ABD Başkanı Trump’ın İran Sendromu

ABD, 40 trilyon dolarlık borç stokuyla dünya gündeminde giderek bir “inhitat” sürecine girdiği bir dönemde ABD Başkanı Trump’ın 2024 Başkanlık Seçimi sırasında kullandığı Amerika’yı Yeniden Harika Yapalım (Make America Great Again) sloganı ABD seçmeni tarafından büyük ilgiyle karşılandı.

 

ABD Başkanı Trump göreve gelir gelmez bu çöküşü erteleme çabaları doğrultusunda jeopolitik düzeyde her şeyi kontrol altına alabilmeye çalışmak gibi beyhude bir gayretin içerisine girmiştir.

 

Dünya genelinde müdahaleci stratejisine ağırlık vermesi de bu stratejinin bir sonucudur. Trump’ın başa gelmesiyle birlikte Amerika Birleşik Devletleri’nin süperliğini sürdürerek dünyanın bütün stratejik bölgelerinde mutlak kontrol ve hakimiyeti ele geçirmeye çalışması sonucu bağımsız ve egemen bir devlet olan Venezuela’ya müdahalesi yeni buhranlara kapı aralamış oldu.

 

Venezuela örneğinden büyük cesaret alan Trump’ın, benzer şekilde İran’ın nükleer programını tehdit gerekçesi sayarak İran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin veremeyiz söyleminden sonra, İran’ı abluka altına alması ve tek taraflı saldırı düzenlemesinden sonra, İran’ın tüm tehditlere boyun eğmemesi ve ABD ile İsrail’in saldırgan politikalarına güçlü şekilde karşılık vermesi, ABD’nin Venezuela benzeri planlarını altüst etti.

 

ABD, İsrail’i uluslararası hukuku hiçe sayan bir anlayış ve metazori bir yaklaşımla küresel güç merkezinin Ortadoğu jeopolitiğindeki özne konumuna getirmeye çalışma planı bölgemizdeki istikrarsızlığın daha da derinleşmesine yol açmış oldu.

 

ABD’nin İran’a yönelik kabul edilemez saldırganlığı, uluslararası hukukun üstünlüğü yerine üstüncül hukuku önceleyerek hukuk tanımazlığını bir kez daha ortaya koymuştur. NATO Genel Sekreteri Rutte’nin de “İran’ın nükleer silahı olmamalı” söylemi de samimiyetsizliğin bir örneğidir. Keza NATO Genel Sekreteri Rutte’nin de ABD Başkanı Trump gibi ABD’nin Ortadoğu’daki uzantısı durumundaki İsrail’in nükleer silah gücüne göz yumması ve sessiz kalması güvensizliğinin göstergesi niteliğindedir.

 

ABD Başkanı Trump, bir yandan İran’ın nükleer planını tehdit unsuru görürken, diğer taraftan bir başka Körfez ülkesine zenginleştirme yasağı ve genişletilmiş denetim şartları olmadan teknoloji kapısını sonuna kadar aralamasını samimiyetsizlik örneği olarak görmek gerekir.

 

Yayın Tarihi: 29 Temmuz 2026 | Yayın Saati: 16:36:09