GENEL BAŞKAN YARDIMCIMIZ MAHMUD ALTUNSOY'UN AÇIKLAMASI

AB DOLMUŞUNDA TEK GEÇER AKÇA - AİLE

Avrupa Birliği dolmuşuna binip de, AB’ye yol almak istediğimizde bu meçhul (!) seyahatin bedeli olarak talep edilen ilk şeydir : AİLE !

Aziz Milletimizin sahip olduğu toplumsal bütünlüğün en önemli yapısal harcıdır AİLE.

Bize uzak ve bizden farklı yön ve yapıdaki bazı ideolojiler, fikir akımları, sözde özgürlükçü ve hümanist felsefi yaklaşımlar, bireyi ve bireyselleşmeyi öne çıkarmak için canla başla mücadele ediyor olsa da; “Hak’kın nizamında durmayı düstur ve gaye edindiğimiz müddetçe daima bize ait olacak olan BİZİM HAKİKATİMİZİ” değiştirmek olanaksızdır. Lakin değiştiremeyecekleri hakikati tahrif etme, yozlaştırma, taşıdığı değer iklimini harcanılabilir kılma gayesiyle aile kurumumuza saldırmayı uzun zamandır var güçleriyle sürdürmektedirler.

Aile kurmanın, aile olmanın; dolayısıyla toplumsal birlikteliğimizi sürdürerek, Aziz Milletimizin maddi ve manevi varlığına katkıda bulunmanın, değerlerimizi taşıyacak miras zincirini korumanın gerekliliğinin bir görev olduğu bilincini elde etmek, korumak ve dahi yaşatmak; bir Zeytin Dalı, bir Fırat Kalkanı kadar önem arz etmektedir.

Somut saldırıya ve bozgunculuğa karşı ülke olarak; Hamdolsun bugün geldiğimiz noktada milli savunma teknolojimiz ile sağlam bir mukavemet gösteriyor, hak ettikleri karşılığı verebiliyoruz. Peki ya soyut saldırılara, gözle görülmeden sinsice ve maalesef hızla yaklaşan bozguncu saldırılara karşı da aynı mukavemeti gösterecek ferasete sahip miyiz?

Topluma servis edilen yayınlarda aile değerlerimiz ayaklar altına alınmaya başlanmış, sistematik bir şekilde ara verilmeksizin; “özelde rant” “genelde kümülatif olarak ise ahlaki dezenformasyon cihetindeki” yayın politikaları ile aile bireylerimizin değer algıları adeta abluka altına alınmış vaziyettedir.

Toplumsal geleceğimizin altına an be an yerleştirilmeye çalışılan bu sinsi ve tehlikeli dinamit, elbette beklenmedik bir şey değildi. Lakin önemli olan husus şu ki, bu beklenen (!) saldırılara karşı silahların eşitliği ile mukabele edebilmek gerekliliğidir. Ve içler acısı bir tablodurki : ailevi, örfi, geleneksel değer yargılarımızı taşıdığını düşündüğümüz, küresel anlamda basın yayın sektörünün ağababalarından ayrı kalabildikleri zannını taşıdığımız “bizim mahallenin yayın kanallarının” bu yozlaşmaya dahil olmuş, hatta bu ablukanın kovanı halini almışlar. Gördüğümüz tablo budur !

Ailenin ve evliliğin değerini : “sadece bir apartman dairesinin tapu kaydındaki maliki olmaya devşirenler” gün ortası yayınlarında 83 milyonun gözü önünde “Senin kocanın evi yok ki!” nidalarıyla stüdyoları yankılatıyor ve kadına “sen babanın evine dön kızım” sesleri yükseliyor, bu akıl veriliyor “YUVANIN ANNESİNE !” Bir başka yayında da çocuğunun nikahlı eşinden değil de komşusundan olduğu haberini şükürlerle karşılayan kadının sevincini izliyor 83 milyon..

Bu pazarda satılan şey : Ailedir, ailenin değeridir, yuvanın kıymetidir, evliliğin önemidir; asırlardır nesilden nesile aktarılagelen kültürümüz, her şeyden öte manevi zenginliğimizdir. Hedef alınan bu sahip olduklarımız, bu kıymetlilerimiz; aziz milletimize, en içinden çıkılmaz durumlarda merhem, en karanlık günlerinde o günlerine ve dahi geleceğine ışık olmuştur, zira bahsinde bulunduğumuz bu kıymetler milletimizin temel gücü, temel dayanağıdır. Bu değerlerimiz değil midir bizi biz yapan? Bu değerler değil midir bizi bir arada tutan? Bir nebze durup düşünmeli! Mesele büyük!

Merakımızı bir husus celbetti: Acaba bozulan aile yapısı, çözülen toplumsal yapı, bireyselleşerek dalından kopmuş yaprak misali savrulan gençlerimiz, harcanan değerlerimiz, kaybolan kültür varlığımız hangi tür veya ne kadar parayla düzeltilebilir?

 

Mahmud ALTUNSOY

Genel Başkan Yardımcısı