Dr. Fatih ÖZTEK: Dıș Güçler Neden Borç Vermiyor?

12 Eylül 2019 tarihinde 30886 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 45 numaralı Cumhurbașkanlığı Kararnamesi ile Cumhurbașkanlığı Hükümet Sisteminin teșkilat yapısını düzenleyen 1 numaralı Cumhurbașkanlığı Kararnamesinin Yedinci Bölümünde (Hazine ve Maliye Bakanlığının teșkilat yapısını, görev ve yetkilerinin düzenleyen bölüm) değișiklik yapılmıștır. 8 maddeden olușan bu Kararname ile Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde yeni bir genel müdürlük, Borçlanma Genel Müdürlüğü kurulmuștur.

Kamu Finansmanı Genel Müdürlüğü yetkisinde olan iç borçlanma yetkisinin tamamı ve Dıș Ekonomik İlișkiler Genel Müdürlüğü yetkisinde bulunan yabancı ülkelerdeki mali piyasalardan borçlanma yetkisi yeni kurulan Borçlanma Genel Müdürlüğüne devredilmiștir. Yabancı ülkelerdeki kurum ve kurulușlardan borçlanma ișlemleri ise Dıș Ekonomik İlișkiler Genel Müdürlüğü sorumluluğunda bırakılmıștır.

Bu değișiklik ilk bakıșta, kamuoyuna sunulduğu gibi borç yönetiminin daha etkin yapılabilmesi amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde basit bir organizasyon değișikliği gibi lanse edilse de hükümetin mali sıkıntılarını ortaya koyması ve hükümetin bu sıkıntılara bakıș açısını göstermesi bakımından çok kritik bir öneme sahiptir.

Çeșitli nedenlerle ama genel olarak daha hızlı kalkınabilmek amacıyla ihtiyaç duyulan sermayeyi temin edebilmek için alınan iç ve dıș borçlar, zaman içerisinde yanlıș politikalar ve hatalı ekonomik anlayıșlar neticesinde hızla artmıș ve geri ödenemez hale gelmiștir. Bunun neticesinde devletimiz ve milletimiz borçlarını ödeyebilmek için bile borçlanmak durumuna gelmiștir. İște her gün duyuyoruz, falanca firma, șirket, holding, spor kulübü borç yeniden yapılandırmasına bașvurdu bașvuracak veya kredi borcunu kapatabilmek için kredi kartı mağduru olmuș, bașka bankadan kredi almaya çalıșan milletimiz.

Ve bugün geldiğimiz son nokta; ne acıdır ki, devletimiz ve milletimiz borç faizini ödeyebilmek için bile borçlanmak zorunda kalmıștır. Böylesi kritik ve hayati öneme haiz seviyeye gelmiș borç yükünün anaparasını ve faizini bırakın geri ödemeyi sadece çevirebilmek ve sürekli bir ihtiyaç haline gelen borçlanmayı yönetebilmek için birikmiș borçlarla ilgilenecek müstakil bir idarenin kurulması bir zorunluluk haline gelmiști. Fakat bu zorunluluk devletimizin ve milletimizin belini büken, istiklalimizi ve istikbalimizi tehdit eden borç yükünden kurtulmak için gece gündüz çalıșacak borçların sonlandırılmasını temin edecek bir idare olmalıydı. Hâlbuki Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak bilinçli olarak kuzuyu kurda emanet etti ve sadece borç-faiz-borç sarmalının daha da büyümesine hizmet edecek borçlanmayı tercih etti, Borçlanma Genel Müdürlüğünü kurdu. Bu Kararname ile hayata geçen değișiklik bir an önce düzeltilmeli ve bu hayati hatadan hemen dönülmelidir.

Aksi takdir de bașımıza gelecekleri tarih bize açık bir șekilde bildirmektedir: 1881 yılında kurulan Genel Borçlar İdaresi Dairesi namı diğer Duyunu Umumiye. Osmanlı’nın birikmiș dıș borçlarının geri ödenmesini takip etmek ve güvence altına almak için Osmanlı İmparatorluğunun Maliye Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan Duyunu Umumiye zaman içerisinde Osmanlı Devleti’nin gelirlerinin önemli bir kısmını teslim almıștır. Böylece devlet içinde devlet gibi güçlü bir konuma gelerek maliye bakanlığının dahi üzerinde bir otoriteye sahip olmuștur. Öyle ki Kurtuluș Savașı sonrası dönemde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1939 yılına kadar bu yapıdan kurtulamamıștır.

Ecdadımız niye Duyunu Umumiye idaresinin kurulmasına ses çıkaramamıștır? Bu idare, 7 kișiden olușan yönetiminin 5’i borç veren devletlerden yani İngiliz, Alman, Fransız, Avusturyalı ve İtalyan sadece 2 üyesi Türk olan bir yapıda kurulmuștur. Kısacası alacaklı devletlerin kendi aralarında anlaștıkları sürece her istekleri 5-2 kabul edilecek bir kurum kurulmuștur. Duyunu Umumiye 1911 yılına gelindiğinde 8931 kișiye ulașan personeli ile koskoca imparatorluğun Maliye Bakanlığından daha fazla çalıșana sahip bir yapı haline gelmiștir.

Neden bu duruma ses çıkarılamamıștır? Hafızalarımızı tazeleyelim: 200 milyon sterline dayanan dıș borcu ve hatalı siyasi kararlar neticesi girilen savașlar nedeniyle 1874'ten itibaren birikmiș dıș borçlarını ödeyebilmek için borç bulamayan Osmanlı Devleti, borçlanmanın temin edilebilmesi ve sürdürülebilmesi için Duyunu Umumiye idaresinin kurulmasına rıza göstermek zorunda kalmıștır. O gün yașanan mali sorunlara yanlıș yerde çözüm aranıyordu ve nihai sonu maalesef çok acı olmuștur.

Bugün de devlet ve millet olarak aynı mali sorunları yașıyoruz. 2020 yılı itibariyle ülke olarak dıș borcumuz 430 Milyar $ seviyesini așmıștır. Bu borcun %40’ını yani 170 Milyar $’ını bir yıl içerisinde geri ödemek mecburiyetindeyiz. Devletin ve milletin toplam iç ve dıș borç miktarı bir yıllık milli gelirimizi așmıș durumdadır. Yani birikmiș borcumuz boğazımızı geçmiștir. Yıl bașından beri yașadığımız ekonomik istikrarsızlık ve çalkantı, geçtiğimiz hafta döviz kurunda yașanan anı fırlama, artık ülke olarak borç bulamadığımız gerçeğini açıkça ortaya koymaktadır.

Tamda bu noktada tarihin tekerrür etmemesi için çok uyanık olmalıyız. Ülke olarak tam bağımsızlığımızı tehdit eden borç yükünden kurtulmak için irade ortaya koyarak, borçlanmayı sağlamak için kurulan Borçlanma Genel Müdürlüğünü kapatmalıyız. Onun yerine borç-faiz-borç problemini kesin olarak ortadan kaldıracak, borçlarımızı konsolide ve tasfiye etmek için çalıșacak Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde yeni bir Genel Müdürlük kurulmalıdır. Hazine ve Maliye Bakanı çözümü yanlıș yerde aramaktadır, borçlanmayı tam gaz devam ettirebilecek Duyunu Umumiyenin güncel bir versiyonu kurum kurarak maalesef ülke ekonomisini içinden çıkılmaz bir krize sürüklemektedir.

Duyunu Umumiye idaresi, 1. Dünya savașı sonunda Osmanlı İmparatorluğuna dayatılan Sevr anlașması görüșmelerinde “Türk görevliler üzerinde Türk olmayan bir denetimle elde edilebilecek sonuçların güzel bir örneği” olarak ifade edilmektedir. Bu görüșmelerde Türk parlamentosunun kendi bütçesini özgürce belirleme hakkından mahrum bırakılıp, bırakılmaması tartıșmaya açılmıș, İngiltere Dıșișleri Bakanı Lord Curzon bu durumu örnekle șöyle ifade etmiștir: “Örneğin biri ortaya çıkıp, Türkiye adına ormanlarını yönetmeye kalkabilir ya da gülyağı çıkarmak için ayrıcalık talebinde bulunabilir. Bu gibi ayrıcalıklar, Türk devleti bakımından hiçbir harcamaya yol açmayabilir. Böyle bir ayrıcalık bir Almana ya da bașka bir eski düșman ülke uyruğuna verilmeli mi ve biz de bu ișe karıșamamak durumunda kalmalı mıyız?”

Dolayısıyla, bırakın kalkınmamızı, zenginleșmemizi, sanayi üretimi yapmamızı, șeftali domates limon ihraç etmemizi; ormanlarımızı kendi adımıza yönetmemizi veya gülyağı çıkarmamızı istemeyen, daha da önemlisi istememekle kalmayıp engellemek için her șeyi yapmaya hazır bir zümreden alınacak borç ile ülke olarak zenginleșmemiz mümkün değildir. Bu zümreden borç almayı sağlamak için kurulan Borçlanma Genel Müdürlüğünden hayır gelmesi veya ekonomik sorunlarımıza çözüm üretmesi mümkün değildir. Artık sonu felaket olan borçlanma zihniyetinden bir an evvel kurtulmalıyız. Kolay borçlanma vaat eden siyasilerden uzaklașmalı, yüz çevirmeliyiz.

 

Dr. Fatih ÖZTEK

Genel Başkan Yardımcısı

 

DOSYANIN TAMAMINA ERİŞMEK İÇİN LİNKE TIKLAYINIZ.

http://yenidenrefahpartisi.org.tr/upload/Dokuman/opt-0-ekonomik-isler-haftalik-not-4-bltn-234ZA8WXPPFIYYK5821Y.pdf