
Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın başbakanlığında kurulan Refah-Yol hükümeti, yaklaşık bir yıl içerisinde ülkemizin kangrenleşmeye yüz tutmuş sorunlarına neşter vurarak çözüm odaklı uygulamalarla başarılı icraatlar ortaya koymuş oldu.
54. Hükümet, ülkemizi büyük bir borç sarmalından kurtaracak reçeteleri bir bir uygulamaya koymuştur. Şöyle ki, 1997 yılı sonunda 58 milyar dolara çıkması muhtemel olan % 200 faizli, 4 ay vadeli borç sarmalını tamamen ortadan kaldırmıştır. Erbakan Hocamız, 1996 yılı sonunda, borcu 45 milyar dolar yerine 22 milyar dolara indirmiş ve 1997 yılı sonunda da 58 milyar dolar değil, 15 milyar dolara inecek şekilde gerekli düzenlemeleri yapmıştır.
Keza 54. Hükümet döneminde, enflasyonla mücadelede büyük başarı sağlandı ve emekliler, işçiler, memurlar ve köylüler dahil, toplumun tüm gelir gruplarına enflasyon üzerinde 40-50 puanlık gelir artışı sağlandı. Ortalama memur maaş artışı % 230, buna mukabil enflasyon ise % 65 düzeyinde olduğundan artış oranı enflasyonun üzerinde % 65 oranında gerçekleşti. BAĞ-KUR emeklilerinin maaşları ise % 300’e kadar artırıldı. Bu dönemde milletimize en büyük refah payı verilmiş oldu. Köylümüze de bir önceki yıla oranla % 312 fazla ödeme yapılmış oldu.
54. Hükümet 1 yıllık iktidarı döneminde ülkenin ekonomik kaynaklarını harekete geçirerek ekonomiyi düzlüğe çıkarmıştır. Bu hükümet döneminde D-8 teşkilatının kuruluşu ile ülkemiz, dış politika alanında küresel ölçekte öncülük noktasına ulaşmış oldu.
Refah-Yol hükümeti, kendi köylümüzü düşünerek yabancı et ithalatını yasakladı, Eşel-Mobil sistemiyle ve adil sözleşmelerle çalışanların emeklerini korumak istedi, devlet arazilerinin peşkeş çekilmesine müsaade etmedi. 54. Hükümetten sonra Boğazdaki yeşil alanlar çıkarılan kararnamelerle otellere çevrildi, Refah-Yol hükümetinin kumarı yasaklaması ister istemez bu kesimi de harekete geçirdi. Tüm ihalelerin şeffaflaştırılması rant peşinde koşanları tedirgin ve rahatsız etti, bazı resmi kurumların özel bankalardan faizle borç alma soygununa son verdi. Refah-Yol hükümeti Havuz Sistemiyle bu soygunun önüne geçince, bu kesimler Erbakan Hocamızın başbakanlığındaki hükümete karşı büyük bir taarruz başlattılar.
Keza devletin malını hortumlayan dönemin kartel medyasının haksız kazanç hortumlarının kesilmesi sonucu büyük bir karalama hareketi başladı.
Ülkemizin, Sanayileşme ve Kalkınma hamlelerini ileri bir düzeye taşımak için milli ve yerli projeleriyle ülkemizin temel sorunlarını çözmüş “Yaşanabilir bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya” hedefi ile, ülkemizin yeniden dünyadaki seçkin yerini alması için D-8’i kuran ve bunu D-60 ile tamamlamayı ortaya koyarak” Havuz Sistemi” “Kaynak Paketi” gibi uygulamalarla Türkiye’de değişimin öncüsü olmuştur.
Refah-Yol hükümetine karşı Sincan’da tankları yürüterek ne yazık ki, Erbakan Hocamızı istifaya zorladılar. Bunun sonucu olarak, Erbakan Hocamız, ülkemizin ve milletimizin geleceğini düşünerek Başbakanlık görevinden istifa etti. Şu anda Erbakan Hocamızın hala canlı olarak gündemde olması üzerinde önemle durulması gerekir düşüncesindeyiz.
28 Şubat Post-modern darbesi tek kelimeyle çıkar çevreleri tarafından 54. Hükümete değil, milletimize karşı yapılmıştır.
Her alanda sağlanan bu gelişmeler dikkate alındığında, Türkiye’nin istikrarlı bir kalkınma gayreti ile müreffeh bir geleceğe doğru yol almaya başladığı herkes tarafından takdirle karşılanmıştır.
Bütün bu gelişmeler karşısında Türkiye’nin önünün tıkanması ve gelişmesinin engellenmesi amacıyla dış güçler harekete geçmiş ve demokratik seçimle iktidara gelen, milletin çoğunluğunun iradesine dayanan ve Türkiye’nin kalkınması için programlarını uygulamaya koyan Refah Yol hükümeti, senaryosu tamamen dış güçler tarafından yazılmış 28 Şubat post modern darbesiyle ve bunun uzantısı olan çeşitli politik engellemelerle görevden uzaklaştırılmış, daha sonra da 16 Ocak 1998 tarihinde Türkiye'nin en büyük partisi olan Refah Partisi kapatılmıştır.
28 Şubat’ın gerisindeki asıl gerçek, uzun zamandır ülkemizin tüm siyasi yaşamını üstü örtük yönetmeye alışmış, ülkenin siyasi ve ekonomik gidişatına yön vermeye çalışan Siyonist yapılanmanın ve onun uzantısı iç dinamiklerin, dışarıdan müdahaleci ve dayatmacı inisiyatiflerle bilinen güç odaklarını yönlendirmeleri sonucu olarak ortaya çıkmış bir meydan okumadır.
Bu bağlamda ABD Dışişleri Bakanı’nın, Ankara’daki Amerikan Büyükelçisi’ne kripto mektup göndererek Erbakan’ın “Yeni Bir Dünya” kurmakta olduğunu ve mutlaka önlenmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu gerçeklere baktığımızda 28 Şubat’ı, salt “Balans Ayarı”, “Post-Modern Darbe” gibi sığ ve dar çerçeveli retorikten çok apaçık bir darbe girişimi olarak görmek gerekmektedir.
Aynı dönemde benzer yaklaşım içerisinde olan Mehmet Ali Birand, 28 Şubat süreciyle ilgili daha sonra yaptığı özeleştiride, kargaşa ve huzursuzluk yaratmaya yönelik politik maşinasyonun medya ayağıyla manipüle edilmesi konusunda yaptığı katkılardan dolayı nedamet duyarak, “yatacak yerimiz yok” ifadesiyle yaptığı asılsız ve gazetecilik mutfağında her türlü etikten uzak davranışla marine edilerek servis edilen haberlerin itirafçısı olmuştur.