BASIN TOPLANTISI | 25 MART 2021 | ANKARA

İstanbul SözleÅŸmesi’ni KutsallaÅŸtıranların Foyası Ortaya Çıkmıştır

Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan, İstanbul SözleÅŸmesi’nin iptaline iliÅŸkin karardan duyduÄŸumuz memnuniyeti bir kez daha dile getirerek iptale gericilik ve çaÄŸdışılık söylemleriyle karşı çıkan bazı çevrelerin tek partili 'Åžeflik' dönemini, 28 Åžubat'ta yaÅŸananları hatırlattıklarını ve foyalarının da ortaya çıktığını söyledi.  

Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan, Genel Merkezimiz ’de düzenlenen haftalık basın toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

 

Yeniden Refah SözleÅŸmenin İptali İçin En Çok Çalışan Partiydi

Genel BaÅŸkanımız ÅŸunları kaydetti:  

"Bu adımla birlikte ayrıca, İstanbul SözleÅŸmesi ve Türkiye’nin 1985 yılında imzaladığı CEDAW SözleÅŸmesi doÄŸrultusunda çıkarılmış olan; baÅŸta ‘6284 Sayılı Kanun‘ olmak üzere, aile kurumuna zarar veren yasaların da bir an evvel ıslah edilmesi elzemdir. Kadınlarımızın korunması, hak ettiÄŸi deÄŸerin verilmesi için Batı icadı ve dayatması, asıl amacı çok farklı olan sözleÅŸmelere, düzenlemelere ihtiyacımız yoktur. Aile yapımızı ve kadınlarımızı korumak ve yüceltmek için gereken her türlü deÄŸer ve prensip Aziz Milletimiz’in tarihinde, kültüründe, bizim kendi medeniyetimizde zaten mevcuttur. Yeniden Refah Partisi olarak bizler, yıllardır bu sözleÅŸmeden en acil ÅŸekilde vazgeçilmesi gerektiÄŸini, bu sözleÅŸmenin ahlaki, manevi, insani bakımdan yıkıcı sonuçları olacağını yıllardan beri en güçlü ÅŸekilde, her platformda haykırdık. DiÄŸer siyasi partilerin pek çoÄŸu bu sözleÅŸmeyi desteklerken, bir kısmı da sessiz kalırken, biz bu çok hayati konuda farkındalık oluÅŸması, bu yanlıştan dönülmesi için büyük gayret gösterdik."  

 

Mütedeyyin Kesimden Oy Almak İçin Takiyye Yaptıkları Ortaya Çıktı

Bu adım karşısında bazı kesimler “ülkeyi karanlığa, geriye götürme”, “gericilik”, “çaÄŸdışı bir anlayış”, “Türk kadınlarını orta çaÄŸ karanlığına götürmek” gibi genetik kodlarında yer alan ve bizlere, bu ülkedeki dindar ve inançlı insanımıza “Åžeflik Dönemi’nin ve 28 Åžubat’ın karanlıklarını” hatırlatan kavram ve ifadelerle tepki gösterdiler, karşı çıktılar. Aslında içlerinin, özlerinin deÄŸiÅŸmediÄŸini, sadece zaman zaman “inançlı kesimden oy alabilir miyiz?” kaygısıyla takiyye yaptıklarını ortaya koymuÅŸ oldular. Bu ülkede yıllar boyunca Milletimiz’in 1000 senelik temel deÄŸerleri, kutsalları aÅŸağılanmaya, deÄŸersizleÅŸtirilmeye çalışılırken, insanlarımızın dininin, inancının gereklerini yerine getirme hakları elinden alınırken; sus-pus olan, hatta buna destek olanlar, ÅŸimdi çıktılar Avrupa’nın hazırlayıp dayattığı bir sözleÅŸmeyi adeta kutsallaÅŸtırdılar. Kendi medeniyetimizin, inancımızın, kendi kültürümüzün deÄŸer ve prensiplerine önem vermezken, Batı zihniyetinin, kimler olduÄŸunu çok iyi bildiÄŸimiz dış güçlerin yazdığı metinlere hayran kaldılar. Millî GörüÅŸ olarak 50 senedir bunlar için söylediÄŸimiz “Batı Aşıkları” ve “Taklitçiler” sözlerimizde ne kadar haklı olduÄŸumuzu görmüÅŸ olduk.

 

Faiz Artışının Yatırımları ve İstihdamı Frenlemesi Kaçınılmazdır

Merkez Bankası BaÅŸkanının deÄŸiÅŸmesini ve dövizin yükselmesini de deÄŸerlendiren Genel BaÅŸkanımız, yapılması gerekenin üretim ve ihracata dayalı ekonomi modeline geçmek olduÄŸunu belirterek ÅŸunları kaydetti:   

"Merkez Bankası faizi ‘2 puan’ birden artırarak yüzde 19’a yükseltti. Bu karar, aynı zamanda kredi faizlerinin yüzde 25-26 düzeyine yükselmesi, kredi kullanmanın, yatırım yapmanın olanaksız hale gelmesi demektir. Projelerde, yatırımlarda finansman maliyetlerinin daha da ağırlaÅŸması demektir.Merkez Bankası’nın yaptığı bu faiz artışının reel sektörü çok zor duruma sokması, yatırımları, yeni istihdamı, kapasite artışlarını zorlaması, büyümeyi frenlemesi kaçınılmazdır. Faizlerin artması, devletin borçlanma maliyetinin de çok daha artması demektir. Böyle yüksek bir faiz artışına gidilmesi, böyle riskli bir adımın atılması; Ä°ktidarın ilan ettiÄŸi ekonomik ve hukuki reform paketlerinin toplumda ve piyasalarda karşılık bulmadığını ve dış kaynak giriÅŸini saÄŸlayamadığını göstermektedir.

 

Yapılması Gereken Merkez Bankası Başkanı Değiştirmek Değil!

'Tüm bu ekonomik ve matematik gerçekler karşısında yapılması gereken; Maliye Bakanı veya Merkez BaÅŸkanı, MKYK'yı deÄŸiÅŸtirmek deÄŸil, anlayışı deÄŸiÅŸtirmek, zihniyeti deÄŸiÅŸtirmektir.' vurgusu yapan Genel BaÅŸkanımız,  "Bakan veya Merkez Bankası BaÅŸkanını deÄŸiÅŸtirerek, faiz artırarak, borcu borçla kapatarak, fiyat denetim komitesi kurarak bu durumdan kurtulamayız. Yapılması gereken üretmek ve ihraç etmektir. Yerli üretimi bol ve düÅŸük maliyetle yapabilmek, katma deÄŸerli ürün ihracatını artırmaktır. Kamuda israfı, savurganlığı önlemektir. Kamu ihaleleri yoluyla imtiyazlılara milyarlarca dolar aktarmaktan vazgeçmektir. Mutlaka ama mutlaka Denk Bütçe’yi gerçekleÅŸtirmektir. Kaynak ihtiyacımızı borçlanarak deÄŸil, milli kaynak paketleri ile karşılamaktır." dedi.

 

HDP'nin Kapatılması En Çok Terör Örgütü PKK'yı Sevindirir

HDP'ye açılan kapatma davasına iliÅŸkin görüÅŸlerini de paylaÅŸan Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan, HDP'nin kapatılmasına en çok terör örgütü PKK'nın sevineceÄŸini, terör örgütünün bölge halkına partinin kapatılmasını siyasi çözümün mümkün olmadığının kanıtı olarak sunacağını ileri sürdü.

 

Bu Son Derece İkiyüzlü Bir Tavırdır

Avrupa ile Türkiye'deki bazı kesimlerin 1998'de Refah Partisinin (RP) kapatılmasına ve bugün HDP'ye yönelik davaya gösterdikleri tavırlardaki büyük çeliÅŸkiye de dikkat çeken Genel BaÅŸkanımız, "Bugün bir HDP milletvekilinin, vekilliÄŸinin düÅŸürülüp Meclis'ten çıkarılması karşısında en yüksek sesten tepki gösteren bazı çevreler, 1999 yılında Fazilet Partisinin baÅŸörtülü milletvekiline 'Bu kadına haddini bildirin.' denilerek genel kurul salonundan dışarıya çıkartılması sırasında alkış tuttular. Bu da son derece iki yüzlü, son derece samimiyetsiz bir tavırdır. Haksızlıksa, adaletsizlikse, insan hakkıysa demokrasiyse baÅŸörtülü milletvekiline gelince bunlar geçerli deÄŸil ama HDP milletvekiline gelince bunlar geçerli. Bu çevrelerin, haksızlığa uÄŸrayanın partisine, ideolojisine ve iÅŸlerine gelip gelmemesine göre tavır takınmaları insan hakları demokrasi, hukuk, adalet noktasındaki söylemlerinin içinin boÅŸ olduÄŸunu, samimiyetsiz olduklarını, iki yüzlü olduklarını maalesef açık bir ÅŸekilde ortaya koymaktadır." ÅŸeklinde konuÅŸtu.

 

 

 

GENEL BAŞKANIMIZ DR. FATİH ERBAKAN'IN KONUŞMASININ TAM METNİNİ AŞAĞIDAN OKUYABİLİRSİNİZ

HDP’NİN KAPATILMASI

GeçmiÅŸte yaÅŸanan parti kapatma örnekleri göz önüne alındığında, bu son adımın çözüme yönelik, önleyici ve caydırıcı olmaktan çok, çözümsüzlüÄŸe ve istikrarsızlığa davetiye çıkarır nitelikte olabileceÄŸinden ÅŸüphe etmekteyiz.

Söz konusu siyasi partinin kapatılması, bu partiye oy veren 6 milyon seçmeni de dolaylı olarak cezalandırmaya, onların da tepkisini almaya yönelik bir durum ortaya çıkacaktır.

Böyle bir durum, uzun vadede reaksiyoner ve belki de daha güçlü bir politik hareketin yeniden ortaya çıkmasına vesile olabilir.  (GeçmiÅŸ süreçlerde bunu yaÅŸayarak gördük.)

Suç iddiasına maruz kalan kiÅŸilerle birlikte mensup oldukları siyasi partinin de cezalandırılma yoluna gidilmesi, demokrasimizin ve yargının  tartışılır hale gelmesine ve ayrıca sorunun daha da büyümesine neden olabilir.

GeçmiÅŸte siyasi partileri tam dört kez kapatılan, siyasi yasaklarla yüz yüze kalan ve bunların sonucu olarak acı tecrübeler yaÅŸayan Milli GörüÅŸ Hareketi’nin temsilcisi olan Yeniden Refah Partisi olarak bizler;

Parti kapatmanın çözüm olmayacağını, partileri milletin açıp milletin kapatması gerektiÄŸini, suçlu olduÄŸu iddia edilen ÅŸahıslar hakkında ise münferit hukuki sürecin baÅŸlatılması gerektiÄŸini ifade ediyoruz.

 

Çatışma, kutuplaÅŸtırma ve ötekileÅŸtirme yerine, 83 milyonu kapsayacak ÅŸekilde kucaklayıcı ve birleÅŸtirici bir anlayışın hakim olması yolunda atılacak olan her türlü adıma en büyük desteÄŸi vermeye hazır olduÄŸumuzu bir kez daha aziz Milletimizin huzurunda ifade etmek isteriz.

…………………………………………………

Ayrıca;

2013 yılında birlikte Çözüm Süreci’ni hayata geçirdikleri, İmralı-Kandil-BaÅŸbakanlık üçgeninde PKK-Öcalan ve iktidar arasındaki müzakerelerin içinde yer alan HDP’nin kapatılmasını iktidarın desteklemesi çeliÅŸkili bir durumdur.

Hatta İstanbul belediye seçimlerinin tekrarlanması sırasında Abdullah Öcalan’ın mektubunun Devlet televizyonunda okutulması, Öcalan’ın kardeÅŸinin TRT Kürtçe kanalında yayına çıkarılması gibi adımları atan iktidarın,

PKK’nın bir açıklaması ile ilgili bir gazete haberini re-tweet yapan bir milletvekilini teröre destek verenler sınıfına sokması da yine kendileri açısından çeliÅŸkili bir durumdur.

………………………………………………………..

Bu noktada vurgulanması gereken bir diÄŸer çeliÅŸki de;

Ülkemizdeki belli kesimlerin ve Avrupa’nın Refah Partimiz 1998’de haksız ve hukuksuz ÅŸekilde kapatılırken takındığı tavırla,  ÅŸimdi HDP’nin kapatma davası karşısında takındıkları tavır arasındaki farktır.

 

HDP’nin kapatılması söz konusu olunca demokrasi, millet iradesi, hak-hukuk nutukları atan bu çevreler, RP kapatılırken ya sus-pus oldular, ya da laiklik elden gidiyor türküleriyle RP’nin kapatılmasını haklı buldular…!!

Bugün HDP’ye sahip çıkan Avrupa da,  o dönemde AİHM’nin aldığı kararla RP’nin kapatılmasını yerinde buldu …!!

Yine bugün bir HDP milletvekilinin, vekilliÄŸinin düÅŸürülüp meclisten çıkarılmasına tepki gösterenlerin büyük bölümü, 1999’da FP’nin baÅŸörtülü milletvekili için Meclis Genel Kurulu’nda; “Bu kadına haddini bildirin”  denilirken alkış tutmuÅŸlardı…!!

Bu çevrelerin haksızlığa uÄŸrayanın partisine göre, ideolojisine göre tavır takınmaları, samimiyetsizliklerini açıkça ortaya koymaktadır.

………………………………………………………………

 

Son olarak “HDP kapatılırsa bu kimin İşine Yarayacak ?” sorusunun cevabını çok iyi düÅŸünmemiz gereklidir…

Bir adım atılırken o adımın sonuçları kimin iÅŸine yarayacak, kimin elini güçlendirecek, sorularının cevabını çok iyi deÄŸerlendirmek gerekir.

“HDP’nin kapatılmasından memnun olacaklardan bir tanesi de PKK terör örgütüdür… “”

 

 

Yıllardan beri “bu iÅŸ siyasetle deÄŸil, silahla olur” tezini savunan PKK, HDP’nin kapatılması halinde Kürt vatandaÅŸlarımıza  “bakın biz size demiÅŸtik, bunlar bize siyaset yaptırmıyor, öyleyse daÄŸa gelin, silaha sarılın” demeye kalkacaktır.

Terör örgütünün eline koz verilmiÅŸ olacaktır.

…………………………………………………………

 

İSTANBUL SÖZLEÅžMESİ’NİN İPTALİ

İktidarın, dış güçlerin laboratuvarlarında üretilmiÅŸ bir zehir olarak bünyemize enjekte edilmek istenen “İstanbul SözleÅŸmesi” yanlışında ısrar etmekten vazgeçmesi son derece olumlu bir geliÅŸmedir.

Aile yapımızı, yeni nesillerimizi tehdit eden bu sinsi sözleÅŸmeden CumhurbaÅŸkanlığı kararnamesi ile çıkılmış olmasını,  çok yerinde, çok hayırlı,  hatta çok geç bile kalınmış bir adım olarak deÄŸerlendiriyoruz.

Bu adımla birlikte ayrıca,  Ä°stanbul SözleÅŸmesi ve Türkiye’nin 1985 yılında imzaladığı CEDAW SözleÅŸmesi doÄŸrultusunda çıkarılmış olan;

BaÅŸta ‘6284 Sayılı Kanun‘ olmak üzere, aile kurumuna zarar veren yasaların da bir an evvel ıslah edilmesi elzemdir.

 

 

Kadınlarımızın korunması, hak ettiÄŸi deÄŸerin verilmesi, toplumda saygın bir yer edinmesi için Batı icadı ve dayatması, asıl amacı çok farklı olan sözleÅŸmelere, düzenlemelere ihtiyacımız yoktur.

Aile yapımızı ve kadınlarımızı korumak ve yüceltmek için gereken her türlü deÄŸer ve prensip Aziz Milletimiz’in tarihinde, kültüründe, bizim kendi medeniyetimizde zaten mevcuttur.

Yeniden Refah Partisi olarak bizler, yıllardır bu sözleÅŸmeden en acil ÅŸekilde vazgeçilmesi gerektiÄŸini, bu sözleÅŸmenin ahlaki, manevi, insani bakımdan yıkıcı sonuçları olacağını yıllardan beri en güçlü ÅŸekilde, her platformda haykırdık.

DiÄŸer siyasi partilerin pek çoÄŸu bu sözleÅŸmeyi desteklerken, bir kısmı da sessiz kalırken, biz bu çok hayati konuda farkındalık oluÅŸması, bu yanlıştan dönülmesi için büyük gayret gösterdik.

 

Bu sebeple, İstanbul SözleÅŸmesi’nden ayrılma kararının alınmasında çok önemli payı olan Yeniden Refah Partimizin tüm teÅŸkilat mensuplarına, üyelerimize ve bu konuda bizler gibi emeÄŸi bulunan her kesimden insanımıza, bu kararı imzalayan Sn. CumhurbaÅŸkanı’na teÅŸekkür ediyoruz.

 

 

 

Bu adım karşısında bazı kesimler “ülkeyi karanlığa, geriye götürme”, “gericilik”, “çaÄŸdışı bir anlayış”, “Türk kadınlarını orta çaÄŸ karanlığına götürmek” gibi genetik kodlarında yer alan ve bizlere, bu ülkedeki dindar ve inançlı insanımıza “Åžeflik Dönemi’nin ve 28 Åžubat’ın karanlıklarını” hatırlatan kavram ve ifadelerle tepki gösterdiler,  karşı çıktılar.

Aslında içlerinin, özlerinin deÄŸiÅŸmediÄŸini, sadece zaman zaman “inançlı kesimden oy alabilir miyiz?”  kaygısıyla takiyye yaptıklarını ortaya koymuÅŸ oldular.

 

Bu ülkede yıllar boyunca Milletimiz’in 1000 senelik temel deÄŸerleri, kutsalları aÅŸağılanmaya, deÄŸersizleÅŸtirilmeye çalışılırken, insanlarımızın dininin, inancının gereklerini yerine getirme hakları elinden alınırken;

sus-pus olan, hatta buna destek olanlar, ÅŸimdi çıktılar Avrupa’nın hazırlayıp dayattığı bir sözleÅŸmeyi adeta kutsallaÅŸtırdılar…

Kendi medeniyetimizin, inancımızın, kendi kültürümüzün deÄŸer ve prensiplerine önem vermezken, Batı zihniyetinin, kimler olduÄŸunu çok iyi bildiÄŸimiz dış güçlerin yazdığı metinlere hayran kaldılar.

Yıllarca Kur’an kursları ile, İmam Hatip’lerle, Allah’ın emri olan baÅŸörtüsü ile savaÅŸanlar, İstanbul SözleÅŸmesi’ne haÅŸa Allah’ın bir kelamıymış gibi sahip çıktılar…

 

Milli GörüÅŸ olarak 50 senedir bunlar için söylediÄŸimiz “Batı Aşıkları” ve “Taklitçiler” sözlerimizde ne kadar haklı olduÄŸumuzu görmüÅŸ olduk…!!

 

NeymiÅŸ ??  Kadına ÅŸiddeti önleyecekmiÅŸ … Yahu önleyecek olsa ÅŸimdiye kadar önlerdi … !!

SözleÅŸmenin yürürlüÄŸe girdiÄŸi 2012’de 120 kadın cinayeti gerçekleÅŸirken, 2019’da 470 kadın cinayeti iÅŸlenmiÅŸ …

ÖnleyeceÄŸine daha da artırmış …!!

 

Bu sözleÅŸmenin, “toplumsal cinsiyet eÅŸitliÄŸi”nin en etkili ÅŸekilde uygulandığı İskandinav ülkelerinde Danimarka-Finlandiya-İsveç’te kadına yönelik ÅŸiddet vakaları Avrupa’nın en yüksek düzeyinde…

Bunu kim söylüyor ?  AB’ne baÄŸlı bir kurum olan “Temel Haklar için AB Ajansı”nın 2014’de yaptığı araÅŸtırma söylüyor…

“Uluslararası Af Örgütü’nün 2019 raporuna göre de; tecavüz vakalarının en sık gerçekleÅŸtiÄŸi ülkeler İskandinav ülkeleri…  

Finlandiya’da her yıl 50 bin kadın tecavüze uÄŸruyor…

………………………………………………………………

 

 

 

“Efendim bu sözleÅŸme meclisin onayı ile yürürlüÄŸe girdi ve yine aynı ÅŸekilde yürürlükten kaldırılması gerekir” deniyor,

Evet doÄŸru, ancak Meclis’e gelmeden önce Uluslararası bir anlaÅŸma olduÄŸu için, öncelikle C. BaÅŸkanı tarafından onaylandı, ve sonra mecliste oylandı.

Åžimdi aynı süreç tekrar iÅŸletiliyor;

Birinci adım atıldı, C. BaÅŸkanı Kararnamesi ile “C. BaÅŸkanı’nın onayı” ortadan kaldırıldı.

İkinci adım da gerçekleÅŸtirilip, İstanbul SözleÅŸmesi’ni yürürlüÄŸe koyan “6251 Sayılı Kanun” Meclis’te oylanarak yürürlükten kaldırılmış olur.

Bu adım da bir an önce atılırsa, tartışmaya da mahal kalmamış olur.

……………………………………………………………

 

Yeniden Refah Partisi olarak çaÄŸrımız; yeni, milli ve manevi deÄŸerlere baÄŸlı bir sözleÅŸme hazırlanması ve bu sözleÅŸme doÄŸrultusunda kadın, aile ve sosyal politikalar alanında yeni kanuni düzenlemelerin gerçekleÅŸtirilmesidir.

Kadını da, erkeÄŸi de koruyan,  erkeÄŸi ve kadını birbirlerinin tamamlayıcısı ve en büyük destekçisi olarak gören, aile kurumunun korunmasını temel alan, kadına anne olmayı, erkeÄŸe baba olmayı en büyük deÄŸer olarak öÄŸreten, çocuklara uzanacak kirli elleri kıran yeni bir sözleÅŸme.

Aile yapısıyla asırlar boyu tüm dünyaya örnek olan bir Millet olarak bunu biz kendimiz yapabiliriz.

Bizim aynı zamanda yeni nesillerimizi bu anlayışa sahip bireyler olarak yetiştirmemiz gereklidir.

YetiÅŸtireceÄŸimiz yeni nesillerin lügatinden eÅŸcinselliÄŸi, LGBTİ’yi,  ‘toplumsal cinsiyet eÅŸitliÄŸi’ gibi art niyetli kavramları çıkaralım.  Bu sapkın kavramları her gün karşımıza çıkaran TV yapımlarını, dizileri sonlandıralım.

Milli ve manevi deÄŸerleri önceleyen bir eÄŸitim müfredatı ve medya yapısı geliÅŸtirelim.

 

……………………………………………………

EKONOMİ

MB aldığı kararla, faizi ‘2 puan’ birden artırarak yüzde 19’a yükseltti…!!

MB daha yüksek faiz vererek dışarıdan sıcak para çekmeyi,  ülke içinde ise ‘250 milyar dolar’a yaklaÅŸan seviyedeki döviz hesaplarının TL’ye dönmesini amaçladı.

 

Ancak bu karar, aynı zamanda kredi faizlerinin yüzde 25-26 düzeyine yükselmesi, kredi kullanmanın, yatırım yapmanın olanaksız hale gelmesi demektir.

Projelerde, yatırımlarda finansman maliyetlerinin daha da ağırlaşması demektir.

MB’nin yaptığı bu faiz artışının reel sektörü çok zor duruma sokması, yatırımları, yeni istihdamı, kapasite artışlarını zorlaması, büyümeyi frenlemesi kaçınılmazdır.

Faizlerin artması, devletin borçlanma maliyetinin de çok daha artması demektir.

 

Böyle yüksek bir faiz artışına gidilmesi, böyle riskli bir adımın atılması;

İktidarın ilan ettiÄŸi ekonomik ve hukuki reform paketlerinin toplumda ve piyasalarda karşılık bulmadığını ve dış kaynak giriÅŸini saÄŸlayamadığını göstermektedir.

Bu nedenle de, daha yüksek faiz vererek dışarıdan sıcak para temin edilmeye çalışılıyor.

 

Oysa ki; 2020 Kasım ve Aralık aylarında peÅŸ peÅŸe yapılan neredeyse %7’lik faiz artışına raÄŸmen;

yurtiçindeki döviz mevduatlarında umulan çözülme olmadığı gibi,   yabancı sıcak para giriÅŸi de çok kısa vadeli ve çok düÅŸük düzeyde gerçekleÅŸti.

………………………………………………………………

 

Türkiye’nin kamu-özel sektör birlikte “toplam dış borcu 450 milyar dolar”a yaklaşırken,  2020 sonu itibarıyla 188,8 milyar dolar olan bir yıl içinde ödenmesi ve döndürülmesi gereken kısa vadeli dış borç tutarı ise bu yılın ocak ayı sonu itibarıyla 190,3 milyar dolara yükseldi…!!

450 milyar $’lık toplam dış borç stoÄŸu, 717 milyar dolara gerileyen GSYH (Milli Gelir) tutarının yüzde 59’una ulaÅŸtı…!!

 

Bu dış borç tablosunda asıl vahim olan, bir yıl ve daha kısa vadede ödenmesi, çevrilmesi gereken dış borç tutarının geldiÄŸi nokta.

1 yıldan kısa vadede ödenmesi gereken dış borç miktarı 200 milyar dolara yaklaÅŸmış durumda …!!

2020 Mart ayında 168,9 milyar dolar olan bir yıl ve daha kısa vadeli borç stoku tutarı,  2021 Ocak sonunda ulaÅŸtığı 190,3 milyar dolarla,  10 ayda 21,4 milyar artış gösterdi.

 

Bu korkunç rakama ilaveten;

- 2020 yılında bitirilen 128 milyar dolarlık MB döviz rezervi,

- MB döviz rezervlerinin eksiye düÅŸmesi,

- DiÄŸer yandan yıllık 37 milyar dolarlık cari açık,

- Pandemi nedeniyle Avrupa’nın Türkiye’den ithalat talebinin daralması

- AB aşı pasaportuna Türkiye’nin dahil edilmemesi, yabancı turist sayısını azaltarak bu turizm sezonunu çok olumsuz etkileyecek olması,

Tüm bunlar, Türkiye’yi döviz yokluÄŸuna sokarak, kısa vadeli dış borçların çevrilmesini de son derece zor hale getirmiÅŸtir.

 

Artık deniz bitti,  iktidar iyiden iyiye sıkıştı…

190 milyar $ dış borç ödemesi için lazım,

40 milyar $ MB rezervlerini sıfıra getirmek için lazım,

40 milyar $ yıllık cari açığı kapatmak için lazım,

30-40 milyar da devleti idare etmek için lazım,

ETTİ SİZE   300 Milyar $ …!!

…………………………………………………………..

 

TÜM BU EKONOMİK VE MATEMATİK GERÇEKLER KARÅžISINDA YAPILMASI GEREKEN;

MALİYE BAKANI VEYA  MB BAÅžKANI DEĞİŞTİRMEK DEĞİL,  AK PARTİ MKYK’SINI DEĞİŞTİRMEK DEĞİL,

ANLAYIŞI DEĞİŞTİRMEK, ZİHNİYETİ DEĞİŞTİRMEKTİR.

 

Bakan veya MB BaÅŸkanı deÄŸiÅŸtirerek, faiz artırarak, borcu borçla kapatarak, fiyat denetim komitesi kurarak bu durumdan kurtulamayız…

Yapılması gereken üretmek ve ihraç etmektir…

Yerli üretimi bol ve düÅŸük maliyetle yapabilmek, katma deÄŸerli ürün ihracatını artırmaktır…

Kamuda israfı,  savurganlığı önlemektir…

Kamu ihaleleri yoluyla imtiyazlılara milyarlarca dolar aktarmaktan vazgeçmektir…

Mutlaka ama mutlaka Denk Bütçe’yi gerçekleÅŸtirmektir…

Kaynak ihtiyacımızı borçlanarak deÄŸil, milli kaynak paketleri ile karşılamaktır…

 

TÜM BUNLARI GEÇMİŞTE YAPAN MİLLİ GÖRÜÅžTÜR, BUGÜN DE YAPACAK OLAN YİNE MİLLİ GÖRÜÅžTÜR, YENİDEN REFAH PARTİSİ’DİR.

Yayın Tarihi: 25 Mart 2021 | Yayın Saati: 17:26:48