6’LI MASADAKİ 5 PARTİYE KRİTİK ÇAĞRI

6’LI MASADAKİ 5 PARTİYE KRİTİK ÇAÄžRI

 

 

Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan, altılı masayı oluÅŸturan 5 muhalefet partisine seslenerek, “CHP dışındaki partilere çaÄŸrıda bulunuyoruz; gelin bu yanlıştan dönün ve gelin Millî GörüÅŸ ilkeleri ve çatısı altında bir ittifak kuralım. Gelin Sayın KılıçdaroÄŸlu’nu CumhurbaÅŸkanı yapma planına, 60 sene sonra ülkenin başına CHP’li bir cumhurbaÅŸkanı getirme planına ortak olmayın.” çaÄŸrısında bulundu.

 

Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan, Antalya’da bir otelde gerçekleÅŸtirilen Aylık OlaÄŸan İl BaÅŸkanları Toplantımızda ülke ve dünya gündemine iliÅŸkin önemli açıklamalarda bulundu. 

 

 

Enflasyon rakamlarında dünya ÅŸampiyonuyuz

Vatandaşın en önemli gündem maddesinin ekonomi olduÄŸunu ve her geçen gün alım gücünün düÅŸtüÄŸünü belirten Genel BaÅŸkanımız, konuya iliÅŸkin ÅŸunları söyledi: “Türk lirasının deÄŸerinin her geçen gün kar topu gibi erimesi vatandaşın en önemli gündem maddesidir. Açıklanan enflasyon rakamlarına baktığımızda resmi rakamlarda dahi Türkiye yüksek enflasyonda maalesef Arjantin'i geçerek dünyada 8. sıraya, yüzde 64,47'lik gıda enflasyonuyla bu alanda dünyada dördüncü sıraya yükseldi. Bir de bağımsız kuruluÅŸların hesap ettiÄŸi enflasyon var, ENAG’a göre ÅŸubat ayında yıllık enflasyon yüzde 124 olarak gerçekleÅŸmiÅŸ. Biz aylar öncesinden döviz kurlarındaki bu hızlı artış dolayısıyla bu iÅŸin gideceÄŸi yer ‘hiper enflasyondur’ diye uyarmıştık. Artık aylık enflasyon neredeyse yüzde 20’ye yaklaÅŸmış durumda. Bu enflasyon oranları, alım gücünün düÅŸmesi, geçim sıkıntısı sonucunda, 2020 yılında kredi ve kredi kartı borcu nedeniyle yasal takibe düÅŸen toplam kiÅŸi sayısı 690 bin iken, 2021 sonu itibariyle bu sayı 1 milyon 704 bin kiÅŸiye yükseldi.  Yani bir yılda banka borcu nedeniyle yasal takibe düÅŸen kiÅŸi sayısında yüzde 211,9 artış yaÅŸandı.

 

 

6’lı masayı oluÅŸturan 5 partiye kritik çaÄŸrı

‘İktidar böyle de muhalefet ne durumda’ diyen Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan, sözü 28 Åžubat’ta yapılan 6’lı masa toplantısına getirerek, 5 muhalefet partisine ÅŸu önemli çaÄŸrıyı yaptı: “28 Åžubatçılar, Bilderbergçiler, Chatham House’çular, İstanbul SözleÅŸmesi severler, yıllarca ekonomiden sorumlu bakanlık yapıp ekonominin bugünkü hale gelmesinde en büyük pay sahibi olanlar, daha ÅŸimdiden her hafta İngiliz-Amerikan Büyükelçileriyle bir araya gelenler bir masada toplanmışlar. Erbakan Hocamızın tabiriyle “alt alta mı gelelim üst üste mi gelelim, yan yana mı gelelim” bunu tartışıyorlar. Kim üstte olsun, kim altta olsun, kim yanda olsun bunu tartışıyorlar… Buradan CHP dışındaki partilere çaÄŸrıda bulunuyoruz; gelin bütün bu yanlışlarınızdan dönün ve gelin Millî GörüÅŸ ilkeleri ve çatısı altında bir ittifak kuralım. YaÅŸanabilir ve Yeniden büyük Türkiye’nin kurulması için, dış politikada Avrupa’nın G20’nin, ABD’nin peÅŸinden koÅŸmaktan kurtulup D-60 projesini yürütmek için ve ekonomi alanında da borç ve faiz ekonomisi yerine üretim istihdam ihracat odaklı bir ekonomi modeline geçmek için, paylaşımda ve yönetimde adaleti tesis etmek için, önce imtiyazlılar deÄŸil önce millet diyen bir iktidarın Türkiye’nin başına gelmesi için geliniz yeni bir ittifak kuralım. Geliniz Sayın KılıçdaroÄŸlu’nu CumhurbaÅŸkanı yapma planına, 60 sene sonra ülkenin başına CHP’li bir cumhurbaÅŸkanı getirme planına ortak olmayınız. Gelin Önce imtiyazlılar diyen, paylaşımda ve yönetimde adaleti unutmuÅŸ olan bu iktidarı deÄŸiÅŸtirelim.”

 

 

Ukrayna ve Rusya savaşında Batı da en az Rusya kadar suçlu

Dünyanın gözünü çevirdiÄŸi Rusya’nın Ukrayna’yı iÅŸgalinin, ülkemizi yakından ilgilendirdiÄŸini kaydeden Genel BaÅŸkanımız, “En baÅŸta söylenmesi gereken hangi ülke olursa olsun toprak bütünlüÄŸüne yapılan saldırıları kabul etmemiz mümkün deÄŸildir. Burada da Ukrayna’nın bağımsızlığına egemenliÄŸine toprak bütünlüÄŸüne yapılan saldırıyı kabul etmemiz mümkün deÄŸildir. Hiçbir zaman savaşın hele de sivillerin öldürülmesini kabul etmemiz mümkün deÄŸildir. Bir an önce savaşın durması, ateÅŸkesin ilan edilmesi ve Ukrayna’nın toprak bütünlüÄŸüne saygı duyulması çaÄŸrısında bulunuyoruz. Ancak tabii Rusya’nın bu davranışları sergilemesi de durup dururken olmadı… Bu saldırıları her ne kadar tasvip etmesek de bütün dünyanın jandarması ve kaosun, fesadın başı ABD’nin NATO aracılığıyla son 15 senedir Rusya’yı tahrik etmekten geri durmamıştır. 2009’dan beri Gürcistan’da yapılan NATO tatbikatları, Kafkasya’dan Rusya’yı kuÅŸatma planı doÄŸrultusunda Gürcistan ve Ukrayna’yı Avrupa BirliÄŸine aday ülke haline getirilmesi, Turuncu ve Gül devrimleri ile deÄŸiÅŸtirilen iktidarların NATO yanlısı olması, Ukrayna’ya yerleÅŸtirilebilecek orta menzilli füzelerle Moskova’nın vurulabilecek noktaya gelmesi, Ukrayna’nın Odessa Limanı’nın bir NATO limanı haline gelmesi gibi tehditler bu savaÅŸa neden olmuÅŸtur. 1994 yılında İngiltere, ABD, Ukrayna ve Rusya arasından yapılan Lizbon ve BudapeÅŸte anlaÅŸmalarına ABD ve İngiltere, ‘NATO’yu DoÄŸu Avrupa’ya doÄŸru geniÅŸletmeyeceÄŸiz’ sözlerini tutmadılar. Özellikle ABD sözünü tutmuyor ve Gürcistan’a ve Ukrayna’ya varıncaya kadar NATO’ya katmak için harekete geçiyor. Yeniden Sovyet hayali kuran Putin gibi bir liderin de NATO’nun bu yayılmacı politikasına karşı kayıtsız kalması da tabii ki düÅŸünülemez. Ayrıca Rusya’nın doÄŸalgaz silahını da henüz kullanmadığını da söylemek lazım. Bu tablo karşısında Türkiye’nin mutlaka Ukrayna’nın toprak bütünlüÄŸüne sahip çıkması lazım. NATO, Ukrayna ve Rusya nezdinden bu savaşın durması için elinden geleni yapması lazım. Montrö anlaÅŸmasının önemi bu savaÅŸ vesilesiyle bir kez daha öne çıktı. Tavizsiz bir ÅŸekilde uygulanması lazım.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

 

 

Erbakan’dan Batı’nın ikiyüzlü tavrına sert tepki

Batı’nın mülteci konusunda iki yüzlü politikasını da eleÅŸtiren Genel BaÅŸkanımız Dr. Fatih Erbakan, sözlerine ÅŸöyle devam etti: “Bu olaylardan çıkartılacak ders, Millî GörüÅŸ’ün her zaman söylediÄŸi gibi Batı’nın ve Avrupa BirliÄŸi’nin ikiyüzlü ve çifte standartçı tavrı. 44 milyon nüfuslu Ukrayna’dan en az 1 milyon mülteci geldi. Ne kadar mülteci gelirse gelsin kapımız açık deniyor. Suriye’den, Afganistan’dan gelenlere kapıları açmayı bırakın üzerlerine kaynar su döküyorlar, plastik mermi sıkıyorlar. Tel örgülü duvarlar örmeler, denizde ÅŸiÅŸme botları delip ölüme terk etmeler… Oysa aynı AB üyesi ülkeler; daha birkaç ay önce Suriye ve Libya iç savaşından, Afganistan’da Taliban zulmünden kaçarak Belarus sınırına yığılan on binlerce insana sınırları kapattılar. Mültecileri durdurmak maksadıyla sınırlarına takviye askeri güç gönderdiler. Binlerce insan soÄŸuktan periÅŸan oldu, çok sayıda insan da donarak hayatını kaybetti. Neden çünkü bunlar Afganlı, Suriyeli, Iraklı, Afrikalı bunlar Müslüman öyle ise bunlar ölsünler ne halleri varsa görsünler. Cesedi Bodrum kıyılarına vuran Aylan bebeÄŸin babasına dahi sığınma hakkı verilmedi. Babası Aylan bebeÄŸin naaşını da alarak Kuzey Irak’a dönmek zorunda kaldı. Daha geçen ay 19 mülteci Yunanistan tarafından geri itilerek Meriç sınırında donarak ölmüÅŸ halde bulundu. Bütün bu yaÅŸananlar Batı’nın Çifte Standartçı tutumunu ortaya koymakta, Millî GörüÅŸ’ün haklılığını göstermekte ve içimizdeki Batı aşıklarına da ibretlik bir ders olmaktadır.”

 

 

GENEL BAŞKANIMIZ DR. FATİH ERBAKAN'IN KONUŞMA METNİ

 

 

Türkiye’nin dünya enflasyon liginde üst sıralara yükseliÅŸi devam ediyor.

Türkiye, yüzde 64,47'lik gıda enflasyonuyla bu alanda DÜNYADA  4.  sıraya yükseldi.

Türkiye,  genel enflasyonda ise yüzde 54,44’lük resmi enflasyonla Arjantin'i geçerek  DÜNYADA 8. SIRAYA yükseldi…!!

Hele bir de %124’lük ENAG enflasyonunu hesaba katarsak, Türkiye enflasyon sıralamasında  DÜNYA 5.’Sİ oluyor…!!

(Türkiye enflasyon bakımından Sudan, Suriye, Zimbabwe, Venezuela , Surinam gibi ülkelerin ligine düÅŸmüÅŸ durumda.)

Üretici Fiyat Endeksi'nde (ÜFE) ise üç hane görüldü, yıllık artış yüzde 105 oldu.  (Bu verilere göre, Üretici enflasyonu 27 yılın zirvesine çıktı.)

 

è Bu enflasyon oranları, alım gücünün düÅŸmesi, geçim sıkıntısı sonucunda;

2020 yılında kredi ve kredi kartı borcu nedeniyle yasal takibe düÅŸen toplam kiÅŸi sayısı “690 bin” iken,  2021 sonu itibarıyla bu sayı  “1 milyon 704 bin” kiÅŸiye yükseldi…!!

Yani bir yılda banka borcu nedeniyle yasal takibe düÅŸen kiÅŸi sayısında yüzde 211,9 artış yaÅŸandı…!!

 

Bir baÅŸka vahim durum ise bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödememiÅŸ olan ve borcu halen devam ettiÄŸi için her an yasal takibe düÅŸecek kiÅŸi sayısının geçen yılsonunda “4 milyon 122 bin”  kiÅŸiye yükselmiÅŸ olması.

…………………………………………………………………….

Peki imtiyazlı holdinglerin durumu nasıl ??

VatandaÅŸlar art arda gelen ağır zamlar, yüksek enflasyon ve iÅŸsizlikle boÄŸuÅŸarak ayakta kalma mücadelesi verirken AKP iktidarı,  imtiyazlı müteahhitlere kaynak aktarmaya tam gaz devam ediyor.

İktidar  gözde müteahhidine kapalı kapılar ardında dev bir ihale daha verildi.  Kimseye duyurulmadan yapılan ihaleye özel davetle katılan Rönesans, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi'ni “1 milyar 577 milyon lira”ya yapacak.

İktidar, yine istediÄŸi ihaleyi istediÄŸi firmaya verme aracı olarak kullandığı Kamu İhale Kanunu’nun 21-b Pazarlık usulünü kullandı.

İhale, kanunun sadece doÄŸal afet gibi olaÄŸanüstü durumlar için öngördüÄŸü istisna maddesi bahane edilerek ilana çıkılmadan yani kimseye duyurulmadan yapıldı.

DiÄŸer taraftan;

2018 yılında “893 milyar lira”  olan toplam kamu borç stoku, 2022 Ocak ayında  “2 trilyon 844 milyar lira”ya yükseldi…!!

Neden böyle oldu ??  Çünkü bu tutarın 1 trilyon 895 milyar liralık kısmının, yaklaşık yüzde 67’sinin döviz borçlarından oluÅŸuyor. Döviz arttıkça borç da patlıyor.  Ayrıca ilave borçlanma da devam ediyor.

“Kamu borcu böyle astronomik ÅŸekilde artmaya devam ederken,  halk zamlar ve vergiler altında ezilirken,  bir yandan imtiyazlı holdingler kamu kaynaklarıyla pervasızca zengin edilmeye devam ediyor…!!”

………………………………………………………………

Ekonomide düÅŸük faiz-yüksek kur modeli ile birlikte ihracatın ithalatı geçmesini, dış açığın kapanmasını dövizin bollaÅŸmasını ve böylelikle döviz kurlarının da düÅŸmesi bekleniyordu. Fakat açıklanan veriler tam tersini iÅŸaret etmeye baÅŸladı.

Dış ticaret açığımız her ay geçen senenin aynı ayına göre hızlı bir ÅŸekilde artıyor…

Åžubat ayı dış ticaret açığı geçen senenin ÅŸubat ayına göre yüzde 142'lik artışla  “8,1 milyar dolar” oldu…!! 

Bu açık  Ocak ayında da  “10,4 milyar dolar”dı.

Bu gidiÅŸle 2022 yılı dış ticaret açığı 100 milyar doları bulacak…!!

Bu da daha fazla döviz talebi, dövizin daha da artması ve bununla birlikte enflasyonun da patlaması demektir.

……………………………………………………………

ZEYTİN YETİŞTİRİLEN BÖLGELERDE, MADENCİLİK YAPILMASINA İZİN VERİLMESİ, 3573 SAYILI KANUNA AYKIRIDIR

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, 01.03.2022 tarihinde, Maden Kanunu ile ilgili olarak, 21/9/2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Maden YönetmeliÄŸi’nin 115’inci maddesine bir fıkra ekleyerek, zeytinlik alanlarda madencilik yapılabileceÄŸini  belirtmiÅŸtir…!!

Bu adım iki sebeple hukuka aykırıdır;

Birincisi, hiçbir yönetmelik maddesi kanunda deÄŸiÅŸiklik yapamaz.  Maden Kanunu’nda, Zeytin arazileri ile ilgili bir hüküm konulmadığından, yönetmelik içine zeytinlik araziler ile ilgili ek fıkra konulamaz…

İkinci ve belki de daha önemli husus; Maden YönetmeliÄŸine konulan bu ek fıkra, 3573 Kanun numarasıyla belirtilen kanuna aykırıdır. 1939 yılında kabul edilen bu kanun;

“Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin geliÅŸmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve iÅŸletilemez.”

Bakanlığın attığı bu adım, gittikçe azalan tarım arazilerimize zeytinlik alanları da katarak zeytinciliÄŸin de yok olmasına sebep olacak çok tehlikeli bir adımdır.  Bu sebeple, hukuka aykırı bu yönetmelik maddesinin acilen iptal edilmesi gerekmektedir.

İktidar böyle de muhalefet ne durumda ?

28 Åžubatçılar, Bilderbergciler, Chatham House’cular, İstanbul SözleÅŸmesi severler, yıllarca ekonomiden sorumlu bakanlık yapıp ekonominin bugünkü hale gelmesinde en büyük pay sahibi olanlar, daha ÅŸimdiden her hafta İngiliz-Amerikan Büyükelçileriyle bir araya gelenler bir masada toplanmışlar.

Erbakan Hocamız’ın tabiriyle alt alta mı gelelim üst üste mi gelelim, yan yana mı gelelim bunu tartışıyorlar…

Kim üstte olsun, kim altta olsun, kim yanda olsun bunu tartışıyorlar…

O masadaki tüm partilere, özellikle de CHP dışındaki partilere çaÄŸrıda bulunuyoruz, gelin bu yanlışlardan vazgeçin, Milli GörüÅŸ ilkeleri çatısı altında bir ittifak oluÅŸturalım.

Hep birlikte YaÅŸanabilir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye’yi inÅŸa edelim, dış politikada AB, G-20, Amerika’nın peÅŸinde dolaÅŸmak yerine D-60 hedefine yürüyelim, borç-faiz ekonomisi yerine üretim-istihdam-ihracat ekonomisini hayata geçirelim, paylaşımda ve yönetimde adaleti tesis edelim.

Sn. KılıçdaroÄŸlu’nu CumhurbaÅŸkanı yapma, 60 sene sonra bir CHP’li CumhurbaÅŸkanı çıkarma planının parçası olmayın. 

…………………………………………………………………

 

Ukrayna ve Rusya arasında geliÅŸen olaylar, Rusya’nın Ukrayna topraklarına giriÅŸi ülkemizi çok yakından ilgilendirmektedir. Ukrayna’nın toprak bütünlüÄŸüne yapılan bu saldırı kabul edilemez ve Dünya dengelerini sarsacak ciddi bir tehdittir.

Ancak olaylara bir bütün olarak bakıldığı takdirde Rusya’nın bu davranışını anlamak çok da zor deÄŸildir;

ABD, NATO aracılığı ile son 15 yıldır Rusya’yı tahrik etmek için ne mümkünse yapmaktadır.


-ABD, NATO tatbikatları bahanesi ile 2009’dan baÅŸlayarak Gürcistan’ı devreye sokmuÅŸ ve Rusya’yı kuÅŸatmak istediÄŸini açıkça göstermiÅŸtir.

-Ukrayna ve Gürcistan “NATO üyeliÄŸine aday” ülkeler konumuna getirilmiÅŸtir

-‘Turuncu Devrim’ ve ‘Gül Devrimi’ adı altında Ukrayna ve Gürcistan’da yapılan iktidar deÄŸiÅŸimleri de bu maksatla gerçekleÅŸtirilmiÅŸtir.

-Benzer ÅŸekilde ABD tarafından eÄŸitilen Mihael ÅžaakaÅŸvili’nin Gürcistan’ın başına getirilmesi ve Gürcistan’ın yönünü ABD’ye çevirmesi de tesadüf deÄŸildir.

 

-ABD ÅŸimdi de Ukrayna’yı NATO ÅŸemsiyesi içine alarak, Moskova’yı orta menzilli füze tehdidi altında tutmak istemektedir.

 

- 1994’te  ABD-İngiltere- Rusya_ve Ukrayna arasında imzalanan Lizbon ve BudapeÅŸte anlaÅŸmalarında  o dönemde ABD ve Rusya’nın ardından üçüncü büyük nükleer güç olan Ukrayna, envanterindeki toplam 6100 stratejik ve taktik nükleer silahı Rusya’ya devretti. 

Bu anlaÅŸmalarda ABD ve İngiltere NATO’nun geniÅŸlemesinin DoÄŸu Avrupa’yı kapsamayacağını, eski DoÄŸu Almanya sınırının ötesine geniÅŸleme olmayacağını taahhüt etti.  Ancak Batı  Rusya’ya verdiÄŸi  bu sözü tutmadı.

 

Rusya da ABD’nin tüm bu adımlarına karşılık hamle yapmakta, kuÅŸatma altına alınmasını engellemek üzere Ukrayna’yı kontrol altına almak istemektedir.

(1994’te ABD, İngiltere, Rusya, Ukrayna arasında imzalanan Lizbon ve BudapeÅŸte anlaÅŸmalarıyla  taraflar Ukrayna’nın toprak bütünlüÄŸüne, egemenliÄŸine ve bağımsızlığına hiçbir müdahalede bulunulmayacağı konusunda mutabakata vardı.  Rusya da bu noktada imzaladığı anlaÅŸmaya sadık kalmamıştır.)

Tüm bu geliÅŸmeler karşısında ABD ve NATO’nun ekonomik yaptırımlar dışında bir harekete geçmeyeceÄŸi düÅŸünülmektedir.


Bu iÅŸgal ile Rusya orta menzilli füzelerin hedefi olmaktan ÅŸimdilik önemli ölçüde kurtulmuÅŸtur. Zira Ukrayna’nın NATO’ya giriÅŸi bilinmez tarihlere ertelenmiÅŸtir.


Rusya’nın elindeki en önemli kozlardan biri de Avrupa’nın ihtiyacı olan doÄŸalgaz kaynaklarıdır.  Rusya ekonomik yaptırımlarla çok fazla sıkıştırılırsa Avrupa’ya karşı doÄŸalgaz silahını kullanabilir. Böyle bir durumda AB’nin çok fazla direnmesi pek mümkün deÄŸildir.

Bu tablo karşısında Türkiye’nin;

-Ukrayna’nın toprak bütünlüÄŸüne sahip çıkması,

-NATO ve Rusya nezdinde yapılacak giriÅŸimlerle savaşın bir an önce sona ermesi için etkin ÅŸekilde arabuluculuk yapması,

-Montrö AnlaÅŸması’na tavizsiz ÅŸekilde uyması son derece önemlidir.

(Elbette ki Türkiye olarak bugün döviz sıkıntısı ve çok yoÄŸun dış borç ihtiyacı içinde olmasak, savunma sanayi ve teknoloji alanında dışa bağımlılıktan kurtulmuÅŸ olsak,  bugüne kadar Türkiye öncülüÄŸünde D-60 kurulmuÅŸ olsa,  elimiz çok daha güçlü olur,  arabuluculuÄŸumuz ve diplomatik giriÅŸimlerimiz çok daha etkili olabilirdi. Dış politikada sözünüzün etkisi, gücünüz kadardır.)

……………………………………………………………..

 

è Bütün bunlarla birlikte, ortaya çıkan bu insani krizde AB’nin ve batılı ülkelerin izlediÄŸi İKİ YÜZLÜ ve ÇİFTE STANDARTLI tutumları açıkça ortaya çıktı…

AB ülkeleri;  Suriyeli, Libyalı, Afgan mültecilere kapattığı kapıların aksine Ukrayna’dan gelecek mülteci akınına ‘açık kapı politikası’ uygulama kararı aldı.

BirleÅŸmiÅŸ Milletler 44 milyon nüfuslu Ukrayna’dan ilk aÅŸamada en az 1 milyon mültecinin Avrupa ülkelerine geçmesinin beklendiÄŸini açıkladı.  

AB, Ukrayna’dan gelecek mültecilere açık kapı politikası uygulanacağını tümünün kabul edileceÄŸini duyurdu.

 

 

Oysa aynı AB üyesi ülkeler; daha birkaç ay önce Suriye ve Libya iç savaşından, Afganistan’da Taliban zulmünden kaçarak Belarus sınırına yığılan on binlerce insana sınırları kapattılar. Mültecileri durdurmak maksadıyla sınırlarına takviye askeri güç gönderdiler.

- Suriyelileri, Libyalıları, Afganları yıllardır kabul etmeyip ÅŸiÅŸme botlarda Ege’de, Akdeniz’de ölmelerine göz yumdular,

- Yunanistan ve Bulgaristan, sınırlarına beton duvar, dikenli tel örgüler çekti.

- Karadan Avrupa’ya geçmeyi baÅŸarabilenlere Polonya’da, Macaristan’da sergilenen insanlık dışı tutumlara iliÅŸkin görüntüler hâlâ zihinlerde.

- Cesedi Bodrum kıyılarına vuran Aylan bebeÄŸin babasına bile sığınma hakkı vermediler ve cenazeleriyle birlikte Kuzey Irak’a dönmek zorunda kaldı.

- Daha geçen ay 19 mülteci Yunanistan tarafından geri itilerek Meriç sınırında donarak ölmüÅŸ halde bulundu.

 

àTabii ki ülkelerinde savaÅŸtan, çatışmadan kaçan Ukraynalı sivillere kapıların açılması, yaÅŸam güvenliklerinin saÄŸlanması, güvenli bölgelere geçiÅŸlerine olanak yaratılması olumlu ve insani bir yaklaşım.

Ancak Ukraynalılara gösterilen bu insani yaklaşımın; tüm insanlara, savaÅŸtan, ölümden kaçan tüm insanlara aynı ÅŸekilde gösterilmemesi,

Batı’nın Çifte Standartçı tutumunu ortaya koymakta, Milli GörüÅŸ’ün haklılığını göstermekte ve içimizdeki Batı aşıklarına da ibretlik bir ders olmaktadır…!!

è Burada bir diÄŸer ibretlik olay da, Batı’nın-Amerika’nın ipiyle kuyuya inilmeyeceÄŸi gerçeÄŸinin bir kez daha ortaya çıkmasıdır.

Yıllarca  Ukrayna Devlet BaÅŸkanı Zelenskiy’e her türlü desteÄŸi vaat eden ABD ve AB liderleri, Rusya’nın  iÅŸgalinin baÅŸlamasıyla Ukraynalılar için ‘duygusal destek mesajları’ ve daha önce de benzerleri uygulamaya konulan yaptırımlar dışında bir adım atmadılar.

Aynen İran Åžahı Rıza Pehlevi,  Kuveyt’e girmesi için kışkırttıkları Saddam Hüseyin ve Afganistan’da yıllarca iÅŸbirliÄŸi yaptıkları EÅŸref Gani’yi  sonradan ortada bıraktıkları gibi,

Ukrayna da benzer ÅŸekilde, BATI tarafından Rusya’ya karşı kullanılıp sonra da sahipsiz ÅŸekilde ortada bırakıldı.

 

è Ayrıca bugün Rusya’ya karşı Ukrayna’nın toprak bütünlüÄŸü, egemenliÄŸi için dünyayı ayaÄŸa kaldıran ABD ve AB, Yugoslavya’nın, Irak’ın, Suriye’nin bölünmesinin zeminini hazırladı.

 

Yugoslavya’nın beÅŸe bölünmesine, Kosova’nın Sırbistan’dan ayrılarak iç savaÅŸla bağımsızlığını ilan etmesine, Çekoslovakya’nın Çekya ve Slovakya olarak ikiye bölünmesine destek verip,  AB üyesi yapan da aynı ülkelerdi.

 

Irak’ın  ABD-İngiltere tarafından iÅŸgalini ve hazırladıkları anayasa ile mezhep ve etnik köken üzerinden üçe bölünmesini,  Suriye’yi iÅŸgal ve bölme çabalarını,  Sudan’ı ikiye bölmelerini bu çerçevede deÄŸerlendirmek ve  batılı ülkelerin kendi çıkarları söz konusu olduÄŸunda her ÅŸeyi mubah gördüklerini ortaya koymak gereklidir.

 

è Bu süreç,  2022 TURİZM gelirlerine ve yurt dışı müteahhitlik hizmetleri gelirlerine darbe vurup, Türkiye ekonomisini derinden etkileyebilir

Savaşın kısa sürede sonlanmaması, tablonun normale dönmemesi durumunda 6-7 milyon turist kaybı yaÅŸanması söz konusu. Bu da Türkiye ekonomisi için milyarlarca dolarlık kayıp manasını taşıyor.

Türkiye Müteahhitler BirliÄŸi (TMB) üyelerinin Rusya’da üstlendiÄŸi 150 projenin parasal tutarı 22 milyar dolar. Son dönemde Ukrayna’da Türk müteahhitlerinin yürüttüÄŸü projelerin tutarı yaklaşık 3 milyar dolar.

SavaÅŸ nedeniyle Ukrayna ekonomisinin çökmesi sebebiyle Türk müteahhitlerine yansıyabilecek 3 milyar dolarlık riskin yanında, Rusya’nın da ABD-AB-İngiltere yaptırımlarıyla harcamalarda ve ödemelerde kısıntıya gitmesi durumunda bu ülkede de 22 milyar dolarlık bir alacak riskinin doÄŸması ihtimali doÄŸuyor.

 

Dr. Fatih Erbakan

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı

Yayın Tarihi: 5 Mart 2022 | Yayın Saati: 13:44:35