GENEL BAŞKAN YARDIMCIMIZ DOĞAN BEKİN'İN AÇIKLAMASI

Myanmar Seçimleri Ve Rohingya Müslümanları

Tüm dünya ülkeleri Amerika’da Donald J.Trump ve Joe Biden arasında yapılan başkanlık seçimine odaklanmışken, ne yazık ki Myanmar'da yapılan genel seçimler ise görmezden gelinmiş ve seçimler öncesi askerlerin gölgesindeki vesayetçi sivil yönetim tarafından azınlıklara yönelik ortaya konan yasakçı uygulamalar sonucu hukuksuzluk ve adaletsizlik ön plana çıkmış oldu.

Böylece Rohingya Müslümanları başta olmak üzere, Myanmar Anayasası’na göre azınlık olarak tanımlanan gruplara yönelik baskıcı tutum sonucu, tek taraflı ve göstermelik olarak yapılan seçimlerde azınlık olarak ifade edilen %25’lik kesimin oy verme hakları ellerinden alınarak (disenfranchise) seçme ve seçilme haklarından mahrum bırakılmış oldular.

Rohingya Müslümanlarının bu haksızlığa maruz kalmaları, Myanmar seçim kanununda ‘taingyintha’ olarak ifadesini bulan vatandaşlar arasındaki etnisite ayrımcılığı ve  ‘ulusal ırklar’ tanımından kaynaklanmaktadır.

Rohingya Müslümanları, yüzyıllardan beri yaşamakta oldukları toprakların asıl sahipleri olmalarına rağmen, ne yazık ki Myanmar’ın ırkçı yaklaşımı yüzünden ‘yabancı’ statüsünde azınlık olarak görülmekte böylece Seçim Komisyonu Birliği’nin( UEC) kararları gereğince seçme ve seçilme haklarından tamamen mahrum bırakılmaktadırlar.

Myanmar Seçim Komisyonu Birliği, daha da ileri giderek Müslümanların yoğun olarak yaşamakta oldukları Rohingya, Kachin ve Shan eyaletlerinde COVID-19 bahanesiyle seçimlerin yapılmaması kararını yürürlüğe koydu.

Bu arada, askeri vesayet ile hareket etmekte olan sivil NLD’nin etnik azınlıklar üzerinde oluşturduğu baskıcı politikaları öne sürerek ,‘Oy kullanmama’ (no-vote)  hareketi başlatan bir kısım aktivist, gazeteci ve vatandaş ise haksızlığın ortadan kaldırılması yönünde büyük mücadele ortaya koymalarını da göz ardı etmek mümkün olmasa gerek.

İnsan Hakları Gözlemcisi Phil Robertson, 8 Kasım 2020’de yapılan Myanmar seçimlerinin ‘temelden hukuksuz’ olduğunu ısrarla vurgularken, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Özel Raportörü Thomas Andrews de, Myanmar hükümetine seslenerek, muhalefet ve etnik azınlıklara yönelik zulüm ve haksız uygulamalara son verilmesi gerektiğini açıkça ifade etmiş olmasına rağmen bu konuda hiçbir adımın atılmaması son derece düşündürücüdür.

Myanmar’da 2015’te yapılan seçimlerde askeri kanadın büyük ölçekte desteğini arkasına alan Dayanışma ve Kalkınma Partisi(USDP) ise vesayetçi askerlerin parlamentoda % 25 oranında temsil edilmesinde önemli rol oynamış idi. Söz konusu parti, 8 Kasım seçimlerinde de askeri kanadın gücünü arkasına almayı bir kez daha başardığını görmek mümkündür.

Myanmar, 135 farklı etnik gruptan oluşan kozmopolit bir görüntü verirken, nüfus bakımından önemli güç oluşturan sekiz ana etnik grup ise ülkede önemli bir yer işgal etmektedir.

Mevcut iktidardaki NLD Başkanı Aung Sang Suu Kyi, geçmiş beş yıllık iktidarı döneminde askeri vesayet altında hareket ederek tüm beklentilerin aksine, Rohingya Müslümanlarına karşı acımasız bir politik anlayış ortaya koyması hala zihinlerde mevcuttur.

Myanmar’da nüfusunun %68’ini oluşturan Bamar etnik grubunun desteğini arkasına alan Aung Sang Suu Kyi, ülke nüfusunun yaklaşık % 25’ini oluşturan Shan, Karen, Rohingya ve Çin etnik azınlığın dışlanmasına ve seçim haklarının ellerinden alınmasına sessiz kalmayı yeğlemiştir.

Sonuç olarak, Myanmar vatandaşı olarak değerlendirilmeyen Rohingya(Arakan) Müslümanları,8 Kasım 2020’de yapılan seçimde de göz ardı edilmeleri ve seçme ve seçilme haklarının göz göre göre gasp edilmesinin hiçbir izah tarzı bulunmamaktadır.

 

Doğan Bekin

Genel Başkan Yardımcısı