BÖYLE GİDERSE ESKİ TÜRKİYE'Yİ MUMLA ARARIZ!

DÖVİZ KURLARININ ASTRONOMİK ARTIÅžI BİRİNCİ GÜNDEM HALİNE GELMİŞ DURUMDADIR;

  •  Yıllık 50-60 milyar dolar dış ticaret açığı olan, yerli ürün üretirken dahi %82 oranında ithal hammadde ve malzemeye bağımlı olan bir ülkenin ekonomisi “ithalata bağımlı” bir ekonomidir,  ithalata bağımlı olmak da sürekli olarak yüksek miktarda döviz ihtiyacı, döviz talebi demektir. 

 

  •  Kaynak ihtiyacının sürekli olarak “kısa vadeli ve yüksek faizli dış borç” ile karşılandığı bir ülkede,  dış borç geri ödemesi zorunluluÄŸu nedeniyle oluÅŸan yüksek döviz talebi, kurların yükselmesine sebep olmaktadır.

 

Ülke olarak 12 ayda 193 milyar dolar dış borç geri ödemesi yapmak zorundayız, ayrıca 12 aylık sürede 50-60 milyar dolar bulup dış ticaret açığını finanse etmek zorundayız.  Bu da 12 ay içinde 250 milyar dolarlık döviz ihtiyacı demektir ki, böylesi bir talep elbette ki dövizin sürekli yükselmesine neden olmaktadır.

Yani dövizin yükselmesinin sebebi “Borç-Faiz” ve “Beton-Çimento” ekonomisidir…!!

Bu temel sebeplerden dolayı döviz kurları sürekli artmaktadır,   dövizdeki bu artış da; 

450 milyar dolarlık dış borcumuz ve döviz kuruna endeksli yap-iÅŸlet-devret anlaÅŸmaları hesaba katıldığında,  sadece ÅŸu son 1 haftada ülkenin, milletin üstüne 2 Trilyon liraya yakın ilave maliyet, borç artışı demektir…!!

450 milyar dolar dış borcu olan bir ülkede döviz artarsa artsın bize ne denilebilir mi ??  Dolardaki her 1 TL’lik artış dış borcumuzu tam 450 milyar lira artırıyor…

Buna ilaveten döviz kurunun artışı,  ülkemizde olduÄŸu gibi  “ithalata bağımlı bir ekonomide” doÄŸrudan doÄŸruya hayat pahalılığı ve enflasyon demektir.

Ülke olarak, millet olarak bu acı gerçeÄŸi yaÅŸayarak görüyoruz…

Gerçek enflasyon %50 seviyesinde… Ve döviz kurundaki artış devam ettikçe enflasyon da artmaya devam edecek, hatta Allah vermesin böyle giderse, üç haneli enflasyonu yaÅŸamaya baÅŸlayabiliriz.

-Yıllarca “eski Türkiye’de gıda kuyrukları vardı” dediler, geçen sene ÅŸahit olduÄŸumuz “Tanzim Satış kuyrukları” ile ülkemiz geçmiÅŸle benzer noktaya gelmiÅŸ oldu,

-“Avrupa’da raflar boÅŸ, bizde raflar dolu” dediler, evet raflar dolu ama bizde de cepler boÅŸ, cüzdanlar boÅŸ olduÄŸu için bir faydası olmadı,

-Yine yıllarca “eski Türkiye’de karneyle alışveriÅŸ yapılıyordu” dediler, ÅŸimdi son devalüasyonla marketlerde en temel gıda maddeleri kiÅŸi başına belli bir miktarı geçmeyecek ÅŸekilde kotayla satılmaya baÅŸlandı ve bir kez daha o meÅŸhur “eski Türkiye” ile aynı noktaya gelmiÅŸ olduk…

-EÄŸer döviz kurlarındaki astronomik artış nedeniyle üç haneli enflasyon noktasına gelirsek,  yeni Türkiye eski Türkiye’den dahi beter bir noktaya gelmiÅŸ olacak, Allah göstermesin…

Bu tablo karşısında ;

“Ne olacak efendim biz de soÄŸan ekmek yeriz” diyenlere, Türkiye de milyonlarca insan için artık soÄŸan ekmeÄŸin dahi satın alınamayacak noktaya geldiÄŸini hatırlatmak gereklidir.

“2 kilo et alacağımıza yarım kilo et alırız” diyenlere de, bu ülkede milyonlarca insanın bırakın yarım kiloyu, 100 gram eti dahi satın alamayacak noktada olduÄŸunu hatırlatmak gereklidir.

………………………………………………………………….

Bütün bu manzara;

Yıllardır söylediÄŸimiz gibi “Borç ve Faiz” ekonomisinin acı sonucudur, “Beton-Çimento” ekonomisinin acı sonucudur…

Sıcak paraya, borca, krediye dayalı, SWAP anlaÅŸmalarıyla döviz açığını kapatmaya, günü kurtarmaya yönelik, üretmeden tüketmeye yönelik ekonomi uygulamalarının acı sonucudur…

19 senede Sanayi üretiminin milli gelir içindeki payının %24’den %40’a çıkacağı yerde, tam tersine %20’ye düÅŸmesinin, tarımsal üretimin milli gelir içindeki payının %12’den %20’ye, 30’a çıkacağı yerde, %6’ya düÅŸmesinin sonucudur…

……………………………………………………………………

Åžimdi de yeni bir ÅŸey deniyoruz diye, habire faizi düÅŸürüp dövizi daha da çok artırıyorlar.

Buradaki maksat; faiz düÅŸürülünce döviz yükselecek, döviz yükselince ihracat artacak, ihracat artınca da döviz giriÅŸi artacağı için döviz kurları aÅŸağı çekilecek…

İyi de bu planın iÅŸlemesinin önünde 3 temel engel var;

-        Bir defa bizim üretim ve ihracat kapasitemiz, altyapımız belli. Bunu ne kadar daha artırabilirsiniz ? Zaten ÅŸu anda bu kapasitenin önemli bir kısmı kullanılıyor.

-        Yukarıda da söylediÄŸimiz gibi bizim ihracatımız arttıkça otomatik olarak ithalatımız da artıyor çünkü yerli ürün üretmekte kullandığımız malzeme %82 oranında ithal.

-        Ayrıca bizim ihracatımızın kg başına deÄŸeri 1 dolar seviyesinde. Yani bu ÅŸekilde ihracatınız artsa da hızlı ÅŸekilde ve yüksek miktarda döviz giriÅŸi saÄŸlayamıyorsunuz.

…………………………………………………………………..

EÄŸer bu krizden çıkmak,  TL’nin deÄŸerini korumak istiyorsak, enflasyondan kurtulmak istiyorsak; 

Ülkemizde üretim iklimini oluÅŸturmamız, üretim kapasitemizi artırmamız, üretmemiz, ihraç etmemiz, dış ticaret açığımızı kapatmamız gereklidir. 

Kaynak ihtiyacımızı dış borçla karşılamak yerine, milli kaynak paketleriyle karşılamamız gereklidir.

Dr. Fatih Erbakan

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı

 

 

 

 

Yayın Tarihi: 26 Kasım 2021 | Yayın Saati: 18:09:01