DİKKAT ÇEKEN UYARILAR İL BAŞKANLARI VE BÖLGE KOORDİNATÖRLERİ TOPLANTISINDAN GELDİ

DİKKAT ÇEKEN UYARILAR İL BAÅžKANLARI VE BÖLGE KOORDİNATÖRLERİ TOPLANTISINDAN GELDİ
İl baÅŸkanlarımız ve bölge koordinatörlerimizin katıldığı toplantı Genel Merkezimizde gerçekleÅŸtirildi. Genel BaÅŸkanımızın açılış konuÅŸması basına açık olarak gerçekleÅŸtirildi. Bu konuÅŸma Genel BaÅŸkanımızın sosyal medya hesaplarından canlı olarak yayınlandı. Böylece özellikle sürdürülen medya ambargosu aşılarak vatandaşımıza gerçekler ve çözüm yollarını öÄŸrenme imkânı sunulmuÅŸ oldu.
Toplantıda Genel BaÅŸkan Yardımcılarımız; ülkemizin içinde bulunduÄŸu durum, milletimizin yüz yüze kaldığı gerçekler, ülkemizin uluslararası arenada karşı karşıya kaldıkları ve geleceÄŸimizi tehdit eden yapılanmalar ve planlar hakkında sunumlar gerçekleÅŸtirdi. Bölge koordinatörlerimiz ve il baÅŸkanlarımız ise geçtiÄŸimiz ay yaptıkları çalışmalar hakkında raporlar sunarak, detaylı bilgiler verdiler.
Genel Başkanımızın konuşmasının metni:
Allah hepinizden razı olsun. Cenabı Allah, bu Hakk dava yolunda, insanlığa hizmet yolunda birlikteliÄŸimizi daim kılsın. Adımlarımızı saÄŸlam kılsın. Aynen merhum liderimiz gibi, kendisi ile birlikte yıllar boyu bu ÅŸanlı sancağı taşıyan dava arkadaÅŸları gibi, bize de inÅŸallah son nefesimize kadar bu dava uÄŸrunda mücadeleyi nasip ve müyesser eylesin.
Cenabı Allah’a sonsuz ÅŸükürler ediyoruz. Bir defa bizlere yeniden Hilal ve BaÅŸak'ın altında toplanmayı nasip ettiÄŸi için. Bizlere, yeniden Erbakan hocamızın, Millî GörüÅŸ’ün merkezi ve karargâhı olan, son derece büyük manevî deÄŸere sahip olan bu binanın çatısı altında toplanmayı nasip ettiÄŸi için. Her zaman ifade ettiÄŸimiz gibi, bizlere Hakk’ı Batıl’dan ayırt etmeyi nasip ettiÄŸi için. Sadece ayırt etmekle kalmayıp, Hakk’ın safında Bâtıl’a karşı, zulme karşı, adaletsizliÄŸe karşı dirayetle mücadele etmeyi nasip ettiÄŸi için Cenabı Allah'a sonsuz ÅŸükürler ediyoruz. Ve yine merhum Erbakan hocamızın sık sık tekrarladığı bir sözünü bu ÅŸükrü yaparken hatırlıyoruz. Sizlerde hatırlayacaksınız diyordu ki; ‘Bu dava uÄŸrunda çalışmak, mücadele etmek kolay deÄŸildir, zordur ama bu çalışmalardan elde ettiÄŸiniz mükâfatı hakkıyla bilebilseydiniz geceleri heyecandan ve sevinçten uyku uyuyamazdınız’ sözleri kulağımızda çınlıyor. Cenabı Allah ihlasla, samimiyetle, inÅŸallah bu çalışmaları yapmayı ve bu müjdelere nail olmayı, inÅŸallah cümlemize nasip eylesin.
Bugünkü il baÅŸkanları toplantımız da yine diÄŸer toplantılarımız da olduÄŸu gibi Türkiye'mizin içinde bulunduÄŸu durumla ilgili deÄŸerlendirmelerde elbette ki bulunacağız. Ve özellikle de Türkiye'nin, ülkemizin ÅŸu anda ekonomi alanında büyük bir sıkıntı içerisinde olduÄŸunu hepimiz bildiÄŸimiz için, bu konuya bugünkü toplantımızda inÅŸallah ağırlık vereceÄŸiz. Elbette ki ekonomik iÅŸlerden sorumlu genel BaÅŸkan Yardımcımız daha teferruatlı bir sunum inÅŸallah yapacaklar ama biz de burada özet olarak bir analiz yapmanın faydalı olacağı kanaatini taşıyoruz.
AK Parti iktidarları en fazla devlet kuruluÅŸu satan iktidar olarak tarihe geçti!
Hepimizin bildiÄŸi gibi Türkiye'mizde 17 seneden beri iktidarda bulunan bir parti var, AK Parti. 17 sene hatta 18. senesine girecek. Türkiye'de hükümetleri kendileri belirlediler. Ve bu 17 senelik AK Parti iktidarının sonunda geldiÄŸimiz noktada, Türkiye'de devlete ait olan kuruluÅŸların sayısı sadece 71 olarak gerçekleÅŸti. 1995'te Türkiye'de kamu iÅŸletmelerinin sayısı 278 iken, 2000 yılına gelindiÄŸinde 240’a düÅŸüyor. Arkasından AK Parti iktidarları görev yapmaya baÅŸlıyor. 240 kamu iÅŸletmesini devralıyorlar. Ve 17 senenin sonunda bunu 71’e düÅŸürüyor. AK Parti iktidarları en fazla devlet kuruluÅŸu satan iktidar olarak tarihe geçti. Cumhuriyet tarihinde bu kadar devlet kuruluÅŸunu satan baÅŸka bir iktidar olmamış. 240 dan 71’e düÅŸürmüÅŸler. Tam 170 tane devlet kuruluÅŸunu satmışlar. Burada üzücü olan kısım; bunların pek çoÄŸunun aslında haraç mezat tabirine uygun ÅŸekilde satılması birincisi. İkincisi önemli bir kısmının yabancı sermayeye satılması. Üçüncü üzücü hususta, buradan gelen paranın maalesef borç faizine giderek yok olması. ÖrneÄŸin konferanslarımızda çok zamanlar ifade ettik. 40 senelik, 50 senelik Åžeker Fabrikalarını sattılar. On binlerce insanın istihdam imkânı elinden gitti. Bunların hepsinden elde ettikleri toplam gelir 1 milyar dolar civarında bir para. Bu hükümetin 10 günde, 12 günde faize ödediÄŸi paradır. 40 senelik, 50 senelik Åžeker Fabrikaları satılıyor elde edilen meblaÄŸ, en fazla 2 haftada borç faizine gidiyor ve yok olup gidiyor buhar oluyor. 240 dan 71 e düÅŸürmüÅŸler devlet kuruluÅŸlarını.
Neler satılmadı ki?
• Eti Holding
• Petkim
• TüpraÅŸ
• Türk Telekom
• EreÄŸli Demir Çelik
• PaÅŸabahçe Cam Sanayi
• Sümer Holding
• Oyak Bank
• Taksan
• Tümosan
Burada dikkatinizi çekecek olan husus, çok önemli bir kısmının da merhum Erbakan hocamız tarafından Ağır Sanayi Hamlesinde, 74 yılında gerçekleÅŸtirilen kuruluÅŸlar olması. Millî GörüÅŸ zihniyeti, Erbakan hocamız 200 ağır sanayi tesisinin temelini attı, bunlardan 70 tanesini hizmete soktu. Millî GörüÅŸ 200 Sanayi tesisinin temelini atıp bu ülkeye kazandırırken, AK Parti iktidarı 170 tane devlet kuruluÅŸunu sattı ve yok etti. İşte aradaki fark burada.
Sadece bunlar mı? Hayır.
• Limanlar
• Sigara Fabrikaları
• Gübre Fabrikaları
• Tuz İşletmeleri
• Åžeker Fabrikaları
• Tarabya Oteli
• Bursa Çelik Palas Oteli
• KuÅŸadası Tatil Köyü
• Termik Santraller
• Elektrik Dağıtım Åžirketleri ve burada daha saymaya zamanımızın yetmeyeceÄŸi nice kuruluÅŸlar.
Dün Bartın ve Kastamonu il kongrelerimizde de ifade ettiÄŸimiz gibi, tuz iÅŸletmelerini satmışlar, ÅŸeker fabrikalarını satmışlar, bundan önce Toprak Mahsulleri Ofisinin buÄŸday silolarını da boÅŸalttılar. Dolayısıyla doktorların tavsiyesine harfiyen uyuyorlar. Neden? Üç beyazdan uzak duruyorlar da onun için. Ne ÅŸeker fabrikası kalmış. Ne tuz fabrikası kalmış. Ne ortada buÄŸday kalmış un kalmış. Dolayısıyla AK Parti iktidarı devlet kuruluÅŸu satmada ÅŸampiyon oldu.
Bir diÄŸer ÅŸampiyon olduÄŸu noktada doktorların tavsiyesine harfiyen uyma noktası. Elbette ki gülüyoruz ancak aÄŸlanacak halimize gülüyoruz. Çünkü bütün bu sürecin sonunda, bizim yıllarca konferanslarımızda ifade ettiÄŸimiz gibi elde avuçta bir ÅŸey kalmadı, en sonunda yine çok sık vurguladığımız gibi Varlık Fonu adı altında Yokluk Fonu’nu kurdular ve bu Yokluk Fonu üzerinden de maalesef borçlanmaya devam ediyorlar. Çaykur’u satmadım diyor. Ancak Çaykur’u garanti gösterip bunun üzerinden ipotek aldın. Peki, bu Varlık Fonu dedikleri Yokluk Fonu’ndakilerde bittiÄŸi zaman ne olacak? Asıl mesele o zaman baÅŸlıyor. Allah muhafaza buyursun.
Efendim boÄŸazların kontrolünü bize verin derlerse ne diyeceksin?
Üzerinizde ceketiniz bile kalmadı hala daha borç istiyorsun, para istiyorsun. Öyleyse ÅŸu DoÄŸu’daki, GüneydoÄŸu'daki illeri falanca devlete ver, falanca ülkeye ver derse…
İstanbul'daki Patrikhane’ye özerklik vereceksin derse…
Borç alan emir de alır. Bir ülkenin siyasî bekâsı öncelikle iktisadî, ekonomik finansal bekâsına baÄŸlıdır. Ekonomik bekânız elden giderse, siyasî bekânız da ister istemez elden gider. Osmanlı'nın son döneminde Duyûnu Umûmiye idaresini, kapitülasyonları hepimiz çok iyi biliyoruz. Varlık Fonu’nda elde avuçta kalan son varlıkları da ipotek ettiriyorsunuz ve bu güne kadar olduÄŸu gibi bundan sonra da yine aldığınız bu borçları ödeyemezsiniz bu iÅŸin sonu felaket olacak.
Cumhuriyet tarihinde ilk defa bu hükümet döneminde…
Ekonomik felaketin bir diÄŸer göstergesi de devletin kara gün akçesi olarak saklamış olduÄŸu, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın İhtiyat Akçesi ’ne hükümetin Cumhuriyet tarihinde ilk defa göz dikmesidir. Cumhuriyet tarihinde ilk defa bu hükümet döneminde Merkez Bankası'nın İhtiyat Akçe ‘sini kullanmak üzere, hükümet tarafından kullanılmak üzere yasal düzenleme için düÄŸmeye basıldı. Yani dokunulmaz hesabı olarak adlandırılacak, elimizde avucumuzda kalan son para, hükümet tarafından kullanılmak isteniyor. Dolayısıyla da ekonomik olarak geldiÄŸimiz noktanın son derece felaket olduÄŸunu gösteren bir önemli gösterge.
Åžimdi bu noktada ÅŸunları rahatlıkla söyleyebiliriz. Tam 17 sene boyunca herhangi bir ilave kaynak üretmedin. Cenabı Allah'ın verdiÄŸi zenginliklerin nimetlerin kaynaÄŸa dönüÅŸtürülmesi bununla ülkenin ihtiyaçlarının karşılanması gibi bir dertleri olmadı. Nasıl kaynak buldular? Enstrümanları çok açık ve basit.
Birincisi borçlanma. Ne zaman para lazım olduysa git dışarıdan borç al, bunun geri ödemesini borcun faizini de millete vergi ve zamla yükle. Sadece bu deÄŸil. Devlet varlıklarının satılıp yok edilmesi. İşte biraz evvel söyledik. 240 devlet kuruluÅŸunu 71’e düÅŸürmüÅŸler.
Vergilerin artırılması ve ilave vergilerin konulması. Bir elektrik faturası, bir telefon faturası geliyor, elektrik kullanımının iki misli üzerinde neredeyse vergi. Telefon faturası geliyor. Telefonla konuÅŸmanın bedeli kadar üzerinde vergi.
DiÄŸer enstrümanları da zamdır. İşte bu günden itibaren geçerli olmak üzere doÄŸalgaza %15 daha zam geldi. Dün gece 12'den itibaren geçerli olmak üzere, 1 ayın içerisinde 2. %15 zam. Yani bir ay içerisinde %15 + %15, bu toplamda %30’un üzerinde bir zamma tekabül eder 1 ayda. Bütün bu süreç sonucunda özellikle de son dönemde mali bir çıkmaza girdiler. Aynen vatandaşın bir kredi kartından aldığı ile diÄŸer kredi kartının borcunu kapatması gibi, hükümetin ÅŸu anda yaptığı da aynı ÅŸey. Elindeki para bir senede ödeyeceÄŸi dış borç geri ödemesinin üçte biri, dörtte biri seviyesi. Ne yapacak? Yeniden borç alıp, borçla borcu kapatacak. VatandaÅŸ nasıl bir kredi kartından aldığı ile mecburen diÄŸer kredi kartını kapatmak zorunda kalıyorsa, hükümette Ali'den aldığını Veli’ye veriyor, Hasan'dan aldığını Hüseyin'e veriyor böylece günü kurtarmaya çalışıyor. Son olarak Merkez Bankası'nın İhtiyat Akçe’sini kullanmak üzere bir giriÅŸimde bulundular. Bu sıkıntıların içerisinde gözleri vatandaşı, memuru, iÅŸçiyi elbette görmüyor. İşte geçtiÄŸimiz haftalarda memur ve memur emeklilerine vermeye kalktıkları zam oranını hepimiz gördük. 2020 yılı için %4 + %4. 2021 yılı için %3 + %3 gibi leblebi çekirdek parası sayılabilecek bir artışı teklif etmeye kalktılar ve bu kabul edildi. Bu durum öncelikle kamu emekçilerimiz için ve genel olarak bütün milletimiz ve ülkemiz için son derece üzücü ve son derece acı bir durumdur. Her türlü lükse, makam araçlarına, protokol masraflarına, protokol seyahatlerine, oturdukları sarayların giderlerine parayı bulan hükümet, sıra vatandaÅŸa gelince simit ve çay hesabı ile maaÅŸ zammı yapmaya kalkıyor. Yine her zaman söylediÄŸimiz gibi, unutulmaması gereken en önemli husus ÅŸudur ki; Devletimizin gücünü, saygınlığını, itibarını iktidarda bulunanların bindikleri makam araçları, uçaklar, oturdukları saraylar deÄŸil, millete hizmet veren kamu emekçilerinin refah düzeyi, yaÅŸam standardı ve maaÅŸlarının düzeyi belirler. Bir defa ekonomiyi ve matematiÄŸi biraz bilen bir kimse gerçek enflasyonun %30 olduÄŸu bir ülkede, böyle bir zammın matematiksel açıdan artış kabul edilemeyeceÄŸini zaten bilir. %30 enflasyonun olduÄŸu yerde %4 + %4 maaÅŸ zammı yapıyorsun. Bu demektir ki, bu oran adamın eline geçmeden daha buhar olacak. Bu matematiksel olarak bir artış deÄŸildir. Matematiksel olarak ekonomik anlamda bir artışın olması için en az % 30'un üzerinde bir zam vermen lazım ki bir artış yaptım diyebilesin.
20 milyon vatandaÅŸa 1 lira veriyorsa, borç faizine 12 lira veriyor!
DiÄŸer taraftan çok önemli bir husus, 5 milyon memur ve memur emeklisi, aileleri ile birlikte 20 milyon vatandaşımıza 2020-2021 yıllarında yapacakları bu artışın maliyeti 2,5 milyar dolar seviyesinde. Senede 2,5 milyar dolar bir ilave yük getirecek bu artış, maaÅŸ zammı. Peki, bu hükümet 1 senede ne kadar faiz ödüyor? Senede ortalama 30 milyar dolar borç faizi ödüyor. Aileleri ile birlikte 20 milyon vatandaşımıza vereceÄŸi bu artışın 12 mislini bir senede borç faizi olarak ödüyor. 20 milyon vatandaÅŸa 1 lira veriyorsa, borç faizine 12 lira veriyor aynı sene içerisinde. Asıl acı olan tablo budur.
Elbette ki Yeniden Refah Partisi olarak, Millî GörüÅŸ geleneÄŸinin temsilcisi olarak, efsane hizmetlerin, ÅŸampiyonlukların temsilcisi ve devamı olarak, bizim memurlarımıza ve emeklilerimize reva gördükleri sadaka mahiyetindeki bu zamları kabul edebilmemiz asla mümkün deÄŸildir.
Sadece bu deÄŸil. Hem suçlu hem güçlü atasözünü bizlere hatırlatacak ÅŸekilde, bir de üstüne üstlük devletin verdiÄŸi bu cüzi emekli maaşı ile geçinemediÄŸi için, ay sonunu getiremediÄŸi için, hasbel kader emekli olduÄŸunda ikinci bir iÅŸ bulup, bileÄŸinin hakkıyla, alnının teri ile ikinci bir maaşı alıp da ay sonunu getirmeye çalışan vatandaşı "çift dikiÅŸ yapıyorsunuz" diye azarlamaya kalkıyor. "Çift DikiÅŸ yapıyorsunuz, ona müsaade etmeyiz" diyor. Fakat sizin verdiÄŸiniz bu leblebi çekirdek parasıyla ay sonu gelmiyor. Helal yoldan, alnının teriyle ikinci bir iÅŸe girmiÅŸ, buradan ikinci bir maaÅŸ alıyor ki rızkını temin edebilirsin. Buna çift maaÅŸ alıyorsun buna müsaade etmeyiz diye azarlıyor. DiÄŸer taraftan kendi çevresindekiler, kendi partisindekiler onlarca ÅŸirketten danışman olarak maaÅŸ alıyor, onlarca ÅŸirketten yönetim kurulu üyesi olarak maaÅŸ alıyor. Ayda 20 tane maaÅŸ alıyorlar onlara gık bile demiyor. Böyle adalet olur mu? Böyle kalkınma olur mu? Gariban emekli vatandaÅŸ 2 maaÅŸ alıyor diye onun gözüne batacak, kendi çevresindekilerin ayda 20 tane maaÅŸ almasına bir ÅŸey demeyecek. Bunu bütün Türkiye biliyor.
ÇeliÅŸkileri sadece bu mu? Hayır.
Bir seçim dönemi boyunca, aylar boyunca "bu sıradan bir belediye seçimi deÄŸildir, hilal ile haçın mücadelesidir" diyeceksin, biz "hilal olarak haça karşı, haçlılara karşı mücadele ediyoruz" diyeceksin, seçimden sonra İstanbul'da besmelelerle tekbirlerle Ortodoks Kilisesi'nin açılışını yapacaksın.
Sadece bu mu? Hayır?
DiÄŸer önemli bir husus. Yine aylarca seçim döneminde muhalefeti PKK ile, terör ile iÅŸbirliÄŸi yapmakla suçlayacaksın. CHP'ye CHPKK diye isim takacaksın. Arkasından 23 Haziran'da başınız sıkışınca Abdullah Öcalan'ın mektubunu devlet televizyonunda okutacaksın. Bu ne perhiz bu ne lahana turÅŸusudur. Bizim Mehmet Aras aÄŸabeyimiz, kıymetli büyüÄŸümüz Kocaeli’nde basın toplantısında bununla ilgili bir ÅŸey söylemiÅŸ. DemiÅŸ ki Abdullah Öcalan'ın mektubunu okuyacağınıza Erbakan hocamızın kitaplarını okusaydınız, ne bugünkü durumda olurdunuz, ne de seçimi kaybederdiniz. Abdullah Öcalan'ın mektuplarını okuyacakları yerde Erbakan hocamızın kitaplarını okusalardı Mehmet Aras abimizin dediÄŸi gibi bugünkü durumda olmazlardı.
Amerika'da Washington Post gazetesi PKK’nın yöneticilerinden birisinin makalesini yayınlamış. Bizim DışiÅŸleri Bakanımız ve Sayın İbrahim Kalın da çok fena sinirlenmiÅŸ. Bu basına da yansıdı. Diyor ki ‘Efendim teröre çanak tutuyorlar. Bu bir skandaldır. Washington Post’ta nasıl PKK yöneticisinin makalesi yayınlanır.’ Yahu siz TRT’de, devletin televizyonunda Abdullah Öcalan'ın mektubunu okuttunuz. DiÄŸer bir TRT kanalında TRT Kürdi’ de bir baÅŸka PKK yöneticisini canlı yayına çıkarıp konuÅŸturdunuz. Biz kendi teröristimizi çıkartıp konuÅŸturursak, adam, elin Amerikalısı makalesini de yayınlar, canlı yayında yapar. Dolayısıyla çeliÅŸkiler bitmiyor.
Bizler ne diyoruz? Biz diyoruz ki biraz evvel de söylediÄŸimiz gibi, göreve gelir gelmez emekçisine en az %100’den baÅŸlamak üzere, bir kategorideki BaÄŸkur emeklilerine 300 zam veren bir anlayışın, bir zihniyetin temsilcisi olarak, Yeniden Refah Partisi olarak bizlerde inÅŸallah bundan sonraki seçimde, iktidar olduÄŸumuz zaman, ilk sene memurumuza, iÅŸçimize, emeklimize en az %50 zammı mutlaka ama mutlaka vereceÄŸiz Allah'ın izniyle. Arkasından da bizim yapacağımız maaÅŸ zamları mutlaka gerçek enflasyonun üzerindeki zamlar olacak. Çünkü biraz evvel söylediÄŸimiz gibi gerçek enflasyonun altında yaptığınız zamların artış olarak kabul edilebilmesi mümkün deÄŸil. Biz vatandaşımızı enflasyona, hayat pahalılığına inÅŸallah ezdirmeyeceÄŸiz ve biz millete vereceÄŸimiz bu kaynağı da borçla, zamla, devlet kuruluÅŸlarının satılması ile deÄŸil Cenabı Allah'ın vermiÅŸ olduÄŸu nimetleri, zenginlikleri mali kaynaÄŸa dönüÅŸtürerek oluÅŸturacağımız kaynak paketleri ile karşılayacağız. Bu kaynak paketlerimizi de televizyon programlarında, konferanslarımızda sık sık ifade ediyoruz ve anlatıyoruz.
Åžimdi bu noktada son olarak deÄŸinmemiz gereken husus, ülkemiz, milletimiz bu dertlerle boÄŸuÅŸurken, memurumuz, memur emeklimiz bu sıkıntılara duçar olmuÅŸken, devlet adamlarımız, siyasetçilerimiz ÅŸu anda ne ile meÅŸguller, bu hususlara da deÄŸinmemiz lazım.
Yıllarca AK Parti hükümetlerinde bakanlık, hatta baÅŸbakanlık yapmış olan ve uzun dönemden beri de siyasî bir parti kurabilmek için cesaret toplamaya çalışan bazı siyasetçiler, bugünlerde bildiklerini kamuoyuyla paylaÅŸmakla Sayın ErdoÄŸan’ı ve AK Parti iktidarını siyasî olarak tehdit ediyor. Diyorlar ki; “Sayın ErdoÄŸan'la ilgili, o dönemdeki icraatlar ile ilgili bildiklerimizi paylaşırsak ‘insan yüzüne bakacak halleri kalmaz’” diyecek kadar ciddi bir siyasî tehditte bulunuyorlar. Kısacası mevcut iktidara ve Sayın ErdoÄŸan'a siyasî ÅŸantaj yapıyorlar. Åžimdi yıllar sonra, geldiÄŸimiz bu noktada bu sözleri sarf edenlere doÄŸal olarak sorulması gereken birkaç tane soru vardır.
Bir tanesi;
Madem Sayın ErdoÄŸan insan yüzüne bakamayacak düzeyde hatalar iÅŸlediyse, yıllar boyunca Sayın ErdoÄŸan'ın hükümetlerinde neden görev yaptınız? Neden bu insan yüzüne bakılamayacak hataların iÅŸlendiÄŸi yapının içerisinde yıllarca bulundunuz da o zaman sesinizi çıkarmadınız? Sorulması gereken birinci soru bu.
Efendim benim baÅŸbakan olacağım zaman bana dediler ki, sen hiçbir ÅŸeye karışmayacaksın, her ÅŸeye Tayyip Bey karar verecek, sen sadece oturacaksın dediler, böyle ÅŸey mi olur? Peki, bunu BaÅŸbakan olurken neden söylemediniz? Burası bir hukuk devletidir. Kanunlar var. Anayasa var. Demokrasi var. Böyle ÅŸey mi olur? BaÅŸbakan’ın yetkileri belli. CumhurbaÅŸkanı’nın yetkileri belli. Böyle hukuksuz bir ÅŸekilde ben BaÅŸbakan olmam diyebilirdiniz. 10 sene sonra hukuksuzlukları ifade etmek ne kadar etik bir davranış? Böyle bir noktada ÅŸu karşımıza çıkmıyor mu? Biz BaÅŸbakan olursak, bakan olursak makam ve mevkilerde bulunmaya devam edersek, hukuksuzlukların, yanlışlıkların çok da bir önemi olmaz. Bunları içimizde tutar saklarız. Ama biz dışarıda kalırsak, görevden alınırsak, oyunun dışına itilirsek o zaman bildiÄŸimiz bütün yanlışlıkları, bütün hukuksuzlukları birer birer anlatırız. Böyle bir tavır samimiyetten uzak bir tavır deÄŸil midir? Böyle bir tavır düpedüz siyasî ÅŸantaj deÄŸil midir?
Gelinen nokta kötüyse…
Aynı ÅŸekilde söylenmesi gereken diÄŸer önemli bir husus da; daha önce de ifade ettiÄŸimiz gibi, siyasî parti kurmak için aylardır cesaret bulmaya çalışan bu siyasetçilerimiz, ülkenin dış politika ve ekonomi alanında son derece sıkıntılı bir noktaya geldiÄŸini söylüyorlar. Evet. DoÄŸru. Sıkıntılı bir noktaya geldiyse, 10 seneden fazla süre AK Parti'nin MYK’sında, MKYK’sında en üst düzeylerde bulundunuz. 10 seneden fazla süre AK Parti hükümetlerinde Bakanlık, BaÅŸbakanlık, DışiÅŸleri Bakanlığı, Ekonomiden Sorumlu Bakanlık yaptınız. Bu gelinen noktada iyi olanlar bizden, kötü olanlar Tayyip Bey'den diye bir anlayışın bir mantığı var mı? Gelinen nokta kötüyse, çıkmaz sokaksa ki doÄŸru, bunda en büyük pay sahibi olanlar sizlersiniz, Tayyip Bey kadar sizin de payınız var. Ekonomiden Sorumlu Bakanlığı siz yaptınız. Yıllarca DışiÅŸleri Bakanlığı'nı siz yaptınız.
Åžimdi bir de diÄŸer cepheye baktığımız zaman, benzer ÅŸekilde Sayın ErdoÄŸan’da uzun zamandır cesaret toplamaya çalışan bu siyasîleri kastederek diyor ki; ‘Hafıza kayıtlarımızda olan bir takım gizli gerçekleri, vakti zamanı geldiÄŸinde milletimizle paylaÅŸacağız, milletimizin kim kimdir? Kim ne için çalışmıştır? Bunları bilmesi lazım. Yanlış istikamete gitmeyelim’ diyor ve yine bu konuÅŸmasının içerisinde diyor ki; ‘18 yıl boyunca, AK Parti tarihi boyunca çok farklı güçlerle mücadele ettik. Dolayısıyla bu mücadele ettiÄŸimizi güçleri, bunlara Türkiye'de hizmet edenleri, kimin kim olduÄŸunu milletimizin bilmesi lazım ki milletimiz bundan sonraki süreçte yanlış istikamette gitmesin.’
Peki, bu noktada yine sormamız gereken sorular ÅŸunlar: EÄŸer Sayın ErdoÄŸan'ın kastettiÄŸi bu isimler, siyasî parti kurmaya çalışan bu isimler, Sayın ErdoÄŸan'ın kastettiÄŸi gibi birtakım güçlerle, dış mihraklarla iÅŸbirliÄŸi halinde ise, bunların adına Türkiye'de hareket ediyorlarsa, o zaman bu kimseleri 10 seneden fazla süre devletin en üst makamlarında neden görevlendirdiniz?
Bu kimseler 10 seneden sonra siyasî parti kurup size rakip olmaya kalktıklarında mı bu sıkıntıların söylenmesi gerekiyor? Devletin en mahrem sırlarına ulaÅŸacak makamlara getirdiniz. Ülkeyi, devleti, milleti baÄŸlayıcı anlaÅŸmalara imza attıracak makamlara getirdiniz. O zaman neden bu gerçekleri ortaya koyarak bunları bu makamlara getirmemezlik ettiniz de, ÅŸimdi bu isimler siyasî parti kurup size rakip olmaya kalktıkları zaman bunu gündeme getiriyorsunuz?
Ayrıca yine dış mihraklarla baÄŸlantılı idilerse, dış güçlerin adamı idilerse, öyleyse neden elinizde her türlü yetki olduÄŸu halde yıllar boyunca bu konuyu yargıya taşımadınız? Hukuki süreci neden baÅŸlatmadınız? Ve yine üçüncü bir soru; Bu kimseler ima ve iddia ettiÄŸiniz gibi kimselerse, hala daha neden Ak Parti'ye gelin aynı çatı altında beraber siyaset yapalım diye davette bulunuyorsunuz?
Buradan ÅŸöyle bir sonuç çıkmıyor mu? Bir kimse Sayın ErdoÄŸan'a itaat ederse, O’nun sözünden çıkmazsa, O’na karşı bir hareketin içerisinde olmazsa yaptığı yanlışlıkların, hukuksuzlukların çok da bir önemi olmaz. Amma, uslu durmayıp da Sayın ErdoÄŸan'a, AK Parti'ye karşı siyasî rakip olmaya kalkarsa, geçmiÅŸte yaptıklarının hepsi birer birer ifÅŸa edilir. Böyle bir yaklaşımda ne kadar hukuka uygun? Ne kadar etik? Ne kadar samimi? Böyle bir yaklaşımda aynen karşı cephenin yaklaşımı gibi siyasî ÅŸantaj manası taşımıyor mu?
Biz Ne Diyoruz?
Peki, böyle bir manzara karşısında biz ne diyoruz? Biz de diyoruz ki; Demek ki sizin yıllarca dava, dava, dava dediÄŸiniz bir menfaat birlikteliÄŸi imiÅŸ. Bugün geldiÄŸimiz noktada karşılıklı beyanatlarınız bunu apaçık bir ÅŸekilde ortaya koyuyor. Demek ki yıllar boyunca sizi bir arada tutan ortak hedefler, idealler, ortak ülküler deÄŸil, karşılıklı olarak kirli dosyalarmış. Demek ki AK Parti yönetiminin harcı; dava deÄŸil siyasî ÅŸantajmış. İşte geldiÄŸimiz noktada her iki tarafta kendi aÄŸzı ile bunu ortaya koymuÅŸ bulunuyor. EÄŸer sen ayrılırsan senin kirli dosyanı ifÅŸa ederim. Sen bana karşı bir ÅŸey yaparsan da ben de senin kirli dosyanı ifÅŸa ederim. Böyle bir anlayışa sahip olan kimseler samimi bir davranışın içerisinde olabilir mi? Ne kadar yazık ki milletin derdine çözüm üretmek yerine tabiri caizse, deyim yerindeyse, ‘tencere dibin kara, seninki benden kara’ anlayışıyla birbirlerini tehdit ediyorlar. Karşılıklı kirli dosyalar üzerinden siyaset yapıp hâkimiyet kurmaya çalışıyorlar. İktidarın saÄŸladığı sosyo-ekonomik güç ne kadar önemli olmalı ki, yıllarca davamız-davamız diyen yol arkadaÅŸlarını fena halde karşı karşıya getiriyor.
Bu millet siyasetçilerden, devlet adamlarından hizmette yarış beklerken, biraz evvel özet olarak deÄŸindiÄŸimiz dertlerine derman olmalarını beklerken, bir taraf elindeki gücü ve iktidarı kaybetmemek adına karşı tarafa siyasî ÅŸantaj yapıyor. DiÄŸer taraf kaybettiÄŸi gücü, mevkileri, koltuÄŸu iktidarı yeniden elde edebilmek için o da karşı tarafa siyasî ÅŸantaj ve tehdit de bulunuyor. Birbirlerinin kirli dosyaları üzerinden birbirlerini tehdit ediyorlar.
Her zaman ifade ettiÄŸimiz gibi, biraz evvel de söylediÄŸimiz gibi, milletimizin siyasetçilerden beklediÄŸi karşılıklı siyasî ÅŸantajları deÄŸil, tehditleri deÄŸil samimiyetten uzak güç mücadeleleri deÄŸil, vatandaşın derdine derman olunması, vatandaşın sorunlarına somut ve acil çözümleri bir an evvel ortaya koymalarıdır.
Ve yine her zaman söylediÄŸimiz gibi, bu vesileyle yine bir kez daha ifade ediyoruz ki, tertemiz geçmiÅŸimizle, millete hizmet yolunda baÅŸarılar, ÅŸampiyonluklarla dolu efsane hizmetlerle dolu geçmiÅŸimizle ve ÅŸu anda da milletimizin sorunlarına yönelik çözüm önerilerimiz ile somut projelerimizle kaynatıp kaynak paketlerimiz ile Yeniden Refah Partisi olarak, ‘Milletimiz İçin Biz Varız’ diyoruz ve inÅŸallah bu sorunların hepsini ‘ancak ve ancak biz çözeriz’ diyoruz.
Her zaman olduÄŸu gibi milletimizin bu gerçekleri görmesi için, bütün siyasetçilerimizin ve devlet adamlarımızın bu yanlışlıklardan kurtulması için de kardeÅŸâne bir ÅŸekilde uyarılarımızı yapıyoruz. İnÅŸallah Yeniden Refah Partisi olarak bütün engelleme ve zorluklara raÄŸmen, bütün hususi medya ambargosuna raÄŸmen, aynen Erbakan hocamızın ifadesi ile tırnaklarımızla söküp alacağız, teker teker, birer birer Anadolu'da insanımıza bu gerçekleri anlatacağız ve İnÅŸallah hep birlikte hedeflerimize ulaÅŸacağız ve İnÅŸallah hep birlikte YaÅŸanabilir bir Türkiye'yi, Yeniden Büyük Türkiye'yi ve Yeniden Büyük Türkiye'nin öncülüÄŸünde Adil Bir Dünya’yı hep birlikte inÅŸa edeceÄŸiz.
Son olarak diyorum ki;
Zafer Millî GörüÅŸçülerindir ve zafer yakındır.

Yayın Tarihi: 3 Eylül 2019 | Yayın Saati: 00:25:18