
Gazze’de yaşanan vahşet ve katliamlar tüm boyutlarıyla gözler önünde dururken, Siyonist İsrail ve ABD yönetiminin Venezüella’dan sonra İran’da da iç kargaşa çıkarmaya yönelik adımları salt ABD ve İsrail’in çıkarlarına hizmet amaçlı planladığını gözden kaçırmamak gerekir.
Nitekim uluslararası hukuku yok hükmünde gören anlayışla hareket etmekte olan ABD Başkanı Trump’ın; İran’da protesto eylemelerine kalkışanlara devam çağrısında bulunarak, “Devam edin, yardım yolda” ifadesiyle açıktan şiddet politikasını desteklemesinin hiçbir izah tarzı bulunmamaktadır.
ABD, ekonomik açıdan giderek bir “inhitat” (çöküş) sürecine girmişken, bu çöküşü erteleme çabaları doğrultusunda dünya jeopolitiğinde yeraltı zenginliğine sahip birçok ülkeyi şiddet sarmalı yoluyla kontrol altına almayı hedefleyerek müdahalecilik yaklaşımlı politikasına ağırlık vermesi, İran’ın gücünü zayıflatmaya ve yeniden Amerikan nüfus alanına sokmaya yönelik stratejinin bir sonucudur.
ABD Başkanı Trump’ın İsrail’in güdümündeki saldırgan tutumlu politikasının salt İran açısından değil, Türkiye açısından da son derece tehlikeli sonuçlar ortaya çıkarabilecek boyutta olacağını ve İran’dan sonra Türkiye’yi de hedef alabilecek gelişme gösterebileceğini açıkça görmek gerekir.
ABD, bölgemizde huzur ve istikrardan çok İsrail’in çıkarlarına hizmet etmekte olduğu bir gerçektir. Bu gerçeklerin bir türlü farkına varılamaması, ülke açısından telafisi mümkün olmayan sonuçların ortaya çıkmasına neden olacağı açıktır.
Tüm dünyada tek kutuplu olarak kalmak isteyen Trump’ın kuvvet yoluyla tüm uluslararası hukuk ve adalet mekanizmalarının önünü perdeleyerek Venezüella’dan sonra İran’a yönelmesi bölgemizde süregelen istikrarsızlıklara yenilerini ekleyerek buradaki ekonomik zenginliklere el atmaya çalışması son derece vahim bir durum ortaya koymaktadır.
Yıllar önce Likud propagandisti Daniel Doron’un Wall Street Journal’a verdiği demeçte, “ABD ve Batı’nın İslam ve Müslümanlarla uzun bir mücadeleye hazırlanması gerektiğini” ifadesi, şu anda İran üzerinde oynanmaya çalışılan oyunu ortaya koyması bakımından önem arz etmektedir.
Ez cümle, İran’daki istikrarsızlığın ABD ve Siyonist İsrail dışında hiç kimseye fayda getirmeyeceği bir gerçektir. Bu nedenle, Yeniden Refah Partisi olarak, dost ve kardeş İran’ın bölünmez bütünlüğü, egemenliği ve istikrarını önemsediğimizi, dolayısıyla ABD Başkanı Trump ve Siyonist Netanyahu’nun İran’ın içişlerine müdahil kışkırtıcı politikalarını şiddetle telin ettiğimizi, dost ve kardeş İran’ın bir an önce huzur ve istikrara kavuşmasını temenni ettiğimizi ifade etmek isteriz.