GENEL BAŞKAN YARDIMCIMIZ ZAFER EMANETOĞLU'NUN AÇIKLAMASI

KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ'NDE YENİ DÖNEM

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini Başbakan Sn. Ersin Tatar kazandı. Öncelikli olarak kendisini tebrik ediyoruz. Seçim sonuçlarının ve dolayısıyla Sn. Ersin Tatar’ın Cumhurbaşkanlığının KKTC’ye hayırlı olmasını diliyoruz.

 

Mevcut Cumhurbaşkanı Sn. Mustafa Akıncı’nın görev süresi boyunca dile getirdiği görüşleri ve bu görüşlere karşı Sn. Tatar’ın yaklaşımlarını göz önüne alırsak seçim sonucunun hayırlı olacağı beklentimizi ifade etmek istiyoruz.

 

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası ortaya çıkan Kıbrıs tablosu yeni müzakerelere gerek bırakmayacak bir tablo olmasına rağmen, uluslararası güçlerin Kıbrıs’taki Türk varlığına ve sonrasında kurulan KKTC’ye karşı tahammülsüzlüğü dolayısıyla bitmek bilmeyen müzakereler süreciyle 46 yılı geride bıraktık. Birleşmiş Milletler gözetiminde sürdürülen müzakerelerin merkezinde Rumlara toprak iadesi ve KKTC’nin varlığının sonlandırılarak ana eksenini Rumların oluşturduğu Federatif bir devlet kurulması yer aldı. Kıbrıslı Türkler ve Türkiye için büyük bir tehlike olan bu hedefe en fazla yaklaşılan zaman 2004 yılında yapılan Annan Planı Referandumu oldu.

 

KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş’ın bütün karşı çıkmalarına rağmen, Türkiye’de Ak Parti hükümetinin de plana verdiği destek ve kabul edilmesi yönünde yaptığı çalışmayla KKTC’de %64,91’lik bir oy oranıyla Annan Planı kabul edildi. Merhum Liderimiz Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın tarihe geçen sözlerinde ifade ettiği gibi “Allah KKTC’yi ve Türkiye’yi bu planın ortaya çıkaracağı yıkıcı etkilerden Rumların eliyle korudu”. Zira Rumlar Annan Planı’nı %75,38’lik oranla reddetti. Reddetti çünkü Rumların Ada’da Türk varlığına zerre kadar tahammülleri olmadı. Hal böyle olmasına rağmen Sn. Mustafa Akıncı Cumhurbaşkanlığı boyunca adeta Rumların sözcülüğünü yaparcasına tam bir teslimiyet politikası sürdürdü. Annan Planı’nın peşinden koşarcasına sürdürdüğü Türkiye’ye karşı olan tavrı, KKTC’de konuşlu TSK unsurlarından duyduğu rahatsızlığı dile getirmesi, Rumlara toprak iadesi, KKTC davasına ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikalarına adeta balta vurma girişimi halini aldı.

 

Şimdi Sn. Ersin Tatar’ın Cumhurbaşkanlığı ile yeni bir döneme giriliyor. Bu yeni dönemde geçmişte yapılan hataların tekrarlanmaması ve tek hedefin KKTC’nin varlığını sürdürecek adımların atılması olması gerektiğinin bilinmesini istiyoruz. Bu hedef hem Kıbrıslı Türklerin geleceği hem de Türkiye’nin güvenliği için olmazsa olmaz bir şarttır.

 

1960’da oluşturulan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni ortadan kaldıran ve 1974 Barış Harekâtı öncesinde Kıbrıslı Türklere karşı kanlı eylemler düzenleyen Rumlara güvenerek yeni bir devlet çatısı altında buluşmak, ancak tarihten ders almayanların atabilecekleri bir adım olur.

 

KKTC’nin bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdürmesinin önemi, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki uluslararası hukuktan doğan haklarının korunması ve gemilerini bu sularda yüzdürmesi konusunda açıkça göstermiştir. Eğer Annan Planı kabul edilseydi ve KKTC’nin varlığı sonlandırılarak Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti kurulsaydı Türkiye Doğu Akdeniz’de gemi yüzdürebilir miydi? Sismik araştırma yapabilir, sondaj vurabilir miydi? Bugün ki mevcut durumda dahi haklarımızı gasp etmeye çalışan, ambargo tehdidinde bulunan batılı devletler bize Akdeniz’de adım attırlar mıydı? Bugün KKTC’de konuşlandırılan İHA ve SİHA filomuzla sağladığımız güvenlik ağını oluşturma imkânımız olur muydu? İşte bu soruların cevabını düşündüğümüzde Erbakan Hocamızın “Allah bizi Rumların eliyle korudu” sözünün önemini daha iyi anlıyoruz.

 

Sn. Ersin Tatar’ın seçim sürecinde ortaya koyduğu görüşlerin ve son dönemde Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden Ak Parti Hükümetinin çıkardığına inandığımız derslerin geçmişte yaşanılan hatalara bir kez daha düşülmeyeceği inancımızı güçlendiriyor.

 

Ancak sadece mevcut durumu korumak yeterli olmayacaktır. Kıbrıs Barış Harekâtını gerçekleştiren Milli Görüş’ün temsilcisi olarak, KKTC için yapılması gereken önemli işlerin ve atılması gereken adımların olduğunu ifade ediyoruz.

 

Bu atılması gereken adımlardan bir tanesi Rumlarla sürdürülen Birleşik Kıbrıs merkezli müzakerelerin derhal sonlandırılmasıdır. Eğer bir müzakere yürütülecekse, bu müzakerenin Ada’da iki devletli mevcut duruma uygun ve iki devletli mevcut durumun hakkaniyetli bir şekilde işletilmesi üzerine olması gerekmektedir.

 

Yıllardır dile getirdiğimiz bir diğer önemli adım, KKTC’nin tanınması konusudur. Rumlarla müzakere masasına oturunca tanınan, uluslararası haklar konu olunca tanınmayan KKTC’nin, resmi olarak tanınması hayati bir konudur. Türkiye’nin, başta Azerbaycan ve Libya Ulusal Hükümeti olmak üzere Müslüman ve kardeş ülkelerin KKTC’yi tanıması için etkin bir süreç yürütmesi gerekmektedir. Özellikle Libya Ulusal Mutabakat Hükümetinin KKTC’yi tanıması Deniz Yetki Alanı Anlaşması için de tarihi bir öneme sahiptir.

 

KKTC için atılması gereken bir diğer önemli adım ise Milli ve Manevi değerlere sahip bir nesil yetiştirme hedefinin hayata geçirilmesidir. 1974 öncesi Rumların kanlı saldırılarına karşı kurulan Kıbrıs Mukavemet Teşkilatı’nın imanına sahip, tarih şuuru olan, milli hassasiyetini maneviyatıyla sağlamlaştıran bir nesil yetiştirilmesi gerekmektedir. Vatanına, devletine, milletine sahip çıkma iradesini gösterecek sağlam bir nesil yetiştirilemez ise, yarın tekrar Rumlarla birleşelim, KKTC’yi ortadan kaldıralım anlayışıyla yeni tehlikelerle karşı karşıya kalınması kaçınılmaz olur.

 

KKTC için atılacak adımlarda Birleşmiş Milletlerin ve Batılı ülkelerin ne dediğinin hiçbir önemi yoktur ve dikkate alınmamalıdır. Zira ortaya konulacak yaklaşımlar ve sözler bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hakkaniyetten ve adaletten uzak olacaktır. Önemli olan KKTC’nin ve Kıbrıslı Türklerin bağımsızlıklarının sürmesi, Türkiye’nin haklarının korunması ve güvenliğinin sağlanmasıdır.

 

KKTC 5. Cumhurbaşkanı Sn. Ersin Tatar’ın ve Ak Parti hükümetinin bu gerçekler ışığında olumlu ve hayırlı adımlar atması temennisinde bulunuyor, Yeniden Refah Partisi olarak Kıbrıs Davasına olan yakın ilgimizi sürdüreceğimizi, atılacak herhangi bir yanlış adımın karşısında etkin bir şekilde duracağımızı KKTC ve Türkiye kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.

 

Zafer EMANETOĞLU

Genel Başkan Yardımcısı