Eylül Ayı Enflasyon Oranları Üzerinden Mehmet Şimşek’e Cevaplar ve Yeni Sorular

Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek, açıklanan eylül ayı enflasyon (TÜFE) verilerinin ardından "Yıllık enflasyon 57 ay sonra yüzde 30'un altına geriledi, dezenflasyon süreci ulaştırma hariç genele yayıldı" diyerek kamuoyuna bir iyimserlik tablosu sunmaya çalışmıştır. Ancak masa başında hesaplanan bu rakamların ve süslü ekonomik terimlerin; pazarda, markette ve kirasını ödemeye çalışan vatandaşın cebinde hiçbir karşılığı yoktur.

 

Yeniden Refah Partisi olarak, iktidarın matematiksel oyunlarla "başarı" algısı oluşturma çabasına karşı, gerçekleri aziz milletimizle paylaşmayı bir borç biliyoruz.

 

İstatistiksel İllüzyon: Fiyatlar Düşmüyor, Hayat Pahalanmaya Devam Ediyor Sayın Bakan’ın "enflasyon düşüyor" söylemi, kavramsal bir yanılgıya ve baz etkisi dediğimiz istatistiksel bir illüzyona dayanmaktadır. Enflasyonun düşmesi (dezenflasyon), fiyatların düşmesi demek değildir; sadece zam yağmurunun şiddetinin bir miktar azalmasıdır.

 

Vatandaşımız, 180 km/s hızla duvara çarparken, hızın 120 km/s'ye düşürülmesini bir müjde olarak göremez. Çünkü araba hala duvara doğru gitmektedir. Enflasyonun yüzde 30’un altına inmiş olması, hayatın ucuzladığı anlamına gelmez; temel gıda, barınma ve ulaşım maliyetlerinin geçtiğimiz yıla göre hala %30 oranında artmaya devam ettiği anlamına gelir. Son üç yılda yaşanan devasa fiyat artışları etiketlere kalıcı olarak yerleşmiş, yüksek bir "fiyat platosu" oluşmuştur.

 

Gelir Dağılımındaki Uçurum ve Reel Alım Gücü Sayın Şimşek; kira enflasyonunun %41,3'e, gıda enflasyonunun %27,6'ya gerilediğini müjdeliyor. Ancak asgari ücretli, memur ve emeklimizin maaşları bu kalıcı pahalılık karşısında tamamen erimiştir. Manşet enflasyon sepetindeki yüzlerce ürün üzerinden yapılan hesaplamalar, bütçesinin %85'ini sadece gıda, kira, ulaşım ve enerjiye ayırmak zorunda kalan dar gelirlinin "hissedilen enflasyonu" ile uyuşmamaktadır.

Vatandaşın ana harcama gruplarındaki enflasyon oranları, genel ortalamanın çok üzerindedir. Bu gerçekleri göz ardı eden bir açıklama, ülkenin Maliye Bakanı'na yakışmamıştır:

 

- Eğitim grubunda: Aylık %14,19, yıllık %48,62 artış,

- Konut grubunda: Aylık %2,71, yıllık %39,99 artış,

- Sağlık grubunda: Aylık %0,83, yıllık %43,26 artış,

- Ulaştırma grubunda: Aylık %2,79, yıllık %35,10 artış,

- Sigorta ve Finansal Hizmetler grubunda: Aylık %3,40, yıllık %31,89 artış gerçekleşmiştir.

 

Bugün uygulanan ekonomik program, bedelini tamamen sabit gelirlinin, memurun ve işçinin sırtına yükleyen bir "acı reçete" programıdır. Özel sektörün ve kamunun sırtındaki devasa faiz yükü, nihayetinde tüketici konumundaki vatandaşa zam ve vergi olarak yansıtılmaktadır. Üretimi, sanayiyi ve tarımı değil; rantı, sıcak parayı ve faizi önceleyen bu sistemle kalıcı bir refah sağlanması bilimsel olarak da matematiksel olarak da mümkün değildir. AK Parti ekonomi yönetimi fakirin değil, zenginlerin ve holdinglerin yönetimi haline gelmiştir.

 

Mehmet Şimşek'e Açık Sorular Sayın Bakana ve ekonomi yönetimine, aziz milletimiz adına şu soruları yöneltiyoruz:

1. Vatandaşın Yangını: Baz etkisiyle matematiksel olarak düşen enflasyon oranları, vatandaşın market arabasındaki yangını ne zaman söndürecektir? Etiketlerdeki fiyatların reel olarak gerilemesi için üretim ve arz yönlü hangi somut adımları atmayı planlıyorsunuz?

2. Kayıp Yılların Telafisi: Son 3-4 yılda vatandaşın cebinden alınan ve kalıcı olarak yok olan alım gücünü yerine koymak için, hedeflenen değil "hissedilen" enflasyon oranında bir maaş düzenlemesi yapacak mısınız? Yoksa çalışanları düşük oranlara mahkûm etmeye devam mı edeceksiniz?

3.  Kira ve Barınma Krizi: On iki aylık enflasyon ortalamasının yüzde 31,49'a ulaştığı bir ortamda, maaşı yerinde sayan çalışanların ve emeklilerin bu kira yükünün altından nasıl kalkmasını bekliyorsunuz?

4. Refah Payı: 24 çeyrektir kesintisiz büyüyen bir ekonominin başındasınız. Bu büyümenin asıl kahramanı olan vatandaşlarımıza, bu büyümeden refah payı verme planınız var mı?

5. Orta Vadeli Program: Açıkladığınız son iki Orta Vadeli Program arasındaki enflasyon güncellemelerinin; vatandaşımızın, işverenlerimizin ve üreticilerimizin üzerinde oluşturduğu olumsuz etkileri hangi yöntem, araç ve uygulamalarla telafi edeceksiniz?

6. Faiz Yükü: Kamunun ve özel sektörün ödemek zorunda kaldığı devasa faiz maliyetlerinin, ürün maliyetlerine binerek vatandaşa yansımasını nasıl engelleyeceksiniz? Bütçeden faize ayrılan devasa payları üretime kaydırmadan enflasyonu kalıcı olarak tek haneye indirmek nasıl mümkün olacaktır?

7. Vergi Adaleti: "Kural bazlı düzenlemeler" diyerek dolaylı vergilere yüklenmeye devam edecek misiniz? Kurumlar vergisinde ve imtiyazlı holdinglere sağlanan vergi muafiyetlerinde "acı reçeteyi" ne zaman vatandaşa kesmeye son vereceksiniz?

8.  Kamuda Tasarruf: AK Parti olarak, 2023'te yerli üretim TOGG’lar ile başladığınız siyasi yolculuğunuza bugün Alman makam araçları ile devam ediyorsunuz. Bina, araç, uçak, helikopter kiralamalarının bütçedeki payı artıyor. Temsil, tören, ağırlama ve karşılama giderlerinin bütçe içerisindeki payı rekorlar kırıyor. Samimi olarak kamuda tasarrufu başlatacak mısınız?

9. Fon Dolandırıcılığı: Göz göre göre gelen "Yüzyılın Fon Dolandırıcılığı" olayını, suçlulardan hesap sormak ve SPK madde 106’yı uygulamak yerine; TCMB, Emlak Katılım A.Ş., Varlık Fonu, TMSF ve dolaylı-dolaysız vergiler gibi uygulamalarla 86 milyon vatandaşımıza fatura etmek gibi bir niyetiniz var mı? Bu yönde hiç adım attınız mı? Bu durumda vatandaşımızın alım gücündeki erimenin ve maruz kalacağı artı enflasyonun hesaplamasını yaptınız mı?

10. Yapısal Maliyetler: Yıllık bazda baz etkisiyle düşen enflasyon oranlarıyla övünürken, tüketici fiyatlarının bir ayda %1,84, üretici fiyatlarının ise %2,07 artmasını sağlayan yapısal maliyet sorunlarını ne zaman kabul edeceksiniz?

 

Sorularımızın cevapsız kalacağını biliyoruz. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i tüm iyi niyetimizle bir kez daha uyarıyoruz:

Enflasyonla mücadele politikanızın iflas ettiğini kabul etmek zorundasınız.

Çözüm; yüksek faizle, borç-faiz-zam-vergi sarmalıyla ve ithalata dayalı politikalarla günü kurtarmak değil, Milli Görüş'ün "Adil Ekonomik Düzen" prensiplerini hayata geçirmektir.

Üretim, istihdam ve ihracat odaklı, faizsiz ve adil bölüşümü esas alan bir ekonomi modeline geçilmediği sürece, açıklanan her dezenflasyon verisi vatandaşın cebinde sadece birer hayal kırıklığı olarak kalmaya mahkûmdur.

Türkiye'nin ihtiyacı olan istatistiksel müjdeler değil, sokakta hissedilecek gerçek refahtır.

 

Prof. Dr. Mehmet Fatih Bayramoğlu

Yeniden Refah Partisi

Genel Başkan Yardımcısı

Ekonomi İşleri Başkanı

 

 

Yayın Tarihi: 6 Ekim 2026 | Yayın Saati: 17:09:30