
31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimlerden sonra CHP birinci parti, AK Parti ikinci parti, Yeniden Refah Partisi de üçüncü parti olarak sandıktan çıktı.
Millettin iradesini yansıtan bu sonuç karşısında harekete geçen iktidar partisi ne yazık ki, milli iradenin yansımasını hiçe sayarak bir kısım belediye başkanlarını transfer yoluyla ilhak etme yoluna giderken, bir kısım hakkında soruşturmalar başlatarak, bir kısım belediye başkanlarını ise görevden uzaklaştırarak kayyım yoluyla kontrol altına almayı yeğledi.
Türkiye’de, kuvvetler ayrılığının örselendiği yargı bağımsızlığının tartışma konusu olduğu, yürütmenin yasama üzerinde dominant bir strüktüre doğru yol aldığı bir dönemde, kuvvetler ayrılığına dayalı güçlendirilmiş parlamenter sisteme her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu artık kaçınılmazdır.
Türkiye’de model olarak uygulanmaya çalışılan Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminde Cumhurbaşkanı’nın aynı zamanda parti başkanı olması bu sistemi ister istemez partitokrasi anlayışına yol açmaktadır. Böylece partitokrasi anlayışlı yeni sistemde, “millet için ve milletten yana” anlayışını oluşturan çoğulculuk yerine tekli karar mekanizmasının dominant olduğunu görmek gerekir düşüncesindeyiz.
Böylece güçlenme ve iktidara gelme potansiyeli olan muhalefetin sindirilmesi, direncinin kırılması amacıyla “kayyım” atama yoluyla gidilmesi demokrasinin vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin amip gibi bölünerek fragmanlara ayrılmalarına neden olmaktadır. Son örnek ise dışarıdan yapılan müdahaleler sonucunda CHP’de büyük kırılmaların ortaya çıkmasıdır.
Son olarak, temsili demokrasi kurumlarındaki değişim ve zayıflığa bağlı olarak Gelecek Partisi’nin fesih kararı alma nedenlerini de benzer şekilde iyi okumak ve bundan önemli dersler çıkarmak gerekir düşüncesindeyiz.
George Orwell tarafından hayal edilen “Büyük Birader (Big Brother) distopyası çizgisine doğru evrilmeye yüz tutan baskıcı partitokrasi anlayışlı kısır döngüden hızla uzaklaşabilmek ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş yapabilmek amacıyla özellikle çoğunluğu elinde bulunduran iktidar kanadı başta olmak üzere tüm siyasi partilere büyük görevler düştüğünü ifade etmek isteriz.