ARTAN İNTİHARLARIN NEDENİ PANDEMİ İLE DERİNLEŞEN EKONOMİK SIKINTILAR!

ARTAN İNTİHARLARIN NEDENİ PANDEMİ İLE DERİNLEŞEN EKONOMİK SIKINTILAR!

 

Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan, ekonomik sıkıntılar nedeniyle artan intihar vakalarına dikkat çekerek, "Yıllardır söylediÄŸimiz fakirliÄŸin, gelir dağılımı adaletsizliÄŸinin, kaynakların adil bir ÅŸekilde paylaşılmamasının ülkemizin çok önemli bir yarası olduÄŸu gerçeÄŸi, bu son intihar vakalarıyla bir kez daha açıkça ortaya çıkmış oldu." dedi.

 

 

Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan yaptığı yazılı açıklamada, peÅŸ peÅŸe gelen intihar haberlerinin ülkeyi derinden sarstığını, bunun Milletimizin içinde bulunduÄŸu sosyo-ekonomik sorunların boyutunu ve bu sorunların ortaya çıkardığı ruhsal ve psikolojik yıkımın etkisini de ortaya koyduÄŸunu söyledi.

 

TÜİK'e Göre İntiharların 1. Nedeni Ekonomik Sebepler

Sadece Åžanlıurfa’da 15-16 Nisan tarihlerinde 4 kiÅŸinin peÅŸ peÅŸe intihar etmesinin, durumun vahametini gösterdiÄŸini belirten Genel BaÅŸkanımız, ÅŸunları söyledi: 

"Elbette ki sebep ne olursa olsun, hiçbir acı, hiçbir sorun intihara gerekçe olamaz, bir insanın kendi canına kıyması asla kabul edebileceÄŸimiz bir durum deÄŸildir.  Artan intihar vakaları ile ilgili deÄŸerlendirme yaparken amacımız, ortaya çıkan bu acı tablonun sebeplerini doÄŸru tahlil etmek ve milletimizin tek bir ferdinin dahi intihar etmesine, hayatını sonlandırmasına gönlümüzün razı olmadığını ifade etmektir. TÜİK’in yayınladığı rapora göre 2017, 2018 ve 2019 yıllarında yaÅŸanan intihar vakaları sayısal olarak da oransal olarak da artmaktadır.  2009-2019 yılları arasında, 10 yılda kayıtlara geçen intihar sayısı maalesef 35 bine yaklaÅŸmıştır. Yine TÜİK verilerine göre bu intiharlar arasında “ekonomik sebepli” olanlar 1. Sırada yer almaktadır. Kayıtlara “Aile GeçimsizliÄŸi”, “Geçim ZorluÄŸu”, “Ticari BaÅŸarısızlık” olarak geçen sebeplerin tamamı ekonomik sıkıntıların intihar vakalarındaki etkisini göstermektedir. Bu intiharlar, yıllardır üretime ve istihdama dayalı olmayan, borçla, krediyle, yüksek faiz getirisi için ülkeye giren sıcak para ile yürütülen ekonominin ağır sonuçlarıdır."

 

Artan İntiharların Nedeni Pandemi ile Derinleşen Ekonomik Sıkıntılar!

Bu intiharların, 20 yıldır uygulanan borç-faiz, beton-çimento ekonomisinin, kaynak ve imkanların tahsisinde “Önce Millet” yerine, “Önce İmtiyazlılar” denilerek hareket edilmesinin sonucu olduÄŸunun altını çizen Genel BaÅŸkanımız, "Tarihi rekorlar kıran iÅŸsizlik oranları, açlık sınırında bir hayat sunan asgari ücret, geleceÄŸe dair umutları tükenen genç nesil, kredi kartı ve banka kredisi borcu altında ezilen insanlar, elektrik faturasını ödeyemediÄŸi için karanlıkta kalan 4 milyon hane, sosyal yardıma muhtaç 7 milyon hane,  siftah yapamadan akÅŸam eden ve kısıtlama kararıyla son bir yılda doÄŸru dürüst dükkanını dahi açamayan ve devletten de diÅŸe dokunur bir destek alamayan esnaflar, torununun sünnetine giderken bir çeyrek altın dahi alamayan emekliler, çocuÄŸunun küçücük bir isteÄŸini yerine getirecek parası olmayan babalar, mutfakta boÅŸ buzdolabıyla baÅŸ baÅŸa kalan ev hanımları... Halkımızın bu acı gerçekleri “neden bu kadar intihar vakası yaÅŸanıyor” sorusunun cevabı olarak karşımızda durmaktadır. Özellikle son bir ayda yaÅŸanan tüm intihar vakalarının arkasında Pandemi süreciyle daha da ağırlaÅŸan hayat ÅŸartları, daha da derinleÅŸen ekonomik sıkıntılar bulunmaktadır." ifadelerini kullandı.

 

12 Ayda 240 Milyar Dolar Ödemek Zorunda Olan İktidarın Vatandaşı DüÅŸünecek Hali Yok!

Salgının yayılmasını önleme adına kısıtlama kararı almanın kolay olduÄŸunu, ancak asıl yapılması gerekenin; ‘Sosyal Devlet’ anlayışının bir gereÄŸi olarak bu kısıtlamalar dolayısıyla geliri azalan veya tamamen kesilen insanların maÄŸduriyetlerini giderecek adımların atılması olduÄŸu ve bu adımların atılabilmesi için de, güçlü bir ekonomik yapıya sahip olunması gerektiÄŸini söyleyen  Genel BaÅŸkanımız, "Ancak bugünden itibaren 12 ay  içinde ‘200 Milyar Dolar’ dış borç ana para ve faizi ödemek zorunda olan ve üstüne yine 12 ay içinde ‘40 milyar Dolar’ bulup cari açığı finanse etmek mecburiyetinde olan iktidarın vatandaşı da, vatandaşın içerisine düÅŸtüÄŸü buhranı da düÅŸünecek bu duruma çözüm üretebilecek hali yoktur. " dedi.

 

İşin Garibi Vatandaşını DüÅŸünmeyen İktidar, Bir Avuç İmtiyazlıyı İse İhmal Etmemektedir!

İktidarın “Önce İmtiyazlılar” anlayışını terk edip, “Önce Millet” anlayışına geçmesinin ve paylaşımda adaleti tesis etmesi ÅŸart olduÄŸunu vurgulayan  Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan, "5 tane imtiyazlı firmaya ihalesiz, pazarlık usulüyle milyar dolarlık iÅŸler verilip, yetmezmiÅŸ gibi bir de aynı firmalara 128 kez vergi muafiyeti çıkarılmakta, diÄŸer tarafta %40’ı açlık sınırında, %85’i yoksulluk sınırı altında olan halk, fahiÅŸ elektrik faturasını ödeyemediÄŸi için karanlıkta kalan milyonlar evinde başını ellerinin arasına alıp her gün kara kara düÅŸünürken, bir avuç imtiyazlı ise kıyak zenginliÄŸin tadını çıkarmaktadır. İktidarın görevi yoksul bırakılmış halka sadaka dağıtan, hayır kurumu iÅŸlevi görmek deÄŸil, halkın alım gücünü, refah seviyesini artıracak adımları atmaktır. İşsiz milyonlara iÅŸ imkânı saÄŸlamaktır. Hem ekonomik açıdan hem de manevi açıdan insanımızı intihara sürükleyen sebeplerin ortadan kaldırılması, refah seviyesi yüksek, manevi açıdan donanımlı bir toplumsal yapının oluÅŸturulması bir iktidarın en önemli görevidir. Tek bir vatandaşımızın dahi hayatını sonlandıracak bir sona sürüklenmesinin önüne geçecek ekonomik ve sosyal tedbirleri almak iktidarın boynunun borcudur" ÅŸeklinde konuÅŸtu.


 

AÇIKLAMANIN TAM METNİ

Daha bir gün önce İstanbul Haseki tramvay durağında gerçekleÅŸen intihara ilaveten, son günlerde Åžanlıurfa, İzmir, Hatay ve Mersin’den art arda gelen intihar haberleri bizleri derinden etkilerken, Milletimiz’in içinde bulunduÄŸu sosyo-ekonomik sorunların boyutunu ve bu sorunların ortaya çıkardığı ruhsal ve psikolojik yıkımın etkisini de ortaya koymuÅŸtur.

 

Sadece Åžanlıurfa’da 15-16 Nisan’da 4 kiÅŸinin peÅŸ peÅŸe intihar etmesi, durumun vahametini gözler önüne sermektedir.

 

Elbette ki sebep ne olursa olsun, hiçbir acı, hiçbir sorun intihara gerekçe olamaz, bir insanın kendi canına kıyması asla kabul edebileceÄŸimiz bir durum deÄŸildir.

 

Artan intihar vakaları ile ilgili deÄŸerlendirme yaparken amacımız, ortaya çıkan bu acı tablonun sebeplerini doÄŸru tahlil etmek ve milletimizin tek bir ferdinin dahi intihar etmesine, hayatını sonlandırmasına gönlümüzün razı olmadığını ifade etmektir.

 

Türkiye’de TÜİK’in yayınladığı rapora göre 2017, 2018 ve 2019 yıllarında yaÅŸanan intihar vakaları sayısal olarak da, oransal olarak da artmaktadır.

 

2009-2019 yılları arasında, 10 yılda kayıtlara geçen intihar sayısı maalesef 35 bine yaklaÅŸmıştır…

 

Yine  TÜİK verilerine göre bu intiharlar arasında “ekonomik sebepli” olanlar 1. Sırada yer almaktadır. Kayıtlara  “Aile GeçimsizliÄŸi”,  “Geçim ZorluÄŸu”, “Ticari BaÅŸarısızlık” olarak geçen sebeplerin tamamı ekonomik sıkıntıların intihar vakalarındaki etkisini göstermektedir.

 

Yıllardır söylediÄŸimiz fakirliÄŸin, gelir dağılımı adaletsizliÄŸinin, kaynakların adil bir ÅŸekilde paylaşılmamasının ülkemizin çok önemli bir yarası olduÄŸu gerçeÄŸi,  bu son intihar vakalarıyla bir kez daha açıkça ortaya çıkmış oldu.

 

Bu intiharlar, yıllardır üretime ve istihdama dayalı olmayan, borçla, krediyle, yüksek faiz getirisi için ülkeye giren sıcak para ile yürütülen ekonominin ağır sonuçlarıdır.

 

Bu intiharlar, 20 yıldır uygulanan borç-faiz, beton-çimento ekonomisinin, kaynak ve imkanların tahsisinde “Önce Millet” yerine, “Önce İmtiyazlılar” denilerek hareket edilmesinin sonucudur.

 

Tarihi rekorlar kıran iÅŸsizlik oranları, açlık sınırında bir hayat sunan asgari ücret,  geleceÄŸe dair umutları tükenen genç nesil,  kredi kartı ve banka kredisi borcu altında ezilen insanlar,  elektrik faturasını ödeyemediÄŸi için karanlıkta kalan 4 milyon hane, sosyal yardıma muhtaç 7 milyon hane,  siftah yapamadan akÅŸam eden ve kısıtlama kararıyla son bir yılda doÄŸru dürüst dükkanını açamayan ve devletten de diÅŸe dokunur bir destek alamayan esnaflar, torununun sünnetine giderken bir çeyrek altın dahi alamayan emekliler, çocuÄŸunun küçücük bir isteÄŸini yerine getirecek parası olmayan babalar, mutfakta boÅŸ buzdolabıyla baÅŸ baÅŸa kalan ev hanımları...

 

Halkımızın bu acı gerçekleri “neden bu kadar intihar vakası yaÅŸanıyor” sorusunun cevabı olarak karşımızda durmaktadır…

Özellikle son bir ayda yaÅŸanan tüm intihar vakalarının arkasında pandemi süreciyle daha da ağırlaÅŸan hayat ÅŸartları, daha da derinleÅŸen ekonomik sıkıntılar bulunmaktadır…

 

Salgının yayılmasını önleme adına kısıtlama kararı almak kolay olandır. Ancak bununla birlikte yapılması gereken; ‘Sosyal Devlet’ anlayışının bir gereÄŸi olarak bu kısıtlamalar dolayısıyla geliri azalan veya tamamen kesilen insanların maÄŸduriyetlerini giderecek adımların atılmasıdır.

 

Bu adımların atılabilmesi için de,  güçlü bir ekonomik yapıya sahip olunması gerekir….

 

Hane halkı, reel sektör ve kamu kesimi olarak toplamda “1 Trilyon Dolar’a yakın  iç ve dış borç stoÄŸu olan bir ülkede,  çoÄŸu kısa vadeli ve yüksek faizli ‘450 milyar Dolar’lık dış borç stoÄŸuna sahip bir ülkede, dış ticaret açığı yıllık ‘50 milyar Dolar’ seviyesinde olan bir ülkede, kamu kesiminde israfın, üretmeden tüketme anlayışının hakim olduÄŸu bir ülkede,   bir de bunların üstüne üretim namına pek bir ÅŸeyin kalmadığı bir ülkede,

 

VATANDAÅžA DEVLET TARAFINDAN GÜÇLÜ DESTEKLER VERİLMESİ YERİNE, MASKE-KOLONYA VE PATATES-SOÄžAN DAÄžITIMI KALMAKTADIR…!!

Bugünden itibaren 12 ay  içinde ‘200 Milyar Dolar’ dış borç ana para ve faizi ödemek zorunda olan ve üstüne  yine 12 ay içinde ‘40 milyar Dolar’ bulup cari açığı finanse etmek mecburiyetinde olan iktidarın vatandaşı da, vatandaşın içerisine düÅŸtüÄŸü buhranı da düÅŸünecek bu duruma çözüm üretebilecek hali yoktur…

 

Ancak iÅŸin garibi vatandaşını düÅŸünmeyen iktidar bir avuç imtiyazlıyı ise ihmal etmemektedir…

5 tane imtiyazlı firmaya ihalesiz, pazarlık usulüyle milyar dolarlık iÅŸler verilip, yetmezmiÅŸ gibi bir de aynı firmalara 128 kez vergi muafiyeti çıkarılmakta,  diÄŸer tarafta %40’ı açlık sınırında, %85’i yoksulluk sınırı altında  olan halk, fahiÅŸ elektrik faturasını ödeyemediÄŸi için karanlıkta kalan milyonlar evinde başını ellerinin arasına alıp her gün kara kara düÅŸünürken,  bir avuç imtiyazlı ise kıyak zenginliÄŸin tadını çıkarmaktadır…

 

-İktidarın “Önce İmtiyazlılar” anlayışını terk edip, “Önce Millet” anlayışına geçmesi ÅŸarttır. Paylaşımda adaleti tesis etmesi ÅŸarttır.

 

-İktidarın görevi yoksul bırakılmış halka sadaka dağıtan, hayır kurumu iÅŸlevi görmek deÄŸil, halkın alım gücünü, refah seviyesini artıracak adımları atmaktır. İşsiz milyonlara iÅŸ imkanı saÄŸlamaktır.

 

-Hem ekonomik açıdan, hem de manevi açıdan insanımızı intihara sürükleyen sebeplerin ortadan kaldırılması, refah seviyesi yüksek, manevi açıdan donanımlı bir toplumsal yapının oluÅŸturulması bir iktidarın en önemli görevidir.

 

-Tek bir vatandaşımızın dahi hayatını sonlandıracak bir sona sürüklenmesinin önüne geçecek ekonomik ve sosyal tedbirleri almak iktidarın boynunun borcudur…

 

 

Bizler Yeniden Refah Partisi olarak  “YaÅŸanabilir Bir Türkiye” idealiyle çalışmaya devam ediyoruz...

Biz  “paylaşımda adalet” ve “yönetimde adaleti” saÄŸlayacağız, kaynakların, gelir ve servetin adil bir ÅŸekilde paylaşılmasını saÄŸlayacağız.   Bizim iktidarımızın önceliÄŸi imtiyazlılar deÄŸil, millet olacak.  Bizim iktidarımızda sadece imtiyazlıların deÄŸil, herkesin refah içerisinde yaÅŸayacağı, annelerin ve babaların çocuklarının istekleri karşısında boynu bükük kalmayacağı bir Türkiye’yi inÅŸa edeceÄŸiz.

 

Yayın Tarihi: 7 Mayıs 2021 | Yayın Saati: 12:58:30