BARTIN MİLLETİN REFAHINI MÜJDELEDİ

Kastamonu kongresinin ardından akşam saatlerinde gerçekleştirilen Bartın 1. Olağan İl Kongresine atılan Genel Başkanımız Bartın halkının yoğun sevgi gösterileri ile karşılandı.
Selamlama konuşması yapan Kastamonu İl Başkanı Ramazan Günaydın “Bartın'da parti kuruluşunu gerçekleştirilmesinin ardından tüm ilçe teşkilatlarının kurulduğunu ve ilçe kongrelerinin gerçekleştirildiğini ifade ederek, Bartın halkından büyük bir teveccüh görüyoruz. Özellikle gençler bu kutlu yolda yürümek için can atıyorlar. Bartın’da Millî Görüş'ün 2. kırk yılını başlatmış bulunuyoruz.” dedi.
Selamlama konuşmalarının ardından heyecanla kendisini bekleyen Bartınlılara hitabeden Genel Başkanımız konuşmasında şu ifadelere yer verdi.
“Biz Yeniden Refah Partisi olarak ülkemizin en temel meselelerinden birisi olan ekonomi konusuna en büyük hassasiyeti gösteriyoruz. Bugün Türkiye'de 82 milyon vatandaşın uçan kuşa borcu var. Biz millet olarak Cumhuriyet tarihinin en borçlu dönemini yaşıyoruz. Özel sektör, devlet ve millet olarak toplam borcumuz 900 milyar dolar seviyesine çıktı. Bu 900 milyar dolar borçtan dolayı her sene devlet, millet ve özel sektör 100 milyar dolar borç faizi ödemek zorundayız. Bu Erbakan Hoca'mızın tabiriyle 'Firavunların piramitlerine taş taşıyan köleler haline gelmişiz haberimiz yok' Sadece vatandaşın bireysel olarak bankalara borcu 2002 yılında 6 milyar lirayken, 2018 yılına gelindiğinde 550 milyar liraya çıkıyor. Bu, bu iktidar döneminde vatandaşın bankalara borcu 90 misli artmış demek. Bu tam bir felakettir.
Birilerini kırmak dökmek için değil, biz dost acı söyler prensibiyle söylüyoruz. Eğer bu gemi batarsa iktidardakiler de, hepimiz birlikte batarız. Biz bu gemi batmasın, hepimiz birlikte batmayalım, iktidardakiler de, muhalefet de, 82 milyon da kurtulsun diye bu tespitleri yapıyoruz. Biz mevcut iktidar gitsin de ne olursa olsun anlayışıyla değil, bu sorunlar çözülsün de kim çözerse çözsün anlayışıyla hareket ediyoruz. Ülkemiz için milletimiz için uyarı vazifemizi yapıyoruz. Biz kavga için değil, milletimizin derdine derman olmak için geliyoruz. Sanayi ve teknoloji seferberliğini, Ar-Ge seferberliğini başlatacağız. Devlet olarak babayiğit aramayacağız, devletin kendisi babayiğit olacak.
Türkiye'nin şu anki durumunu eleştiren ve bu durumdan kurtuluşun yeniden "Milli Görüş" ruhuna dönmekle mümkün olduğunu bir kez daha ifade eden Genel Başkanımız, "Ülkemiz bu noktadan ancak eğitim ve üretim seferberliği ile kurtulur. Sihirli kelimeler bunlar. Kaliteli eğitim, kaliteli katma değerli üretim. İhracatı artırmak, işsizlikten kurtulmak, yüksek teknoloji ürünü üretmek, borçtan kurtulmak, dış ticaret açığını kapatmak, borç faizinden kurtulmak, refahın artması ve Türk Lirasının döviz karşısında ezilmekten kurtulması da buna bağlı. Topyekûn kalkınma ve kurtuluş için topyekun eğitim ve üretim seferberliğini başlatacağız. Mesele çok basit. İki şey yapacağız. İnsan yetiştireceğiz ve ürün üreteceğiz. Nasıl insan? Ahlaki, manevi ve bilimsel kalitesi yüksek insan. Nasıl ürün? Yüksek katma değerli ürün. Bu seferberlik için gereken kaynağı da borçla, faizle, vergiyle değil, milli kaynak paketleriyle bulacağız." ifadelerini kullandı.

Toplu sözleşme kapsamında memura verilen maaş zamlarının yetersiz olduğunu ifade eden Genel Başkanımız;
“Göreve gelir gelmez emekçisine yüzde 50 zam veren anlayışın temsilcisi olduğumuzu anlatan Genel Başkanımız, "Bir kategorideki Bağkur emeklilerine bir senede yüzde 300 zam veren bir anlayışın temsilcisi olan Millî Görüş olarak bundan sonraki seçimde iktidara gelir gelmez memurumuza yüzde 50 zam vereceğiz. Yüzde 30 enflasyonun olduğu bir ülkede bunun altında verdiğin zam, maaş artışı olmaz." diye konuştu.
Yıllarca AK Parti hükümetlerinde milletvekilliği, bakanlık ve başbakanlık yapmış bazı siyasetçilerin son günlerde hükümette bulundukları döneme ilişkin bildiklerini kamuoyu ile paylaşmakla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı ve iktidarı tehdit ettiğini ifade eden Genel Başkanımız, şunları söyledi:
"Bunun manası siyasi şantajdır. Bu siyasi şantajı yapanlara sormak lazım. Sayın Erdoğan iddia ettiğiniz bu hukuksuzları yaptıysa yıllar boyunca en yakınında bulunanlar olarak bu hukuksuzlukları sıcağı sıcağına niye kamuoyu ile paylaşmadınız? Neden bu yanlışların içinde yıllarca başbakanlık, bakanlık yaptınız? Böyle bir tavır düpedüz siyasi şantaj kategorisine girmez mi? Benzer şekilde Sayın Erdoğan da bu cepheye karşı, '18 yıllık AK Parti iktidarlarının her döneminde çok farklı güçlerle mücadele ettik, hafıza kaydımızda olanları günü geldiğinde açıklayacağız, kim kimdir bunun milletimizin bilmesi lazım' diyor. Peki Sayın Erdoğan'ın kastettiği bu güçler yıllar boyunca dış güçlerin adamı olarak hareket ettiyse neden bu isimleri kendi bünyenizde tuttunuz? Devleti, ülkeyi milleti bağlayacak anlaşmalara imza atmalarına neden müsaade etiniz? Bu isimler hakkında hukuki işlemleri yıllar öncesinde neden yapmadınız? Demek ki sizin 'dava' dediğiniz menfaat birlikteliğiymiş."
Genel Başkanımız, borç ve faiz ekonomisinin değil, üretim, istidam ve ihracat ekonomisinin hakim olduğu bir Türkiye'yi hedeflediğimizi vurgulayarak şunları kaydetti:
"Bizler borçlanmayla, vergiyle, zamla, devlet kuruluşlarının satılıp yok edilmesiyle değil Cenabı Allah'ın verdiği nimetleri zenginliğe dönüştürerek kaynak üretecek ve kaynağı yandaşlarla değil 82 milyonla adil bir şekilde paylaşan Türkiye'yi hedefliyoruz. Yeniden Refah Partisi olarak milletimizin her bir ferdinin çalışacak işi, aşı olduğu, ihtiyacını sadaka, zekât, erzak paketi ile değil, alın teri ile karşıladığı bir Türkiye hedefliyoruz. Tarihin en şerefli milleti olan bu aziz milletin evlatlarının belediyenin dağıtacağı erzağa, kömüre değil, Allah'tan başka kimseye muhtaç olmayacağı bir Türkiye'yi hedefliyoruz. "