oranının %8’den %30’a çıktığı bir Türkiye, böyle bir Türkiye’de paylaşımda adaletten bahsedilebilir mi? Elbette ki bahsedilemez.

Son 17 senede vatandaşın bankalara borçlarının 100 misli arttığı, çiftçinin bankaya borcunun 40 misli arttığı bir Türkiye.

Sadece bunlar mı? Hayır. Her sene 30 milyar doları  (30.000.000.000$) hükümet sadece borç faizine öderken aynı anda Emeklilikte YaÅŸa Takılanlar’ a maalesef imkânımız yok denilen bir Türkiye. Böyle bir Türkiye’de paylaşımda adaletten bahsedilebilir mi?

Emekliye 1 senede %4 + %4 maÅŸ zammı, aynı anda elektriÄŸe 1 senede %50, doÄŸalgaza 1 ayda %15 + %15 zam. Emekliye, memura, iÅŸçiye %4-5’i zor veriyorsun, doÄŸalgaza 1 ayda %15 + %15 zam yapıyorsun.

 

İstersen her sene Umre’ye git!

Amerikan Cargill ÅŸirketine ve onunla birlikte 60 tane imtiyazlı ÅŸirkete özel düzenleme ile vergi muafiyeti getiriyorsun, diÄŸer çiftçinin, köylünün kooperatife olan borcunun faizlerini sil dendiÄŸinde, hayır, maalesef buna imkânım yok diyorsun. İşçiye, köylüye, memura, çiftçiye, Ardahanlıya imkânım yok, ama İstanbul’da Finans Park’ı yapan müteahhitlere varlık fonundan milyarlar aktarıp onları iflastan kurtarmaya imkânın var.

Gelirimizi, servetimizi, Cenâb-ı Allah’ın verdiÄŸi nimetleri 83 milyon arasında adil bir ÅŸekilde bölüÅŸtürmeden istediÄŸimiz kadar umreye gidelim, istediÄŸimiz kadar tecvitle – kıraatle Kur’an-ı Kerîm okuyalım, istediÄŸimiz kadar İmam Hatipli olalım, istediÄŸimiz kadar 5 vakit namaz kılalım; Cenâb-ı Allah bize ‘Önce insanlar arasında adaletle hükmedeceksin.’ ‘Paylaşımda ve yönetimde adaleti tesis edeceksin.’ diye emrediyor.

İnÅŸallah Cenâb-ı Allah’ın izniyle biz bu anlattığımız gibi bir Türkiye yerine paylaşımda adaletin tesis edildiÄŸi, gelir ve servetlerin adil bir ÅŸekilde paylaşıldığı, bir kiÅŸinin bile aç karnına uykuya dalmadığı, 83 milyonun istisnasız refah seviyesinin alım gücünün arttırıldığı Yeniden Büyük Türkiye’yi kurmayı hedefliyoruz. İşte beklediÄŸimiz üçüncü nokta bu. Yeniden Refah iktidarında asgari ücrete, memura, emekliye iktidar olur olmaz ilk senemizde %50 maaÅŸ zammıyla baÅŸlayacağız.

 

Yaptık, Yine Yaparız, Yapacağız

Aynı biraz önce söylediÄŸimiz gibi, yaptık yine yapacağız. 54. Hükümetin Milli GörüÅŸ ruhuyla bunu nasıl gerçekleÅŸtirdiysek Yeniden Refah iktidarında da gerçekleÅŸtireceÄŸiz. Takip eden senelerde bugün olduÄŸu gibi uydurma, çarpıtma enflasyon rakamları deÄŸil, gerçek enflasyon oranının üzerinde maaÅŸ zamları yapacağız.

Sadece burada deÄŸil; iÅŸçi, memur, emekli maaÅŸları üzerinden alınan vergileri de ortadan kaldıracağız. Elektrik, su, doÄŸalgaz gibi zorunlu ihtiyaç kalemlerini belli bir asgari kaleme kadar devlet olarak ücretsiz bir ÅŸekilde vereceÄŸiz. Bununla birlikte tüm emeklilik ve saÄŸlık sigortalarının kapsamı geniÅŸletilecek, koÅŸulları iyileÅŸtirilecek. Akaryakıt üzerinden alınan fahiÅŸ vergiler minimum seviyeye indirilecek. Benzin mazot ve otogaz fiyatları yarı yarıya indirilecek inÅŸallah.

Sadece bunlar deÄŸil; emekli, memur ve iÅŸçimizin yanında çiftçimize de köylümüze de sahip çıkılacak, tarım ürünlerinin taban fiyatları aynen 54. Hükümette olduÄŸu gibi rekor düzeyde arttırılacak Allah’ın izniyle.

Çiftçinin ürünü, ekip biçtiÄŸi para edecek, çiftçinin köylünün berekete ulaÅŸması saÄŸlanacaktır. Milyonlarca çiftçimizi, köylümüzü maÄŸdur eden, Amerikan Cargill ÅŸirketinin cirosu artsın diye yapılan ÅŸeker pancarı kotası baÅŸta olmak üzere dış güçlerin istediÄŸi bütün kotaları kaldırıp atacağız Allah’ın izniyle.

Cargill kâr etsin diye ÅŸeker pancarına kota, Amerikan sigara firmaları kar etsin diye Adıyaman’da tütün ekimine yasak.

Hayır…

 

Milli GörüÅŸ adı üzerinde Milli GörüÅŸ’tür!

Milli GörüÅŸ adı üzerinde Milli GörüÅŸ’tür. Biz önce millet ile bölüÅŸürüz, dış güçlerin keyfi, gönlü olacak diye bu kotaları devam ettiremeyiz, bunların hepsini kaldırıp atacağız.

Tarımda kullanılan mazottan hiçbir vergi almayacağız. Tarım ve hayvancılık girdileri devlet desteÄŸiyle çiftçimize, köylümüze en uygun ÅŸartlarla saÄŸlanacak. Çiftçimizin Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının faizleri gelir gelmez silinecek ve böylelikle tarımda, hayvancılıkta girdi maliyetleri düÅŸerken gelirler artacak, çiftçimizin köylümüzün yüzü gülecek.

Girdi maliyetlerinin düÅŸmesiyle hem üreticinin yüzü gülecek hem de tüketicinin yüzü gülecek. Bugün ne üretici para kazanabiliyor ne de tüketici aldığı ürünün fiyatından memnun. Neden? Girdi maliyetleri çok yüksekte onun için. Hem meyvenin, sebzenin, tarım ürününün, etin fiyatı yüksek, tüketici periÅŸan oluyor, hem de bunları üreten çiftçi periÅŸan oluyor, kar etmesi mümkün deÄŸil, girdi maliyetleri çok yüksek.

İşte biz bunları minimum seviyeye getireceğiz inşallah.

Ne anlattım ÅŸimdiye kadar…

Birincisi; adaletin tam manasıyla hâkim kılındığı Türkiye,

İkincisi; kaliteli nesil yetiÅŸtiren, geleceÄŸimizi teminat altına alan kaliteli eÄŸitim sisteminin hâkim kılınması,

Üçüncüsü; seksen üç milyonun refah seviyenin arttırılması, paylaşımda adaletin tesis edilmesi,

Dördüncü temel hedefimiz de; toplumun temel taşı olan, her ÅŸeyden daha mühim olan aile müessesesinin korunduÄŸu bir Türkiye’ nin inÅŸa edilmesi.

Aile çökerse, yeni nesiller de çöker.

Aile çökerse toplum da çöker.

Aile müessesesi, saÄŸlıklı bir aile yapısı geleceÄŸimizin teminatıdır.

O nedenle biz Yeniden Refah Partisi olarak dört adımla en önemli, gözümüz gibi korumamız gereken aile müessesesini koruyacağız.

O adımların birincisi; eÄŸitim sisteminin ıslah edilmesi. Materyalist, hedonist, hazzının peÅŸine düÅŸen, aile bilinci olmayan, Allah korkusu olmayan, nefsine esir olmuÅŸ bir nesil yetiÅŸirse kırk sene elli sene aynı yastığa baÅŸ koyamazsınız. Nerede bir sorun olursa orada bırakır gider ve aynı bugün olduÄŸu gibi boÅŸanma oranları her sene çığ gibi artar. Bu nedenle kreÅŸten üniversiteye kadar ahiret bilincini, önce ahlak ve maneviyat ÅŸuurunu yeni nesillerimizin zihnine inÅŸallah nakÅŸedeÄŸiz.

 

Kadını koruyacağım derken…

Aileyi kurmak için ikinci atılacak adım; aile ve sosyal politikalar alanındaki yasaları aileyi, yuvayı yıkan deÄŸil, aileyi koruyan yasalar, milli yasalar, inancımıza tarihimize kültürümüze temel deÄŸerlerimize uygun yasalar olmasını saÄŸlamak. O neden le bugün ki İstanbul SözleÅŸmesi gibi, 6284 gibi yuvayı yıkan, ahlaki erozyonu yaygınlaÅŸtıran, ifsat eden, batının ve Avrupa BirliÄŸinin dayattığı politikaları, yasaları, düzenlemeleri yırtıp atacağız, milli ve yerli yasaların düzenlemelerini hayata geçireceÄŸiz inÅŸallah.

Kadını koruyacağım derken yuvayı yıkan yasalarla bu boÅŸanmalardan, bu ahlaki erozyondan kurtulmanız mümkün olmaz.

Aileyi korumak için atılacak üçüncü adım; medyanın ıslah edilmesidir. Gece gündüz ifsada çalışan medyayla, 13,14,15 yaşındaki çocuklarımızın zihnine zehir akıtan medyayla aile müessesesini koruyamazsınız.

Aile müessesesini koruyacak dördüncü adım da; refahın toplumun her kesimine yaygınlaÅŸtırılmasıdır. Alım gücünün arttırılması, ekonomik gücün arttırılması, geçim derdinin ortadan kaldırılması açlık sınırının altında asgari ücretle, açlık sınırının altında emekli maaşıyla siz aileyi yuvayı nasıl devam ettireceksiniz. Bugün Türkiye’ deki boÅŸanmaların çok büyük bir kısmı ekonomik sıkıntılardan ve geçim sıkıntılarından kaynaklanıyor.

Bizler tüm Türkiye’ de gerçekleÅŸtireceÄŸimiz çalışmalarla, Cenabı Allah’ın izni ve yardımıyla siz Ardahanlı Milli GörüÅŸçüler gibi Türkiye’ nin dört bir yanında bütün imkânsızlıklara ve zorluklara raÄŸmen cansiperane çalışan fedakâr ve cefakâr Milli GörüÅŸçülerin bereketiyle en kısa zamanda iktidar olacağız, bu söylediÄŸimiz adımları atacağız, Türkiye’mizi bu dört alanda olması gereken noktaya taşıyacağız.

YaÅŸanabilir bir Türkiye’yi,

Yeniden büyük Türkiye’yi,

Yeniden Refah Partisi olarak inÅŸa edeceÄŸiz inÅŸallah…

 

Dolarla Euro’yla iÅŸim yok nasıl dersin?

Ve son olarak deÄŸinmek istediÄŸim konu döviz kurlarında yaÅŸanan inanılmaz artıştır.

Döviz kurları, baÅŸta dolar ve euro olmak üzere tüm döviz kurları Türk Lirası karşısında %30, %40 hatta  %50’ye varan oranda bir senenin içerisinde deÄŸer kazanıyor. Türk lirası cebimizde kartopu gibi eriyor, millet olarak, ülke olarak hızlı bir ÅŸekilde fakirleÅŸiyoruz. Böyle bir devalüasyon, Türk lirasının bir senede %40, % 50 ye varan oranda deÄŸer kaybetmesi iÅŸ adamlarımızı, iÅŸ verenlerimiz, sanayicimizi hatta bütün vatandaÅŸlarımız toplumun her kesimini olumsuz ÅŸekilde etkiliyor.

Bunun iki sebebi var. Bir tanesi 18 senedir yürütülen beton-çimento ekonomisi. Avm rezidans ve konut ekonomisi. Siz üretime ve ihracata yönelik yatırım yapmazsanız, bütün kaynağınızı betona ve çimentoya aktarırsanız, üretim olmazsa, sanayi olmazsa, yüksek teknoloji ürünü üretilmezse ve bunlar yurtdışına ihraç edilmezse ithalata dayalı bir ekonomimiz olur.

Aynen bugün ki Türkiye’de olduÄŸu gibi.

İthalata dayalı ekonomi demek, sürekli dövize ihtiyaç duymak demek ve dövize duyulan ihtiyaç neticesinde dövizin deÄŸer kazanması demektir. İşte dövizin sürekli bu ÅŸekilde eksponansiyel olarak artmasının birinci sebebi budur. Bugün Türkiye’ de üretilen bir ürünün, yerli ürün dediÄŸimiz ürünün üretilmesinde kullanılan hammaddenin dahi yüzde 80’ i yurtdışından geliyor.

Yüz liralık bir ürün ürettiÄŸinizde seksen lirayı dışarıya döviz olarak vermek zorundayız. Böyle bir talep karşısında da döviz sürekli olarak artıyor. Bunun sebebi de ithalat ekonomisidir. Üretim ve ihracat ekonomisi yerine ithalat ekonomisinin hâkim olmasıdır.

İkinci sebebi de, on sekiz seneden buyana borç ve faiz ekonomisinin sürdürülmesidir.

Milli kaynak üretmek yerine, Cenabı Allah’ın verdiÄŸi nimetlerden kaynak oluÅŸturmak yerine sürekli olarak dışarıdan borç alınarak kaynak oluÅŸturma yoluna gidilmesidir.

Bakınız,12 ay içerisinde Türkiye’ nin toplam ödeyeceÄŸi dış borç miktarı 170 milyar dolardır. Bu borcu ödeyebilmek için sürekli olarak dolara talep artıyor bu nedenle dolar kuru tırmanıyor. Dolayısıyla dolar ve euro dış güçlerin operasyonları nedeniyle deÄŸil, bizim kendi hatalarımız yüzünden, bizim ithalat ekonomisi uygulamamız yüzünden, bizim borç ve faiz ekonomisi uygulamamız yüzünden artıyor.

Hadi dolar euro artıyor, bu Amerika bize operasyon çekiyor da, Çin’ demi operasyon çekiyor. Hindistan’ da mı operasyon çekiyor. Gürcistan’ da mı operasyon çekiyor. Suudi Arabistan’ da mı operasyon çekiyor. Bunların hepsi karşısında TL erimeye devam ediyor. Bunlar dış güçlerin operasyonlarından deÄŸil, sizin borç ve faiz ekonominiz yüzünden oluyor.

Şimdi iktidara yakın bir kısım medya ve trollerin etkisiyle bazı vatandaşlarımız diyor ki; başkanım benim bankada dolar hesabım mı var, benim gelirim dolarla mı, harcamalarım dolarla euroyla mı.

Dolar euro artmış bana ne…

Biz de onlara üzülerek diyoruz ki; sen öyle zannet. Çünkü dost acı söyler. Akaryakıt, doÄŸalgaz, kömür bunların hepsi dolarla alınıyor. Doların artması demek hepsinin artması demek. Akaryakıtın fiyatının artması demek ulaşımın, nakliyenin artması demek. Nakliyenin artması demek bütün ürünlerin fiyatlarına zam gelmesi demek. Ekonomimiz büyük ölçüde ithalata dayalı, Türkiye’ de ürettiÄŸin ürünün % 80’ini bile dışarıdan dolarla alıyorsun, dolayısıyla Türkiye’ de yerli adıyla satılan ürünler bile dolar arttıkça zamlanacak.

Tarım ilacı, gübre, tohum ithal. Dolar arttığı zaman bunların hepsinin fiyatı artacak. Uçak biletleri zamlanacak çünkü havayollarının bütün girdileri dolarla. Hac umre bile dolarla. Dolarla euroyla iÅŸim yok nasıl dersin? Dolayısıyla dövizin artmasıyla doÄŸrudan doÄŸruya fiyatlar artacak, hayat pahalanacak ve ÅŸu anda % 30’ un üzerinde olan gerçek enflasyon oranı bu senenin sonunda % 50’ ye kadar ulaÅŸacak demek oluyor.

Millet olarak oturduÄŸumuz yerde daha da fakirleÅŸeceÄŸiz manasını taşıyor. FakirleÅŸmenin ölçüsünü size bir örnekle anlatayım. Yeni dolar kuruyla asgari ücret bugün 300 doların altına indi. 300 doların altında geliri olan asgari ücretli üç çocuklu beÅŸ kiÅŸilik bir ailede kiÅŸi başına günlük gelir miktarı 2 doların altına indi. Bu seviye açlıkla boÄŸuÅŸan Afrika ülkelerinin seviyesidir.

Trt belgeselde açlıktan periÅŸan olan Afrika ülkelerini izleyin, periÅŸanlar çünkü günde 1 dolar civarı gelirleri var deniyor. Türkiye ‘de de asgari ücretli bir ailenin kiÅŸi başına düÅŸen geliri 2 doların altına indi. 

2002 yılında asgari ücret üzerinden simit ve çay hesabı yaparak iktidara gelenler, bugün simit hesabını da, çay hesabını da ve daha birçok hesabı da unuttular bile. Bu aziz millet bu durumu hak etmiyor.

Erbakan hocamızın tabiriyle ‘’tarihin en ÅŸerefli milleti’’ altı asır dünyaya hâkim olmuÅŸ ecdadın torunları, bu aziz millet bu tabloyu hak etmiyor.

Hayır!

Gerekli nimetleri ve zenginlikleri Cenabı Hak bize bahÅŸetmiÅŸ. Gerekli olan sadece mayadır, o mayanın adı da Milli GörüÅŸ mayasıdır.

Bu sıkıntılardan kurtulmak ancak Milli GörüÅŸün maddi ve manevi kalkınma hamleleriyle mümkündür. Be hamleleri de ancak Yeniden Refah Partisi gerçekleÅŸtirebilir.

Ne yapacak hamle olarak;

Birincisi; borçsuz, zamsız, vergisiz, bugün yaptıkları gibi milletin suyunu çıkarmadan milli kaynak paketleriyle kaynak üreteceÄŸiz. Bunun kitabını yazdık, bütün dünyaya da ilan ettik.

‘’Milli Kaynak Paketleri 1’’ kitabımız… (İndirmek için tıklayınız)

Bir senede 100-150 milyar dolar kaynak…

Bu kaynaklarla aynen 54. Hükümette Milli GörüÅŸün yaptığı gibi iÅŸçi, memur, emekli ve çiftçinin alım gücünün refah seviyesi yükseltilecek ve böylelikle piyasada çarklar dönmeye baÅŸlayacak. Kredi musluklarını daha fazla açarak çiftçiyi, memuru, emekliyi daha fazla borca esir ederek deÄŸil, alım gücünü ve refah seviyesini arttırarak 83 milyona refah saÄŸlanacak.

Ve bu kaynakla Türkiye’nin doÄŸunu batısını ayırt etmeden, dört bir yanından ‘’81 İle 81 proje’’ kapsamında memleket evlatlarının alın teriyle, helalinden rızkını temin edeceÄŸi aÅŸ ve iÅŸ imkânı saÄŸlanacak.

Bu maddi kalkınma hamleleriyle birlikte manevi kalkınma adımları da atılacak ve böylelikle inÅŸallah YaÅŸanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye hedeflerine en kısa zamanda hep birlikte ulaşılacak.

Milletimizi maddi ve manevi sıkıntılarından kurtarmak için Yeniden Refah Partisi var, Milli GörüÅŸ var, Biz varız diyoruz.

Kongremizin ardından Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan, ‘Seçim zamanı deÄŸil, Geçim zamanı’ da milletimizin yanında olmak üzere esnaf ziyaretlerinde milletimizle buluÅŸtu.

Ardından Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Biber’i makamında ziyaret etti.

Genel BaÅŸkanımız, ziyaretlerin ardından Kars İl Kongremize katılmak üzere ÅŸehirden ayrıldı.

 

 

Yayın Tarihi: 3 Ekim 2020 | Yayın Saati: 20:50:04