GENEL BAŞKANIMIZ DR. FATİH ERBAKAN 'DÖVİZE ENDEKSLİ MEVDUAT' DÜZENLEMESİNE SERT ÇIKTI: BU YAPILAN SINIRSIZ FAİZ ORANLI ÖRTÜLÜ FAİZ ARTIŞIDIR!

GENEL BAÅžKANIMIZ DR. FATİH ERBAKAN 'DÖVİZE ENDEKSLİ MEVDUAT' DÜZENLEMESİNE SERT ÇIKTI:

BU YAPILAN SINIRSIZ FAİZ ORANLI ÖRTÜLÜ FAİZ ARTIÅžIDIR!

 

Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan, 'Dövize endeksli mevduat' düzenlemesini sert bir ÅŸekilde eleÅŸtirerek "Açıklanan sistem, Türk Lirası cinsinden mevduatlar için örtülü bir faiz artışıdır. Hem de bu yeni faiz oranı döviz kuruna endeksli, sınırsız bir faiz oranıdır.' dedi.

 

Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan, genel merkezimizde düzenlediÄŸi haftalık olaÄŸan basın toplantısında konuÅŸtu.

 

'AK Parti hükümetleri faiz ödeme ÅŸampiyonudur'

Gündemin en önemli konusu olan 'Kur Korumalı Vadeli TL' politikasına tepki gösteren Genel BaÅŸkanımız, ÅŸu ifadeleri kullandı:

 

"Ak Parti hükümetleri tüm uyarılara raÄŸmen ısrarla uyguladığı 'yüksek faiz, düÅŸük kur' politikasıyla 19 yılda 520 milyar dolar kamu kaynağını faize aktararak Cumhuriyet tarihinde 'faiz ödeme ÅŸampiyonu' olmuÅŸtur. 19 yılda toplanan toplam verginin yüzde 20’si doÄŸrudan faiz lobisine gitmiÅŸtir. İş iÅŸten geçtikten sonra, milletin ekonomik problemleri iÅŸsizlik ve ağır geçim sıkıntısına dönüÅŸtükten yani bıçak kemiÄŸe dayandıktan sonra, neredeyse 20 yılın sonunda hatasını kabul eden Ak Parti, “milleti faize ezdirmem” sloganıyla yıllarca kaynak aktardığı, ne istedilerse fazlasıyla gözü kapalı ÅŸekilde verdiÄŸi faiz lobisine savaÅŸ açarak, düÅŸük faiz uygulamasına geçmeye karar vermiÅŸtir. Neredeyse 20 sene sonra akla gelen “Nas” hususu nedeniyle faizlerin düÅŸürülmek istenmesi doÄŸal olarak döviz kurlarında patlamaya yol açtı.  Pek belli etmek istemese de yüksek kurlardan ve bunun ekonomiye etkisinden iyice bunalan Hükümet,  bankalardaki  yüzde 65’ten fazlası döviz cinsinden olan mevduatların TL’ye dönüÅŸü ve böylece kurların aÅŸağı çekilmesi için bir uygulama baÅŸlattı."

 

'Bu sistem sınırsız faiz oranlı örtülü faiz  sistemidir'

'Sayın CumhurbaÅŸkanı yaptığı bu açıklama ile, aslında faiz artırımına gidileceÄŸini ilan etmiÅŸtir! Açıklanan sistem, Türk Lirası cinsinden mevduatlar için örtülü bir faiz artışıdır. Hem de bu yeni faiz oranı döviz kuruna endeksli, sınırsız bir faiz oranıdır.' diyen Genel BaÅŸkanımız Erbakan,  "Bu uygulamanın kısa vadede dövizi aÅŸağı çeken etkisi görülse bile,  orta ve uzun vadede yapısal problemlerimiz nedeniyle, üretmediÄŸimiz için, yeterli düzeyde ihracat yapmadığımız için döviz tekrar yükselmeye devam edecektir. Zaten kısa vadede dahi döviz kurunun istenen oranda düÅŸmediÄŸi de görüldü." ifadelerini kullandı.  

 

'Garibanın vergisi zenginin malına nema olacak'

Genel BaÅŸkanımız açıklanan bu sistem ile milyonlarca vatandaÅŸtan toplanacak vergilerin hazineden imtiyazlılara aktarılması manasına geldÄŸini belirterek ÅŸöyle devam etti:  "Türk Lirası mevduatlara faiz getirisinin üzerinde, döviz kuru artışı kadar ilave ödemenin Hazine tarafından yapılacak olması demek,  yüksek birikime sahip yüzde 1’lik kısmına kalan %99’luk fakir ve gariban halktan toplanan vergilerle imtiyazlılara milyarlarca lira ödeme yapılması demek faiz geliri neması manasını taşımaktadır. Nasıl ki yaptırdıkları köprü-otoyol-havaalanlarından geçmeyen vatandaÅŸ da Hazine üzerinden geçiÅŸ ücretini ödüyorsa, bu uygulamayla bankada mevduatı olmayan vatandaÅŸ da mevduatı olanın kur farkı kazancının ödemesini yapmış olacak."  

 

Merkez Bankası 24 saat içinde 7 milyar dolar bozdurdu

Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan sistemin iÅŸlediÄŸini göstermek için Merkez Bankası'nın açıklamadan sonraki 24 saat içinde 7 milyar dolar bozdurduÄŸunu ortaya çıktığını söyledi:

 

"Bir de dün ortaya çıkan bir gerçek de Sayın CumhurbaÅŸkanı'nın açıklama yaptığı andan itibaren Merkez Bankası'nın bir 7 milyar dolar daha döviz mevduatının TL'ye döndüÄŸüdür. Bunun da sebebi bakın açıklama etkili oldu döviz aÅŸağı gidiyor demek için yapıldığı gerçektir.  Bu uygulama eÄŸer beklenen sonucu vermez ve döviz artmaya devam ederse, zaten çok yüksek olan enflasyonu da daha da artıracaktır.  Çünkü bu ilave ödemeler Hazine’de yeterli miktarda kaynak olmaması nedeniyle, yüksek miktarda Türk Lirası basılarak karşılanacak, bu da enflasyonu artırıcı etki yapacaktır."

 

İktidar 6 ay içinde erken seçime gidebilir

Bu hamlelerin erken seçime yönelik hamleler olduÄŸu konusunda ciddi ÅŸüphelerinin olduÄŸunu ifade eden Genel BaÅŸkanımız, "Asıl yapısal sorunlar çözülmeden yani üretmeden ihracat yapmadan dış ticaret açığımızı kapatmadan bu gibi palyatif çözümlerin sonuca ulaÅŸması mümkün deÄŸildir. Biz de bu hamlelerin bir erken seçim hazırlığı olduÄŸuna dair ÅŸüphe duyuyoruz. Yani bir 6 ay bize nefes aldırırsa bu uygulama ilkbahar gibi haziran gibi erken seçim yaparız diye düÅŸünüyor olabilir iktidar" ÅŸeklinde konuÅŸtu.

 

Bu politikalar Faiz lobisine kazandırıyor

 

İktidarın faiz indirme politikalarının da iÅŸe yaramadığının ortaya çıktığını vurgulayan Genel BaÅŸkanımız Erbakan,  "İktidar, 'faiz lobisiyle savaşıyoruz' derken, aslında 20 seneden beri olduÄŸu gibi ÅŸu anda da faiz lobisine fayda saÄŸlamaktadır maalesef. Åžöyle ki Ak Parti iktidarı bir süredir  Merkez Bankası üzerinde tahakküm kurarak politika faizini indirmeyi tercih etmektedir. Ak Parti iktidarının “yeni ekonomi politikasına” baÄŸlı olarak merkez bankası üzerinde kurulan baskı sonucunda faizler Para Politikası Kurulu’nun 16 Aralık tarihli son toplantısında  %14'e kadar indirildi. Fakat Sn. CumhurbaÅŸkanı'nın verdiÄŸi talimatla bu faiz indirim kararları Ak Parti iktidarının iddia ettiÄŸi sonucu vermemiÅŸtir. Piyasa faizleri düÅŸmek bir yana artmaya baÅŸlamıştır... Merkez Bankası ve Bankalar BirliÄŸi verilerine göre;  10 Aralık haftasında TL mevduat faizi bir önceki haftaya göre 2,1 puan artışla yıllık yüzde 15,20 olurken,  TL ticari kredilerin faiz oranı ise bir önceki haftaya göre 1,6 puan artışla yıllık yüzde 19,63 oldu.  Konut kredi faizleri 1,4 puan artışla yüzde 17,17’ye,  taşıt kredisi faizi yüzde 24,24’e,  bireysel ihtiyaç-tüketici kredisi faizleri yıllık 25,26’ya yükseldi. Faiz indirim kararlarıyla beraber, devlet borçlanma faizleri de 7 aydır neredeyse sabit bulunduÄŸu %19 seviyesinden, 7 Aralık 2021 tarihi itibariyle %22,7 seviyesine kadar çıkmıştır… Dolayısıyla hem faizler artmış, hem de döviz kurları artmış durumdadır. Aynen geçen sene Merkez Bankası’nın dövizlerinin satılıp döviz rezervi eksiye düÅŸürüldüÄŸü halde döviz kurlarının düÅŸmeyip, aksine daha da artmasında olduÄŸu gibi. O zaman da hem rezervimiz elimizden gitmiÅŸ, hem de döviz kurları artmaya devam etmiÅŸti. Bu arada  “Rantiyeciler” MB’dan %14 faizle parayı alıp götürüp Hazine’ye %22,7 faizle satmaktadır. Oturdukları yerden devletin parasıyla %9’a yakın kar etmektedir."

 

 

Genel BaÅŸkanımız kurtuluÅŸ reçetesini sıraladı

Yeniden Refah olarak AK Parti iktidarına acilen bu hatasından dönmesi çaÄŸrısında bulunan Genel BaÅŸkanımız, bu girdaptan kurtuluÅŸ reçetesini ÅŸöyle açıkladı: 

 

Sadece Merkez Bankası ve politika faizi üzerine inÅŸa edilmiÅŸ zorlama bir yöntem yerine, faize kaynak aktarılmasını önlemek için borç-faiz ekonomisi modelinden bir an evvel vazgeçmelidir. Bunun ilk adımı olarak; derhal yıllardır uyguladığı hatalı “borçlanma politikasını” deÄŸiÅŸtirerek, merkezi ve mahalli yönetimler için “denk bütçe zorunluluÄŸu” getirilmelidir.

 

  • Sürekli olarak “dış borç arayışı” yerine, milli kaynak üretmeye odaklanmalı, yatırımlar ve gerekli harcamalar dış borçlarla deÄŸil milli kaynaklarla finanse edilmelidir.

 

  • Yap-İşlet-Devret modeli ile imtiyazlı holdinglere milyarlarca lira aktarılmasına derhal son verilmelidir.

 

  • Bir an evvel üretim ve ihracatın artırılması için gereken iklimin oluÅŸturulması için gerekli adımları atmalıdır. BaÅŸka türlü bu girdaptan kurtulmamız mümkün olmaz.

 

 

 

GENEL BAŞKANIMIZ DR. FATİH ERBAKAN'IN KONUŞMA METNİ

Ak Parti hükümetleri tüm uyarılara raÄŸmen ısrarla uyguladığı “yüksek faiz, düÅŸük kur” politikasıyla 19 yılda 520 milyar $ kamu kaynağını faize aktararak “faiz ödeme ÅŸampiyonu” olmuÅŸtur.

 

19 yılda toplanan toplam verginin yüzde 20’si doÄŸrudan  faiz lobisine gitmiÅŸtir.

 

Hükümet Orta Vadeli Ekonomik Program’da da önümüzdeki üç yılda da 850 milyar TL (yaklaşık 100 milyar dolar) daha faiz ödeyeceÄŸini ilan etmiÅŸtir.

 

İş iÅŸten geçtikten sonra, milletin ekonomik problemleri iÅŸsizlik ve ağır geçim sıkıntısına dönüÅŸtükten yani bıçak kemiÄŸe dayandıktan sonra,  neredeyse 20 yılın sonunda hatasını kabul eden Ak Parti, “milleti faize ezdirmem” sloganıyla yıllarca kaynak aktardığı, ne istedilerse fazlasıyla gözü kapalı ÅŸekilde verdiÄŸi faiz lobisine savaÅŸ açarak, düÅŸük faiz uygulamasına geçmeye karar vermiÅŸtir.

 

Neredeyse 20 sene sonra akla gelen “Nas” hususu nedeniyle faizlerin düÅŸürülmek istenmesi doÄŸal olarak döviz kurlarında patlamaya yol açtı.

 

àPek belli etmek istemese de yüksek kurlardan ve bunun ekonomiye etkisinden iyice bunalan Hükümet,  bankalardaki  yüzde 65’ten fazlası döviz cinsinden olan mevduatların TL’ye dönüÅŸü ve böylece kurların aÅŸağı çekilmesi için bir uygulama baÅŸlattı.

 

Sn. CumhurbaÅŸkanı yaptığı bu açıklama ile, aslında faiz artırımına gidileceÄŸini ilan etmiÅŸ oldu…!!

 

Açıklanan sistem, Türk Lirası cinsinden mevduatlar için örtülü bir faiz artışıdır.  Hem de bu yeni faiz oranı döviz kuruna endeksli, sınırsız bir faiz oranıdır.

 

àBu uygulamanın kısa vadede dövizi aÅŸağı çeken etkisi görülse bile,  orta ve uzun vadede yapısal problemlerimiz nedeniyle, üretmediÄŸimiz, yeterli düzeyde ihracat yapmadığımız için meydana gelen yüksek miktardaki dış ticaret açığımızı finanse etmek için, dış borç geri ödemelerimizi finanse edebilmek için yüksek döviz talebimiz devam edecek ve bu nedenle de döviz tekrar yükselmeye devam edecektir.

 

Zaten kısa vadede dahi döviz kurunun istenen oranda düÅŸmediÄŸi de görüldü.  (USD 11,5,  Euro 13)

 

àAyrıca Türk Lirası mevduatlara faiz getirisinin üzerinde, döviz kuru artışı kadar ilave ödemenin Hazine tarafından yapılacak olması demek, halkın yüksek birikime sahip yüzde 1’lik kısmına %99’dan toplanan vergilerle milyarlarca lira ödeme yapılması manasını taşımaktadır.

 

“Garibanın vergisi, zenginin parasına nema olacak”

 

“Nasıl ki yaptırdıkları köprü-otoyol-havaalanlarından geçmeyen vatandaÅŸ da Hazine üzerinden geçiÅŸ ücretini ödüyorsa, bu uygulamayla bankada mevduatı olmayan vatandaÅŸ da mevduatı olanın kur farkı kazancının ödemesini yapmış olacak.

 

àDiÄŸer önemli bir konu da, Türkiye'deki toplam mevduatın sadece yüzde 60'ı gerçek kiÅŸilere, yüzde 40'ı ise ÅŸirketlere ve diÄŸer kuruluÅŸlara ait.

Getirilen bu sistem ise sadece gerçek kiÅŸilerin mevduatlarını kapsıyor. Sadece bireysel hesabı olanlar “kur korumalı TL hesabı” açabilecek.  Ancak ÅŸirketlerin paralarını bu sistemde deÄŸerlendirme ÅŸansı yok.

Bir de bunun üzerine, ülkemizdeki toplam bireysel banka mevduatlarının yüzde  6-7’lik kısmının 3 ay veya daha uzun vadeli mevduatlar olması gerçeÄŸi var. (Bankalardaki bireysel hesapların yüzde 90’dan fazlası vadesiz veya 3 aydan kısa vadeli hesaplardır.)

Yani bu uygulama bankalardaki hesapların yüzde 60’ının yüzde 7’sinin yani toplam mevduatların sadece yüzde 4’ünün TL’ye dönmesini teÅŸvik edebiliyor.

 

“Dolayısıyla açıklanan uygulama, büyük ihtimalle sanıldığı kadar yüksek miktarda dövizin TL’ye dönmesini saÄŸlayamayacaktır.”

(Sn. CumhurbaÅŸkanı’nın açıklamasından sonra yaÅŸanan düÅŸüÅŸün de, halkın dövizini TL’ye dönmesinden deÄŸil, Merkez Bankası’nın 8 milyar dolarlık döviz rezervini bir gecede TL’ye dönmesinden kaynaklandığı ortaya çıktı.)

àBu uygulama eÄŸer beklenen sonucu vermez ve döviz artmaya devam ederse,  zaten çok yüksek olan enflasyonu da daha da artıracaktır.  

Çünkü bu ilave ödemeler Hazine’de yeterli miktarda kaynak olmaması nedeniyle, yüksek miktarda Türk Lirası basılarak karşılanacak, bu da enflasyonu artırıcı etki yapacaktır.

 

…………………………………………………………………..

 

Ak Parti iktidarı bir süredir  Merkez Bankası üzerinde tahakküm kurarak politika faizini indirmeyi tercih etmektedir. Fakat bu yöntemin çalışmadığı, piyasa faizlerinin düÅŸmek bir yana artmaya baÅŸladığı net bir ÅŸekilde görülmektedir.

 

 

Ak Parti iktidarının “yeni ekonomi politikasına” baÄŸlı olarak merkez bankası üzerinde kurulan baskı sonucunda faizler Para Politikası Kurulu’nun 23 Eylül’deki toplantısında alınan kararla önce %18’e,  21 Ekim toplantısında %16’ya  ve 18 Kasım tarihli toplantısında  %15’e ve en sonunda %14’e  kadar indirildi.

 

Fakat bu faiz indirim kararları Ak Parti iktidarının iddia ettiÄŸi sonucu vermemiÅŸtir. Piyasa faizleri düÅŸmek bir yana artmaya baÅŸlamıştır...

 

Merkez Bankası ve Bankalar BirliÄŸi verilerine göre;

10 Aralık haftasında  TL mevduat faizi bir önceki haftaya göre 2,1 puan artışla yıllık yüzde 15,20 olurken,  TL ticari kredilerin faiz oranı ise bir önceki haftaya göre 1,6 puan artışla yıllık yüzde 19,63 oldu.

 

Konut kredi faizleri 1,4 puan artışla yüzde 17,17’ye,  taşıt kredisi faizi yüzde 24,24’e,  bireysel ihtiyaç-tüketici kredisi faizleri yıllık 25,26’ya yükseldi.

 

Faiz indirim kararlarıyla beraber, devlet borçlanma faizleri de 7 aydır neredeyse sabit bulunduÄŸu %19 seviyesinden, 7 Aralık 2021 tarihi itibariyle %22,7 seviyesine kadar çıkmıştır…

 

Dolayısıyla hem faizler artmış, hem de döviz kurları artmış durumdadır…!!

  

 

Aynen geçen sene MB’nın dövizlerinin satılıp döviz rezervi eksiye düÅŸürüldüÄŸü halde döviz kurlarının düÅŸmeyip,  aksine daha da artmasında olduÄŸu gibi.  O zaman da hem rezervimiz elimizden gitmiÅŸ, hem de döviz kurları artmaya devam etmiÅŸti.

 

Bu arada  “Rantiyeciler”  MB’dan %15 faizle parayı alıp götürüp Hazine’ye %22,7 faizle satmaktadır. (Oturdukları yerden devletin parasıyla %8’e yakın kar etmektedir.)

 

İktidar, “faiz lobisiyle savaşıyoruz” derken, aslında 20 seneden beri olduÄŸu gibi ÅŸu anda da faiz lobisine fayda saÄŸlamaktadır maalesef.

……………………………………………………………

 

Ak Parti iktidarı acilen bu hatasından vazgeçmeli, sadece Merkez Bankası ve politika faizi üzerine inÅŸa edilmiÅŸ zorlama bir yöntem yerine,  faize kaynak aktarılmasını önlemek için borç-faiz ekonomisi modelinden bir an evvel vazgeçmelidir.

 

-Bunun ilk adımı olarak; derhal yıllardır uyguladığı hatalı “borçlanma politikasını” deÄŸiÅŸtirerek, merkezi ve mahalli yönetimler için “denk bütçe zorunluluÄŸu”  getirilmelidir.

 

-Sürekli olarak “dış borç arayışı” yerine, milli kaynak üretmeye odaklanmalı, yatırımlar ve gerekli harcamalar dış borçlarla deÄŸil milli kaynaklarla finanse edilmelidir.

 

 

-Yap-İşlet-Devret modeli ile imtiyazlı holdinglere milyarlarca lira aktarılmasına derhal son verilmelidir.

 

-Bir an evvel üretim ve ihracatın artırılması için gereken iklimin oluÅŸturulması için gerekli adımları atmalıdır

……………………………………………………………..

2022   ASGARİ ÜCRET

 

BilindiÄŸi üzere 2022 yılı için  “asgari ücret net 4250 TL” olarak açıklandı. Aslında iktidar kendisinden beklenmeyecek düzeyde bir artış gerçekleÅŸtirdi.

 

DiÄŸer taraftan, 4 kiÅŸilik aile için açlık sınırının 4 bin TL’ye yaklaÅŸtığı bir ortamda bu rakam asgari ücretli milyonlara  “aç kalmaktan hallice” bir yaÅŸam vadediyor.

 

Ayrıca “gerçek enflasyon” oranının bÄŸsz. kuruluÅŸlarca “yüzde58” olarak hesaplandığı da dikkate alınırsa, asgari ücrete yapılan yüzde 50’lik artış aslında yeterli deÄŸildir.

 

Hazine ve Maliye Bakanı’nın Avrupa ülkelerindeki asgari ücretle bizim asgari ücretimizin seviyesini gıda harcamalarını, enerji giderlerini, ulaşım masrafını hesaba katmadan,  sadece ev kirası üzerinden karşılaÅŸtırması, tablonun gerçekte olduÄŸundan farklı ÅŸekilde yansıtılmasına yol açmıştır.

 

Özellikle fahiÅŸ gıda fiyatları ve gıda enflasyonu nedeniyle, altından kalkılamaz ısınma giderleri nedeniyle asgari ücretlimizin ÅŸartları Avrupa ile kıyaslanamayacak düzeyde ağırdır.

 

àSayın bakana hatırlatılması gereken çok önemli bir gerçek de, asgari ücretlimizin saatlik kazancının Avrupa’lı bir asgari ücretliye kıyasla 10’da 1’den daha düÅŸük seviyede olmasıdır.

 

Bizim asgari ücretlimizin “brüt” asgari ücret üzerinden hesaplanan saat başına ücreti 1,12 dolardır. Aynı saatlik ücret Almanya’da 12 euro (13,6 dolar), İngiltere’de 9 sterlin (12 dolar), Fransa’da 10,5 euro (11,9 dolar) seviyesindedir.

 

Yani Avrupa’daki asgari ücretlinin 1 saat çalışarak elde ettiÄŸi geliri, bizim asgari ücretlimiz 10 saatten fazla çalışarak elde etmektedir…!!

 

 

àSayın bakanın unutmaması gereken bir diÄŸer husus da, bizim toplam iÅŸgücümüz içinde asgari ücretli çalışan oranımızın yaklaşık yüzde 45, bu oranın Fransa’da  yüzde 11, Yunanistan’da yüzde 9, Almanya’da yüzde 6,6, Hollanda’da yüzde 6, Portekiz’de  yüzde 4,4 seviyesinde olduÄŸudur.

 

Yani bizde asgari ücretin düÅŸük olması toplumun çok daha büyük kısmının fakir kalmasına neden oluyor.

 

 

àBu anlattıklarımızı doÄŸrulayan bir veri de, Avrupa BirliÄŸi İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) 2020 rakamlarıdır.  

 

Bu veriye göre;  kiÅŸi başına Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) bakımından Türkiye’nin Avrupa’nın en fakir 7 ülkesinden bir tanesi olduÄŸunu ortaya koydu.

 

27 AB üyesiyle, 3 Avrupa Serbest Ticaret BirliÄŸi (EFTA) ülkesi (İsviçre, İzlanda ve Norveç),   5 tam üyeliÄŸe aday ülke (Türkiye, Kuzey Makedonya, KaradaÄŸ, Sırbistan ve Arnavutluk), 1 potansiyel aday ülke (Bosna-Hersek) ile  İngiltere istatistik kapsamında yer alıyor,

 

Ve bu  27’si AB üyesi,  toplam 37 ülke arasında SGP'ye göre kiÅŸi başına GSYH endeksi en yüksek ülke 263 ile Lüksemburg, en düÅŸük ülke ise 30 ile Arnavutluk olurken, Türkiye 37 ülke arasında  sondan 7’nci oldu...

………………………………………………………………

 

 

Bu tablodan kurtulmak için, iktidarın “Önce Millet” anlayışı ile hareket ederek, 3 temel harcama kalemini azaltması ve ortadan kaldırması gereklidir;

 

-        Faiz giderleri

-        İmtiyazlı holdinglere kaynak aktarımı

-        İsraf

 

Daha önce de ifade ettiÄŸimiz gibi, merkezi Hükümet, yerel yönetimler ve tüm kamu kurumları için “Denk Bütçe” zorunluluÄŸu getirilmelidir.

Kaynak ihtiyacını borçla deÄŸil, milli kaynak paketleri ile karşılaması ve bu kaynakla  üretimin, ihracatın, katma deÄŸerli ihracatın artması için gerekli adımları atması gereklidir. 

 

Millet’e vereceÄŸi zaman  “elini korkak alıştırmaması” ve dar gelirli milyonların (iÅŸçi-memur-emekli-çiftçi-küçük esnaf) refah seviyesini artıracak adımları atması gereklidir.

 

 

 

Yayın Tarihi: 24 Aralık 2021 | Yayın Saati: 19:06:54