
2022-2023 EĞİTİM ÖÄžRETİM DÖNEMİ AÇIKLAMA
Aziz Milletimizi Saygı, Hürmet ve Muhabbetle Selamlıyorum,
12 Eylül 2022 itibarıyla baÅŸlayan yeni eÄŸitim ve öÄŸretim döneminin, sayıları 27 milyonu bulan ilköÄŸretim, ortaokul, lise ve üniversite öÄŸrencilerimiz ile 1,5 milyonun üzerindeki eÄŸitimcimiz, akademisyenimiz ve idari personelimiz için hayırlı olmasını diliyorum.
Yeni eÄŸitim-öÄŸretim dönemimiz, önemli bir ekonomik bunalımın gölgesinde baÅŸlamaktadır. Ülkemizde neredeyse her türlü ihtiyaç malzemesinin 2021 yılına göre en az %200 - %300 oranında zamlandığı bir ekonomide, velilerimizin ve öÄŸretmenlerimizin geçim derdini oldukça derin hissettiÄŸi bir ekonomik ortamla birlikte yeni bir döneme baÅŸlıyoruz. Bugün burada, Milli EÄŸitimin ve YükseköÄŸretimin daha nasıl ileriye götürüleceÄŸinin tartışılmasının gerektiÄŸi bir ortamda, velilerimiz için en temel ihtiyaçlardan, ülkemiz içinse en stratejik yatırımlardan olan eÄŸitimin mali yüklerinden konuÅŸmak durumunda kalıyoruz. EÄŸitimde, neredeyse her ürünün 2 katına, 3 katına çıktığı bir ortamda, ne velilerimizin ve eÄŸitimcilerimizin maaÅŸlarında aynı oranda bir iyileÅŸtirme olmuÅŸ, ne de okul bütçeleri gerçek enflasyon oranında artırılmıştır. Arada oluÅŸan bu fark, velilerimizin sırtına yüklenmiÅŸ durumdadır. Her ne kadar Milli EÄŸitim Bakanlığı, okullara bütçe verildiÄŸini ve zorunlu bağış toplanmadığını ilan etmiÅŸ olsa da uygulamada durumun bu ÅŸekilde olmadığını kendileri de gayet iyi bilmektedir. Bakanlık, bu ifadeleri kullanmakla birlikte, adeta devekuÅŸu gibi başını kuma gömerek velilerimizin yapmak zorunda kaldıkları bağışları görmezden gelmektedir. Çünkü Bakanlık gayet iyi bilmektedir ki, bu yönetim anlayışı nedeniyle, bu bağışlar olmasa okulların tahsis edilen bütçe ile yönetilmesi mümkün deÄŸildir.
Bu hayat pahalılığında, gönülleri büyük cüzdanları küçük kıymetli öÄŸretmenlerimiz ise 1000 TL, 2000 TL maaÅŸ artışı elde edebilmek için bir sınav maratonu içerisinde var olma mücadelesi veriyorlar. BildiÄŸiniz üzere, içinde bulunduÄŸumuz yılın Åžubat ayında çıkarılan ÖÄŸretmenlik Meslek Kanunu uyarınca Uzman ÖÄŸretmenlere 1000 TL, BaÅŸöÄŸretmenlere ise 2000 TL tutarında maaÅŸ artışı öngörülmüÅŸ ve bu unvanlar sınava baÄŸlanmıştır. Yeniden Refah Partisi olarak bu hususta gerekli açıklamaları kıymetli basın mensuplarımızla ve kamuoyuyla paylaÅŸtık. ÖÄŸretmenlerimizin derhal %150 oranında bir maaÅŸ iyileÅŸtirmesinin ardından, sınav odaklı olmaktan öte, sınav baÅŸvuru ÅŸartlarında aranan “Mesleki Çalışma Belgeleri”ne dayalı olarak geliÅŸtirilmiÅŸ bir puanlama sistemi ile “uzman öÄŸretmenlik” ve “baÅŸöÄŸretmenlik” verilmesi önerisinde bulunduk. ÖÄŸretmenlik Meslek Kanunu’nun ivedi olarak hak ve meslek itibarını önceleyerek revize edilmesi gerektiÄŸini ifade ettik. Bu hususta iktidara, öÄŸretmenlerimize kulak vermelerini, öÄŸretmenlerimizle empati kurmalarını tavsiye ediyoruz.
Öyle bir Milli EÄŸitim Sistemi düÅŸünün ki son 20 yılda, 7 defa Bakan ve 15 defa Milli EÄŸitim Sistem DeÄŸiÅŸikliÄŸi gerçekleÅŸmiÅŸ. Bakan başına 2 defa sistem deÄŸiÅŸikliÄŸi düÅŸüyor. Kıymetli öÄŸretmenlerimiz, eÄŸitim sisteminde sürekliliÄŸin saÄŸlanamamasından doÄŸan bu zorlukları üstlenmiÅŸler. Bunun yanı sıra, öÄŸretmenlerimizin derin ekonomik sıkıntılarla mücadele ettiklerinin farkındayız. Ayrıca aileyi odağına almış bir atama/tayin sistemi olmadığı için ailelerinden çok uzakta görev yaptıklarını gayet iyi biliyoruz. Bu dört önemli arıza “1- Sistemde istikrarsızlık, 2- Ekonomik bunalım, 3- Ailenin bir araya getirilememesi, 4- Hak, Adalet ve Meslek itibarının saÄŸlanamaması” giderilmedikçe, öÄŸretmenlerimizin temel sorunlarının çözümü asla mümkün deÄŸildir.
Geçen hafta gerçekleÅŸtirilen atama ile çeÅŸitli branÅŸlarda 20 bin yeni öÄŸretmenimizin ataması yapılmıştır. Ancak bu rakam, Milli EÄŸitim Bakanlığı’nın 2 yıl önce hesaplamış olduÄŸu kamudaki en az 150 bin öÄŸretmen açığından oldukça uzak kalmış ve ataması yapılmayan öÄŸretmenlerimiz açısından hayal kırıklığına sebep olmuÅŸtur. Kamunun ihtiyacı olan en az 150 bin öÄŸretmenin atanması için ivedi bir plan ortaya konmalı, ayrıca emekli olan öÄŸretmen sayısınca ek atamalar yapılmalıdır. Bu atamalarda, öÄŸretmenlerimizin atama süreçlerinde Ehliyete ve Liyakate Dayalı, Denetlenebilir, Tarafsız ve Åžeffaf bir sistem tesis edilmelidir.
Kamuoyuna yansıyan haberlere göre, 2021 yılında 1250 TL olarak belirlenmiÅŸ olan eÄŸitime hazırlık ödeneÄŸinin 2022 yılı için 1350 TL olarak belirleneceÄŸi dillendirilmektedir. Kırtasiye masraflarının %200 - %300 arttığı bir ekonomide, %8’lik artışa tekabül eden 1350 TL gibi bir ödeneÄŸin öÄŸretmenlerimizin hazırlık ihtiyaçlarını karşılaması mümkün deÄŸildir. Bu ödeneÄŸin, geliÅŸen ekonomik koÅŸullar da göz önüne alınarak tüm öÄŸretmenlerimiz için asgari ücret tutarına endekslenmesi gerektiÄŸi görüÅŸündeyiz.
KurulduÄŸumuz 2018 yılından bu yana, Sayın CumhurbaÅŸkanını ve Ak Parti Hükümetini Milli EÄŸitimin ve kıymetli öÄŸretmenlerimizin sorunlarıyla ilgili olarak altını çizerek ve çözüm önerilerimizi sunarak defaatle uyardık. Maalesef, Milli EÄŸitim ve ÖÄŸretmenlik MesleÄŸi ile ilgili gerekli adımların atılamadığını ifade etmek istiyoruz. Åžimdi vereceÄŸim rakamlar eÄŸitim sistemimizin ne denli yetersiz ve öÄŸretmenlerimizin sorunlarını çözmekten uzak olduÄŸunu göstermektedir.
Ak Parti’nin iktidara geldiÄŸi 2002 yılında 5 ile 14 yaÅŸ aralığında olan (2021 yılında 25-34 yaÅŸ) yetiÅŸkin gençlerimizin %41’i ortaöÄŸretim mezunu bile deÄŸildir. Bu gençlerimiz acaba okudukları okullarda meslek sahibi olup istihdam oldular da ondan mı okumadılar diye araÅŸtırdığımızda ise karşımıza oldukça ilginç bir istatistik çıkmaktadır. Bu gençlerimizin sadece %25’i 2 yıldan az sürede iÅŸ bulabilmiÅŸtir. Daha açık bir ifade ile bu gençlerimizin %22’si 2-3 yıl arasında, %17’si 4-5 yıl arasında, %36’sı ise 5 yıldan daha uzun sürede iÅŸ bulabilmiÅŸ veya istihdam olamamıştır. Mevcut durumda, ülkemizde ne eÄŸitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı %32 seviyesindedir. Bu oran, OECD ülkelerinde %15 seviyesindedir.
Ülkemiz, 3-5 yaÅŸ aralığında erken çocukluk eÄŸitimine katılım oranının en düÅŸük olduÄŸu OECD ülkesidir. 15-19 yaÅŸ aralığında ise en düÅŸük okullaÅŸma oranına sahip OECD ülkesidir.
Ülkemiz, 25-29 yaÅŸ aralığında en yüksek yükseköÄŸretime katılım oranına sahip OECD ülkesidir. Bu yüksek rakam, en yoÄŸun eÄŸitimin yetiÅŸkin gençlerde olduÄŸunu, iÅŸ bulamayan üniversite mezunlarının bir umutla eÄŸitim almaya devam ettiklerini ve en önemlisi, eÄŸitime ulaÅŸma imkanına sahip olanların yüksek lisans, doktora gibi uzmanlık eÄŸitimlerini alabildiklerini, dolayısıyla maddi imkan ile nitelikli eÄŸitim alabilmek arasında güçlü bir baÄŸlantının olduÄŸunu göstermektedir. Bu rakamlar, okul öncesinden doktora eÄŸitimine kadar her kademede, maddi gücü olanın eÄŸitime eriÅŸim saÄŸlayabildiÄŸini, dolayısıyla eÄŸitimde fırsat eÅŸitsizliklerinin derinleÅŸmiÅŸ olduÄŸunun bir göstergesidir.
Ülkemiz, öÄŸretmen maaÅŸları açısından her kademede OECD ortalamasından oldukça geridedir. Son yaÅŸanan enflasyon artışlarından önce yapılan bir araÅŸtırmaya göre Türkiye’de öÄŸretmen maaÅŸları, OECD ortalamasına göre %40 oranında daha düÅŸüktür. Son bir yılda ülkemizde yaÅŸanan %150’lik enflasyon ve kurlardaki artış, bu farkın dramatik olarak daha da açılmasına sebep olmuÅŸtur.
Ülkemiz, K-12 için OECD ülkeleri arasında 5723 dolar ile en az harcama yapan ülke olup, bu rakamın OECD ortalaması 11680 dolardır. Bu harcamanın önemli kısmı okul binaları ve eÄŸitim materyallerine harcanmaktadır. DoÄŸrudan öÄŸrencilere yapılan harcamalar ise bu bütçenin %5’lik seviyesini ancak oluÅŸturmaktadır. Görülmektedir ki milli eÄŸitime harcanan bütçe, asıl sahibi olan evlatlarımıza deÄŸil, adrese teslim ihaleler yoluyla imtiyazlılara aktarılmaktadır.
Üniversitelerimize geçmeden önce, milli eÄŸitimle ilgili önemli gördüÄŸümüz bir baÅŸka husus ise özel eÄŸitim kurumları ve bu kurumlarda çalışan öÄŸretmenlerimizdir. 2020 ve 2021 yıllarında 938 özel okul kapanmış, 882 özel okul el deÄŸiÅŸtirmiÅŸ ve yaklaşık 5 bin öÄŸretmen iÅŸsiz kalmıştır. Üstüne üstlük içinde bulunduÄŸumuz 2022 yılında da çok sayıda okulun kapandığına veya devredildiÄŸine ÅŸahit oluyoruz. Bu kapanma ve devirlerin bir sonucu olarak; özel okulların 300 binin üzerinde öÄŸrenci kaybına uÄŸradığı bilgisine sahibiz. Milli EÄŸitim Bakanlığı’nın istihdam ve eÄŸitim-öÄŸretim hizmetleri bakımından önemli bir yükünü üstlenmiÅŸ olan özel okulların birçoÄŸunun, gelecek birkaç yıl içerisinde iflas etme riski ile karşı karşıya olacağını öngörmekteyiz. Bu durumda özel okullarda okuyan öÄŸrencilerimiz sıkıntılar yaÅŸayacak, çalışan öÄŸretmenlerimiz ise iÅŸsiz kalacaktır. Milletimizin büyük bir kesiminin olumsuz etkileneceÄŸi bu tehlike ile ilgili olarak, İktidarı ve Milli EÄŸitim Bakanlığı’nı uyarıyor ve tedbir alınması hususunda çaÄŸrıda bulunuyoruz.
Ocak 2022 öncesinde asgari ücretin üzerinde ücret alan özel okul öÄŸretmenlerimizin, ekonomideki bozulma ve yüksek enflasyon nedeniyle Ocak 2022 itibarıyla maaÅŸlarının asgari ücret seviyelerine gerilemiÅŸ olduÄŸuna ÅŸahit oluyoruz. Yeterli olmamakla birlikte, kamuda çalışan öÄŸretmenlerimizin maaÅŸlarında bir iyileÅŸtirme söz konusu iken, özel okullarda çalışan öÄŸretmenlerimizin maaÅŸları geriye gitmiÅŸtir. EndiÅŸemiz odur ki, özel okullarda taban maaÅŸ uygulamasına geçilmezse, özel okullardaki öÄŸretmen maaÅŸlarının gelecek dönemlerde asgari ücretle eÅŸitleneceÄŸini hatta altına düÅŸeceÄŸini öngörüyoruz. Nitekim okul öncesi hizmetlerini veren birçok okulda asgari ücretin oldukça altında tutarlarla öÄŸretmenlik mesleÄŸini icra etmeye çalışan çok sayıda öÄŸretmenimizin bulunduÄŸunu üzülerek görüyoruz. 2022 yılı itibarıyla özel anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerde çalışan yaklaşık 166 bin; diÄŸer kurs ve okullarda çalışan yaklaşık 77 bin öÄŸretmenimiz, ÖÄŸretmenlik Meslek Kanunu kapsamına alınmalı ve taban maaÅŸ uygulamasına geçilmelidir.
YÜKSEÖÄžRETİM (ÜNİVERSİTELER)
Eylül ve Ekim aylarında üniversitelerimizin yeni akademik yılı açılacaktır. Ülkemizde 129’u Devlet, 76’sı Vakıf olmak üzere 205 üniversite bulunmaktadır. Öncelikle yeni akademik yılın akademisyenlerimiz ve öÄŸrencilerimiz için baÅŸarılı geçmesini diliyorum.
Maalesef üniversitelerimizin performanslarının uluslararası ölçütlere göre ilerleme gösteremediÄŸi, aksine gerilediÄŸi görülmektedir.
Ülkemizde üniversite sayıları son 20 yılda iki katından daha fazla artırıldığı halde, her yıl dünyada ilk 1000’e girebilen üniversite sayısı 2 veya 3’ü geçememektedir. Bu sıralamalarda üniversitelerimizin genel olarak deÄŸil, bazı fakülte veya bölümleri bazında ilk 1000’e girebildiÄŸi görülmektedir.
BilindiÄŸi üzere üniversiteler, beÅŸeri sermayenin üretildiÄŸi merkezlerdir. Bu merkezlerin, bilimsel yayın ve patent gibi somut çıktılarının olması, sosyal ve ekonomik yaÅŸama katkılarının olması beklenmektedir. Bilimsel yayın bakımında üniversitelerimizde yıllık olarak, 10 akademisyene 3 adet uluslararası bilimsel yayın düÅŸmektedir. Bu yayınlara, farklı akademisyenler tarafından yapılan atıf sayısı ise 1’in altında gerçekleÅŸmektedir. Patent sayılarında ise 205 üniversiteden en az 1 patentini ticarileÅŸtirebilen üniversite sayısı 23 üniversite ile sınırlı kalmıştır. 23 üniversitenin 2020 yılı itibarıyla toplam ticarileÅŸen marka sayısı 117 gibi düÅŸük bir seviyede kalmıştır. Dünya genelinde en fazla patent baÅŸvurusunda bulunan ilk 2800 kurum içerisinde ülkemizden sadece 5 üniversite yer alabilmiÅŸtir. Toplam patent baÅŸvurusu ve patent baÅŸvurularını ticarileÅŸtirebilme gibi ölçütler bakımından 182 üniversitenin sıfır çekmiÅŸ olması, yükseköÄŸretimin hazin durumunu yansıtmaktadır.
Son 10 yıla bakıldığında, üniversite bütçelerinin Gayrisafi Yurtiçi Hasılaya oranı %1’in altında gerçekleÅŸmiÅŸtir. Bu oran 2021 yılı için %0,80 olarak gerçekleÅŸmiÅŸtir. Üniversitelerimizin, Merkezi bütçeden aldığı pay ise önceki 10 yıla göre yaklaşık 1 puan düÅŸüÅŸle %3,37 olarak gerçeklemiÅŸtir. Buradan üniversitelere araÅŸtırma projeleri gibi önemli çalışmalar için gerekli kaynağın aktarılamadığı açıkça görülmektedir. YükseköÄŸretim kurumlarında öÄŸrenci başına yapılan harcama bakımından, ülkemiz OECD ülkeleri arasında 31. sırada olup, sadece Litvanya, Åžili, Meksika, Yunanistan ve Kolombiya’yı geçebilmiÅŸtir. Üniversitelerdeki eÄŸitim kalitesinin bir göstergesi olan “uluslararası tercih edilirlik” bakımından deÄŸerlendirme yapıldığında, OECD ülkeleri arasında ülkemiz yabancı öÄŸrenci bakımından maalesef son sıralardadır. En düÅŸük gelir düzeyine sahip ülkelerden gelen uluslararası öÄŸrenci oranının ise en yüksek olduÄŸu OECD ülkesi Türkiye’dir.
Burada bahsetmiÅŸ olduÄŸumuz istatistikler, üniversitelerin sayıca artırılmış olmasının akademik baÅŸarıyı ve beÅŸeri sermayeyi doÄŸurmadığının önemli göstergeleridir. Türkiye’nin nicelik olarak üniversite sayısını artırmış olmasına raÄŸmen nitelik olarak geri planda kalması, aynı zamanda nitelikli bir yükseköÄŸretim politikası olmadığının da göstergesidir. Son dönemde, üniversitelerde yaÅŸanan bilimsellikten, liyakatten ve akademik teamüllerden uzak rektör atamaları, bu rektörlerin yeÄŸenlerinin akademik ve idari kadrolarda liyakate bakılmaksızın istihdam edilmeleri, sahte diploma ve sertifika gibi skandalların yaÅŸanması üniversitelerin denetlenmesindeki eksiklikleri gözler önüne sermektedir.
Üniversitelerdeki diÄŸer bir denetimsizlik örneÄŸi ise vakıf üniversitelerinin eÄŸitim ücretlerinde görülmüÅŸtür. Bazı vakıf üniversitelerinin %250’ye varan artışlar yapmasına YÖK’ten bir ses çıkmamıştır. Bilinçli birkaç öÄŸrencinin konuyu hukuk zeminine taşımasıyla birlikte artış oranı %79 seviyesine gerileyen vakıf üniversitesi eÄŸitim ücretleri söz konusudur. Konut kira artışlarını %25 ile sınırlayan iktidarın, ülkemizin en önemli ve stratejik yatırımı olan eÄŸitim için benzer bir düzenlemeyi özel okullar ve üniversiteler için getirmemiÅŸ olmasını, halen akıllarındaki beton ve çimento sevgisine baÄŸlıyoruz. Halbuki bu ülkeyi beton ve çimento deÄŸil, eÄŸitim sistemimizin ürettiÄŸi nitelikli çıktılar düze çıkaracaktır. EÄŸitim sisteminin çıktısı olarak yetiÅŸen beÅŸeri sermayemizin, üretime katma deÄŸer olarak aktarılamaması sebebiyle ülkemiz, 1 kilogram bilgisayarı 600 dolardan, 1 kilogram akıllı telefonu ise 2000 dolardan ithal etmektedir. Buna karşın ithal girdilerin de kullanılması nedeniyle, ülkemizde ürettiÄŸimiz elektrik-elektronik eÅŸyadan 1 ton ihraç ettiÄŸinde 1 kg bilgisayar veya 1 kg akıllı telefona denk gelmektedir. 2014 yılında 1 kilogram ihracatımızın dolar karşılığı deÄŸeri 1,59 dolarken, 2020 yılında 1,09 dolar, 2021 yılında 1,26 olarak gerçekleÅŸmiÅŸtir. Bu rakamlar 2021 yılında Japonya’da 4 dolar, Almanya’da 3,7 dolar, Güney Kore’de ise 2,54 dolar olarak gerçekleÅŸmiÅŸtir. Üretimde katma deÄŸerin en önemli ve vazgeçilemez bir unsuru olan beÅŸeri sermayenin, üniversitelerimizin AR-GE çalışmaları ile mümkün olabileceÄŸi göz önünde bulundurulduÄŸunda, üniversitelerimizde bu hedeflerden oldukça uzak bir eÄŸitim-öÄŸretim ve AR-GE iklimine sahip olduÄŸumuzu üzülerek görüyoruz.
Üniversitelerin sayılarında yaÅŸanan artışla birlikte üniversite bölüm ve kontenjan sayılarında da artış olmuÅŸtur. Mesleki ve teknik eÄŸitimdeki plansızlık ile üniversitelerin sayı ve kontenjanlarındaki plansız artışla birlikte 1,5 milyon üniversite diplomalı iÅŸsiz gencimiz oluÅŸmuÅŸtur. Genç iÅŸsiz sayısı 10 milyona ulaÅŸmış, bazı bölgelerde %50 oranına çıkmakla birlikte, genç iÅŸsizlerimizin ortalaması %40 seviyelerine ulaÅŸmıştır. Kontenjanlarını dolduramayan üniversiteler için bu yılki üniversite giriÅŸ sınavlarıyla birlikte birçok bölüm ve programda barajın kaldırılması söz konusu olmuÅŸtur. YükseköÄŸretim Kurumu’nun plansız açtığı bölümlerin elinde kaldığını çok iyi biliyoruz. Bu bölümleri doldurmak için yapılan bu uygulamanın sonuçlarını ise tahmin etmek güç deÄŸildir. İşsizlik rakamlarındaki artışı ötelemek amacıyla alınmış olan bu kararın yıkıcı etkileri olacağı hususunda hükümeti uyarıyoruz. Mesleki ve Teknik EÄŸitim ile ilgili eylem planlarının ve yatırımların adeta altını oyan bu uygulamaya Milli EÄŸitim Bakanı’nın kamuoyuna yansıyan herhangi bir yorumunun veya itirazının olmamasını ise hayretle karşılıyoruz. Baraj uygulamasının kaldırılması kararını, üniversitelerimizi bilim merkezleri olarak deÄŸil de birer dumansız fabrika olarak gören anlayışın bir tezahürü olarak görüyoruz. Üniversitelerimizin çevresinde bilim merkezleri ve AR-GE ÅŸirketleri yerine kafeler ve 1+1 daireler türemiÅŸtir. Yeniden Refah Partisi olarak buradan hükümete sesleniyoruz: “Üniversiteleri ÅŸehrin ekonomik dinamosu olarak görmek günü kurtarmaktan öte bir politika olmayıp, geleceÄŸimize ümitsizliÄŸi ve mesleksizliÄŸi ekmektir. En önemli stratejik kaynağımız olarak gördüÄŸümüz gençlerimizi bu gibi kısır ve gündelik politikalara heba etmenizi kabul etmiyoruz. 1,5 milyon üniversite diplomalı iÅŸsiz gencimize yeni 1,5 milyon daha ekleyecek bu uygulamadan derhal geri dönülmelidir.”
Üniversitelerin sayı ve kontenjanlarındaki artışla birlikte yurt ve barınma ihtiyaçlarının giderilmesindeki sorunlar da giderek görünür hale gelmiÅŸtir. Ülkemizin içerisinde bulunduÄŸu ekonomik darboÄŸazla birlikte bu sorunların velilerimiz ve öÄŸrencilerimiz tarafından yönetilmesi oldukça güç hale gelmiÅŸtir. Mevcut ekonomi ortamında harçlar da dahil olmak üzere çoÄŸu ihtiyacı karşılamak neredeyse imkânsız olmuÅŸtur. Üniversite öÄŸrencileri için barınma, yemek, ulaşım, kitap, kırtasiye, kültürel etkinlikler vb. harcamalar açısından da önemli fiyat artışları söz konusudur. Velilerimizin gelirlerinin ve öÄŸrencilerimizin aldığı burs ve kredilerin bu harcamaları karşılayabilmesi mümkün görünmemektedir. Bu nedenle ikinci öÄŸretimler için üniversite harçlarının asgari ücretin 1/20’si oranına düÅŸürülmesi, kamu ve yarı özel yurt ücretlerinin öÄŸrencilere verilen bursların 1/5’i oranına sabitlenmesi, öÄŸrencilere üç öÄŸün yemeÄŸin ücretsiz verilmesi, üniversiteler bünyesindeki toplu taşıma araçları ile öÄŸrenci yurtları arasında ücretsiz ring hizmetlerinin sunulması, yurt kapasitesinin daha fazla öÄŸrenciyi barındıracak ÅŸekilde artırılması gibi desteklerin bir an önce hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Buradan üniversitelerimizde görev yapan akademisyenlerimizin sorunları ile de ilgilendiÄŸimizi ifade etmek istiyoruz, baÅŸta 50/d araÅŸtırma görevlisi kadroları, keyfe keder kadro ilanları, ders yükünün yüksekliÄŸi nedeniyle araÅŸtırmaya zaman ayıramama, diploma denklik sürecindeki hantallık ve doçentlik sınavlarındaki sübjektif etik deÄŸerlendirme sorunları baÅŸta olmak üzere önemli sorunlarınızın takipçisi olduÄŸumuzu bilmenizi istiyoruz. Üniversitelerin düÅŸünce merkezleri olduÄŸunun bilinci ile daha bağımsız hale getirilmesi için YÖK’ün kapatılması da dahil olmak üzere birçok seçeneÄŸi, iktidarımızda sizlerle birlikte deÄŸerlendireceÄŸiz ve uygulamaya geçireceÄŸiz. Rektör ve Dekan atamalarını keyfi olmaktan kurtaracağız. Yurtiçi ve yurtdışı akademik etkinliklerinizi ve araÅŸtırma projelerinizi daha fazla destekleyeceÄŸiz. Akademisyenlerimizin maddi imkânsızlıklarının da farkındayız ve iktidarımızda akademisyen maaÅŸlarını geliÅŸmiÅŸ ülke seviyesine getireceÄŸimizi taahhüt ediyoruz. Ayrıca buradan iktidara sesleniyoruz. ÖÄŸretmenlerimize verilen eÄŸitime hazırlık ödeneÄŸi, akademisyenlerimize de verilmelidir. Burada, öÄŸretmenlerimizle eÅŸit olarak, akademisyenlerimize de akademik yıl baÅŸlangıcında bir asgari ücret tutarında ödeme yapılmasını teklif ediyoruz.
Buradan, üniversitelerini birincilikle bitiren gençlerimize de bir müjde vermek istiyorum. İktidarımızla birlikte, üniversitesini birincilikle bitiren öÄŸrencilerimizi sadece bir plaketle uÄŸurlama uygulamasından vazgeçeceÄŸiz. Üniversitesini birincilikle tamamlayan her öÄŸrencimizi, mezun olduÄŸu bölümde “araÅŸtırma görevlisi” olma hakkını vererek ödüllendireceÄŸiz. Gençlerimizin tamamını baÄŸrımıza basacağımızı ve bu ülkenin geliÅŸmesi ve ilerlemesi için birlikte çalışacağımızın sözünü veriyoruz. BaÅŸta istihdamın desteklenmesi ve gençlerimizin kendi iÅŸlerini kurması olmak üzere, birçok yatırımı, desteÄŸi, hibe ve teÅŸvik sistemini hayata geçireceÄŸiz. GeleceÄŸimizin teminatı olan gençlerimizin hayallerini baÅŸka ülkelerde deÄŸil, özgür ve kendine güvenen bireyler olarak kendi ülkelerinde gerçekleÅŸtirmelerinin her zaman en önemli destekçisi olacağız.
Bizler Yeniden Refah Partisi olarak, öÄŸretmenlerimizin, akademisyenlerimizin, öÄŸrencilerimizin ve velilerimizin sorunlarını ve bu sorunların çözümlerini gayet iyi biliyoruz. Güzel ülkemizde, hiçbir sorunun çözümsüz olmadığını, sadece liyakatli, basiretli, kararlı, dürüst ve inançlı yöneticilere ihtiyaç olduÄŸunu biliyoruz. Yeniden Refah Partisi iktidarında, milletimizde el ele vererek liyakatli kadroları göreve getireceÄŸiz ve sorunlarımızı hızla çözeceÄŸiz. Bu konuÅŸmamda iktidara sunmuÅŸ olduÄŸumuz çözüm önerilerimiz, kendi iktidarımızda yapacaklarımızın sözüdür, teminatıdır. 50 yıllık Milli GörüÅŸ tecrübemizle, iÅŸ bitirme belgelerimizle iktidara geleceÄŸiz ve milletimizin yüzünü yeniden güldüreceÄŸiz.
Dr. Fatih ERBAKAN
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı