
1815’te Viyana’da kurulan ve Avrupa Birliği’nin çekirdeğini oluşturan Metternich Sistemi aynen mevcut “Yeni Dünya Düzeni” anlayışında olduğu gibi statükonun korunmasının ancak kuvvetle mümkün olabileceğini öngörüyordu.
Bunun sonucu olarak Gazze’de, Batı Şeria’da, Keşmir’de, Arakan’da, İran’da, Lübnan’da, Irak’ta, Somali’de Müslümanların var olma ve yaşama hakları ellerinden alınmaya çalışıldığı gibi, bunun sonucu olarak ortaya çıkan etnik temizlik dehşeti de yeni kırılmalara neden olmaktadır. Dahası, duvarlar ve dikenli tellerle çevrili alanlara sıkıştırılan mazlum insanlar sefalete ve adeta ölüme terk edilmektedirler. Bu tahakkümcü küresel güç odaklı anlayış domino etkisiyle birçok ülkede yeni kırılmalara neden olmaktadır.
Bu cümleden olarak, “Yeni Dünya Düzeni” anlayışı ile hareket etmeyi kendilerine vazife gören, Yalta ve Potsdam konferanslarının ortaya çıkardığı dayatmacı “beşli üstünler” tarafından oluşturulan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin birer parçası olarak görev yapan sözde imtiyazlı beş ülke, üye ülkeler nezdinde ortaya çıkan sorunlara adil, tarafsız ve kalıcı yaklaşımlı anlayışla çözümün tarafı değil, adeta sorunun birer parçası haline gelmektedirler.
İşte bu şartlar altında ,15 Haziran 1997 tarihinde İstanbul’da bir araya gelen hükümet ve devlet başkanları zirvesinde, 54. Hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın öncülüğünde D-8 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın resmen imza altına alınması tarihi bir dönüm noktası niteliğinde olmuştur.
Son dönemde dünyada yaşanan önü alınamaz sorunlar, çatışmalar ve savaşlar için çözüm arayışları hız kazanmışken, dış politikada beklentilerin karşılanmadığı ve sorunların gün geçtikçe iplik yumağına dönüştüğü günümüzde, artık vakit kaybetmeden güçlü stratejik hamlelerle çıkış yolunun bulunabilmesi için acil çözüm odaklı önlemlere başvurulması artık büyük önem oluşturmaktadır.
Batı'da hızla yayılan radikal oluşumlar Euro-Atlantik entegrasyonuna dahi büyük sekte vururken, etnik ve siyasi düzlemde devşirilen yeni fikri akımlarla, siyasi denklemlerde daha da karmaşık gelişmelerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
Bu cümleden olarak, D-8 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın 29. Yıldönümünde D-8 mimarisi üzerinde şekil bulacak yeni dış politik anlayış ile Türkiye, etrafını çevreleyen ateş çemberinin odak noktası olmaktan çok, çözümün ana strüktürü olması pekâlâ mümkün olabilir.
Sonuç olarak, Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, hükümetin, 54. Hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın çabalarıyla 15 Haziran 1997’de oluşturulan D-8 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’na sahip çıkarak aktif hâle getirmesini beklediğimizi ifade etmek isteriz.